Afyonkarahisar, Şuhut, Sandıklı, Kızılören, Evciler, Dazkırı Bisiklet Turu

evciler-banner

6 Temmuz 2014

Merhabalar,

Bu hafta görmeyi çok istediğim bir rotada pedal çevireceğim. Daha önce bu rota için harekete geçmiştim ama bir türlü yapamamıştım. Nasip bu güneymiş demek ki.

Afyon’un soğuk olduğunu daha önceki seyahatlarımdan bildiğimden hazırlıklı çıkıyorum yola. Gece 23.15 otobüsüne katlanır bisikletimle binip sabah 5.15’te Afyon otogarına iniyorum. Hava 9 derece civarı ve üşüyorum. Birkaç haftadır Muğla’da sıcaklardan kavrulurken Afyon’da üşümek çok garip geliyor bana ama hiç şikayetçi değilim halimden. 🙂

Dün akşamdan haberleştiğimiz Hüseyin Bülbül ile otogarda buluşuyoruz. Sağ olsun Afyon çıkışına kadar bana eşlik edecek. Sabahın bu saatinde beni karşılamaya geldiği için çok teşekkür ederim.

IMG_0511

Bisikletimi yola hazır hale getirip üzerime rüzgarlık giydikten sonra hareket ediyoruz. Sabahın erken saatinde ortalıkta kimsecikler yok. Afyon sokaklarında keyifle pedal çeviriyoruz.

IMG_0513

Sevgili Hüseyin Bülbül geçtiğimiz yerleri bir bir anlatıyor bana.

IMG_0514

Anıt’a kadar geliyoruz ve burada birlikte hatıra fotoğrafı çekiliyoruz. Arkamızda kale tüm ihtişamı ile bizi selamlıyor.

IMG_0520

IMG_0521

Farklı bir açıdan Afyonkarahisar kalesini fotoğraflayıp vakit kaybetmeden devam ediyoruz. Tabii bu sırada geçtiğimiz her yeri Hüseyin anlatmaya devam ediyor.

IMG_0523

Otogardan Şuhut kavşağına kadar şehir içinde 10 km kadar pedalladıktan sonra Hüseyin’le vedalaşıyoruz. Buraya kadar bana eşlik ettiği için çok mutlu oluyorum. Daha sonra tekrar bu şehirde buluşmak üzere sözleşiyoruz. 😉

IMG_0525

Buradan sonra tüm rota boyunca tek başımayım. İlk önce Şuhut’a gideceğim. Şimdilik yol düz ve daha çok erken olduğu için trafik yok gibi, o yüzden çok rahat yol alıyorum. Bu arada güneş de yüzünü göstermeye başlıyor.

IMG_0527

Saat 06.00’da Afyonkarahisar’ı geride bırakıyorum. Yeni yollar, yeni şehirler, yeni coğrafyalar beni bekliyor. Yeni rotalarda pedallamak bana çok heyecan veriyor. O nedenle mutluluğum tavan yapmış durumda. 🙂

IMG_0529

Şuhut’a 24 km yolum var ve elimdeki grafiğe göre önümde beni bekleyen bir tırmanış. Hiç önemli değil, vakit var sabır da var. 🙂

IMG_0530

Rampanın başına kadar geliyorum ve bir çeşme başında duruyorum. Mataramdaki suyu tazeleyip üzerimdeki fazlalıklardan kurtuluyorum. Hava hala serin ama tırmanışa geçeceğim için soyunuyorum. Nasıl olsa birazdan terlemeye başlayacağım.

IMG_0535

Ortalama bir hızla tırmanışa başlıyorum. Yavaş yavaş yükseliyorum, her pedal beni biraz daha yukarıya çıkartıyor.

IMG_0536

İlk tırmanışı yarım saatte tamamlıyorum. Zirvede kısa bir mola vererek inişe geçiyorum. Çıktığım gibi bir iniş yok tabii ama yine de Şuhut’a kadar beni zorlamayacak.

