20 Temmuz 2011

Turumun son gününe Çaycuma otogarında uyanıyorum. O kadar tur yapmama karşın daha önce bu deneyimi yaşamamıştım. Benim için çok güzel oldu bu. 🙂 Otogarda sabahlamak çok keyifliydi, benim için tabi. 🙂

Bugün planım çok kısa olacak, Zonguldak’a gideceğim ve turuma son verip otobüs ile Ankara’ya geçeceğim. Sonrasında ise 4 arkadaş başka bir tur için kendimizi hazırlayacağız. 😉

Çaycuma otogarının hemen karşısında bulunan petrol istasyonunda kahvaltımı yine kek ve meyve suyu ile geçiştiriyorum. Saat 6:30 gibi yola çıkıyorum ve düz yolda Çaycuma’yı geride bırakıyorum.

Gün doğarken yolda olmayı çok seviyorum, en huzurlu saat… Çaycuma’ya son kez el sallıyorum ve hedefim olan Zonguldak’a bir adım daha yaklaşıyorum.

Çaycuma’yı çıktıktan sonra Zonguldak’a 44 km yolum olduğunu görüyorum. Çok hafif, hatta hissedilmeyecek derecede tırmanma olsa da çok güzel akıyor yol. O nedenle keyifle pedal çeviriyorum.

Sabah saatlerinde hava biraz serin burada. O nedenle de sorunsuzca ilerliyorum. Bir süre seyrettikten sonra Ankara – Zonguldak kavşağına ulaşıyorum. Tabi ki benim yolum belli, sağdan sağdan yavaşça ilişiyorum yola. Bekle beni Zonguldak ben geliyorum…

Köprü üzerinden geçerken durup birkaç fotoğraf çekiyorum. Çevreyi ve yoldaşımı tabi…

Fotoğraf molasının ardından tekrar yoluma dönüyorum ve güzel manzaralar eşliğinde pedallıyorum. Batı karadenizin yeşillikleri arasında oksijen delisi olmak çok normal. Fazla oksijen başınızı bile döndürebilir.

Birkaç köy geçiyorum yolum üzerinde, ama hepsinden de transit geçiyorum. Zonguldak’ı çok merak ettiğim için bir an önce ulaşmak istiyorum.

30 km yolum kalmış gördüğünüz gibi…

Bu arada gökyüzünde ay dikkatimi çekiyor. Sanırım uyuyakalmış ki, gündüzde ortalıklarda geziniyor. 🙂 Bu güzel manzaradan sonra tekrar yola dönüyorum.

Beycuma Belediyesine ayrılan yolu da geride bıraktıktan sonra yavaş yavaş tırmanış başlıyor. Bende kendi tempomda aynı yavaşlıkta çıkıyorum. Acelem yok, ama Zonguldak’ı görme merakım var. 🙂

Tek başıma yine kendimi çektiğim bir kare. Rampa çıkarken özellikle türkü dinlemek çok hoşuma gidiyor. Sevdiğim türküler ile kmlerce rampayı çıkabilirim. O derece, anlayın yani. Ha tabi sonunda iniş varsa, onu da ekleyeyim. 🙂

Bu gazla rampayı bir çırpıda bitiriyorum. Hatta bitirdiğimin farkına bile çok geç varıyorum. İnişe geçmişim bile. 🙂 Buradan sonra Zonguldak’a kadar yol dere akışına gidiyor. BU güzel yolda ilk olarak karşıma 568 metre uzunluğunda ki Sapça Tüneli çıkıyor. Şanslıyım ki tünel içerisinde ışıklandırmalar var. Yoksa geçmek epey sıkıntılı olabilirdi. Çünkü yol bir geliş ve gidiş, karşıdan gelen araçların farları rahatsız edebiliyor.

İlk tüneli çıktıktan sonra karşıma çıkan manzara beni biraz üzüyor. Yol genişletme çabaları ile bu güzelim yeşil coğrafyayı delip deşiyorlar. Yazık günah, keşke farklı bir alternatifi olsa.

Bir süre bu sıkıntılı manzarada gidiyorum ve bu defa ikinci tünel çıkıyor karşıma. Bu 180 metre uzunluğunda Gökgöl Tüneli. Sapça Tüneline göre çok daha kısa, o nedenle bir çırpıda geçiyorum karşıya. Hiç araba bile denk gelmiyor.

Tünelin hemen çıkışında sağ kolum üzerinde Gökgöl Mağaraları karşılıyor beni. Ama saat erken olduğu için henüz ziyarete açılmamış. O nedenle girip göremiyorum, devam ediyorum yoluma.

Evettt, turumun final şehri Zonguldak’tayım. Ankara’dan bu yana çizmiş olduğum karmaşık rota ile 7 günde ulaşıyorum Zonguldak’a. Mutluyum, mesudum… Gülüşümden de belli değil mi?

Burada çeşitli şekillerde çektiğim fotoğraflardan sonra merkeze doğru devam ediyorum yoluma. Çok dar yollar ile merkeze ilerliyorum. Buraları nasıl genişletecekler acaba diye merak etmiyor değilim.

Zonguldak, diğer Batı Karadeniz şehirleri gibi yemyeşil. Çok hoşuma gidiyor bu manzara benim, o nedenle sık sık durarak fotoğraflıyorum.

Merkezde bulunan Maden İşçilerinin heykelinde yoldaşım ile birlikte fotoğraf çekiyorum. Burası “Kömür Madeninin” en çok bulunduğu şehir olarak yıllarca okullarda öğretilmişti. Oradayım artık, hemde tam merkezinde.

Şehirden bir kaç fotoğraf sizlere…

Maden işçileri ve maden heykeli…

Biraz merkezde dolaştıktan sonra Ankara’ya geriye dönmek için otogarı soruyorum. Ereğli çıkışında olduğu için tabelaları takip ederek otogara ulaşmayı umuyorum.

Tabi bu benim için çok zor olmuyor ve otogarı buluyorum hemen. Ankara’ya dönüş biletimi alıyorum ve otobüsümün hareket saatini beklerken de sahile doğru gidip fotoğraf çekiyorum.

Birkaç saatlik bekleyişten sonra otogara dönüp otobüsümü bekliyorum. Eski otogarın hemen yanına yapılmış ama hizmete açılmamış Zonguldak 100.yıl terminalinin inşaatı son fotoğraf karem oluyor.

Gelen otobüsüme sorunsuzca bisikletimi yüklüyorum ve Zonguldak’a veda ederek ayrılıyorum. Ama fırsatını bulursam buraya tekrar gelirim, beğendiğim şehirlerden bir tanesi burası.

Gün Toplam Km: 48,43 | Ort. Hız: 18,2 | Max. Hız: 50,2 | Bisiklet Kullanma Süresi: 02:39:20

Tur Toplam Km: 638,70

7.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Çaycuma – Zonguldak); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgilerimle…

onceki-gun

This entry was posted on Salı, Aralık 20th, 2011 at 19:49.
Kategori: Türkiye'den.

Bir Yorum,

  1. Yavuz KIROĞLU

    Ayaklarına sağlık kardeşim.. takip ederken keyif aldım,

Yorum Yaz “Ankara – Zonguldak Bisiklet Turu 7.Gün ( Çaycuma – Zonguldak )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014