DOĞU AKDENİZ TURU 5.GÜN; (HATAY) SON GÜN

13 Mart 2008

Bugün planımız Samandağ’a gidip orayı gezip ardından Antakya dönmekti. Tabi devamında farklı planlarda çıkarmadık değil. Sabah 9 gibi uyandıktan sonra, akşama kadar bisikletlerimizin öğretmenevinde kalması gerektiğini yetkililere söylüyoruz. Sağolsunlar bizi kırmıyorlar. Bugün bisikeltlerimiz ile değil, yaya olarak dolaşacağız. Samandağ’a gidecek olan münibüsleri sora sora buluyoruz. Bulduktan sonra yola koyuluyoruz. Minibüs yolculuğumuz sırasında ki şamata herşeye bedeldi. Yola inceliyoruz, iyi ki bisikletlerimiz ile gelmemişiz yoksa akşama otobüslerimizi kaçırırdık diyoruz. Samandağ’a indikten sonra Titus Tüneli ve Beşikli Mağaraya giden farklı minibüse biniyoruz. Saat 10.30’da varabiliyoruz nihayetinde.

Arnavut kaldırımı döşenmiş yolda bir süre ilerdikten sonra sağ tarafa sapıyoruz.

Tünel girişine geliyoruz, içerinde bir süre ilerliyoruz. Görüntüden etkilenmemek mümkün değil.

Tünelin girişi olduğu için üstü açık. İleride tam manası ile tüneli göreceğiz tabi.

Patika yolda ilerliyoruz. Doğa ile içiçe olduğumuz için çok mutluyuz.

Birazda gölge oyunu oynayalım. Kevser’in gölgesi ve fotoğraflamaya çalışan İsmail. Ben farklı açıdan çoktan çekiyorum.

İki yoldaşım, Kevser ve İsmail.

Ağaçların oluşturuğu tünelde ilerliyoruz bir süre. Şarkı söyleye söyleye tabi…

Her taraftan tarih fışkırıyor.

Güzel bir yürüyüşün ardından asıl Titus Tünelinin girişine geliyoruz. Ama öncesinde Beşikli Mağarayı ziyaret edelim diye karar alıyoruz. Taş kemerin altından giden yol tünel…

Beşikli Mağaraya doğru yöneliyoruz. Yine yeşilliklerin ortasından giderek saklanmış mağarayı buluyoruz.

Mağaranın içini geziyoruz. Beşikli Mağara Mezar Anıtı hakkında küçük bir bilgi vereyim;

“Yöre halkı tarafından mezar odasının içinde yan yana aynı boyutlarda işlenerek biçimlendirilmiş; üzeri düz çatılı iki taş sandukalı mezardan ötürü Beşikli Mezar olarak adlandırılan mezar odası, gezginler tarafından Krallar Mezarı olarak adlandırılmıştır. Mezar odasının bulunduğu alan, eski çağda ölüler şehri olarak adlandırılan bir nekropol alanı olarak düzenlenmiştir; kuzey, doğu ve güney yanda kireçtaşı kayalık içine oyulmuş mezar odaları ile çevrelenmiştir.”

Gezerken birikmiş birikmiş sularda farklı canlılar gözümüze çarpıyor.

Beşikli Mağarada yukarıda belirtilen alan,

Mağaranın bir çok odası var, onlardan bir kaçı,

Son olarak Beşikli Mağaranın genel görüntüsünü aldıktan sonra tünele doğru gidiyoruz.

Taş kemerin altından geçerek yaklaşık bir km uzunluğunda ayakta kalan kısmının içine doğru ilerliyoruz.

Bazı bölgelerde gz gözü görmüyor. Karanlıkta birbirimizin sesine doğru hareket ediyoruz. Yanımızda küçük bir kanalda su akıyor. Sesi az da olsa güven veriyor.

Tünelin diğer tarafına çıkıyoruz. Biraz bu tarafları keşfediyoruz. Tünel duvarında bir yazı yazıyor ama anlamak çok zor.

Bahar yavaş yavaş geldiğinin habercisi, ağaçlar çiççek açmış, her taraf yemyeşil.