IMG_0537

Bu bölgenin Vişne’sinin meşhur olduğunu biliyordum. O nedenle yanından geçtiğim onlarca vişne ağacından sonra nihayet bir yerde duruyorum. Birkaç vişne atıştırmadan gidemiyorum.

IMG_0539

Afyon Vişnesi… 🙂

IMG_0541

Artık Şuhut’a çok yakınım. Henüz kahvaltı yapmadım. İlçeye ulaşınca atıştırmalık bir şeyler alacağım.

IMG_0542

Bu arada bu bölgede vişnenin yanında patates de çok yoğun olarak üretiliyor. Yol boyunca gördüğüm patates tarlalarının haddi hesabı yok. 🙂 Aşağıdaki fotoğraf ise patatesin çiçeği. 🙂

IMG_0544

Saat 7.30’da Şuhut’a giriş yapıyorum. Fotoğraf çekip ilçe merkezine doğru devam ediyorum.

IMG_0546

Hemen sonra karşıma çıkan tabelaya takılıyorum. Patatesin ve sucuğun diyarına hoşgeldiniz. Demek bir de sucuğu meşhurmuş. 🙂 Ne kadar bereketli bir memleketteyim arkadaş.

IMG_0549

Şuhut ilçe merkezinde birkaç kek ve bisküvi alıyorum. İlçe çıkışında uygun bir yerde durup yemek için poşeti gidona asıyorum. Durduğum yerde Atatürk Kültür ve Sanat Evi tabelası dikkatimi çekiyor. İlçe merkezinde orayı ararken karşıma çıktı.

IMG_0551

Sabahın erken saati ve ayrıca pazar günü olduğu için maalesef kapalı. O nedenle dışarıdan bakmakla yetiniyorum.

IMG_0553

Tekrar yola dönerken bir evin görüntüsü hoşuma gidiyor. Durup bir süre onu inceliyorum.

IMG_0555

Ardından daha fazla vakit kaybetmeden yoluma geri dönüyorum. Şuhut’u geride bırakıp Sandıklı’ya doğru pedallamaya başlıyorum. Buradan sonra beni çok daha güzel bir yol bekliyor. Bir süre gittikten sonra Çakmaktepe Geçidini tırmanmaya başlayacağım.

IMG_0557

5.30’da başladığım yolculuğumda anca 8.00’de kahvaltı yapıyorum. Bir çeşme başında durup çıkınımı açıyorum. İçinden iki tane kek ve bir paket bisküvi çıkıyor. Başka ne bekliyorsam. 🙂 Yanına içecek almayı unutmuşum, hatta unutmuşluk değilde market yeni açıldığı için dolaplar hala kilitliydi. Adama abi şurayı da aç diyemedim. 🙂 Belki başka bir markette bulurum dedim ama maalesef başka açık market bulamayınca suyla idare ediyorum. 🙂

IMG_0560

15 dakika kadar süren kahvaltı molasının ardından tekrar düşüyorum yola. Değişik bir jeolojik yapıya sahip kayaları izleyerek pedal çeviriyorum.

IMG_0561

IMG_0563

Sırasıyla Aydın köy ve Kavaklı köyünden geçiyorum. Buralarda durmadan transit devam ediyorum.

IMG_0564

Başören köyüne kadar keyifle geliyorum. Buradan sonra tırmanışın başlaması gerekiyor.

IMG_0565

Köy merkezinden geçerken duvara yazılmış Sandıklı’yı gösteren okun yönünü takip ediyorum. 🙂 Ve bununla birlikte tırmanış da başlıyor.

IMG_0567

Saat 9.00 oldu ve hava sıcaklığı kendini göstermeye başladı. Bugün ne sıcaktan ne de soğuktan şikayetçiyim. Sadece tırmanışa odaklanıyorum. 🙂

IMG_0568

Biraz tırmandıktan sonra önümde bir amca beliriyor. Ama yayan değil, eşeğin sırtında rampayı çıkıyor. Yanından geçerken selam verip devam ediyorum. Sonra bir gölgede durup dinlenirken amca yanımdan geçiyor ve nereye gittiğimi soruyor. Dazkırı deyince, ha deyip devam ediyor. 🙂 Sanki hemen şurası. Acaba nasıl bir cevap onu hayrete düşürürdü diye düşünmeye başlıyorum tırmanış boyunca. 🙂

