bodensee-1-gun-banner

Merhaba Arkadaşlar,

Bu defa yurt dışı turuyla sizinleyim. Türkiye’nin 81 iline pedal basmadan yurt dışına çıkmam, diye bir sözüm vardı ve bunu tamamlamış olmanın mutluluğuyla yola çıkmak, ayrı bir zevkti benim için.

Bu turda dört arkadaş pedal çevireceğiz. Sevgili Altan Kalay, Fatih Muslu, Nil Koray Yılmaz ve bendeniz Serkan Taşdelen.

Almanya’nın Friedrichshafen şehrinde yapılan EuroBike Fuarına gitmeyi düşünüyoruz. Oraya kadar gitmişken Avrupa’da pedal çevirmeden geri dönmek olmaz diyerek plan program çalışmalarına başladık ve fuarın yapılacağı yer olan Friedrichshafen şehrine yakın havaalanlarını araştırırken İsviçre’nin başkenti Zürih’te karar kıldık. İlk önce Zürih’e gidiş/dönüş uçak biletlerimizi aldık sonra da rota çalışmasına başladık. Friedrichshafen şehri Bodensee Gölünün kıyısında küçük bir şehir. Zürih’ten buraya gelebilmek için ya gölün çevresini döneceğiz, ya da Konstanz’tan feribotla direkt şehre ulaşacağız. Düşün taşın altı günlük bir plan çıkartıyoruz. Giderken gölün kenarından, dönüşte feribotla Konstanz’a geçip Zürih’e pedallayacağız. 5 gün bisiklet yolculuğu, bir gün fuar ziyareti planımız da artık hazır. Tek eksik benim Schengen vizem. 🙂

Fatih işi sebebiyle sürekli yurt dışına çıktığından dolayı vizesi var, Altan ve Nil’in de memuriyetten dolayı yeşil pasaportları var, EuroBike’a en çok gitmek isteyen benimse ne bir vizem var, ne de yeşil pasaportum. 🙂 Uçak bileti, plan/program ve heves hepsi hazır ama vize yok. 🙂 Nasılsa daha 5 ay var…

Vize işlemleri için çalışmalara başlıyorum. Gerekli evraklarımı hazırlayıp günübirlik İstanbul’a gidiyorum. Stresli geçen yolculuk ve belge teslim etme işlemini bitirip aynı gün akşamı Muğla’ya geri dönüyorum. 15 gün sonra pasaport adresime gelecekmiş ve pasaportu elime almadan vizenin çıktığını göremeyecekmişim. 🙂 Hadi hayırlısı ne diyelim. Gitmemize 1 ay var…

Derken bir hafta sonra bir mail geldi, evraklarımdan birisi eksikmiş ve acilen göndermem gerekiyormuş. Tekrar kalkıp İstanbul’a gidecek halim yok ya. Burada İsmail Odabaşıoğlu devreye giriyor. Gerekli evrağı mail yoluyla İso’ya gönderir göndermez sağ olsun aynı gün içinde gidip vize başvuru merkezine teslim ediyor. Ve 15 gün sonunda nihayet kargo kapıya geliyor. Daha önce İtalya için vize başvurum olumsuz olduğundan heyecanım üst seviyede. Pasaportu elime alıp sayfayı çevirince Schengen vizemi görüyorum ve hemen tur arkadaşlarımla paylaşıyorum. O anı unutmam imkansız. 🙂 Evet artık tek beklememiz gereken şey tur tarihi. 🙂

26 Ağustos 2014

Beklenen gün geldi ve artık yola çıkıyoruz. Fatih bizden 10 gün önce Hollanda’ya gitti ve  eşiyle birlikte tur yaptı. O nedenle Fatih Zürih’e bizden bir gün önce trenle geliyor. Bizi hava alanı çıkışında karşılayacak.

Altan, Nil ve ben akşam 21.45 Muğla – İzmir otobüsüne biniyoruz. Bu arada dördümüz de katlanır bisikletlerimizle seyahat edicez. İlk uçağımız İzmir’den 05.00’de kalkıp İstanbul’a gidecek. İstanbul’dan Zürih’e ise 8.30’da hareket edeceğiz. Normal plana göre 10.30’da Zürih’e inmiş olacağız.

