30 Nisan 2011 Denizli – Uşak

Turumuzun 24. gününe bir kişi daha artarak başlıyoruz. Günlerdir beklediğim Can Abi bugünde bizlerle. Dün akşam geldiği için, geceden toplamıştık bisikletini ve sabaha hazır hale getirmiştik. Hava kapalı ama yağmur yok, arada güneş yakıyor, ama genelde hep kapalı havada gideceğiz.

Denizli Polis Evinde polis eskortumuz geldikten sonra harekete geçiyoruz.

Rotamız biraz karışık olacak, ilk olarak Akköy’e doğru pedal çeviriyoruz. Akköy üzerinden geçip Sarayköy’e çıkacağız ve oradan sonra Buldan yoluna girerek Güney ilçesine doğru devam edeceğiz. Yolumuz gereksiz yere 25 km kadar uzayacak, ama yapacak birşey yok. Hollandalı arkadaşlarımız gezip, görmek istiyorlarmış. Oysa ki dün zaten Pamukkale dolaylarında gezmiştik.

Akköy içerisinden Can Abi ile muhabbet ederken birden benim lastiğim patlıyor. Uyarılmayan bir taşa çarptığım için lastiğim anında iniyor. Hemen değiştirdikten sonra tekrar yola devam ediyoruz…

Akköy ve Sarayköy’ü geçtikten sonra sıkıcı bir yol ile Buldan kavşağından geçiyoruz. Çaktırmadan tırmanıyor ve çok yavaşlıyoruz. Kavşaktan sonra bulduğumuz bir tesiste mola veriyoruz. Burada çay ve kahve molası veriyoruz.

Moladan fırsat bilerek birkaç fotoğrafımı çektiriyorum. 🙂

Bu bölge de eskortumuz Polis ile birlikte Jandarma oluyor. Buna birde sağlık ekiplerini eklersek, uzun bir konvoy ile hareket ediyoruz.

Molamızın ardından tırmanışa geçiyoruz ve Güney ilçe kavşağına kadar devam ediyor bu tırmanış. Burada serbest bırakılıyoruz ve zirvede buluşmak üzere pedallara yükleniyoruz. Kavşağa gelince, diğer gelenleri beklemeye koyuluyoruz. Tur öncesinde Denizli’ye geldiğimde, Denizli’de bulunan İsmail Abimler ile Güney Şelalesini gezmeye gelmiştik. O nedenle burası beni hiç heyecanlandırmıyor. Zaten tur rotamızda da burayı görmeyeceğiz, daha önce gelmemiş olsaydım üzülürdüm herhalde.

Kavşakta toplanıyoruz ve hala geriden gelenleri bekliyoruz.

Ekibin son kısmı da geliyor. Artık devam edebiliriz. Bir süre sonra Can Abi tura bugün başladığı için, bu zorlu etapta kendini zorlamaması için araca bindiriyoruz ve yola devam ediyoruz.

Bir tırmanış, bir iniş hızla yol açıyoruz. Tırmanışlar bizi yoruyor ama inişlerde soluklanıyoruz. Hava çok güzel, tam istediğim gibi. Yağmur yoksa, benden mutlusu da yoktur. 🙂

Saatimiz 13:00 gösterdiği sırada uygun bir yerde yol kenarında yemek molasına duruyoruz. Yanımızda bulunan kumanyalar ile birşeyler atıştıracağız.

Yoldaşımı da çekiyorum mola sırasında. Şanlı bayrağımız dalgalanıyor yoldaşımın selesinde…

Can Abi ve Piet uzanmış dinleniyorlar. Can Abi arada biniyor, arada dinleniyor… İlk günü için gerçekten zorlu bir etap burası. Zorlayıp, daha farklı sorunlar çıkartmaması için arada dinlendiriyoruz.

Bende yine bir tane fotoğrafımı çektiriyorum. Bisiklet destekçim Delta Bisiklete buradan da tekrar teşekkürlerimi ileteyim.

Yemek molamızın ardından tekrar yola çıkıyoruz. Yol yine sert iniş ve çıkışlar ile dolu. Bir rampayı inerken, o hızla diğer rampanın yarısına kadar tırmanıyoruz. Sürekli çıkıştan çok daha keyifli olduğunu belirtmeliyim.

Tırmanışlar sonunda bekleme anından bir kare çekiyorum. Yoldaşım Geotech Rapid…

Yolumuz üzerinde bir köyde mola veriyoruz. Can Abi ile birlikte bir litrelik kola alarak içiyoruz ve serinlemeye yetiyor.

Molanın ardından güzel ve sakin yolda yine Can Abi ile keyifle pedallıyoruz. Muhabbet eşliğinde yolun nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile. yola çıkalı 100 km olmuş bile, ama daha çok yol var önümüzde.

Bir süre sonra tekrar sert çıkışlar başlıyor. Can Abiyi tekrar araca bindiriyoruz ve yolumuza devam ediyoruz.

