05 Ekim 2010

Evde olduğumuz için biraz daha önce uyanıyoruz ve hazırlanıp kamp alanına gidiyoruz. Yoldaşım Kevser çoktan toplamış çadırını. Bende yardım için acele ediyordum, ama o bizden de hızlı çıkmış. 🙂 Bende bisikletimi ve çantalarımı hazırlıyorum. Hurçlarımızı aracın olacağı uygun bir yere koyduktan sonra kahvaltı için Nadir’in yerine gidiyoruz. Kahvaltı masamızdan bir görüntü…

Güzel kahvaltımızın ardından çevrede fotoğraf çekmeye başlıyorum. İlk objektifime takılanlar ise İlker ve Kevser oluyor…

Bir grup arkadaşımızın masası… Hepsine sevgiler…

Azmakta yüzen sakar meke ve saz tavuklarını izliyoruz bir süre. Saz tavuğunu fotoğraflamayı başarıyorum, her ne kadar uzak olsa da idare eder. 🙂

Kahvaltımızın ardından hareket için PTT’nin önüne gidiyoruz. Orada hep birlikte toplanıyoruz ve harekete hazırız…

Tüm katılımcı arkadaşlarımız toplandıktan sonra pedallamaya başlıyoruz. Maden İskelesi ve Çınar plajından geçiyoruz. Kırmızı kırmızı pedal çeviriyoruz.

Herkes mutlu mutlu pedalını çeviriyor bu güzel manzara karşısında. Bir yanım masmavi deniz, bir yanım yemyeşil ormanlar…

Bu eşsiz manzaraya bir göz atmak gerek diye düşünüyorum. 🙂 Buyrun bakalım…

Sevgili arkadaşım Berivan’ı da bu manzarada çekiyorum. Tabi ki yoldaşım ile. 🙂

Şu yol manzarası ne kadarda güzel… Burada pedal çevirmek çok ama çok eğlenceli…

Turnalı Köyüne ulaşıyoruz ve ilk molamızı burada veriyoruz. Yine makinem elimde fotoğraf peşindeyim. 🙂

Bu yılın “Çürük Üzüm Güzeli” yarışmamızın birincisi karşınızda. 🙂 Ankara’dan Kevserseri… 🙂

Bir başka masadayım bu defa. Sevgili büyüğüm Ahmet Mumcu, dostum Feyyaz, Komiteden Dilek Hanım ve Ankara temsilcimiz Funda ile güzel bir fotoğraf…

Oturduğumuz yerden deniz ve yol manzarası…

Bütün maden suyu ve gazozları ben içmişim gibi poz veriyorum. 🙂 Tabi ki arkamda olanlardan habersiz. 🙂 Kim kaç kulak acaba? 🙂

Serkan ve Mesut’un Kevser’i taşıma çabaları… Boşa tabi 🙂 Yüzlerden belli değil mi?

Bursa’dan sevgili Cihat… 🙂 Çekildiğinden habersiz sanırım. 🙂

Sevgili Mustafa Dorsay…

Ankara’dan Meral kardeşler… 🙂

Gökhan, Berivan, Mesut….

Molanın ardından tekrar yoldayız. Deniz manzaralı yolumuzda eğlenceli bir şekilde pedallıyoruz.

Orman içinde oksijen delisi oluyoruz pedallarken. Ne kadar da güzel değil mi?

Yeşillikler, el değmemiş doğa…

Bu defa Mesut kardeşim karşınızda… 😉

Hafif bir rampa tırmanıyoruz ve herkes zorda, ama mutlu.. 🙂

Tırmanışa devam… 🙂

%10 eğimlik rampayı bitiren mutlu yüzler…

Yan profilden sevgili Tuğrul Abi… 🙂

Ha gayret, bitti rampa…

Her çıkışın mutlak ki bir inişi var. 🙂

Murat Abi ve Kaan Abi pedal başında. 🙂

Bize Akyaka’dan Bodrum’a kadar eşlik eden ve sürekli su takviyesi yapan Seda Bisiklete sonsuz teşekkürler.

