D100 Karayolu, Ovacık, Karabük, Safranbolu Bisiklet Turu

04 Ağustos 2019

Merhaba Arkadaşlar,

Yine ülkemizin farklı bir coğrafyasında pedallamak için düşüyoruz yollara. Bu hafta rotamız Batı Karadeniz’in sanayi ve turizm şehri Karabük oluyor. Muğla’dan Karabük’e yine direkt ulaşım olmadığı için Ankara aktarmalı olarak gideceğiz. Tur arkadaşım hepinizin bildiği üzere sevgili Nurettin. 😉

Muğla’dan akşam 21.15 otobüsü ile Ankara’ya, oradan da sabah 6.30 otobüsü ise turumuzun başlama noktasına geçeceğiz. Tur başlama noktamız olan D100 karayolu üzerinde Öztürk Dinlenme Tesislerinde otobüsten iniyoruz. Çorba eşliğinde kahvaltımızı yaptıktan sonra yola çıkıyoruz.

Daha yola çıkalı 15 dakika olmuştu ki bir geçit tabelasıyla karşılaşıyoruz. 1325 metre yüksekliğinde Kemikli Geçidi. Karayolları haritasında bu geçit görünmüyor, o nedenle şaşırıyorum. Kayıtlarımıza aldıktan sonra buradan Karabük kavşağına kadar inişe geçiyoruz.

Uzun ve güzel bir inişle Karabük kavşağını geride bırakıp yolumuza devam ediyoruz. Biz biraz daha ileriye giderek Ovacık ilçesine dönen kavşaktan gireceğiz. Öncelikle Ovacık’a, ardından Karabük’e gideceğiz. Vaktimiz kalırsa Safranbolu’ya kadar da devam etmek niyetindeyiz.

D100 karayolundan ayrılarak Ovacık yoluna girince 44 km yolumuz kaldığını görüyoruz. Yolun trafiği oldukça az ve doğa ile iç içe bir yol. Nurettin’le birlikte keyifle pedal çeviriyoruz.

Köyler içinden geçerek yolumuza devam edip, ara ara su ve dinlenme molaları veriyoruz.

Nurettin’in objektifine yakalanmışım. 🙂 Bilmediğim ve daha önce geçmediğim yollarda olmak beni çok mutlu ediyor. Göründüğü üzere yüzüme yansımış.

Bu turda yine bize katlanır bisikletlerimiz yol arkadaşlığı yapıyor. Doğanın kalbinde oldukça güzel görünüyorlar.

Yine karşınızda Nurettin ve ben… 😉

Yola çıkalı bir saat kadar oldu, zaman nasıl geçti farkında bile değiliz.

Yollar altımızdan akıp gidiyor ve Ovacık’a biraz daha yaklaşıyoruz. Havada ki bulutlar pek güzel görünmüyor, ileride başımıza dert olmazlar umarım. 🙂

İnişler çıkışlar eşliğinde hızla yol alıyoruz. Çevremiz kısmen İç Anadolu’yu andırıyor. Karadeniz’in yeşilliklerine ne zaman ulaşacağız merak içindeyiz.

Tırmanışa devam, elbet sonunda iniş vardır ümidiyle. 🙂

Saat 11.00 ve Çankırı il sınırına giriyoruz. Karabük il olmadan önce Ovacık Çankırı’ya bağlı bir ilçeymiş. 1995 yılında il olunca Ovacık ilçesi Karabük’e bağlanmış.

Çankırı il sınırlarında sadece 5 dakika pedalladıktan sonra tekrar Karabük sınırlarına giriyoruz. Planımızda Çankırı yoktu zaten, nereden çıktıysa. 🙂

Pedallar döndükçe yollarda altımızdan akıp gidiyor. Ovacık’a 20 km yolumuz kalmış.

Yol manzaralarını izleyerek inişli çıkışlı yollarda ilerliyoruz.

Yine bir tırmanışın zirvesindeyiz, inmeden önce biraz soluklanıyoruz.

Yol dönerek ilerliyor. Bazı virajlar oldukça sert o nedenle çok dikkatli inmemiz gerekiyor. Yol arkadaşım Nurettin’i de uyarıyorum. Lütfen dikkatli inelim, birimize bir şey olması bizi çok üzer.

Nurettin’de bu güzel yol manzarasında yerini alıyor ve ardından inişe geçiyoruz.

