Yine Tek Başıma

13 Haziran 2007 Ordu ? Samsun

Yoğun geçen bir günün sabahında dinç olarak uyanıyorum. Harika bir hava var, dünkü yağmurdan eser yok. Yola yine tura ilk başladım gün gibi yalnız devam edeceğim. Göktürk Ağabeyden ses seda yok. Bir günlük macera kapandı gitti şimdilik.

Soner Ağabey gelip sabah bizi kaldığımız köyden alıyor ve Alpem Bisiklete gidiyoruz. Yoldaşım ise beni bekliyor. Tüm hazırlıklarımı yaptıktan sonra arkadaşlarla vedalaşarak yola çıkıyorum. Sevgili Caner ise Ordu çıkışına kadar bana eşlik etmek istiyor. Buna seviniyorum ve birlikte pedal çevirmeye başlıyoruz. Saat 9?a doğru Ordu?yu geride bırakıyoruz.

Bugün Ünye?ye kadar gitmeyi planlasam da soluğu Samsun?da alıyorum. Caner Nefise Akçelik tüneline birkaç km kala benden ayrılarak Ordu?ya geri dönüyor. Ben ise tünele doğru yol alıyorum.

Türkiye’nin en uzun karayolu tüneli olma özelliğine sahip bu tünelin uzunluğu ise 3 bin 800 metre. Normal şartlarda bisikletin girmesi yasak, ama ben şansımı deneyerek hiç durmadan devam ettim. Çok geçmeden, daha birkaç yüz metre ilerlemeden karayollarına ait araç geldi ve beni durdurdu. İlk önce turist sandığı için hello mello dese de Türküm diyince bisikleti araca yüklememiz gerektiğini söyledi. Bense bir dakika izin isteyerek projemden bahsettim ve dörtlüleri yakıp beni önlerinde tüneli geçirmelerini istedim. Buraya kadar bisiklet ile geldim, burayı da bisiklet ile geçmek istediğimi söyledim. Sağ olsunlar anlayışlı çıktılar ve teklifimi kabul ettiler. 40-50 km/h ortalama ile pedala yüklenmeye başladım. Bir süre sonra hava epey soğudu ve ben hala tüneli çıkmak için sabırsızlanıyorum. Nihayet çıkışa vardım ve karayolları ekibine teşekkür ederek yoluma devam ettim.

Tabi bu bölgede bunun kadar uzun olmasa da birkaç tünel daha var. Onları da tek tek geçtikten sonra Bolaman?a vardım. Hemen sonrasında ise Fatsa?dayım.

Yola çıkalı henüz 1,5 ? 2 saat oldu ve ben hiç yorgun hissetmiyorum kendimi. Dünkü yağmurdan dolayı dağdan gelen çamurlu su denizde çok çirkin bir görüntü oluşturmuş. Denizin mavi rengi ile pis suyun kahverengi birbirinden ayrı görünüyor.

Fatsa’dan birkaç görüntü,

Fatsa çıkışında bir petrol istasyonunda bir şeyler içmek için mola veriyorum. İstasyon görevlisi arkadaşların ilgisi gerçekten çok güzeldi. Meyve suyumu içtikten sonra tekrar yola çıkıyorum. Ünye?ye kadar hiç durmadan pedal çeviriyorum. Öğleye doğru Ünye?de oluyorum.

Burada da vakit geçirmeden devam ediyorum. Nedendir bilinmez ortalıkta çok pis bir koku var. Bu da beni rahatsız ediyor ve biran önce uzaklaşmak istiyorum. Samsun il sınırındayım, hemen hatıra fotoğrafı çekerek yemek için uygun bir yer arıyorum. Maddi olarak param azalmaya başladı, o nedenle uygun yiyecekler peşindeyim.

Samsun?a 76 km var, saat tam 12?yi gösteriyor. Akşama kadar varabileceğim. Durmuşken Samsun?da bulunan arkadaşım Murat Kılıç?ı arıyorum. Ama işi dolayısı ile Amasya?ya gitmiş. Görüşemeyeceğimiz için üzülüyorum ve tekrar yola çıkıyorum.

Çok gitmeden ?Gürcüoğlu Ayşe Bacı?mın Yeri?nde yemek molasına duruyorum. Menüm çok sade, domates, ekmek, peynir ve çay. Ayşe ablam istediklerimi getirirken başlıyoruz muhabbete. Oğlum senin annen nasıl bıraktı böyle tek başına diyerek başlıyoruz ve bu yediklerinle nasıl gideceksin o yola kadar devam ediyoruz. Bana gösterdiği ilgi içi çok teşekkür ediyorum ve yemeğin ardından vakit kaybetmeden yoluma geri dönüyorum.

Buradan sonra Terme?ye pek yolum kalmıyor ve hızla Terme?ye giriş yapıyorum. Burada da birbirine çok yakın ilçeleri hızlıca geçiyorum.

Hedefim olan Samsun?a az kaldı ve varmak için pedalıma daha da kuvvetli basıyorum. Çarşamba’ya 20 km yolum var.