IMG_0570

Tekrar yola çıkıyorum ve eşekli amcayı geçerek uzaklaşıyorum. Kıvrılarak yükselmeye devam ederken 1613 metreye kadar çıkıyorum. Geçit zirvesinin rakımı 1880 metre, yani biraz daha yolum var demek…

IMG_0574

Çık Allah çık biteceği yok gibi. Bu arada bugün çıkacağım üç rampanın ikincisini tırmanıyorum ama bu bir türlü bitmek bilmiyor. Karşı dağın yamacında gideceğim yolu görmek hoş olmuyor tabii. Daha önceki turlarımda kendimi pek çekmezdim ama bu aralar moda oldu ya… 🙂

IMG_0576

Şimdi de yukarıdan çekiyorum. Bu manzara diğerine göre daha güç veriyor. 🙂

IMG_0577

Yeni yol arkadaşım beni üzmüyor buralarda ve bütün hünerlerini sergiliyor. Ufak tefek ama cebine koyup dolaştıracağın türden. 53/39 aynakoluna 11/32 ruble eşlik ediyor. 39/32 kombinasyonu buraya kadar olan tırmanışlarda fazlasıyla yeterli geliyor.

IMG_0580

Buralar bana doğuyu çağrıştırıyor. Havadaki tezek kokusu bunu tetikleyen bir şey tabii. Yaylalar, davar sürüleri ve manzaralar tıpkı doğuda bir şehirde pedallıyormuşum hissi veriyor.

IMG_0584

IMG_0585

Saat 9.48 ve turun 55. kilometresinde 1880 metrede bulunan Çakmaktepe Geçidinin zirvesindeyim. Buraya ulaşmak çok kolay olmadı, o nedenle tadını çıkartmak istiyorum. Fakat rüzgar buna pek izin vermiyor. Zirveye 10 metre kalana kadar yaprak kıpırdamıyordu ama buraya ulaşınca acayip rüzgar başladı. Neredeyse bisikletimi devirecek. Acaba arkamdan esiyordu da fark etmedim mi diyorum ama sanırım zirvedeki hava akımından…

IMG_0588

Çakmaktepe Geçidi hatırası çekmeden buradan gitmek olmazdı. Anca 5. denemede kendimi, tabela ve bisikletimi aynı kareye sığdırıyorum. 🙂

IMG_0593

Beş dakika kadar durduktan sonra zirveden hareket ediyorum. Geçidin diğer tarafındaki manzara geldiğim yönü aratmayacak cinsten. Uzakta Sandıklı ilçesini bile görebiliyorum. Oraya kadar inecek olmak güzel bir şey. 🙂 O kadar tırmanışın ödülü bu kadar güzelmiş demek.

IMG_0595

Dağın yamacından usulca iniyorum…

IMG_0596

IMG_0597

Yılan misali kıvrılan yollardan inerken v-frenlerimi sıkmaya korkar oldum. Jant ebatları küçük olduğu için ısınması da bir o kadar kolay olur mantığıyla inişe dikkatlice devam ediyorum.

IMG_0608

Bir süre sonra yolun zemini bozuluyor ve dahada yavaş hareket etmeye başlıyorum. Sandıklı girişine kadar 5 km boyunca bozuk yol devam ediyor.

IMG_0611

Saat 10.24’ü gösterdiğinde Sandıklı ilçesine giriş yapıyorum. Planıma göre burada öğle yemeği yiyecektim ama henüz saat çok erken ve acıkmadım. O nedenle yemeği Kızılören ilçesinde yemeyi düşünüyorum.

IMG_0613

Sandıklı ilçesinin iç kısımlarında değişik ev manzaralı beni karşılıyor.

IMG_0615

Dar sokaklardan geçerek ilçe merkezine kadar iniyorum.

IMG_0617

İlçe merkezinde Yunus Emre heykelini gördükten sonra Kızılören’e doğru dönüyorum.

