Pedalla Karadeniz 1.Gün ( Çamlıhemşin – Zilkale )

karadeniz-1-banner

27 Temmuz 2014

Merhaba Arkadaşlar,

Ramazan Bayramı tatilini fırsat bilerek arkadaşlarla çoktan beri hayalini kurduğumuz Karadeniz Yaylalarını pedallamaya gideceğiz. 27 Temmuz akşamı tur katılımcılarıyla Çamlıhemşin’de buluşmak üzere sözleşiyoruz. O nedenle 26 Temmuz günü dört kişi Gökçe, Fatih, Nil ve ben sıkış tepiş bisikletlerimizi, çantalarımızı ve kendimizi benim araca sığdırıp saat 17.00 gibi Muğla’dan, Rize / Çamlıhemşin’e doğru  yola çıkıyoruz. Ankara’da Abdurrahman’la buluşuyoruz ve o kendi aracıyla bizi takip etmeye başlıyor. Bizden birkaç saat geride ise Eskişehir’den arkadaşlar geliyor.  Bu toplamda 3500 km’lik Muğla-Rize-Muğla yolculuğumuz bile ayrı bir hikaye 🙂

Ertesi gün Görele’de öğle yemeği molasında Serkan Namazcı ile buluşup bir süre vakit geçiriyoruz. Bize meşhur Görele dondurması yedirmeden de bırakmıyor. Bu sırada Hakan Kayışlıgil’den Ahmet Mumcu’nun buralarda olduğunu öğrenince hemen arıyorum. Çayeli’ndeymiş; bir kaç saat sonra orada olacağımızı ve kendisini görmek istediğimizi söylüyorum.

10569069_10201870691123624_7965718266808517093_n

Çayeli’nde Ahmet Mumcu’yla buluşunca Fatih’le birlikte turumuza katılması için ikna etmeye çalışıyoruz ve bir süre sonra bunu başarıyoruz. Abdurrahman’ın aracında yer olduğu için onun da bisikletini ve eşyalarını araca yerleştirip Ardeşen’e doğru devam ediyoruz. Ardeşen’de tüm tur boyunca yetecek kadar erzak alıyoruz. Hava yağmurlu, umarız tur boyunca da böyle olmaz.

Yol yorgunluğunu atmak için bu gece otelde kalacağız. O nedenle rezervasyonumuzu yaptığım Kaptan dinlenme tesislerine gideceğiz. Yolumuz üzerinde Timisvat Osmanlı Taşkemer Köprüde mola veriyoruz. Daha önce buraya geldiğim için arkadaşlarımın da görmesini istiyorum.

1

Taşkemer köprü üzerinde hatıra fotoğrafı çekilmeyi ihmal etmiyoruz tabii. 🙂

2

Oteli bulmak için devam ediyoruz ve Fırtına Deresi kenarına kurulmuş çok güzel bir yer çıkıyor karşımıza. Yağmur hala devam ediyor bu arada. Ara ara kesiliyor ama sonra tekrar yağmaya devam ediyor. Hepimizin tek dileği yarın bu yağmurun olmaması. 🙂 Tam akşam yemeği saatinde Eskişehir’den arkadaşlar da geliyor ve İstanbul’dan gelecek olan Emirhan hariç grup tamamlanıyor. Emirhan gece yarısı ancak ulaşmış olacak.

28 Temmuz 2014

Gece 2.00’miydi, 3’müydü hatırlamıyorum Emirhan’a kapıyı açıyorum. Dışarıda yağmur hala devam ediyor. Emirhan da odaya yerleşiyor ve sabah erken kalkacağımız için ben de uykuya kaldığım yerden devam ediyorum.

Sabah erkenden ayaktayız. Hep birlikte kahvaltı yapıyoruz ve yol için hazırlanmaya başlıyoruz. Dur artık yağmur demekten başka hiç bir şey gelmiyor elimizden. Dağların üzerinde küçük bir mavilik görünce umutlanıyoruz hava açacak diye ve nitekim de öyle oluyor. 🙂

Hava gerçekten açtı ve bisikletlerimizi araçlardan indirip yola hazır hale getiriyoruz. Eksik var mı yok mu kontrol ediyoruz. Yaklaşık yarım saatlik gecikmeyle yola çıkabiliyoruz. Herkesin enerjisi yüksek, güzel bir tur bizi bekliyor.