Saatimiz 15:30 dolaylarında tekrar bir mola veriyoruz. Etap zorlu olduğu için mola aralıkları da sık oluyor. Mola da su ve meyve ikmali çok iyi oluyor.

Sakin ve daracık yollar bizi bekliyor…

Yoldaşım çeşme başında dinleniyor…

Uşak’a 50 km yolumuz kaldı, bir köy içerisinden geçiyoruz. Köyün içinden geçerken bir iniş çıkıyor karşımıza ve inişi gerçekleştirirken arkadan gelen “stop” seslerini duyuyoruz ve hemen duruyoruz. Kees’in eşi Margriet tam inişe geçtiğimiz sırada bisikletten düşüyor. Hemen dönüp neler olduğunu görmeye gidiyorum. Kolu ve dudağının üst kısmı parçalanmış. Onu o halde görünce epey kötü oluyorum. Bu arada Ambulansın içinde gelen Can Abi iniyor ve tekrar pedal başına geçiyor. Ambulans ise Margriet’i ve yanında eşini Uşak’a götürüyor. Tabi bu ambulans giderken, diğer ambulansta bize doğru  yola çıkıyor.

Sert rampalar bitmek bilmiyor, o nedenle Can Abiyi bu defa mola sırasında Jandarmanın aracına bindiriyoruz. rampaların biteceği yok gibi, hala devam ediyor. Bizler bir süre pedal çevirdikten sonra tekrar durduruluyoruz. Arkadan gelen habere göre birisi daha bisikletten düşmüş. Kimin olduğunu öğrenmeye çalışırken Furkan, Can Abinin düştüğünü söylüyor. Hayretlikle nasıl olur diyorum, onu araca bindirmiştik. Bir türlü anlam veremiyorum ve yanımızdan siren ile geçen ambulansı durdurmak istiyorum. Yanında bende gideyim diye, ama ambulans yanımdan öyle bir hızla geçiyor ki, durdurmak ne mümkün?

Bir süre sonra jandarmanın aracı geliyor ve işin aslını öğrenmeye çalışıyoruz. Jandarma rampaların bittiğini söyleyince Can Abi araçtan inip pedallamaya başlamış. 5 km kadar gittikten sonra ise anında önlerinde takla atmaya başlamış. Jandarma aracının içinde bulunan bisikletine bakınca olayın ciddiyetini çok daha iyi görebiliyoruz.

İçim ve canım sıkkın şekilde Uşak’a bir an önce gitmek istiyorum. Bugün iki kişi kaza yaptı ve bütün ekibin de canı çok sıkkın. Bir şekilde Ulubey ilçesine geliyoruz ve kısa bir moladan sonra Uşak’a pedallıyoruz.

Uşak girişinde hafif yağmura tutuluyoruz ve öğretmenevine gidiyoruz hemen. Kimsenin hastaneye gitmesini istemiyorlar. Elimiz kolumuz bağlı bekliyoruz. Odaya yerleşip, duşumuzu aldıktan sonra akşam yemeğine iniyoruz. Yemeğin ardından Öğretmenevi müdürü, Alican, Furkan ve ben hep birlikte hastaneye gidiyoruz. Can Abiyi yoğun bakıma almışlar ve görmemize izin vermiyorlar. Zorda olsa müdür ve ben görmeye gidiyoruz. Sadece uzaktan kafasının, gözler hariç tamamen sarılı olduğunu görüyorum. Hemşireden son durumu hakkında bilgi istiyoruz, ama kesin birşey söyleyemiyor. Bu beni çok daha kötü yapıyor tabi. Elimizden hiç birşey gelmiyor, beklemekten başka.

Burada yapılacak birşey olmadığını söylüyorlar ve bizi gönderiyorlar. Bu sırada Can abinin eşi ile yakınları Muğla’dan Uşak’a gelmek üzere yola çıkmışlar. Gece gelip onları hastanede karşılayacağım. O nedenle biraz uyumaya çalışıyorum. Ama maalesef uyuyamıyorum ve kalkıp hastaneye gidiyorum.

Gece 03:00 sularında Can Abinin eşi, kayınpederi ve eşinin kardeşi geliyorlar. Eşi Can Abiyi gördükten sonra burada yapacak birşey kalmıyor ve hep birlikte Öğretmenevine gidiyoruz. Onları da burada yerleştirdikten sonra ancak uyuyabiliyoruz.

Bugüne ait km bilgilerimi not etmedim, o nedenle sizlerle paylaşamıyorum?

Tur Toplam Km: 2200

Güzergah Haritası: Denizli – Uşak

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Pazartesi, Eylül 19th, 2011 at 11:25.
Kategori: Dünya'dan.

Yorum Yok,

Yorum Yaz “Mekke – Roma Bisiklet Turu 24.Gün ( Denizli – Uşak )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014