IMG_0619

Uzun süre trafikten uzak, ıssız yollarda pedalladıktan sonra Afyonkarahisar-Denizli yoluna çıkıyorum. Bu yol çekilmez oluyor. Yanımdan 35 km/h ortalamayla beni geçen traktörün rüzgarına giriyorum ve bir süre böyle yol alıyorum. Bu sırada kontrolü elden bırakmıyorum tabii. Arada bir arkasından çıkıp yolu gözlemliyorum.

IMG_0622

Sandıklı’dan çıkalı bir saat kadar zaman olmuş ve saat 11.40’ta Kızılören’e giriyorum. 1700 nüfusuyla oldukça küçük olan bu ilçede nasıl karnımı doyururum acaba diye düşünerek merkeze doğru tırmanıyorum.

IMG_0629

İlçe girişinde bir markette duruyorum ve soda içip serinlerken nerede yemek yiyebilirim diye soruyorum. Bir park tarif ediyor, bulmak için çıkıyorum ama bir türlü parka benzer bir yer göremiyorum. Güneş geçmiş kafama, ortalıkta park arıyorum. Sinirlenip geri dönüyorum markete ve ton balığıyla içecek alıyorum. Ekmeği fırından alabilirmişim, tarif ettiği fırına gidiyorum. Neyse ki fırın yakın. 🙂

IMG_0633

Fırına geliyorum gelmesine de henüz ekmek yok ortada. Daha yeni pişiriyorlar. 5 dakikaya çıkar diyorlar ve beklemeye başlıyorum. 5 değil 15 dakika oluyor hala ekmek yok ortada. Adamlara ayak üstü atar yapıyorum. Ardından yine 5 dakika diyorlar ve gerçekten 5 dakikada pideyi çıkartıyorlar. 🙂

Pideyi gidonuma astım, ilçe çıkışında uygun bir yerde yemek üzere tekrar düşüyorum yola.

Üç km kadar gittikten sonra güzel bir yer buluyorum. Su yok ama çok da önemli değil. Ekmek, ton balığı ve kola bana yeter de artar bile. Bir güzel karnımı doyuruyorum.

IMG_0634

Yemek molasının ardından günün 3. yani sonuncu tırmanışına başlıyorum. Cerit Yaylası’na kadar tırmanacağım. Bu sırada mataramda su bitmek üzereyken bir çeşme çıkıyor karşıma. Burada sudan faydalanan bir tek ben değilim, kaplumbağa kardeş de su içmeye gelmiş. 🙂

IMG_0643

Kaplumbağa ve kurbağa kardeşleri daha fazla rahatsız etmeden yoluma devam ediyorum. Bu arada çok ıssız bir yerdeyim. Kızılören’den çıkalı neredeyse bir saat olacak, bir tane araç ve insan bile görmedim. Halimden şikayetçi değilim tabii. 🙂 Tüm yol benim, özgürce pedal çeviriyorum.

IMG_0645

1400 metreye kadar yükseldim ve Kızılören ilçesi geride çok güzel görünüyor. Artık zirveye yakınım, birazdan Cerit Yaylasında olacağım.

IMG_0647

Kıvrılarak çıktığım yollara dönüp baktıkça gaza geliyorum ve daha bir şevkle çıkıyorum rampaları. 🙂 Acaba benden başkasına da oluyor mu bu?

IMG_0652

Ve işte zirvedeyim, gördüğünüz manzara Cerit Yaylasının manzarası. Çok güzel bir hava var burada, rüzgar çaktırmadan arkamdan esiyor. Son tırmanışı da tamamlamış olmanın mutluluğuyla asılıyorum pedallara.

IMG_0654

Cerit Yaylasının yerleşim yerine gelince biraz soluklanıyorum.

IMG_0655

Okulun bahçesinde keçi geziniyor. Böyle bir okulda öğretmen olmak isterdim. 🙂

IMG_0656

Yaylanın çocuk parkı bile var, ama pazar günü bu çocuklar nerede?