IMG_0823

6 km kadar pedalladıktan sonra Çamlıhemşin’e ulaşıyoruz. Toplam 13 kişiyiz. Hemen kısaca sayayım 🙂 Muğla’dan Bendeniz Serkan Taşdelen, Fatih Muslu, Nil Koray Yılmaz, Gökçe Cangüzel, Ankara’dan Abdurrahman Yurduseven, İstanbul’dan Ahmet Mumcu ve Emirhan Demirtaş, Eskişehir’den Oktay Tiryakioğlu, Tahsin Çelik, Hasan Alper, Furkan Duru, Murat Akın ve Zuhal Duymazlar.

Çamlıhemşin tabelasında ‘Biz sizi çekelim’ diyen 2 bayanla hatıra fotoğrafı çekiliyoruz. Turumuz artık resmen başlamış oluyor. Hadi yolumuz açık ola…

IMG_0828

Çamlıhemşin ilçe merkezinde bayram sabahı heyecanını yaşıyoruz. Her yer cıvıl cıvıl. Bir kahvede çay yudumlarken yaylalarda telefonun çekmeme ihtimaline karşı sevdiklerimizi ve yakınlarımıza bilgi veriyoruz.

IMG_0831

Tekrar yola koyuluyoruz ama ilçeyi çıktıktan birkaç km sonra tulum sesini duyar duymaz duruyoruz. Kutlamanın içinde buluyoruz kendimizi. Burada horon çekenlere katılıyoruz biraz.

IMG_0832

IMG_0833

Fırtına deresinin geldiği yöne doğru yanından ufak ufak ilerliyoruz. Arada sırada sertleşen rampaları aşarak tırmanmaya devam…

Daha önce hayran kaldığım ve Yüreğine Sor filminde gördüğüm bu köprüde duruyoruz. Hep birlikte çıkıp fotoğraflar çekiyor, çekiliyoruz… Oktay aganın keyfi yerinde. Yıllardır bu turun hayalini kurmuştuk, olacak o kadar. 🙂

IMG_0834

Fırtına akmaya devam ediyor. Üzerine yapılmış, yapılacak olan onlarca HES’e rağmen… 🙁 Ama eski ihtişamı yok artık deniliyor…

IMG_0835

IMG_0836

Burada 15-20 dakika kadar duruyoruz. Kimsenin bu güzelliği bırakıp gidesi gelmiyor. Ama bilmiyorlar ki ileride daha ne güzellikler bizi bekliyor. 🙂

IMG_0838

Yolundan alıkoyduğumuz Ahmet Mumcu’nun bizimle birlikte pedallıyor olması çok güzel. Sağol varol üstad… 😉

IMG_0839

Güzelliklere devam, diyerek yola koyuluyoruz. Hava bu arada çok güzel oldu. Kaplumbağa gibi, evimiz, yükümüz ”sırtımızda” hepimiz çok mutluyuz. 🙂

IMG_0845

İkinci durağımız Şenyuva Köyü. Bu köy de burada çekilen Sevdaluk dizisinden nasibini almış ve bir bardak limonatayı 4 TL’den içiyoruz. Ne denir bilemiyorum, buraların tanıtılması iyi midir kötü müdür bilemedim. Allah’ım sen bizi fırsatçılardan koru demekten başka birşey gelmiyor içimden. Çok değil daha 2011 yılında geldiğimiz bu yerde bize çaylar ısmarlanırken şu an yolunacak kaz gibi görünmek nedendir anlayabilmiş değilim. Tabii ki hep ısmarlasınlar demiyoruz ama her şeyin bir bedeli vardır bari ona uysunlar.

Bu konuyu geçip doğanın güzelliğine geri dönelim en iyisi. Fırtına’nın kıyısına yapılmış evler çok güzel görünüyor ve hepsi ahşaptan. Buralarda hala beton görmemek çok güzel.

IMG_0847

Şenyuva köprüsü ve Fırtına deresi görülmesi gereken yerlerden. Fırtınanın sesi karadeniz müziğinin bir parçası gibi.

IMG_0848

Oktay abim, canım abim, iyi ki buradayız, iyi ki gelmişiz der gibi. Hep birlikte aynı duyguları paylaşıyor olmak ne kadar da güzel…

IMG_0849

Kahvede biraz önce bahsettiğim Sevdaluk dizisinin afişi asılı.

IMG_0851

Şenyuva’daki molamızı bitirip yola devam ediyoruz. Biraz ilerledikten sonra Ülkü köye geliyoruz ve köprüyü geçtikten sonra asıl tırmanışlar başlıyor. Öyle sert ki %15 eğimleri görüyoruz. Daha tırmanışın başında Fatih’in zincir kırılıyor. Aslında çok sürpriz olmuyor bizim için. Hemen durup onarıyoruz ve arkadaşlarımıza yetişmek için asılıyoruz pedallara. Bisikletlerimizin ağırlığı ve rampanın dikliğiyle bu o kadar da kolay olmuyor.