İnişi keyifle ve dikkatli olarak yaparak devam ediyordum ki birkaç dönemeçten sonra arkada Nurettin’i göremiyorum. Biraz ilerleyip uygun bir yerde bekliyorum. Manzara güzel olduğu için durup fotoğraf çekmiştir diye düşünüyorum. Ama geçen zaman uzayınca bağırarak sesimi duyurmaya çalışıyorum. Çok yakından bağırmama karşı cevap geliyor.

– Pansuman gerekebilir.

Bu ses karşısında dona kalıyorum ve nasıl yani diyebiliyorum sadece. Geliyorum diye bağırıyorum ama Nurettin gerek yok ben aşağıya geliyorum diyor.

Nurettin geliyor ve hemen durum analizi yapıyoruz. Vücudunun açık yerleri dikenler ve çalı çırpılar yüzünden hep çizilmiş. Yüzünde de birkaç küçük çizik var. Tam dizinin üst kısmına normalden daha kalın ve uzun bir dal girmiş, neyse ki ben görmeden çıkarıp atmış. Yoksa öyle görsem çok daha fena olurdum. Devam edip edemeyeceğini soruyorum. Kendini iyi hissettiğini ve devam edebileceğini söylüyor. Ovacık’a kadar gidelim, orada gerekirse hastanede kontrol ettirebiliriz.

Yola kaldığımız yerden devam ediyoruz. Karşımıza güzel bir tırmanış çıkıyor. Tırmanışla beraber hafiften yağmur damlaları da üzerimize düşmeye başlıyor. Ve damlalar çok geçmeden sıklaşıyor ve sağanak üzerimize yağmaya başlıyor. Hemde ne sağanak ama, bir süre sonra doluya da dönüyor. Hay ben böyle şansın. 🙂 Yapacak bir şey yok, bulunduğumuz durumdan keyif almaya bakıyoruz.

Bir anda üzerimize indiren yağmur neyse ki çok uzun sürmüyor. Her ne kadar kısa süre yağsa da bizi en son noktamıza kadar sırılsıklam yapmaya yetiyor. Ardından yağış azalıyor ve havanın sıcaklığıyla yolun üzerinde ki sular tekrar buharlaşmaya başlıyor. Yolda o kadar güzel bir görüntü oluşuyor ki doğa ananın mucizelerine hayran kalmamak mümkün değil. Ovacık’a artık sadece 10 km yolumuz kaldı.

Saat 13.00’de Ovacık ilçesine giriş yapıyoruz. Burada tabii bizi şoka sokan şey nüfus oluyor. Burası bir ilçe ve hepi topu 600 kişi yaşıyor. 🙂 Çoğumuzun facebook sayfasında bile 3000-5000 arkadaşı vardır. Düşünsenize bu ilçede yaşayan sadece 600 kişi. Büyükşehirlerde bir sitenin nüfusu bile belki daha fazladır.

İlçe merkezine giderek yemek yiyecek yer bakınıyoruz. 600 kişilik bir ilçe ve pazar günü olduğunu da düşünürsek şansımız çok yok. Nihayet bir kahve çıkıyor karşımıza. Yemek için uygun bir yer olup olmadığını soruyoruz. Maalesef cevap olumsuz oluyor. Yağmurun ardından epey ıslandığımız için biraz ısınmak ve kurulanmak için kahvede mola veriyoruz. Bu sırada Nurettin markete giderek yiyecek bir şeyler bulmaya çalışıyor. Ben epey üşüyorum ve tir tir titriyorum.

Çok geçmeden Nurettin elinde bir poşetle geliyor. Ekmek, peynir, zeytin ve çay eşliğinde karnımızı doyuruyoruz. Bir saat kadar molanın ardından Karabük’e doğru yola çıkma zamanı geliyor. İki farklı yol var, biz dağ yolunu tercih ediyoruz. Hem trafikten uzak, hemde doğa ile iç içe olacağız. Ovacık çıkışında Karabük’e 42 km yolumuz kalmış.

Manzaramız buradan sonra nihayet özlenen Karadeniz manzarasına bürünüyor. Her yer yemyeşil ve ucu bucağı görünmüyor.

Bu güzel yerde sırayla fotoğrafımızı çekiyoruz.

Bizlerden sonra bisikletlerimiz de bir fotoğrafı hak etti. 🙂

Buradan sonra toprak zeminde inişe geçiyoruz. Önceki inişten çok daha dikkatli inmemiz gerekiyor. 🙂

İniş sırasında sık sık mola vermek zorunda kalıyoruz. Bu güzel böğürtlenleri yemeden ilerleyemezdik. Afiyetle mideye indirip tekrar yavaş yavaş ve temkinli olarak inişe devam ediyoruz.