IMG_0659

İşte bu yola girmeme neden olan inişe geldik nihayet. 🙂 Google Earth’dan zik zak görünen yerdeyim. 7 km boyunca ineceğim anlamına geliyor. Zemin toprak olduğu için biraz tehlikeli ama üstesinden gelirim umarım. 🙂

IMG_0661

‘Yol boyunca keskin virajlı yol’ uyarısını dikkate almakta fayda var. Hem stabilize zemin, hem de bol virajlı… Oy oy oy…

IMG_0663

Aşağıda görünen köylere kadar inecek olmak heyecan verici…

IMG_0666

İşte kıvrılarak inen yol ve arkasında görünen yer ise Işıklı Gölü ve Gök Göl… 2011 yılında Çivril’den gelip Dinar’a giderken oradan geçmiştim. Buradan bakabilirsiniz.

IMG_0667

İneceğim yol aşağıda görünüyor ama nereden nereye, hangi yöne gideceğimi henüz kestiremiyorum. 🙂

IMG_0669

Yol arkadaşım bu manzarada bir fotoğrafı hak ediyor. 🙂

IMG_0674

Gök Göl ve Işıklı Gölünü burada daha net görebiliyoruz.

IMG_0675

İniş çok tehlikeli olduğu için sürekli fren sıkıyorum. Bu durum beni oldukça korkutuyor. Bir ara durup jantlarımı yokluyorum. Sıcaktan el değmiyor neredeyse. Biraz daha ısınırsa iç lastikleri yakabilirim. Fren performasının da düştüğünü hissedebiliyorum. Burada disk frenim olsun isterdim. 🙂

IMG_0677

Dura kalka inişi tamamlıyorum ve Çivril – Dinar yoluna ulaşıyorum. Çeşme başında suyumu tazeledikten sonra Sütlaç köyüne doğru devam ediyorum. Ne kadar güzel bir ismi var değil mi? 🙂 İnsanın gidip sütlaç yiyesi geliyor.

IMG_0678

IMG_0680

Devam ederken bir ara dönüp geriye baktığımda gördüğüm manzara karşısında donup kalıyorum. Biraz önce bu dağdan aşağıya indim. Yolun eğimi ve kıvrımları çok net görünüyor.

IMG_0681

Buradan sonra düz yolda ve yoğun sıcak altında pedallamaya çalışıyorum. Aşağısı çok bunaltıcıymış.

IMG_0682

Beklenen köy; Sütlaç’a vardım ama değil sütlaç, marketi bile zor buluyorum. 🙂 Bir şişe soğuk gazoz çok iyi gidiyor.

IMG_0684

Terk edilmiş eski evleri geçip Evciler’e doğru pedal çevirmeye devam ediyorum.

IMG_0686

IMG_0687

Saat 15.30’da Evciler ilçesine giriş yapıyorum. Burasıda Afyon’un küçük bir ilçesi. Halk pazarı varmış, ben vardığımda toplanıyordu. İlçe merkezinde görülecek pek bir şey bulamıyorum, marketten soğuk birşey alıp yoluma devam ediyorum. Artık çok yolum kalmadı. Dazkırı’dan saat 17.00’de kalkacak olan otobüse yetişmem gerekiyor. O nedenle fazla oyalanmadan devam ediyorum.

IMG_0688

İlçe girişinde bulamadığım tabelayı bu taraftan girişte bulup hemen çekiyorum. Ardından tekrar yola geri dönüyorum.

IMG_0689

6 km sonra Afyon – Denizli anayoluna çıkıyorum. Trafik baya artıyor, o nedenle rahatsız oluyorum. Durmadan var gücümle pedal çeviriyorum. Dazkırı’ya 12 km kalan tabelayı gördüğümde saatim de 16.00’yı gösteriyor. Otobüsün hareket saatine daha bir saat var ve önümde yarım saatlik yol var. Yetişir miyim, yetişmez miyim diye düşünüyorum. Yetişemesem de önemli değil, bir sonraki otobüs ile gidebilirim tabii ama bu kadar yaklaşmışken bir saat boşuna beklemeye gerek yok.

