
29 Ağustos 2014
Merhaba Arkadaşlar,
Bugün pedal basmayacağız, tüm günümüzü EuroBike fuarına ayırıyoruz.
Yüzlerce, hatta binlerce markanın sergilendiği Dünya’nın en büyük bisiklet fuarlarından birindeyiz. Her yıl Ağustos ayı sonunda Almanya’da yapılan bu fuarda olduğum için mutluyum; dünya devlerini bir arada görmek, dokunmak ve inceleme fırsatı yakaladığım için kendimi şanslı hissediyorum. Neredeyse 6 – 7 aydır hayalini kurduğumuz yere nihayet bugün kavuştuk.
İşletme kartvizitim karşılığında kişi başı 32 € giriş ücretini ödedikten sonra ilk marka Thule ile karşılaşıyoruz. Araç üstü, araç arkası vb taşıma sistemlerini üreten İsveçli süper bir marka kendisi. Standını gezerken bize kahve ve kek ikram ediyorlar. Bu sayede kahvaltımızı da yapmış oluyoruz.
Tabii ki gördüğümüz, incelediğimiz her markayı size anlatmayacağım. Sadece burada fotoğrafı olanlara değineceğim. 😉
Sırayla standları geziyoruz; bazılarında epey vakit geçirirken, bazılarını hızlı geçiyoruz. Bizi epey oyalayan bir diğer marka Ridley oluyor. Yarışları takip ediyorsanız bu markayı mutlaka bilirsiniz. Tour Of Turkey’de de epey adından söz edilen André Greipel bu marka bisiklet ile yarışıyor. Hatta yarıştığı bisiklet de burada sergileniyor. Kaliteli ve sıradışı tasarımları ile göz dolduruyor.

Corima standında ise Vincenzo Nibali‘nin Fransa bisiklet turunda yarıştığı bisikleti inceliyoruz.

Türkiye’de olmayan Asama‘nın bisikletleri de çok güzel görünüyor.

GT‘leri görüyoruz.

Cannondale standı da baya oyalanıyoruz. Bisikletleri inceleyip, yeni teknolojileri bisikletler üzerinde görüyoruz.

Yol bisikletlerinde henüz yaygın olmayan ve yarışa girmesi yasak olan hidrolik fren sistemi çok hoş görünüyor. Umarım yakın zamanda izin çıkar ve hidrolik frenli yol bisikletlerini yarışta kullanabilirler.

Yine kaliteli bir marka Taya Zincirleri standından geçiyoruz.

Vazgeçilmez ve bir klasik olan Brooks ürünleri göz kamaştırıyor.

Km Saatleri ve Nabız saatleri konusunda uzman marka olan Sigma‘yı da yerinde ziyaret ediyoruz.

Üst düzey fren üreticisi TRP çeşitli ve kaliteli frenleriyle 2015 yılına hazır görünüyor.

Tektro fren sistemleri de aynı çizgisini korumaya devam ediyor.

Yine bir göz nurumuzla birlikteyiz. Dahon da 2015 yılı için çok çalışan markalardan biri. Çeşit çeşit katlanabilir bisikletlerin yanında çeşitli aksesuarları eşlik ediyor.


İtalyan Bianchi‘yi Türkiye’dekinden çok farklı olarak gerçek kalitesiyle görüyoruz.

Tour de France’da yarışan Belkin takımının bisikletleri olduğu gibi tozu ve çamuruyla sergileniyor…

Aksesuar konusunda geniş ürün yelpazesine sahip XLC sıradaki ziyaret noktamız.

2015 model Scott bisikletler, özellikle Contessa serisiyle dikkat çekici.

Türkiye’de Aslı Bisiklet’in ithal ettiği Tayvan markası olan Merida çeşit çeşit dağ bisikletleri, yol bisikleti ve şehir bisikletleriyle fuarda büyük bir alana sahip.

Kaliteli bir jant üreticisi olan Fulcrum‘u görmeden, hatta bir de hatıra fotoğrafı çekilmeden geçmeyelim dedik. 🙂

Sram grubunun üst seviye yol bisikletleri için ürettiği ZIPP marka gidon ve boğazları görünce ağzımız açık kalıyor. 🙂

Dünya turcularının vazgeçilmez tercihi Tubus bagajları standı da uzun vakit geçirdiğimiz yerlerden.

Safkan İtalyan markası olan De Rosa‘nın TT ve yol bisikletlerinin hepsi birbirinden güzel ve etkileyici.

Tour of Turkey’de sıklıkla karşılaştığımız turuncu renkli İtalyan marka Guerciotti standındayız…

Cipollini‘ye gelince gözümüz iyice dönüyor. 🙂 Birisini alıp hemen yola düşesimiz geliyor ama olduğu yerde bırakıp gidiyoruz. 🙂

Altan şaheserlerin yanından ayrılamıyor. 🙂

Yol bisiklet kompenantı üreticisi olan Campagnolo standında 11’li sistemi test etme şansımız oluyor. Super Record 11 serisinin geçişleri süper görünüyor.

İşte 2014 Giro d’İtalia turunun birincisi Nairo Quintana‘nın kullandığı meşhur pembe Canyon bisiklet, Campagnolo standında sergileniyor.

Etkilendiğim bir marka Time‘ın stand giydirmesi muhteşem olmuş. İnsan kendini yollarda hissediyor. 🙂

Yine bir İtalyan, Wilier‘deyiz. 🙂 Birbirinden güzel makineler içinde kayboluyoruz.