Geriye dönüş başlıyor. Farklı bir yerden dönebilirmiyiz diye bakıyoruz etrafa ama tek dönüş yolu yine tünelin içinde geçmek. Diğer taraflar sarp kaya ve uçurumlarda son buluyor.

Beşikli Mağara ve Titus Tünelini gezdiktan sonra Hatay merkeze doğru yola çıkıyoruz. Ana yola inene kadar şarkı söylüyoruz. Keyifler yerinde. Ana yol üzerinde ki tesiste bir büyük su alıyoruz ve birbirimizi yercesine içiyoruz. O denli susamışız. Çok geçmeden minibüs geliyor. Samandağ’a ardından da Hatay’a geçiyoruz. Yemek yemedik henüz fazla aç sayılmayız. Harbiye Şelalelerini yıllar önce bir fotoğrafta görmüştüm. Oraya gidelim diyorum. Minibüslerinin yerini bulduktan sonra hemen bir minibüse biniyoruz. Ben şöföre ne kadar sürer yol diye soruyom ve yarım saat cevabını alıyorum. İyimiş rahat rahat gider geliriz desemde yol tam 45-50 dk sürüyor. Er geç varıyoruz şelalelere. Hala kış olmasından dolayı bazı işletmeler kapalı. Şelale ise tamamen suni yollardan yapılmış, hiç bir doğallığı olmayan bir yer. Ana Kaynak Suyuna gider tabelasını takip ediyoruz.

Takip ediyoruz ve karşımıza çıkan görüntü bir lokanta işletmesi. Tabelalar tamamen kandırmaca. Suyun çıktığı yere götürecekmiş hissine kapılıp takip etmeyin. Harbiye’den bikaç manzara.

Ardından karnımızın açıktığını hissediyoruz. Yemek için birkaç işletme ile pazarlık yapıyoruz ama anlaşamıyoruz. Yukarıya taraf çıkıyoruz ve bir yer dikkatimizi çekiyor. Gidip orada da pazarlığımızı yapıyoruz ve anlaşıyoruz. Oturduğumuz yer ise Harbiye Şelalelerini çok güzel gören bir yer. Yıllar önce gördüğüm fotoğraf buradan çekilmiş ve yaz mevsiminde çekilmişti. Şuan ise aynı manzarada yemek yiyoruz.

Harbiye’de yemeğimizi yedikten sonra Hatay’a dönüşe geçiyoruz. Merkeze geldiğimizde saat 15:30 dolaylarındaydı. Otobüsüm 17:30 gibi hareket edeceği için yavaş yavaş otogara gitmem gerekiyordu. Yaklaşık 20 gündür yolda olduğum yoldaşım Kevser ve dün aramıza katılan İsmail ile en kısa görüşebilmek ümidi ile vedalaşarak ayrılıyoruz.

Otobüse bisikletimi yerleştirdikten sonra koltuğuma geçiyorum. Bütün bir tur gözlerimin önünden bir film gibi geçiyor. Anılarımı, dostlarımı bırakıp gidiyormuşum gibi bir hüzün kaplıyor içimi. Evet yine aynısı oluyor, her tur sonunda olan şey. Bitiyor ve sanki bir rüyaymış gibi uyanıyorum uykudan.

Tur Toplam: 250 Km

Üç Gün Ortalaması: 83,12 / Gün

Ortalama Hız: 17,33 Max. Hız: 60,6

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Cumartesi, Eylül 27th, 2008 at 19:32.
Kategori: Türkiye'den.

2 Yorum,

  1. Enes ŞENSOY

    Selamlar Serkan abi,
    Bir yazı erken olmuş yorumum ama cidden sanki kendi turum bitmiş gibi bi boşluk oluştu içimde 🙂

    Özellikle Titus tüneline ve beşikli mağaraya bayıldım 😉

  2. Serkan bey genellikle yazılarında yolu ve kamp çadırını kuracağı yeri anlatır
    bu kez tarihi iki ayrı noktayıda detaylı bir şekilde anlatması
    farklı olmuş

Yorum Yaz “Doğu Akdeniz Turu 5.Gün ( Hatay )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014