IMG_0699

İç Anadolu’nun bozkırında pedallamaya devam. 🙂

IMG_0702

Saat 16.30 ve ben Dazkırı’ya giriş yapıyorum. Geçtiğim diğer ilçelere göre burası daha büyük. Ana yol üzerinde bulunduğundan olabilir…

IMG_0704

Dazkırı girişinde Başmakçı’ya yol ayrılıyor. Geçtiğimiz yıllarda burada yapılan bisiklet şenliğinde epey keyif almıştık. Kavşakta da durmadan devam ediyorum.

IMG_0706

Saat 16.36’da Dazkırı otogarına ulaşıyorum. Hemen biletimi teslim alıp üzerimi değiştiriyorum. Turun yorgunluğunu atmak için soğuk bir çay iyi geliyor. Yıllardır istediğim bu güzel turu kazasız, sorunsuz atlattığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Muhteşem yerler görüp, çok keyifli dakikalar geçirdim.

IMG_0707

Yeni rotalarda, yeni şehirlerde buluşmak dileğiyle, sevgiyle…

Tur Verileri;

Toplam Km: 159.46 km | Toplam Sürüş Süresi: 09:05:28

Max. Hız: 51.44 km/h | Ort. Hız: 18.11 km/h

Max. Sıcaklık: 41,8 c° | Ort. Sıcaklık: 27,7 c°

Min. Eğim: % -10 | Max. Eğim: % 14

Min. Yükseklik: 829 m | Max. Yükseklik: 1863 m | Ort. Yükseklik: 1140 m

Toplam Yükselme: 2137 m | Yakılan Kalori: 4782 cal

Afyonkarahisar, Şuhut, Sandıklı, Kızılören, Evciler, Dazkırı Bisiklet Turu Güzergâh ve Yükselti Haritası;

evciler-harita

Saygılarımla…

10 thoughts on “Afyonkarahisar, Şuhut, Sandıklı, Kızılören, Evciler, Dazkırı Bisiklet Turu

  • 24 Temmuz 2014 at 13:09
    Permalink

    Tebrik ederim abi. Ben okurken bile keyif aldığıma göre kim bilir sen nasıl bir keyif almışsındır :)))

  • 24 Temmuz 2014 at 13:24
    Permalink

    Fotoğraflar çok güzel, harika bir tur olmuş emme velakin iyi ki gelmemişim diyorum yine de=D

  • 24 Temmuz 2014 at 15:40
    Permalink

    TEBRİK EDERİM ……..ÇOK GÜZEL BİR TUR OLMUŞ.

  • 06 Ağustos 2014 at 12:57
    Permalink

    şahane olmuş 🙂

  • 10 Ağustos 2014 at 13:57
    Permalink

    çok keyifli bir gezi olmuş bisikletin markası neydi acaba?

  • 14 Ağustos 2014 at 20:28
    Permalink

    Merhaba,
    Yorumlar için teşekkür ederim.
    Bisikletim Dahon Visc. P18 marka ve model…

  • 08 Ocak 2015 at 16:01
    Permalink

    Tebrikler! Tur cok guzel, Cakmaktepe gecidi cok zorlamisti beni, siz masallah son hiz gecmissiniz:)
    Bir de zirveye az bir mesafe kala coban kopekleri etrafimi sarmisti bir anda, urkutucuydu 🙂

  • 25 Kasım 2015 at 12:47
    Permalink

    44 yaşına geldim. geçim derdi iş hayatı çocukların okulu derken doğduğum toprakların kokusunu buğday başaklarının hışırtısını, o kıvrım kıvrım yollar ve yol üzerindeki çeşmelerin su seslerini, durmadan esen şuhut dağları sandıklı ovalarının esen rüzgarını nede çok özlemişim. bekle beni memmleketim gezmeye geleceğim…. eline,gözüne,ayaklarına,parmaklarına sağlık kardeşim. çocukluğuma götüedün beni…..!

  • 30 Mart 2016 at 20:40
    Permalink

    Çok güzel bir gezi olmuş. Kutlarım. Yaşamımın yarısından fazlasını geçirdiğim topraklar. Ne mutlu sana.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.