Eşsiz bir takım şelale…

16 Haziran 2007 Sinop – Ayancık

Bugünü ne kadar anlatsam azdır. Muhteşem bir coğrafyada pedal çevirdim ve muhteşem, eşsiz manzaraları seyrettim, içinde bulundum. Türkiye’nin kuzeyinde gizlenmiş bir güzellik bu. Erfelek Tatlıca takım şelaleleri. Birazdan fotoğraflarda sizlerde görünce bana hak vereceksiniz. Kiminiz belki daha önce duydu, kiminiz belki gidip gördü, ama eminim ki çoğunluğun bu şelalelerden haberi bile yok. Evet daha fazla uzatmadan günü anlatmaya başlıyorum.

Sabah 8 gibi zorla uyanıyorum. Hiç uyanmaya niyetim yok. Ama mecburum, güzel ve farklı bir gün beni bekliyor. Sunar hanım ile vedalaşmak için çalıştığı yere gidiyorum. Bir kaç bardak çay eşliğinde kahvaltımı atıştırıyorum. Biraz vakit geçirdikten sonra artık yola çıkıyorum. Hareket ettiğimde saatim 9:38’i gösteriyordu. 10 dakika içinde Sinop’u geride bırakıyorum.

Niyetim bugün Ayancık’a ulaşmak. Ama direkt değil, önce Erfelek’e gideceğim. Ardından Ayancık’a geçiş yapacağım. O nedenle gidonumu Erfelek yönüne çeviriyorum.

Buradan itibaren Erfelek’e 24 km yolum var ve yol çok sakin. İki şeritli ve daracık yoldayım. Doğa iç içe bir yolculuk geçireceğim.

Yolum gördüğünüz gibi yeşillikler arasında kaybolmuş resmen. İçim huzur doluyor ve mutluluğum en üst seviyede. Daha bir hafta önce tahrip edilen Karadeniz sahil yolundaydım. Şimdi ise doğa ile baş başa pedal çeviriyorum.

Bu güzel yolda nasıl yol aldığımın farkında bile değilim. Kilometreler altımdan akıyor. Saatim 11 olmuş bile. Tam bu sırada Samsun yol kavşağından geçiyorum.

Manzaranın güzelliği ile tek başımayım. Tek başımayım ama, yalnız değilim… Bundan daha büyük mutluluk olabilir mi?

Ayancık – Erfelek kavşağındayım. Niyetim gidip şelaleleri görmek. Sonra ise yine buraya geri dönüp Ayancık’a gitmek. Buradan şelalelere 20 km’ye yakın yolum var. Ama gideceğim, göreceğim. Çünkü bu yola çıkarken bile burası hep aklımdaydı.

Saat 12’ye çeyrek kala Erfelek ilçesine giriş yapıyorum. İlk iş olarak hemen merkeze gidiyorum ve şelaleyi soruyorum. Önümde uzanan yolu göstererek buradan gideceksin dediler. Ve 17 km yolum olduğunu da eklediler.

Oyalanmadan hemen şelaleye doğru yola çıkıyorum. Baraj’a kadar asfalt yolda geliyorum. Burada yine güzel manzaralar beni karşılıyor.

Barajdan sonra asfalt yol tamamı ile koca koca taşlarla çevrili hale dönüyor. Yüklü bisiklet ile zorla yol alıyorum. Bisikletin bir yerleri kırılacak diye çok korkuyorum. İlçe merkezinde yolun bu şekilde olduğundan hiç bahsetmemişlerdi. Yapacak birşey yok, o kadar yol geldim. Geri dönmeyi aklımdan bile geçirmiyorum ve yavaş yavaş ilerliyorum.

Bir süre daha bu yolda sarsılarak ilerlemeye çalışıyorum. Ama olacak gibi değil, mahvoldum resmen. Bir ara arkamdan gelen pikapı gördüm ve hemen durdurdum. İçinde sanıyorum çevre müdürü vardı. Beni şelaleye kadar götürmelerini rica ettim ve şoför müdüre sorarak onayı aldıktan sonra bisikletimi pikabın arkasına attık. Buradan sonra zaten çokta yol kalmamış şelaleye. Birkaç dakika sonra, saat tam 13:30’da şelaleye ulaştık ve teşekkür ederek yanlarından ayrıldım.