Aşağıda görünen vadiye kadar inişimiz devam ediyor. Ardından nihayet yol asfalt oluyor.

Karabük’e 20 km yol kalmış. Saat ise 15.30’u gösteriyor. Küçük bir kaza dışında her şey yolunda gidiyor.

Karşımızda uzanan dağlar oldukça güzel bir manzara oluşturuyor. Onları izlerken yolun nasıl geçtiğinin farkına bile varmıyoruz.

Yaşanan onca şeye rağmen hala gülüyor olmak güzel. 🙂 Ki beni eskiden tanıyanlar bilirler. Yağmuru hiç sevmem ve bisiklet üzerinde yakalanmak en sevmediğim şey. Sanırım artık bu duruma da alışıyorum. Baksanıza bu bile keyfimi kaçırmaya yetmiyor. 🙂

Yol üzerinde köylere el sallayarak farkında olmadan hedefimize daha da yaklaşıyoruz.

Saat 16.00’da Cemaller köyü dolaylarında Karabük anayolu ile birleşiyoruz.

Soğanlı Çayı üzerinden geçerek anayolla buluşuyoruz.

Sol taraf Eskipazar, Ankara yolunu gösteriyor. Biz sağdan devam ederek Karabük’e ulaşmak istiyoruz. Vaktimiz kalırsa Safranbolu’ya devam etme niyetindeyiz. Bunu Karabük’e ulaşınca tekrar düşüneceğiz.

Karabük’e son 8 km yolumuz kalmış. Geldiğimiz yola nazaran daha fazla trafiği olan bir yola geldiğimiz için hemen sıkılıyoruz. Bir an önce Karabük’e ulaşma niyetindeyiz.

Güzergah haritamız ve programımız her daim önümüzde.

Karabük Demir Çelik Fabrikasının yanından geçerken yağmur yine üzerimize damlalarını bırakmaya başlıyor. Bir an önce otogara ulaşıp ıslanmaktan kurtulmak istiyoruz. Epey kuruduk çünkü, tekrar ıslanmak hiç istediğimiz bir şey değil.

Saat 16.30 ve nihayet Karabük’e giriş yapıyoruz. Şanslıyız demek ki yağmur biraz dökülüyor ve duruyor.

Karabük merkeze ulaşıp hemen otogara geçiyoruz. Buradan Ankara’ya gidecek otobüsümüz 20.00’de kalkacak. Erkenden geldiğimiz için biletimizi daha erken bir saate alabilir miyiz diye yazıhaneye gidiyoruz. Ama maalesef sefere 6 saatten az kaldığı için değiştiremiyorlarmış. Mecburen 20.00’ye kadar bekleyeceğiz. Hal böyle olunca bizde Safranbolu’ya devam etmeye karar veriyoruz. Yağmur’da geçti sayılır.

Karabük’ten Safranbolu’ya doğru giderken bir petrol istasyonun durup içecek bir şeyler alıyoruz ve yıkama yerinde bisikletlerimizi yıkıyoruz. Yolun bütün kirini üzerinden akıtmak iyi oluyor.

Safranbolu’ya kadar yol neredeyse tamamen tırmanış. O nedenle oldukça yavaş ilerliyoruz. Karşımızda görünen kapkara bulutlar neyin nesi anlam veremiyoruz. Umarım o bütün kirli suyunu üzerimize bocalamaz.

Saat 17.45 civarı Safranbolu merkezine ulaşıyoruz. Bize gökkuşağı eşlik ediyor burada. Biraz dolaşıp vakit geçirecek yer arıyoruz. Otobüs buradan 19.30’da hareket edecek. 1,5 saat vaktimiz var. Bir yerde çiğköfte yiyoruz ve ardından otogara geçip otobüsün gelmesini bekliyoruz.

Sabah 9.00’da başladığımız turu 17.45’te Safranbolu’da noktalıyoruz. Tur boyunca neredeyse dört mevsimi yaşıyoruz. Ovacık ilçesinde de bisiklet sürerek Karabük’ün gidilmedik ilçesi kalmıyor. Bunun mutluluğu ile artık evimize dönebiliriz.

Dönüş yolunda ise yeni tur planları beynimin her bir köşesini meşgul etmeyi sürdürüyor. Yeni turlarda görüşmek dileğiyle…

D100 Karayolu, Ovacık, Karabük, Safranbolu Güzergah ve Yükselti Haritası…

Sevgi ve Saygılarımla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.