5 Temmuz 2011

 

Deliksiz bir gecenin ardından sabaha dinç olarak uyanıyoruz. Bugün Çorum’da İsmail ile buluşup birkaç gün birlikte devam edeceğiz. O nedenle biraz heyecanlıyız. Sabah otelden 8 gibi ayrılıyoruz ve Nesim’in patlayan lastiğinin yerine yenisini almak için bisikletçiye gidiyoruz. Ama 28 jant iç lastik bulamıyoruz burada. İdarelik birşeyler yapıyoruz, daha bisikletçiden çıkmadan, hava vururken lastik yüksek bir ses ile patlıyor. Çevre esnafı dışarıya dökülüyor. 🙂 Tabi korkulacak birşey yok, tekrar eski lastiğini idarelik takıyoruz ve artık yola çıkıyoruz. Ama o lastiğinde arada bir havası iniyor.

Osmancık’ı Kızılırmak nehri üzerinden geçerek terkediyoruz.

Osmancık ve Osmancık Kalesi gerimizde kalıyor, biz ise köy yollarından Dodurga’ya doğru ilerliyoruz.

Üzerinden geçtiğimiz köprü…

Çıkışta biraz yolu karıştırıp Osmancık’ın mahallerinde pedallıyoruz. Sonra geri dönüp bizi götürecek yola çıkmaya çalışıyoruz. Tabi bu sırada tarlalardan da geçiyoruz mecburen.

Buradan sonra yola çıkıp çok keyifli bir yolda pedal çeviriyoruz. Önümüzde ki ilk köy ise Kumbaba Köyü. Oraya kadar gidip, orada mola vereceğiz.

Hafif bir tırmanış çıkıyor önümüze, ama burası bizi hiç zorlamıyor. Dodurga’ya pek yolumuz kalmadı…

Dodurga’ya 3-5 km kala önümüze güzel bir rampa çıkıyor. Rampaya başlamadan çeşme başında mola veriyoruz. Hem sularımızı tazeliyoruz, hemde dinleniyoruz. Bu sırada fırsatını bulmuşken Nesim’de sürekli havası inen lastiğini tamir ediyor. Bende çevrede fotoğraf çekecek şeyler buluyorum. Bunlardan birisi de bu şirin kurbağacık oluyor.

Bisikletim ve plakamızı çekiyorum. Türkiye’nin kuzeyinden güneyine gittiğimizi plakamızı görenler hemen öprenebiliyor. Çünkü herkese rotamızı anlatmak mümkün olmuyor.

Nesim ise lastiği ile uğraşmaya devam ediyor. Birazdan tekrar yolumuza koyulacağız.

Nesim bisikletini topladıktan sonra yola çıkıyoruz ve tırmanış hemen başlıyor. Yavaş yavaş tırmanıyoruz, hava epey sıcak ve bu bizi rahatsız ediyor. Arada sırada mola vererek tırmanışı gerçekleştiriyoruz.

Tırmanış biter bitmez Dodurga’ya çok az yolumuz kalıyor. Gideceğimiz yönü gösteren tabelada fotoğraf çekiyorum yine.

Buradan hemen sonra Dodurga’ya giriş yapıyoruz. Bir market üzerinde mola vererek soğuk birşeyler içiyoruz. Tabi fırsatçı marketçi bize kazığını atmadan rahat etmiyor. Böyle insanları tekrar tekrar kınıyorum…

Dodurga çıkışında bir petrol istasyonuna girerek Nesim’in lastiğinin havasını tamamlıyoruz. Sonra tekrar yola çıkıyoruz. Çorum’a 43 km yolumuz kaldı.

Çorum’a doğru hızla yol alıyoruz, arada sırada İsmail ile telefonlaşıyoruz. Ankara’dan Çorum’a doğru otobüs ile geliyor. Çorum’a birkaç saatlik yolu kalmış. Bizde hemen hemen aynı sürede Çorum’da olmayı planlıyoruz. Bugün ikinci kez Kızılırmak üzerinden geçiyoruz. Durup güzel manzara ile yoldaşımı fotoğraflıyorum.

Kızılırmak’tan birkaç manzara daha…

Anayola çıkıyoruz ve Çorum’a doğru ilerliyoruz. Önümüzde ki ilk ilçe olan Laçin’e 6 km kalmış. Güzel manzara da pedal çeviriyoruz.