Daha şelaleyi görür görmez büyüledim. Acaba bunun takımı nasıl olabilir diye düşünmeye başladım bile. 🙂 Bisikletimi güvenli bir yere bıraktıktan sonra önemli eşyalarımda birlikte gidon çantamı alarak ormanın derinliklerinde kaybolmaya başladım.

Buradan sonra ise orman içinde ki fotoğraflarımla baş başasınız. Aralarda yazarak zevkinizi bölmek istemem… 🙂

Orman içinde takım şelaleleri gezdikten sonra geri dönüyorum. Son şelale’den aşağı atlayıp yüzenleri seyrediyorum bir süre. Tabi artık dayanamıyorum ve bende hemen gidip aynı yerden atlıyorum suya. Çakı gibi ve tertemiz suyun tadını çıkartıyorum. Bir daha, bir daha derken epey yüzüyorum. 🙂

Bir saate yakın vakit geçirdim burada. Henüz gidilecek çok yolum var ve hava kararmadan ulaşmak istiyorum Ayancık’a. O nedenle yüzme sefama bir son vererek yola çıkmaya hazırlanıyorum. Son olarak ise şelale hatırasına fotoğraf çekiliyorum.

Sonra vakit kaybetmeden yola dönüyorum. Bakınıyorum öncelikle çevreme, Erfelek’e dönen araç olsa hemen atlayacağım bende. Ama maalesef görünmüyor ve yola çıkıyorum. Bu berbat yolda, baraj manzarasında pedallamak zorunda kalıyorum.

Erfelek’e kadar bir araç gelmiyor ve pedallıyorum. Çok yorgun düşüyorum bu yolda, aynı zamanda çokta açım. Yemek için en uygun yer Erfelek. Biraz daha sabrediyorum ve saat 16:00’da Erfelek’e ulaşıyorum. İlk iş olarak hemen bir lokanta arıyorum. Yol kenarında güzel sulu yemekler yapan lokantaya dalıyorum. İlk söylediğim şey ise şu oluyor. – Abicim, ne yemeği olduğunun önemi yok, en ucuz ne varsa bana ondan ver, diyorum. 🙂 Adam da şaşkınlıkla yemekleri gösteriyor bana. Ardından yan masada yemek yiyen abinin dikkatini çekmiş olacak ki, yemeğini bitirdi ve yanıma geldi. Sonra lokantacıya, bana getirmesi için bir kaç yemek daha sipariş etti. 🙂 Ben de şaşkınlıkla adama bakıyorum tabi. Sonra muhabbet başladı ve Tevfik Fikret Bal ağabey ile tanıştık. Kendisi Erfelek’li ve çok iyi bir insan. Hemen projemden bahsederek bir adet broşürümden uzatıyorum kendisine. Yemek sonunda, yediklerimin parasını ise ödetmiyor bana. Tabi bu yardımsever abim ile fotoğraf çekilmeyi ihmal etmiyorum.

Çok vakit kaybettim, Tevfik ağabey ile helalleşerek ayrılıyorum. Ayancık’a 47 km yolum var ve saatim 16:30… Biraz hızlı hareket etmeliyim ki, karanlığa kalmayayım.

Hızlı olmalıyım diyorum ama olabiliyor muyum? Hayır. 🙂 Çünkü o kadar güzellikler arasındayım ki, her an durup fotoğraf çekmek istiyorum. Ya da bu güzellikler uzun uzun seyretmek istiyorum. O kadar sık ağaçlar var ki, bazı yerlerde yolu tamamen kapatıyorlar ve yola güneş girmesini engelliyorlar. Tabi saat ilerledikçe bende böyle yerlerde korkmaya başlıyorum. 🙂

Geçtiğim yolların güzelliği ve korkunçluğu…

Ağaçların içinden çıkıp tekrar orman manzaralı yolda pedal çevirmeye devam ediyorum. Mutluyum gerçekten, bu güzellikler içinde olmak beni bambaşka insan yapıyor.

Bir çeşme başı molası, su takviyesi ve dinlenme. Epeydir mola vermedim, sadece fotoğraf çekmek için durmuştum. Şimdi ise biraz soluklanıyorum.

Ayancık’a son 29 km ve saat 18:22. Gerçekten karanlığa kalmayı hiç istemiyorum ve fotoğraf çeker çekmez hemen atlıyorum bisikletime.