İzmir otogarında inip servisle Gaziemir’e gidiyoruz. Buradan sonra bisikletlerimizi açıp hava alanına kadar pedallamaya başlıyoruz. Havaalanında içeriye girmeden önce bisikletlerimizi katlayıp çantalarına koyuyoruz. Zarar görmesin diye de çantanın içini çadır, tulum vs malzemelerle güzelce destekliyoruz.

Check – in işlemlerini yolda gelirken telefondan yaptığımız için bagajımızı teslim etmek için bankoya yanaşıyoruz. Çok heyecanlıyız, acaba sorun olmadan geçer miyiz naparız diye çünkü Fatih 30 Euro bagaj ücreti vermiş. Biz bu ücreti vermek istemiyoruz… Ve görevli çantanın içinde ne olduğunu soruyor. 🙂 Hepsi spor ve kamp malzemesi  diyoruz. Tamam deyip sırayla çantalarımızı tartarken ben boşta bulunup benim bisikletim daha hafifmiş diye pot kırınca arkadaş olayı anlasa da duymamazlıktan geliyor. 🙂

Bagajlar teslim edildi, bagaj fişleri teslim alındı, heyecan üst seviyede uçağın kalkacağı kapıya yürüyoruz. Daha önce Ürdün ve Suriye’ye gitmiş olsam da bu tur benim için çok daha heyecanlı. Bisiklet yolları olan medeni yerlerde pedal çevireceğim.

İstanbul’da uçaktan inip diğer uçağa gidene kadar arada pek vakit kalmıyor. Saat 8.30’da Zürih uçağımız da havalanıyor. Üzerinden geçtiğimiz ülkeleri yukarıdan seyre dalıyorum.

avrupa (2)

Havada geçen 3 saatten sonra saat farkıyla 10.30’da Zürih’e iniyoruz. Bagaj alımı, pasaport kontrol işlemleri derken 12.00’de anca dışarıya çıkıyoruz. Fatih’i görünce tamamlanmış ve hazır hissediyoruz artık kendimizi 🙂 Hemen el birliğiyle bisikletlerimizi toparlıyoruz. Dışarıda hafiften yağmur var, yola çıkana kadar dinse keşke, ama nafile. Bugün için hava raporu yağmur gösteriyor. Biz de yağmura göre çantalarımızı ve kılık kıyafetimizi hazırladıktan sonra nihayet yola çıkıyoruz.

avrupa (3)

Şimdilik yağmur çiseler biçimde yağıyor ve hiç bir şekilde bizi rahatsız etmiyor. İsviçre’de pedal çevirmeye başladık. 🙂 Tur enerjimiz ıslak yola rağmen hepimizi sarmış durumda. Normalde olacak böyle bir havada göz göre göre yola çıkmazdım ama burada durum çok daha farklı. Hem vakit az, hem de merak ettiğim yerleri bir an önce görmek için çeviriyorum pedalları. 🙂 Havaalanından çıktıktan bir süre sonra bisiklet yolu tabelaları başlıyor. Bizler için yabancı olan bu tabelalara alışmamız zaman alıyor. Çizdiğimiz rotaya göre ilk görmemiz gereken şehre doğru devam ediyoruz. Ara ara Fatih’in telefona yüklediği uygulamadan yardım alıyoruz.

avrupa (4)

İşte normal karayolundan bağımsız bisiklet yollarına ulaştık. Güvenle ve korkusuzca pedal çeviriyoruz. Ne kadar güzel bir duygu anlatamam. Düşünsenize, bisikletle trafikte yol alıyorsunuz ve bir gram korkunuz yok. 🙂 Rüyada gibiyim şu an.