İniş ve ardından hemen çıkış. O nedenle hızlanıyoruz…

Ve nihayet Akbük Koyuna ulaşıyoruz. Burada ilk işimiz bisikletlerimizi bir kenara fırlatıp denize atlamak oluyor. Girmeyi pek istemesem de sonrasında girmeye karar veriyorum tabi ki. 🙂

Karşıda arkadaşların denizde yaptıkları Kuğu Gölü Balesinin sesleri geliyor. 🙂 Dayanamayıp o tarafa gidiyorum. 🙂

Akbük’ün tertemiz denizi ve muhteşem manzarası…

Gittiğimde karşıma çıkan bu manzarada arkadaşlara eşlik etmeden duramıyorum. Nar, üzüm, karpuz. 🙂

Denize girenler ve sonrasında güneşlenen arkadaşlar…

Deniz sefası yapan Sunay Ailesi ve Berivan. 🙂

Funda’nın güzel pozu…

Kaan Abinin frikiğini son anda yakalıyorum. 🙂

Deniz keyfinin ardından molamız sona eriyor. Tekrar düşüyoruz yollara. Akbük Koyuna indiğimiz rampayı bu defa çıkıyoruz. Molanın ardından da hiç çekilmiyor. 🙂

Denizi Ören’e kadar geride bırakarak orman içinde pedallarımız dönüyor.

Rampanın üzerinden biraz önce denize girdiğimiz Akbük Koyunun manzarası…

Rampa sırasında moladayız… Can Abimin susuzluğu…

Akbük Koyu manzarasında dostlarla… Manzarayı kapatmışız tabi 🙂

Molayı fazla uzatıp soğumamak gerek. Tekrar yola koyuluyoruz. Dik çıkışlar devam ediyor. 🙂

Kayhan abi ile Ahmet Abim rampadalar…

Yükseldikçe ardımızda kalan manzaranın da güzelliği belli oluyor.

Az kaldı sıkın dişinizi. 🙂

Kultak Köyüne çok az bir rampamız kaldı. Ver gazı… 🙂

Bu güzel çıkışın sonunda Kultak Köyün varıyoruz. Kumanyalarımızı alarak bir köşeye çekiliyoruz. Karnımızı doyuruyoruz ve tabi ki muhabbet ediyoruz.

Paylaşımcı ruhumuz… 🙂

Sevgili Murat Gülersoy…

Murat  Abi beni çekerken bende onu çekiyorum tabi ki 🙂

Kuş bakışı Elena ve Enes.. 🙂

Sevgili Coşkun Abim…

Elmayı ısıran Murat Gülersoy… 🙂

Gazoz içen Zerrin… 🙂

Kultak Köyü molasının ardından yola çıkıyoruz. Birazcık daha rampa tırmandıktan sonra inişe geçiyoruz. Mıcırlı yolda dikkatle ve yavaş yavaş iniyoruz. Tabi bu arada hiç fotoğraf çekmemişim. Ta ki Ören girişine kadar.

Ören’de İlker’i mavi kapı ve pencere ile çekiyorum.

Kamp alanına gitmek için arkadaşlarımızın toplanmasını bekliyoruz.

Yoldaşım ile beklemeye devam 🙂

Bu da diğer yoldaşım Kevser 🙂

Gökhan’dan bir bakış 🙂

Kevser, Kutsal damacana ile su dağıtımı işine soyunuyor. 🙂

Tüm grup toplandıktan sonra kamp alanına gidiyoruz. Kampımızı atıyoruz çarçabuk. Ardından İlker’in tuttuğu otel odasına giderek duşumuzu alıyoruz. 🙂 Bu çok iyi oluyor. Yoksa bu saatten sonra üşümek hiç iyi olmayacaktı.