Kompenant konusunda dünya devi olan Shimano ürün yelpazesini giderek genişletiyor. Giyim ve aksesuar dışında son olarak aksiyon kamerası da üretmiş…

Almanya’da ki fuarda Alman markalarının yeri çok ayrı. Onlar için ayrı bir hall düzenlenmiş desek yeridir. Bunlardan birisi Ghost tabii ki.

Amerikalı bisiklet üreticilerine geldik. Salsa hem tur bisikleti, hem yol bisikleti, hemde kar, plaj bisikleti üreticilerinden.


İşte markamız SURLY‘e geldi sıra. Amerika doğumlu bir diğer marka bu. Özellikle tur bisikleti ve fat bike denince akla gelen isim. Dünyanın en zorlu yollarında bile sorunsuz gezmenize olanak sağlıyor ve Cromoly çelikten ürettiği kadrolar çok sağlam oluyor.




Trainer, Roller üreticileri de bir kısımda toplanmış.

Look markasının kendine özgü bisikletleri görülmeye değer.

Kask markası olan Giro standında çeşitli modellerdeki kaskları test ediyoruz.


Anahtar takımı denince direkt onun adı geliyor akla. Park Tool, kaliteli ve sağlam ürünleriyle burada.

Colnago standında özel üretim olan Colnago Ferrari modelleri, gerçek bir Ferrari’yle birlikte sergilenmiş.

İspanyol markası Orbea‘nın 11 vitesli full süspansiyon dağ bisikleti…

Ordu için özel üretilmiş olsa gerek. Tam bir TT… 🙂


Ve bir İtalyan daha. Kendine has çizgileriyle PINARELLO…

Almanya’da pedalladığımız süre zarfında en çok karşılaştığımız marka olan Bergamont‘un burada da birçok modeli sergilenmiş.

2015 yılında Giant, tasarım ve çizgisini değiştirmiş görünüyor.

İsviçre markası olan BMC tamamen özel üretim bir bisiklet sergilemiş. Tamamen elektronik görünüyor, dokunmak bile yasak olduğu için hakkında çok bilgi sahibi olamıyoruz.

Yol bisikleti İtalyanların işi olduğundan yine bir İtalyan markası çıkıyor karşımıza: Kuota…

Bir zamanlar Türkiye’de de gördüğümüz Marin‘leri görünce heyecanlanıyorum. Çok güzel modelleri var, keşke tekrar gelseler. 🙂

Alman üretimi dünyanın yine en iyi elcik üreticisi olan Ergon standını da gezmeden geçmiyoruz.

Bisiklet ayakkabısı denince akla gelen en önemli isimlerden birisi de Sidi‘dir muhakkak. Sürekli yarış tarzı ayakkabılarının yanında artık şehir içi ayakkabıları da üretiyor.

Fuar boyunca yüzlerce markalardan sadece bir kısmını sizlerle buluşturabildim. O kadar çok marka var ki benim bile aklım karıştı. Arkadaşlarım bir kısımdan sonra dışarıya çıkıp çay kahve içmeye ayrıldılar. Ben sabırla gezmeye devam ettim tabii. Saat geç olunca artık fuar alanından ayrılmak istiyoruz.
Bu arada öğle saatlerinde aramıza Gökhan (Çeterez) arkadaşımız da katıldı. Akşam yemeği için onunla birlikte şehir merkezine ineceğiz. Daha önce gittiği, çok lezzetli bir Türk lokantasından bahsetmişti. Sağ olsun bizi araçla oraya götürüyor. Yemeğimizi yedikten sonra kısa bir yürüyüş yapıyoruz. Friedrichshafen şehir merkezinde gezerken aşağıda gördüğünüz tabela dikkatimizi çekiyor. 🙂 En küçük bedenden sınırsız büyüklükte ürün bulunacağından bahsediyor. Fotoğrafta belli değil ama sergilenen pantolona iki tane 150kg lık adam girer, yani ben o boyda bir pantolonu ilk kez görüyorum. 🙂

Yemekten sonra bir kafede oturup birşeyler içip muhabbet ediyoruz. Ardından bu akşam fuar alanında yapılacak olan partiye katılmak için tekrar fuara gidiyoruz. Bayan bir şarkıcının konserini ardından bir adamın konserini ayakta tempo tutarak izliyoruz. Almanların mı desek, Avrupalının mı bilemedim ama eğlence kültürü çok farklı. 🙂 Oynarken, zıplarken bir başlıyorlar birbirlerinin üzerine düşmeye, ortalık bir anda karışıyor; ama hiç kavga etmiyorlar, vay efendim yere yığıldım oram buram acıdı demiyorlar. Bu belli aralıklarla tekrar ediyor. Sonuç olarak herkes mutlu. 🙂 Biz sadece izliyoruz onları; yerlere düşmeye gerek yok artık 🙂

Vakit geç olunca partiden ayrılıp kamp alanına geçiyoruz. Yarın tekrar yollarda olacağımızdan, uyuyup erken kalkalım diyoruz. Yeni rotalar bizi bekler… 😉
Sevgilerimle…

Nil Hanım, izlenimlerini aktardığın için teşekkürler. Güzel bir gezi olmuş, iyi ki ben yokmuşum öyle bir fuarda iki gün oyalanırdım herhalde. 🙂
Komserim, Serkan’ın izlenimleri bunlar, ben sadece paylaştım 😉