Ülkemde nasıl olurdu? Herhangi bir şehre gidin, havaalanı ya da otogar fark etmez. Bisikletinizle pedallamaya başlayın ve yoldan uzaklaşmanız için duyduğunuz korna sesleri, teyet geçmeler, kamyon rüzgarı savurması…yok bunları düşünmek istemiyorum şimdi.

avrupa (7)

Neyse, turumuza geri dönelim. Bisiklet yolunda keyifle, muhabbet ederek pedallamaya devam ediyoruz. Bugün programımıza göre İsviçre’nin Kreuzlingen kentine kadar gideceğiz. 60 km kadar yolumuz var. Acelemiz olmadığı için kafamıza göre hareket ediyoruz.

avrupa (5)

avrupa (6)

İsviçre’nin yeşillikleri arasında ilerlerken Karadeniz’in yeşilliklerine çok benzetiyorum. Sanırım iklim olarak çok benzer olduğu için böyle hissettim. Yollar kaymak asfalt olmasa Karadeniz’deyim sanabilirdim. 🙂

avrupa (8)

Yağmur çiselemeye devam ediyor. Hiç şikayetçi değiliz, bu şekilde bütün gün bisiklet sürebiliriz. Trafikten uzak, ne bir araç sesi var, ne bir korna, ne de hello hello diye bağıran insanlar. 🙂 Tatlıses’in dediği gibi; Bir tek dileğim var, mutlu ol yeter değil de, Türkiye’de de bu huzur olsa hepimize yeter… 🙂

avrupa (9)

Bir süre sonra yağmur şiddetini iyice arttırıyor. Hemen ilk gördüğümüz yere sığınıp azalmasını bekliyoruz. Saat 14.15 ve havanın kararmasına daha çok var. En güzeli, yağmurlu olmasına rağmen hava ılık, hiç üşümüyoruz.

avrupa (10)

15 – 20 dakika kadar bekledikten sonra yağmurun azaldığını görünce tekrar yola çıkıyoruz. Tam bu sırada bisikletiyle karşıdan köpeğiyle birlikte yağmura aldırış etmeden evine dönen kişiyi selamlıyoruz. 🙂

avrupa (11)

Yol üzerinde bir markette durup atıştırmalık bir şeyler alıyoruz. İsviçre’nin pahalı bir şehir olduğunu bildiğimiz için aperatif yiyecekler alıp karnımızı ayaküstü doyuruyoruz. Bu sırada çocukları önünde taşıyan değişik tasarımlı bir bisiklet görüyoruz. Gelip marketin önünde durunca bir süre sonra adamın Türk olduğunu öğreniyoruz. Türkler her yerde 🙂

Saat 14.30 civarı Winterthur’a varıyoruz. Bisiklet yolunda usul usul devam ederken karşımıza trafik ışığı çıkıyor. Işığa bakar mısınız? 🙂  Ne güzel bir tablodur bu. 🙂  Yıllardır fotoğraflarda bunları görüyorum ama şu an o fotoğrafın içinde olmak çok farklı. Görmemişlik böyle bir şey işte 🙂

avrupa (12)

Kreuzlingen’e doğru yolumuza devam ediyoruz. Sırada diğer şehir Frauenfeld var. Bisiklet yolundan kurallara uyarak pedallıyoruz. Elma bahçelerinin yanından geçerken güzel bir manzara bizi durduruyor. Saman balyalarından yapılmış gelin ve damat. 🙂

avrupa (13)

Saat 15.45 gibi Frauenfeld şehrine ulaşıyoruz. Burada da bisiklet yolu tabelalarını takip ediyoruz. Şehrin her yerinde bisikletler, bisiklet parkları ve kötü havaya rağmen bisikletliler her yerdeler. Ne denir ki bilmiyorum, ne kadar güzel bir manzara…

avrupa (14)

Yaşadığım yerden daha gelişmiş şehirlerde gezmek beni farklı bir psikolojiye soktu. Her şey düzenli, etraf sessiz, temiz… Hiç alışkın olduğum şeyler değil.

avrupa (15)

Bir süre pedalladıktan sonra kahve içecek yer aramaya başlıyoruz ama ne hikmetse her yer terk edilmiş gibi. 🙂 İşte memleketimde olup da buralarda olmayan en önemli şey. Köy kahvesi. 🙂 İnsan bunun yokluğunu fark ediyor. Bizim için bisiklet turlarında çay, kahve vazgeçilmezdir. Derken bir bisikletçi dükkanı dikkatimizi çekiyor ve hemen içeriye dalıyoruz. İçeride Philip ile tanışınca sağ olsun bize filtre kahve ikram ediyor. Bu sırada biz de Altan’ın bisikletindeki küçük sorunu yaptırıyoruz. Her ne kadar güzelce çantaya koysakta uçakta ön jantının akortu bozulmuş. Buraya kadar ön frensiz gelmişti.