Tertemiz yıkanıp, paklandıktan sonra mutlu mutlu çevreyi dolaşıyorum. Elimde makine ile fotoğraf çekmeye devam. 🙂 İlk objektifime takılanlar ise Bursa ve Eskişehir ekibinin ortak pozu oluyor.

Sonrasında ise dostlar ile çekime devam. Yol arkadaşım, dostum, kardeşim Feyyaz… 😉

Sevgili Kaan Abi denizden çıkmış dolaşırken. 😉

Şahsen tanışmaktan büyük mutluluk duyduğum Hakan Abim. 🙂 İyi ki varsın Abicim…

Coşkun Abim ise çadırı başında uzanmış dinleniyor…

İsmini hatırlayamadığım için affına sığınarak sevgilerimi sunuyorum ey dost…

Ankara’dan sevgili Burak. 😉

Sevgili Doğa ve babası. 😉

Üstad Mumcu…

Diğer bir üstad İbrahim Abim,

Destekçimiz Kutay Otomotiv… 🙂

Sevgili Deha…

🙂 Gülücük meleği Senem… 🙂

Değerli bir abimiz daha, Olcay Ormankıran 😉

Ve bendeniz.. Serkan 🙂

Deniz sonrası duş zamanında Gökhan…

Enes bu defa yalnız. 🙂

Bu da Emre kardeşimiz.. Namı diğer PO. 🙂

Bugüne ait son fotoğrafımız ise kankam Kevser’den olsun. 🙂

Bugün o kadar güzeldi ki, nereden başlasam bilmiyorum. Yemekten sonra karnı doymayan Kevser’in peşine takılarak çorbacı arıyoruz Ören’de. Önce alışveriş merkezine girerek abur cubur ve puding felan alıyoruz. Sonrasında ise lokantada yemek yiyen Bursa ekibi ile karşılaşıyoruz. Aç olan Kevser bunu iyi bir fırsat bilerek oturuyor masaya. 🙂 Çorba kalmayınca pide söylemek zorunda kalıyor ve onu yemeye başlıyoruz.

Sonrasında ise bütün arkadaşlar ile plajda toplanıyoruz. Çay eşliğinde muhabbete katılıyoruz. Sonra müzik sesi gelen yere giderek bizde Murat Gülersoy’u dinleyen ekibe katılıyoruz. 🙂 Bu geceyi buradan sonra çadıra giderek sonlandırma niyetindeyiz.

Tabi çadırı öyle bir yere kurmuşuz ki, horlamalardan uzak olacağız diye lambanın altına kurmuşuz. Çadırın için epey aydınlık. Biraz dedikodu yapıyoruz Kevsercan ile ama yok uyku gelmiyor. Saat 3’e geldiğinde hala çenemiz konuşuyordu. Sonrasını hatırlamıyorum tabi. 🙂 Sızmış kalmışız…

Sevgiler…

This entry was posted on Perşembe, Ekim 14th, 2010 at 20:55.
Kategori: Türkiye'den.

5 Yorum,

  1. Hakan Kayışlıgil

    Serkan’cığım güzel resimler ve içten anlatımın turu tekrar yaşattı.
    Teşekkür ederim kocaman yürekli kardeşim 🙂

  2. semihoca

    gitmiş gibi oluyoruz.bende gittim ,gezdim yani…ayaklarına sağlık…

  3. Oktay Tiryakioğlu

    Özlenen dostlar, özlenen yollar, özlenen ÖZGÜRLÜK….
    Fotoğralar, muhteşem..
    Az kaldı…. Sanırım….

  4. Duyulan özlemin ne kadar büyük olduğunu sanırım anlayabiliyorum Oktay Abicim.
    Az kaldı az….

  5. H.Can DEMİREL

    Sevgili kardeşim yalın anlatımın ve paylaşımın için çok teşekkürler. Sayende tekrar pedallama şansı buldum.

    Oktay, senden haber almak çok güzel, her şey gönlünce olsun.

Yorum Yaz “Gökova Pedallarımın Altında ? 4 (2.Gün Akyaka – Ören )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014