Yol üzerinde kısa bir mola verip çevreyi fotoğraflıyorum. Bu sırada karşıdan gelen Nesim takılıyor objektifime…

Tarlaların çevresinde dolaşan leylekler direklerin üzerine yuvalarını kurmuşlar…

Sevgili Nesim’den bir kare daha…

Karşımıza çıkan petrol istasyonunda yemek molası veriyoruz. Menüde ise çabuk çorba ve ekmek var. İşletmede görevliden sıcak us isteyip çorbamızı hazırlıyoruz ve çorbalarımızı yapıyoruz. Bu sırada uzun uzun muhabbet ediyoruz. Petrolün hemen yanında lastikçi bulunuyor, Nesim ise patlayan lastiğine çözüm olarak oraya gidiyor ve lastiğini yaptırmaya başlıyor. Ben bekliyorum ama bir türlü gelmiyor, sonra gidip bakıyorum. İşi epey uzun sürmüş ve devam ediyor hala. Bense dinlenmeye devam ediyorum.

Nesim’in işi nihayet bitiyor, ama bu bizim bir saatimizi alıyor. Nihayet sorunu çözülmüş bir şekilde yola devam ediyoruz. Ufak bir tırmanış ile Laçin’e ulaşıyoruz. Aşağıda gördüğünüz fotoğrafı çeker çekmez Nesim’in lastiği yine çok sesli olarak patlıyor. Kulağımda ki çınlamayı hala hissedebiliyorum.

Merkeze kadar elinde getiriyor bisikletini. Bende ilçe çıkışında bir lastikçi bulup oraya gelmesini söylüyorum. Geliyor ve lastiğe bir çözüm bulup bulamayacağımızı konuşuyoruz. İlk olarak cevap olumsuz oluyor ve Nesim Çorum’a minibüs ile gitmeyi düşünüyor. Bende Çorum’da buluşuruz diyerek yola koyuluyorum ve rampayı tırmanmaya başlıyorum. Yine yol üzerinde bulduğum manzaraları fotoğraflamayı ihmal etmiyorum tabi.

Bu arada Laçin çıkışında servis yolu bulunuyor. Ama belirtilen servis yolu çok rampalı ve toz toprakmış. Yapılan yeni yol ise bitmiş, ama henüz trafiğe açılmamış. Bisiklet sorun olmaz diyerek yeni yola giriyorum. Servis yoluna girip bu sıcakta perişan olmayı hiç istemiyorum.

Yeni yolda hızla tırmanmaya devam ediyorum. Ama suyum bitti bitecek ve bir tane bile çeşme bulamıyorum.

Yükseldikçe manzara biraz daha güzelleşiyor…

Yol yapımı devam ediyor, arada işçilere selam vererek devam ediyorum. Ama içimde bir korku var, durdurup geri çevireceklermiş gibi. Ama nihayet ki korktuğum başıma gelmiyor.

Zirveye pek yolum kalmıyor ve telefonum çalıyor. Arayan Nesim, lastiğini yapmış arkamdan geliyormuş. Bende zirveye çıkıp Nesim’i beklemeye koyuluyorum. Tabi bu sırada yolda çalışan işçilerden su istiyorum. Suyum bitmişti, bu çok iyi oldu benim için.

Bir süre bekledikten sonra Nesim geliyor. Benim su aldığım işçilerden Nesim’de su almış. 🙂 Nesim’de biraz soluklandıktan sonra Çorum’a doğru hızla devam ediyoruz. Çok vakit kaybettik, İsmail Çorum’a ulaşmış bizi bekliyor bile. İnişe geçiyoruz ve bir süre ilerliyoruz, Çorum’a 18 Km yolumuz kalıyor.

Bir süre düz yolda ilerledikten sonra güzel bir iniş ile devam ediyoruz yolumuza. Çorum girişine kadar da iniş devam ediyor. Saat 16:00 dolaylarında Çorum’ a giriş yapıyoruz ve İsmail ile merkezde buluşacağımız noktaya gitmek üzere devam ediyoruz.

Merkezde saatli kulede İsmail ile buluşuyoruz. İsmail’i epey bekletmiş oluyoruz burada, ama nihayet sağ salim ulaşıyoruz. İlk olarak yemek için bir yer arıyoruz. İsmail otogardan gelirken bir yer görmüş, ekonomikmiş epey. Bizde vakit kaybetmeden oraya gidiyoruz.

Bu sırada Nesim, yaşadığı aksilikler ve nakit sıkıntısı yüzünden geri dönmeyi düşünüyor. Yemek yiyip çıkana kadar düşünmesini istiyoruz. tura birlikte başladık, yarım bırakmasını hiç istemem. Biraz düşünüyor ve yola çıkmak üzere iken tekrar devam etmek istediğini söylüyor. Bu karar bizi mutlu ediyor ve yine hep birlikte pedal çeviriyoruz. Ankara istikametinde Alaca’ya doğru harekete geçtik…

Turumuza bugün katılan ve Kayseri’ye kadar eşlik edecek olan İsmail kardeşimin fotoğrafını çekiyorum Çorum çıkışında.

