12 Mart 2009

Üşüyerek geçirdiğimiz gecenin ardından nihayet sabah oluyor. Donuyoruz? Hava “0” (sıfır) derece dolaylarında. Çadırdan başımı çıkartıp dışarıya bakıyorum. Arabaların camları buz ile kaplı. Ardından üşüye üşüye toplanmaya çalışıyoruz. Oktay Abinin de benden farkı yok. Titriyoruz neredeyse. Toparlandıktan sonra kahvaltıyı Yatağan?da yapmak için hareket ediyoruz. Hava 3 derece, ellerimde uzun ve kışlık eldiven olmasına karşın hissetmiyorum.

Yatağan?a ulaşıyoruz ve sıcak simit alıyoruz, ardından yine sıcak çay ile içimizi ısıtmaya çalışıyoruz.

Güneş yüzünü göstermeye başladı. Kahvaltının ardından Milas?a doğru devam ediyoruz. Termik Santralinin yanından zehir soluyarak geçiyoruz.

Aynı zamanda rampalar başlıyor. Birkaç saat önce soğuktan donan bizler, şimdi ise terliyoruz. Eğim dik ve uzun bir rampa. Yavaş yavaş rampayı çıkıyoruz.

Stratonikeia antik şehrini gezme şansımız olmuyor ama birkaç kalıntısını görerek yolumuza devam ediyoruz.

Yol üstü bir köyde maden suyu molası veriyoruz.

Rampanın yerini şimdi ise düz yol aldı. Ortalama bir hızla ilerliyoruz. Milas’a 25 km yolumuz kalmış…

Sabah aldığımız simitlerden artanları ise yol üstü bir lokantada zeytin ile yemek istiyoruz. Bölgeye has zeytinlerden söylüyoruz bir kâse. Lezzetini unutamadığımız zeytinler hala gözümün önünde. Yemeden önce yapmış olduğumuz pazarlık, bizim bisikletle Çanakkale?ye gittiğimiz gören bir vatandaş tarafından karşılanıyor.

Orman içinde keyifle ilerlemeye devam ediyoruz.

Tur arkadaşım sevgili abim Oktay Tiryakioğlu,

En sevdiğimiz tabelalardan birisi çıkıyor karşımıza. 7 km iniş olduğunu gösteriyor…

Ufukta yamaçta Milas?ı görüyoruz. 7 km?lik bir inişle Milas?a ineceğiz. Yerel seçim dönemine denk geldiğimiz için karşı yönden yaklaşık 500 araçlık konvoy geliyor. Rampa aşağı inerken önümüzdeki kamyonları bile geçmekte güçlük çekiyoruz.

Bisikletlerimiz bu güzel manzaraya karşı…

Milas’a varıyoruz…

Bodrum kavşağından Milas merkeze doğru döndükten sonra müthiş rüzgâr ile karşılaşıyoruz. Ama bu defa arkamızdan esiyor. Pedal çevirmeden 35-40 ortalama ile ilerliyoruz. Milas merkeze varıyoruz ve hemen bir markete girerek içecek bir şeyler alıyoruz. Saat henüz 12 civarlarında. Vakit kaybetmeden yolumuza devam etmek istiyoruz.

Bafa gölü yönüne doğru pedallıyoruz. Rampalar yine bizi zorluyor.

Çok geçmeden yağmur hafif hafif yağmaya başlıyor. Hemen önlemlerimizi alıyoruz.

Yolda giderken bir tabela dikkatimizi çekiyor ve hemen giriyoruz içeri. Euromos Antik şehrini kısaca ziyaret ediyoruz.

Etrafı papatyalar ile çevrili yolda Selimiye?ye ulaşıyoruz. Öğle yemeği seçeneğimizi pideden yana kullanıyoruz. Ayranlarımız ile indiriyoruz mideye. Yağmur sinsi sinsi yağıyor.

Bizde yağmura yakalanmamak için fazla vakit kaybetmiyoruz. Nerede kalacağımız dahi bilmeden yol alıyoruz. Bafa?ya varıyoruz. Belediye?ye giderek yer talebinde bulunmak istiyoruz ama seçim koşuşturmacasından hiç kimseye ulaşamıyoruz. Jandarma?ya gidiyoruz bu defa, bize gösterilen yer 15 km ilerideki Bafa gölü oluyor. Şiddetli yağmurun geçmesini Jandarmalar ile çay içerek bekliyoruz. Ama geçecek gibi görünmüyor. Tekrar donanımları giyinerek basıyoruz pedallara. Çok geçmeden sucuk gibi ıslanıyoruz. İnişli çıkışlı yollarda nihayet varıyoruz Bafa Gölü?ne. Biz sucuk gibi olduktan sonra yağmur şiddetini azalttı. İşletme sahibi ile kalacak yer için konuşuyoruz ve bize eskiden ahır niyetine kullandıkları yeri gösteriyor. Bizde teşekkür ederek şu ağaçların altına çadır kurarız diyoruz.

Bisikletlerimiz ıslanmasın diye uygun bir yere koyuyoruz ardından. Üzerimizi değişip kuru bir şeyler giyindikten sonra çevreyi fotoğraflıyoruz.

Karnımızın acıktığını hissettiğimiz anda tekrar işletmeci ile muhatap olarak pazarlığa tutuşuyoruz. Menü ise kiremitte menemen ve bol soğanlı salata?

Gece yatarken neredeyse geri çıkacaktı soğanlar. Hayatımda yediğim bütün soğanı orada bir akşamda yedim sanki. Yemeğin ardından biraz muhabbet ediyoruz Oktay Abi ile. Yarın aramıza Orhan katılacak Söke?den onu alacağız. Çadırlarımıza doğru yöneliyoruz. Gece saat 12 dolaylarında şimşekler tekrar çakmaya başlıyor. Yan çadırdan bir ses;

-Serkan benim çadır su geçiriyor. J

-Abi ayak kokusundan bayılmazsan buyur gel burada ikimize de yer var.

Ne var ne yok toplayıp bir poşete koyduktan sonra Oktay Abi benim çadıra geliyor. Çakan şimşekler altında uyumaya çalışıyoruz, bir yandan da benim midemde çakıyor şimşekler. Soğan alt üst etti midemi. J Bir daha mı töbe?

Gün Toplam: 89.47 KmOrt.Hız:16.9Max.Hız:61.3Bisiklet Kullanımı: 05:16:33

2.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Bayır-Bafa Gölü); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Cuma, Ağustos 7th, 2009 at 16:49.
Kategori: Türkiye'den.

2 Yorum,

  1. cihan aksoy

    Harikasınız arkadaşlar ,Çanakkale’de ben heyecan açinde sizleri bekliyor ve sık sık telefon ile konuşuyoruz o günlerde.

  2. oktay tiryakioğlu

    off offf , yine zeytinleri koymuşsun be kardeşim.. hala tadını unutamıyorum…yok böyle bi zeytin… sırf o zeytin için o yoldan geçiçem bi gün….

    bir gün.. o zeytinlerin hepsi benim olacak…. mu hahahaha 😀

Yorum Yaz “Çanakkale Geçilmez Bisiklet Turu 2.Gün (Bayır-Bafa Gölü)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014