Çeşme başına kadar zar zor gelip burada arkadaşlarımızla buluşuyoruz. Soluklanıp su takviyesi yapıyoruz.

IMG_0852

Her molada çevrenin güzelliğine bakıp hayallere dalıyoruz. Buradaki yeşillik çok farklı. Fotoğraflar bile tam olarak yansıtamıyor…

IMG_0853

Biz dinlenirken yol arkadaşlarımız da bizi bekliyor. Bisikletlerimizi hak ettikleri yollarda kullanmak bize haz veriyor. 🙂

IMG_0854

Su molasının ardından tırmanışa kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bir süre daha çıktıktan sonra karşımızda Zilkale görünüyor. Yeşillikler arasına gizlenmiş muhteşem bir yapı bu.

IMG_0855

IMG_0857

Daha fazla oyalanmadan yanına gidiyoruz. Daha önce gezmiş olmama rağmen tekrar gezmek için can atıyorum. Ama öncesinde karnımızı doyurmamız gerekiyor. Yanımızda getirdiğimiz konservelerden açıp yemeye başlıyoruz.

IMG_0859

Zilkale’yi gezme zamanı gelince kapıya yöneliyoruz. O da ne ? Giriş ücretli olmuş. 🙂 Neyse ki öyle fahiş bir ücret değil, saygı duyuyoruz 🙂

IMG_0860

Kaleyi ve çevresini fotoğraflayarak geziyoruz.

IMG_0862,

Karadeniz dağlarının yamaçlarına yapılmış tipik Karadeniz evleri. O kadar güzel görünüyorlar ki bıraksalar yıllarca yaşarım burada.

IMG_0863

Fırtına vadisi burası…

IMG_0864

Hatıra fotoğrafları turlarımızın vazgeçilmezleri. 🙂

IMG_0866

Fırtına deresi Zilkale’den yaklaşık 100 metre aşağıda akıyor ama sesi kaleye kadar geliyor.

IMG_0868

Burada dinlenmek çok iyi geldi 🙂

IMG_0870

Zilkale’de yeterince vakit geçirdikten sonra artık hareket etme vakti geliyor. Herkes hazır olunca pedallar dönüyor ve Fırtına deresine kadar iniyoruz. Köprüden karşıya geçtikten sonra Palovit Şelalesi’ne yol ayrılıyor. 4km gidip dönmek gerek. Programımızda var ama yol biraz sert. Bunun için geldik biz, görmeden gitmek olmaz diyerek başlıyoruz tırmanmaya. İlk virajda gördüğüm eğim %18 olunca hadi hayırlısı diyorum… :/

Ağaçların arasında sinsi tırmanışların yanında yolumuza devam ederken biraz ileride sert tırmanışların bizi beklediğinden habersiziz. 🙂 Ha geldik, ha az kaldı derken tırmanmaya devam ediyoruz. Hepimiz çok yorulduk ve yer yer bisikletleri elimize almak zorunda kalıyoruz, bir kaç kişi hariç 🙂

IMG_0878

3

4 km tırmandıktan sonra Palovit Şelalesine ulaşıyoruz. Bu sırada hafiften yağmur çiselemeye başlıyor. Bu hiç güzel bir haber değil. Yol zaten çamurdu… Tam dönüşe geçerken Nil ve arkasından Zuhal geliyor. Kesin dönmüşlerdir diye düşünmüştük ki başardılar 🙂  Nil bisikleti kenara atıp, şelaleye yürüyor, bir fotoğraf çekilip dönüyoruz 😀

Bu arada yağmur biraz daha yoğunlaşıyor.

IMG_0879

IMG_0882

Ayrıldığımız anayola gelene kadar biraz ıslanıyoruz. Konaklayacağımız yer olan Zilkale köyüne 3 km mesafemiz var. Ne kadar daha ıslanabiliriz ki derken tırmanışın etkisiyle güzelce ıslanıyoruz. Yağmurluğumu giydiğimde iş işten geçmiş oluyor tabii.

IMG_0883

Yağmur arada bir şiddetini arttırıyor, arada duruyor. Bir an önce konaklayacağımız yeri bulmak için pedallarımızı çeviriyoruz.

IMG_0884

Tabii bu sırada çevremizdeki güzellikleri de es geçmemek gerekiyor. Dağdan akan dere çok güzel bir görüntü oluşturuyor.