Kahvemizi içerken bu şirin dükkanı geziyoruz. Gerçekten çok güzel yapmış. Ürün çok az olmasına rağmen içerisi çok güzel görünüyor. Bu arada bir ürün dikkatimizi çekince nasıl bir şey olduğunu soruyoruz. Kısaca anlattıktan sonra deneyebileceğimizi söylüyor. Dışarıda yollar ıslak olmasına rağmen böyle bir şeyi teklif etmesine şaşırıp, Fatih’le birlikte test ediyoruz.

avrupa (16)

avrupa (17)

Fatih’in fren sıkmaktan bitmiş tükenmiş arka fren pabuçlarını da buradan alıp dışarıda takıyoruz. Son olarak wc ihtiyacımızı giderip, Philip’e teşekkür ederek yolumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

avrupa (18)

Yola çıktıktan bir süre sonra bisiklet yolu araç yoluyla birleşiyor. Fotoğrafta gördüğünüz gibi daracık yolda olmamıza rağmen yine içimizde bir gram korku yok. 🙂 Araçlar karşılıklı geldiklerinde arkamızda bekleyerek diğer araca yol veriyorlar. Bunu yaparken bize bir kez bile korna çalmıyorlar. Yanımızdan geçerlerken sinyal vererek araç sollar gibi geçip devam ediyorlar. Hala güvendeyiz anlayacağınız.

avrupa (19)

avrupa (20)

Yol üzerinde çok güzel evler görüyoruz.

avrupa (21)

Frauenfeld’i geride bırakalı 20 km olmuş. Kreuzlingen’e çok az yolumuz kalıyor. Katlanabilir bisikletlerimiz hem bizi hem de bagajında bir haftalık kılık kıyafetimizi, çadırımızı, tulumumuzu, matımızı vs vs her şeyi taşıyor. 🙂

avrupa (22)

Yine şirin bir evin önünde mola veriyoruz. Fotoğraf çekiyoruz, konuşuyoruz ama ne hikmetse hiç birinden biri çıkıp da Napıyonuz? Gidin buradan, demiyor. 🙂 Sahi, nerede bu insanlar?

avrupa (23)

avrupa (24)

Artık turumuzun son km’lerindeyiz. Birazdan aşağıya salınıp Bodensee Gölünü göreceğiz. Kreuzlingen’e ulaşıp hedeflediğimiz kamp alanına gidip çadırlarımızı kuracağız.

avrupa (25)

İşte Bodensee karşımızda, çok güzel görünüyor Birazdan yanına kadar ineceğiz. Kamp alanı gölün hemen yanında olması gerekiyor. Fatih telefonundan kamp alanının yerini buluyor ve GPS yardımıyla bizi götürüyor.

avrupa (26)

Kreuzlingen şehrinin içinden geçerek kampa ulaşmaya çalışıyoruz. Bugün bütün gün İsviçre’de pedal çevirdik. Yol yorgunluğu olsa da heyecandan pek hissetmiyoruz. 🙂

avrupa (27)

Aradığımız kamp alanını bir süre sonra ulaşıyoruz. Çok güzel bir yere benziyor. Hemen fiyat listesine bakıyoruz. Çadır kurmanın bedeli 10€ ve kişi başına ayrıca 8€ isteniyor.  Yani kuzu kuzu 18er  Euro ödemeyi yapıyoruz 🙂 Ortalama 50 TL ye denk geliyor bu. 🙂 Türkiye’de bu fiyata temiz bir otelde kalabilirdik ama burası İsviçre ve çok alternatifimiz yok. 🙂