Düz ve hafif çıkışlı yolda hızla pedal çeviriyoruz. Rüzgar bugün bizden yana ve sürekli arkamızdan esiyor. Bir ara traktörle bile yarışıyoruz. Kayseri, Ankara kavşağına geliyoruz ve rotamızı Alaca, Yozgat, Kayseri’ye taraf çeviriyoruz.

Kavşağı döndükten sonra yolumuz hafiften Kürebeli’ni tırmanmaya başlıyor. İsmail sürekli arkadan, bol bol fotoğraf çekerek hareket ediyor. Biz ise Nesim ile tempolu olarak pedal çeviriyoruz. Arada molalar vererek İsmail’in gelmesini bekliyoruz. Karşımıza bir tane baraj gölü çıkıyor ve hemen burada fotoğraf molası veriyoruz.

Alaca’ya 23 km yolumuz var, ama biz ne kadar gideriz bilmiyoruz. Bulduğumuz uygun bir petrol istasyonuna kamp atacağız.

Hızla ilerliyoruz, ama bir çeşme başında molayı hak ettik. Hemen durup ihtiyaçlarımızı gideriyoruz ve sularımızı buz gibi su ile tazeliyoruz. Havanın kararmasına pek zaman kalmadı, bir an önce kalacak yer bulmalıyız.

Su molasının ardından hemen yola çıkıyoruz. yol çıkış olmasına karşın sanki akıyor gibi ilerliyor. Bende başımı alıp yükleniyorum pedala. Nesim ile İsmail ise yavaştan geliyorlar. Kürebeli’nin ismini aldığı Küre köyüne ulaşıyorum. Buralarda bir yerlerde kalacak yer buluruz diye ümit ediyorum.

Küre Köyünün hemen çıkışında bir petrol istasyonu görüyorum ve hemen girip arkadaşları bekliyorum. Çok geçmeden onlarda geliyor ve ben giderek işletme sahibinden bu gece kamp kurmak için izin istiyorum. Sağ olsunlar, hiç düşünmeden izin veriyorlar. İzin vermelerini de geçtim, petrolün tüm imkanlarından yararlanma şansını da sunuyorlar. Duş, tuvalet, mutfak vs vs… Bunun için bu işletmeye çok teşekkür ederiz.

Çadırlarımızı kurduktan sonra yemek için birşeyler düşünmeye başlıyoruz.

Tam bu düşünme sırasında seyyar manav geliyor ayaklarımıza kadar. Hemen durdurup yemek için alışveriş yapıyoruz. Domates, üzüm alıyoruz. Petrolde yumurta da varmış, güzel bir menemen yaparak akşam yemeğimizi geçiştiriyoruz. Üzerinde de meyve olarak üzüm yiyoruz.

Yemeğimizi bir güzel yedikten sonra akşam biraz muhabbet ediyoruz ve sonrasında yatmak için çadırlarımıza dönüyoruz. Zorlu günümüz, muhteşem bir şekilde son buluyor…

Gün Toplam Km: 101,47 | Ort. Hız: 17,0 | Max. Hız: 53,8 | Bisiklet Kullanma Süresi: 05:56:29

Tur Toplam Km: 347,66

3.Gün Harita ve Yükselti Tablosu ( Osmancık – Alaca ); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Cuma, Eylül 2nd, 2011 at 20:40.
Kategori: Türkiye'den.

3 Yorum,

  1. Osman Ünver

    Bisiklet turunun üzerinden yaklaşık iki ay geçmesine rağmen paylaşımlar neden bu kadar geç geliyor 🙁

  2. Merhaba Osman Bey,
    Tekrar tekrar turlara çıktığımız için ve yoğun tempolu olarak uğraşlar içerisinde olduğumuz için yayınlama fırsatı buldukça aktarıyoruz… Bilginize sunarım…

  3. Mustafa

    Dodurgada kazık yendiğiniz marketi öğrenmek istiyorum. Ben dodurgaliyim. Eğer dedikleriniz doğruysa o marketciye bir iki lafım olacak. Acele cevap bekliyorum. Yolunuz açık olsun.

Yorum Yaz “Kuzey’den Güney’e Bisiklet Turu 3.Gün ( Osmancık – Alaca )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014