IMG_0887

Oktay ve Tahsin bu manzarada bana poz veriyorlar. Suratların asık olması yanıltmasın. Keyifleri yerinde… 🙂

IMG_0889

Palovit Şelalesine kadar azmedip bisikletiyle çıkan Nil’i tebrik etmeden olmaz. Helal olsun gerçekten…

IMG_0894

Biraz daha ilerledikten sonra Zilkale Pansiyon ve Konuk Evine ulaşıyoruz. Daha önce belirttiğim gibi 2011 yılında buralara geldiğim için işletmeci hemen beni tanıyor. Ayaküstü kısa bir muhabbetten sonra masalara oturup çay ısmarlıyoruz. Arkadan yağmur altında arkadaşlarımız sırayla geliyor.

Herkes geldikten sonra burada kamp kurmak için işletme sahibi Musa’dan izin istiyoruz. Sakıncası olmadığını ve istediğimiz yere kurabileceğimizi söyleyince rahatlıyoruz ve yağmur diner dinmez kurmaya başlıyoruz çadırlarımızı. Artık bizden mutlusu yok. 🙂

Akşam yemeği için de Musa ile anlaşıyoruz. Fakat 1 sahandaki 4 kişilik muhlamayı 38 TL’ye yiyoruz. Bu bizi biraz üzüyor tabii. Bir lokma muhlamaya o kadar para vermek bize doğru gelmiyor. Yine de birer porsiyon makul fiyata köfte de ısmarlıyoruz. Kendimizi iyi hissetmek için, bunu kamp ücreti olarak düşünelim artık diyoruz. 🙂

Akşam çay muhabbetinin ardından soluğu çadırımızda alıyoruz. Yarın güzel bir gün bizi bekliyor…

Tur Verileri;

Toplam Km: 30.6 km | Toplam Sürüş Süresi: 03:31:34

Max. Hız: 39.6 km/h | Ort. Hız: 8.8 km/h

Max. Sıcaklık: 38,0 c° | Ort. Sıcaklık: 26,0 c°

Min. Yükseklik: 210 m | Max. Yükseklik: 998 m 

Toplam Yükselme: 2519 m | Yakılan Kalori: 2497 cal

Kaptan Tesisleri – Zilkale Konuk Evi Güzergâh ve Yükselti Haritası;

karadeniz-1-harita

Saygılarımla…

NOT: Pedalla.com imzası olmayan fotoğraflar diğer katılımcı arkadaşlara aittir.

4 thoughts on “Pedalla Karadeniz 1.Gün ( Çamlıhemşin – Zilkale )

  • 20 Eylül 2014 at 21:23
    Permalink

    Uğrayıp tanışma fırsatını verdiğiniz için teşekkürlerimi sunuyorum.
    Çok güzel dağlarda çok yeşillikler gördüğünüz için sevindim.
    Karadeniz’in yağmuru yemek bile ayrı bir güzel fakat insanları iyice çileden çıkmak üzere ..
    Nerede parasız sohbetini alanlar nerede o ahşap güzelim evlerde yaşayan insanlar hep göçtü geriye Karadeniz’i temsil edemeyen insan sevgisini ticarete sayanlar almaya başladı…
    O yüzden Görele-Giresun çevresinde dağlarda gezmek daha çok sarıyor..
    Fazla bilen yok fazla paraya düşkün insan yok ..

    Geziye geri dönünce çok güzel dağlar,yeşillikler harika !..
    Sizlerde öğle.
    Beton yoldan gidişte zilkale yoluna giriyorsunuz ya rampa başlıyor iyi tepe taklak gitmediniz 🙂
    Çok sert yokuşu var yahu ..

    O zilkale’ye kışın gittim hatta bkz ; http://www.pedalla.com/karadeniz-bir-sevdadir-serkan-namazci/

    Para vermemiştim ^^o zaman kimse yoktu ^^ fakat pişman olduğum nokta termos çayımın olmaması idi..

    2.gün yazısını bekliyoruz.

    Saygılarımı sunuyorum.

  • 20 Eylül 2014 at 22:51
    Permalink

    Keyifle okudum..
    Ne mutlu size böyle bir tur yaptığınız için..
    Bir gün ben de.. Umarım.. 🙂

  • 23 Ekim 2014 at 12:20
    Permalink

    Karadeniz’e gidip te ıslanmadan olmaz.
    Keyifle okuyorum,Serkan.
    İlerisi için yol haritası çıkarmış oluyorsun,tabii ki bana……

  • 14 Aralık 2014 at 23:07
    Permalink

    Gezinin guzelligine layik harika yazi! Pedaliniza kuvvet, kalemine isleklik dilerim Serkan:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.