
27 Ağustos 2014
Avrupa’da ikinci güne uyanıyoruz. Üzerimizde dünkü yorgunluktan eser yok. Ayrıca hava düne göre çok daha güzel görünüyor. Şimdilik yağmur yok ama hava hafiften bulutlu. Kamp alanında marketten aldıklarımızla kahvaltımızı yapacağız. Bugünkü planımız Lindau’a kadar gitmek, bakalım başarabilecek miyiz. 🙂

Kamp alanının hemen çıkışında bisiklet yoluna girerek bugünkü turumuz başlıyor.

Bir süre anayolda pedal çevirmemize karşın çok az araçla karşılaşıyoruz. Tabii nüfus az olunca yaşam kalitesi daha yüksek diye düşünüyorum. Sessiz, sakin yollarda huzur dolu devam ediyoruz 🙂
Eski bir çiftlik evini restorana çevirmişler.

Hemen karşısındaki ev de ilginç…

Romanshorn şehrini geçtikten bir süre sonra Arbon’a ulaşıyoruz. Buraya kadar neredeyse durmadan geldik. Fotoğraf molaları dışında tabii. 🙂
Soğuk bir şeyler içmek için duruyoruz.

Aşağıdaki fotoğrafın anlamı çok büyük bizim için. 🙂 Neden mi? Sevgili Altan bizim fotoğrafımızı çekmek için yolun karşısına geçiyor. Tam fotoğrafı çekeceği sırada yoldan geçen aracın durduğunu görüyoruz. Altan’ın fotoğraf çekmesini bekliyor. Biz neye uğradığımızın şaşkınlığıyla Altan’a poz verirken, Nil hala araca bakıyor. 🙂 Bu kadar kibarlık, saygı…Yok artık! dedirtiyor 🙂

Biz içeceklerimizi yudumlarken bisikletlerimiz de yol kenarında bizleri bekliyor. Dört Dahon İsviçre sokaklarında… 🙂

Arbon şehrindeki moladan sonra bisiklet yolu tabelalarından gideceğimiz yolu buluyoruz. Bu arada, karşıdaki bisikletçilerin dikkatini çekmişiz herhalde ki bizi inceliyorlar 🙂

Arbon şehrinde, Bodensee (Konstanz Gölü) kenarından yolumuza devam ediyoruz. Yola bakar mısınız? Göl kenarı yürüyüş yolu, yanında bisiklet yolu ve burada görülmeyen biraz daha ötede, binaların arkasında kalan araç yolu…

Bisiklet dükkanı görünce hemen duruyoruz. Kapalı olduğu için vitrine bakmakla yetiniyoruz. Çok güzel bir konsept oluşturmuşlar.

Bir süre sonra şehir geride kalıyor ve tekrar doğayla buluşuyoruz. Yeşilliklerde otlayan inekler, ağaçlardan düşen elmalar ve sessizlik çok güzel. Hava biraz kapattı ama şimdilik yağmur yok.

Bisiklet yolunda ilerlerken rüyada gibiyim. Ara sıra geçen bisikletçiler dışında kimsecikler yok.

Sessizlik ve huzuru yaşıyoruz.

Bir süre dere kenarında ilerledikten sonra köprüden geçip İsviçre’ye veda ediyoruz. Bu dakikadan sonra yeni bir ülkede pedal çevireceğiz. 🙂

Üzerinden geçtiğimiz köprünün üzeri kapalı. Biraz yağmur atıştırdığından bisikletçiler burada mola vermişler. 🙂

Ve merhaba Avusturya diyoruz. Bir adım attıktan sonra Avusturya’ya resmen girmiş oluyoruz. Şehir değiştirir gibi ülke değiştirmek böyle bir şeymiş demek. Ne gümrük, ne pasaport kontrolü, ne çanta kontrolü, ne de Xray cihazı bilmem ne. Hiç bir şey yok, kapı bile yok. Artık Avusturya’dayız. İnsanoğlu kuş misali bir orada, bir burada. 🙂

Saat öğlen 14.00 civarı. Avusturya’ya girer girmez hemen bir markete girip öğle yemeği için alışveriş yapıyoruz. Ekmek, salam, peynir, içecek ve birer muz alıyoruz. Yemeğin üzerine tatlıyı unutmamak lazım. 🙂
Erzakları alıp tekrar yola koyuluyoruz. Bir süre pedalladıktan sonra uygun bir yer bulup çıkınımızı seriyoruz. Bir güzel karnımızı doyuruyoruz.