Önümde ki yerleşim yeri bu defa Çarşamba. Oraya da bir solukta varıyorum. İlçe merkezleri birkaç yüz metre iç kısımda kalıyor ve bende vakit kaybı olmaması için transit devam ediyorum.

Çarşamba?yı da geride bıraktıktan sonra Tekkeköy?e doğru gidiyorum.

Buraya da bir çırpıda vardıktan sonra artık önümde ilçe kalmıyor ve Samsun?a kadar durmadan gitme niyetindeyim.

Samsun girişini gösteren tabeladayım…

Samsun girişinde Atatürk?ün Selanik?te doğduğu evi temsilen yapmışlar. Onu izliyorum bir süre.

Sonra tekrar yoldayım, Murat Ağabeyin kardeşi, Mustafa Ağabey ile telefonlaşıyoruz ve belediye önünde buluşmak üzere kapatıyorum telefonu. Çok geçmeden belediyeye varıyorum ve Mustafa Ağabeyi beklemeye koyuluyorum.

Bir süre sonra o da geliyor ve beni merkezde bulunan Şahin-2 Otele götürüyor. 402 numaralı odaya yerleşiyorum. Güzel bir duşun ve dinlenmenin ardından Samsun?u gezmeye çıkıyorum. Bisiklet yolunun da bulunduğu sahil yolunu geziyorum. Sevgi parkta vakit geçiriyorum.

Birçok insanın bulunduğu park ve etrafında güzel vakit geçiriyorum. Herşey yolunda ve turumun 32.gününde Samsun’a ulaştım. Mutluyum ve huzurluyum. Tek sorunum azalan param. Ama onuda bir şekilde çözerim diye umut ediyorum. 🙂

Demiryolunun üstünden geçen değişik bir mimariye sahip köprüdeyim.

Köprü üzerinden trenleri ve tren yollarını çekiyorum. Bu güzel manzara az da olsa askerliğimi düşündürmeye yetiyor. Amasya’da iken eğitim alanımızın önünden gelip geçen trenler Samsun’a giderlerdi. 🙂 Bu manzarayı seyrederken ilk aklıma gelen şey bu olmuştu.

Gezintim sırasında ilgimi çeken bir diğer yer ise hayvanat bahçesi oluyor. 0.50 YTL vererek içeriye giriyorum ve daha önce Gaziantep’te gezdiğim gibi burayı da hüsranıkla geziyorum. Hayvanlar için “Açık Ceza Evi” yapmışlar… 🙁 Bırakın şu hayvanlarıda dopal yaşamlarında yaşasınlar, ölsünler… Yazık…

İçeride sıkılıyorum ve hemen çıkıyorum dışarıya. Ardından çevrede gezmeye devam ediyorum. Bu heykel ile birlikte bende denizi seyrediyorum bir süre.

Merkezde bulunan Atatürk Heykelinin yanındayım. Burada da güzel bir park var. Orayı dolaşıyorum azıcık…

Parktan bir kare…

Samsun’un merkezinden bir fotoğraf…

Karnım acıkıyor ve yemek için uygun bir yer araştırıyorum. 🙂 Param suyunu çekiyor artık, o nedenle çok dikkatli harcamalıyım. Uygun bir yerde karnımı doyurduktan sonra son kez heykelin fotoğrafını çekiyorum.

Bu çektiğim günü son fotoğrafı oluyor ve buradan sonra otele dönüyorum. Odama çıkıyorum ve günün özetini kısaca not aldıktan sonra yatmaya hazırlanıyorum. Biraz televizyon izliyorum ve kafamı saran birşey bulamıyorum. Saat 11’e doğru uykuya dalıyorum.

Yol Bilgileri

Ordu’dan Samsun’a gitmek için iki yol mevcut. Birisi benim kullandığım yeni yapılan ve tüneli olan yol, diğeri ise Perşembe’yi dolaşan eski sahil yolu. Seçenek sizlere kalıyor. Şunu belirtmekte yarar var ki, tünele bisiklet almıyorlar. Benim kullandığım yöntemi kullanabilirsiniz, en kötü ihtimal ise araç ile karşıya bırakılırsınız. Ordu – Samsun arası bu kısa yol ile toplamda 160 km uzunluğunda. Ordu’yu çıktıktan birkaç saat sonra 3800 metre uzunluğunda ki Nefise Akçelik Tüneline ulaşıyorsunuz. Ardından Fatsa, Ünye, Terme, Çarşamba, ve Tekkeköy’den sonra Samsun’a ulaşabiliyorsunuz.

Gün Toplam Km: 161,19 | Ort. Hız: 20,8 | Max. Hız: 50,1 | Bisiklet Kullanma Süresi: 07:01:43

Tur Toplam Km: 2308,23

32.Gün Harita Tablosu (Ordu-Samsun); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Pazartesi, Ocak 3rd, 2011 at 23:28.
Kategori: Pedalla Türkiye.

2 Yorum,

  1. semihoca

    tşk.paylaşım için…

  2. samsun cok güzel bir sehir özelikle o fayton gezisi foto hosuma gidi isallaha kentimiz faytonlarla dolar bir gün ve büyürgider isallah bu güzel kent………

Yorum Yaz “Pedalla Türkiye 32.Gün ( Ordu – Samsun )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014