Saat 7 gibi Hatipköy’de mola veriyorum, birkaç kek ve meyve suyu atıştırıyorum. Kaç km.dir bir market bulamamıştım zaten. Molanın ardından tekrar yola çıkıyorum ve durmadan Ayancık girişine kadar geliyorum. Saat 8’e çeyrek var ve ben anca ulaşıyorum. Nihayet karanlığa kalmıyorum ve hemen merkeze doğru devam ediyorum.

İlk iş olarak hemen kendime kalacak bir yer bakınıyorum. Ama hem haftasonu, hemde mesai çoktan bitmiş bir saatte buradayım. O nedenle tek seçenek öğretmenevi kalıyor. Gidiyorum ve hemen boş oda olup olmadığını soruyorum. Boş oda var ama fiyat 20 küsür lira. Biraz pazarlık ile 16 YTL’ye odayı tutuyorum ve odamın hemen yan tarafına bisikletimi park ediyorum. Yoldaşım güvende, bende odama giderek hemen soyunup dökülüyorum. Bunca zamandır yoldayım ve birçok öğretmenevinde kaldım, ilk defa burada tek kişilik oda denk geldi. 🙂 O nedenle mutluluğum bir kat daha artıyor. Duşun ardından giyiniyorum ve Ayancık’ı gezmeye çıkıyorum. Ama geciktiğim için gün batımına denk geliyorum. E bu da kötü olmuyor ve süper manzarayı izliyorum.

Balık tutan insanları izliyorum biraz…

Işıkları ile Ayancık sahili…

Son fotoğrafımı ise öğretmenevine dönerken çekiyorum. Eski ve oraya yerleştirilmiş tren…

Buradan sonra internet kafeye giderek bloguma birşeyler karalıyorum ve markete gidip birkaç atıştırmalık şeyler alıyorum. Güzel bir günü güzel bir şekilde sonlandırmak için ise odama dönerek yatağıma uzanıyorum ve deliksiz bir uykuya dalıyorum.

Yol Bilgileri

Sinop’tan Erfelek’e kadar yol muhteşem. Köyler arasında ve rampası çok az olan bir yol. Erfelek’ten şelaleye gitmek tam bir işkence ama gittiğine değiyor. Bunu da belirtmek gerekir. Buradan sonra ise Ayancık’a yine ağaçlar arasında muhteşem bir yol ile ulaşılıyor. Erfelek – Ayancık arasında rampalar mevcut. Benim gittiğim güzergah ise toplamda 113 km sürüyor.

Gün Toplam Km: 113,12 | Ort. Hız: 18,3 | Max. Hız: 49,0 | Bisiklet Kullanma Süresi: 07:44:40

Tur Toplam Km: 2591,80

35.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Sinop-Erfelek-Ayancık); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Cuma, Ocak 7th, 2011 at 21:38.
Kategori: Pedalla Türkiye.

6 Yorum,

  1. MIDIK

    Eti top kek sana sponsor olsa hem acayip reklam yapardı hemde sen para kazanırdın 🙂 Bu kadar çok kek yiyen biri daha olamaz 🙂

  2. Sanırım haklısınız. 🙂 Bir daha ki projeler için başvuru yapayım en iyisi. 🙂

  3. semihoca

    o kadar yer gezdik seninle 35 gün…bu kadarı görmemiştim.tek kelime ile muhteşem manzara,şelaleler…vay be dedim.eğer suya girmeseydin seni döverdim ha…ney miş kardeşim…burası türkiye mi?dedim.paylaşım için teşekkürler…

  4. Sevgili Semih Hocam,
    Gerçekten ben çok seviyorum bu bölgeyi, manzaralar muhteşem ötesi. Bu gördüklerimizin sadece birisi, Türkiye’mizde daha nice böyle saklı cennetler var.

  5. Muhammet

    Serkan abi ;
    İnan sana ne kadar imrendiğimi anlatamam.Bu çok farklı birşey , hayallerinizi bir başkasının tam da istediğiniz gibi gerçekleştirmesini görmek çok başka birşey.Umarım başka bir zaman yakından tanışırız ve bir tur da beraber yaparız ne dersin ? 🙂

  6. Sevgili Muhammet Merhaba,
    Tabi ki neden olmasın, güzel bir tur yaparız inşallah…

Yorum Yaz “Pedalla Türkiye 35.Gün ( Sinop – Ayancık )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014