Avusturya’da bisiklet yolunda pedallamaya devam ediyoruz. Karşımıza çıkan manzara diğerlerinden çok farklı. Ne amaçla, neye istinaden yapılmış bilmiyoruz ama farklı olduğu için dikkatimizi çekiyor. 🙂 Adamlar üşenmemiş ağaçtan oyarak bu hale getirmişler. Sanata saygı. 🙂

Bir süre uzaklaştığımız gölle tekrar buluşuyoruz. Manzarasında kısa bir mola verip fotoğraf bahanesiyle dinleniyoruz.


Hava iyice kapandı, ha yağdı ha yağacak. Daha fazla oyalanmadan tekrar yola koyuluyoruz. Buralarda bisiklet yolu baya kalabalık. Sürekli karşı yönden bisikletliler geliyor. Ülkemizde bu manzarayı ne zaman görürüz bilemiyorum.

Hava hafiften çiselemeye başladı. Biraz daha yol almak niyetindeyiz. Hedefimiz olan Lindau’a da çok yolumuz var.

Bir süre daha gittikten sonra yağmur daha da hızlanmaya başlıyor. Uygun bir yer bulup yağmurun biraz dinmesini bekliyoruz. Bu süre uzayınca Fatih telefonundan kamp alanlarına bakıyor çünkü baya ıslandık. Şanslıyız ki hemen 800 metre uzağımızda bir tane kamping var. Biraz daha bekliyoruz yağmurun dinmesini ama olacak gibi değil. Hemen ilerideki kampinge pedallıyoruz.
Nil’le birlikte resepsiyona gidip çadır fiyatını soruyoruz. Burada da aynı sistem var. Çadır için ayrı, kişi için ayrı ücret istiyorlar. Ayrıca birde karavan seçeneği var. Hesabımıza göre karavan daha ekonomik olduğundan, bu yağmurda çadır kurmak zaten zor deyip, karavanda kalmayı tercih ediyoruz. Bu sırada karavancı turistler kampın cafe -restoranında oturmuş içiyorlar. Nil hemen muhabbeti kuruyor.
Karavan hazır olunca gidip yerleşiyoruz. Duş alıp temiz kıyafetlerimizi giyince kendimize geliyoruz.

Yağmurun dinmesini fırsat bilerek göl kenarına gezmeye çıkıyoruz.
Bu arada gölün temizliği göz kamaştırıcı. Cam kırıkları ve çöp yok. Hiç alışkın değiliz böyle görüntüye…

Gün batımını burada izlemek de nasip oldu.


Ağacın içinde, Nil…

Bu sevimli Kuğu bana resmen poz verdi, hiç kaçmadı 🙂

Hava daha fazla kararmadan kamp alanına dönüyoruz. Akşam yemeğinde işletmeye ait yerde pizza yiyoruz. Burada herkesin içtiği şeyi merak edip biz de tadalım diyoruz. Nil, oradakilerle sohbete devam ediyor ve elma şarabı-soda karışımı olduğunu öğreniyoruz. Burada ünlü olmalı, millet bittikçe gidiyor gidiyor yeniliyor kupasını. Altan hiç yanaşmadı bu karışıma, elma sirkesini siz için abicim ben biraya devam, dedi 🙂
İçeride oturanların yaş ortalaması 70 civarı. 🙂 En gençleri biziz. Kampın gençleri, çok büyük olan çadır alanında vakit geçiriyorlar ama biz onlara bulaşmadan karavanımıza dönüp uykuya geçiyoruz.
Tur Verileri;
Toplam Km: 61.4 km | Toplam Sürüş Süresi: 03:31:28
Max. Hız: 35.3 km/h | Ort. Hız: 17.4 km/h
Max. Sıcaklık: 31,0 c° | Ort. Sıcaklık: 23,0 c°
Toplam Yükselme: 160 m | Yakılan Kalori: 1260 cal
Kreuzlingen – Bregenz Güzergâh ve Yükselti Haritası;
Saygılarımla…