Burası karavan ve çadır kampı. Çadırlarımızı kurduktan sonra duş almaya gidiyoruz. Burada şaşkınlığımızı görmeniz lazım. Tuvaletler, duşlar bildiğin bal dök yala cinsden. 🙂 Saç kurutma makinesine kadar düşünülmüş. Sıcak su her daim var. Kapını kilitledikten sonra önce kıyafetlerini asabileceğin raflı bir bölüm var ondan sonra duş bölümüne geçiyorsun. Güzelce günün yorgunluğunu ve kirini atıyoruz üzerimizden. Hepimizin yüzünde bir gülümseme… Verdiğimiz paraya artık acımamıza gerek yok. 🙂

avrupa (28)

Çadırımızı İsviçre’nin Kreuzlingen kentine kurmuştuk ama biraz ötede Almanya’nın Konstanz şehri var. Bisikletlerimize atladığımız gibi Almanya’ya gidiyoruz. 🙂 Yani durum şöyle; İsviçre’de kalıyoruz ama akşam yemeğine Almanya’ya gidiyoruz. 🙂

İki ülke arasındaki sınır ise aşağıda görüldüğü gibi. Sadece mavi bir tabela. Çook garipsiyorum, her an birisi durdurup ne yapıyorsunuz birader diyecekmiş gibi hissediyorum. 🙂

avrupa (29)

Konstanz şehrini bisikletlerimizle keşfe başlıyoruz. Burası bugün gördüğüm en kalabalık yer. 🙂 Buraya kadar geldiğimiz hiç bir şehirde bu kadar insan görmemiştim. Aslında bize göre burası hala kalabalık değil de diğer yerler çok boştu. 🙂  Konstanz şehrinden birkaç kare;

avrupa (30)

avrupa (31)

avrupa (32)

Şehirde dolandıktan sonra karnımızı doyurup başka yerde bir şeyler içelim diye oturuyoruz ama ne gelen var ne giden. Sinirlenip kalkıp karşısında bulunan yere gidiyoruz. Birer bira söyleyip birde yanına fıstık istiyoruz. 🙂 Buranın adeti farklı arkadaş. 10 gr vakumlanmış bir paket fıstığı getirdi koydu önümüze. 🙂 Biranın tadı güzel olduğu için keyfimize bakıyoruz. Hava serinleyince biralarımızı bitirip İsviçre’ye çadırımıza dönüyoruz.

Tur Verileri;

Toplam Km: 62.6 km | Toplam Sürüş Süresi: 03:29:49

Max. Hız: 40.3 km/h | Ort. Hız: 17.9 km/h

Max. Sıcaklık: 23,0 c° | Ort. Sıcaklık: 19,0 c°

Toplam Yükselme: 496 m | Yakılan Kalori: 1445 cal

Zürich Kloten Havaalanı – Kreuzlingen Güzergâh ve Yükselti Haritası;

bodensee-1-gun-haritasi

Saygılarımla…

This entry was posted on Çarşamba, Ekim 29th, 2014 at 22:22.
Kategori: Dünya'dan.

3 Yorum,

  1. abdulhalim

    merhabalar, serkan taşdelen.yazılarınızı keyıfle okudum. bisiklet sporuna olumlu bakış açısından gezileriniz kayde deger.ben de sizin gibi pedal çevirmeyı sabırsızlıkla beklıyorum.bu arada bırkac seyı merak edıyorum.turkıyedekı gezınızi bır seferde mı tamamladınız yoksa aralıklarla tamamladınız? tur boyunca sponsorunuz oldu mu? avrupada her yerde, ornegın yol kenarında kamp yapılabılır mı? cevaplarsanız cok sevınırım. tesekurler…..

  2. Metin

    Merhaba
    Gittiğiniz istikametteki camping alanlarını nasıl buluyorsunuz. Telefonda herhangı bir program var mı?

    İkinci olarak bu kamp alanları göle nazır değil mi? Zira fotolarda pek göremedim.
    Sağlıcakla kalın

  3. Rami.K

    Almanya dan bisikletci arkadas ariyorum.
    Beraber pedal cevirmek cok daha güzel 🙂
    EMail: ramonciko @ aol.com

    Köln Almanya

Yorum Yaz “Bodensee Bisiklet Gezisi 1. Gün Zürich – Kreuzlingen”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014