Gördes, Akhisar, Saruhanlı, Manisa Bisiklet Turu

29 Temmuz 2018

Merhaba Arkadaşlar,

Yine farklı bir rota ile karşınızdayım. Türkiye’de gitmediğim, görmediğim yerlerde pedal çevirmek gibi bir hedefim olduğu için o doğrultuda planlayıp turlarımı gerçekleştiriyorum.

Bu hafta ki rotam kısaca şöyle; Gördes’ten yola çıkıp ilk olarak Akhisar’a oradan da Saruhanlı’ya ulaşıp, son olarakta Manisa’ya gelmek. Bu tur tamamlandığında Manisa’nın görmediğim Gördes ve Saruhanlı ilçesinde de pedal çevirmiş olacağım..

Muğla’da yaşadığım için Gördes’e ulaşmam hiçte kolay olmuyor. Öncelikle Muğla’dan İzmir’e, İzmir’den Akhisar’a ve Akhisar’dan da Gördes’e gitmem gerekiyor. Muğla’dan Gördes’e gidebileceğim direkt bir taşıt yok. Üç farklı taşıt değiştirerek ulaşmam dışında başka seçeneğim de yok.

Muğla’dan gece 02.15 otobüsü ile İzmir’e hareket ediyorum. İzmir’de bir saat kadar bekledikten sonra 06.00 otobüsü ile Akhisar’a geçiyorum. Buraya ulaştıktan 45 dakika sonra ise 08.00’de Akhisar’dan Gördes’e gidecek minibüse biniyorum. Saat 08.50 gibi ancak Gördes’e ulaşıyorum. Sonuç olarak 7 saatte Muğla’dan Gördes’e ancak ulaşabildim. 😊 Ve neredeyse tüm gece uykusuz geçti. Turum umarım güzel geçer.

Gördes’e gidecek minibüse binip yola koyulduktan sonra şoför arkadaş ile epey muhabbet ediyoruz. Turum hakkında konuşuyoruz ve bana imrenerek bakıyor. Kendisinin de doğa hayranı olduğunu ve fırsat bulsa aynı şekilde yapacağından bahsediyor. Gördes’te kahvaltı yapmadan seni göndermem diyor bana. Bende oldukça geç kaldığımı ama bir bardak çayını içeceğimi söyleyerek kahvaltı teklifini geri çeviriyorum.

Saat 09.00’da nihayet özlemle beklediğim tura başlayabiliyorum.

Otogardan çıkıp ilçe merkezinden geçerek Akhisar’a doğru pedal çeviriyorum.

Gördes çıkışında önümde uzanan rampaya karşı giderek yaklaşıyorum ve çok geçmeden içinde buluyorum kendimi. Akhisar’a kadar 59 km ve gün sonunda hedefim olan Manisa’ya 110 km yolumun olduğunu çıkıştaki tabelada okuyorum.

Uykusuz olsam da havanın ve yolun güzelliği ile enerjim yerinde. Gördes’i geride bırakıp göreceğim yeni yerlerin hayali ile çeviriyorum pedallarımı.

Yolda gördüğüm tabela çıktığımın rampa olduğunu bilmiyor muşum gibi gözüme gözüme sokuyor birde. 😊

Kendi tempomda yavaşça rampayı çıkmaya devam ediyorum. Daha önce hazırladığım grafikten gördüğüme göre 10 km tırmanacağım. O nedenle hiç kendimi yormama gerek yok. Yeter ki geç olsun güç olmasın.

Her tura gitmeden önce titizlikle rotayı çalışıyorum. Dönüşü yine otobüsle yapacağım için belirttiğim son saate kadar turu bitirmem gerekiyor. Her şeyi programlı yapmayı sevdiğimden dolayı bunuda öyle yapıyorum. Yükselti grafiği üzerinde saat kaçta, kaçıncı kilometrede olmam gerektiğini yazıyorum. Programın gerisindeysem eve döneceğim otobüsü kaçırma olasılığım var demektir. O nedenle hep programın önünde seyrediyorum.

Yola çıkalı 10 km olmuş bile. Neredeyse ilk tırmanışı bitirdim sayılır.

Zirveye ulaşınca biraz soluklanmak için duruyorum ve karşımda uzanan manzarayı seyre dalıyorum.

Zirvede bulunan Fundacık köyünden inişle birlikte hızla geçiyorum. Henüz uzun bir mola ihtiyacı duymuyorum.

Kâh iniş, kâh düzlüklerle hızla yol alıyorum. Akhisar’a 10 km daha yaklaştım.

Bir süre daha pedalladıktan sonra yol kenarında ki böğürtlenler beni durduruyor. O kadar güzel görünüyorlar ki yemeden gitmek olmaz. Avuç avuç toplayıp hepsini bir anda yiyorum. Bu şekilde çok daha lezzetli oluyorlar. 😊

Bu güzel lezzet molasından sonra azalan suyumu tamamlamak için gördüğüm bir çeşme başında durup suyumu dolduruyorum.

Yol da çeşmede ki su gibi altımdan akıp gidiyor. Hiç farkında olmadan kilometreler geçip gidiyor. Manzaranın yeşilliği ve yolun güzelliği bunda büyük etken.

Tabii ki yol arkadaşımı da unutmamak gerekiyor. Böyle otobüs ve minibüs ile ulaşmalı gittiğim turlarda beni hiç yormuyor ve üzmüyor. Sorunsuzca bagajlara koyuyorum ve gideceğim yere ulaşıyorum. Sonrasında ise beni bu yollarda mutlu ediyor. Sanırım birbirimizi epey seviyoruz.

Akhisar’a son 19 km kalıyor. İnişler çıkışlar sonrasında uzun inişler başlıyor. Neredeyse Akhisar’a kadar inişe geçeceğim ve artık dağlardan inip ovada pedal çevireceğim.

Akhisar buradan görünmeye başladı. Nereden baksan daha 20 km var.

Dingiller köyünden geçip sert bir inişle Sındırgı yolu ile buluşuyoruz. Burası artık dar ve trafiği geldiğim yola göre biraz daha fazla. Bu kısım Akhisar’a kadar pek keyif vermiyor.

Saatim 11.49’u gösterdiği sırada Akhisar’a giriş yapıyorum. Neredeyse üç saattir yoldayım. Geceden beri ayakta olduğum için burada yemek molası vermek istiyorum. İlçe girişinde bir lokantaya girip karnımı doyuruyorum ve yarım saatlik molanın ardından tekrar devam ediyorum.

Akhisar, İzmir İstanbul yolu üzerinde olduğu için epey gelişmiş bir ilçe. Zeytini ve köftesiyle meşhur. Buraya daha önce iki defa gelmiştim. Birisinde Sındırgı üzerinden, diğerinde ise buradan yola çıkarak Soma yönüne gitmiştim.

Akhisar’ı hızla geride bıraktıktan sonra hedefteki ilçe olan Saruhanlı’ya 30 km yolum kalıyor. Biraz önce bahsettiğim gibi İzmir, İstanbul yolu olması dolayısıyla trafik oldukça fazla ve rahatsız edici. Bu kısımda alternatif yol olmadığı için mecburen bu yolu kullanıyorum. Akhisar’a kadar geldiğim rampalı dağ yolunu, şuan geçtiğim düz yola tercih ederdim.

Bu kısımda pek yol manzarası olmadığı için fotoğraf bile çekmiyorum. Bir an önce ilçeye ulaşmak için pedal çeviriyorum. Hava giderek daha sıcak olmaya başlıyor ve o da trafikle birlikte iyice bunaltıyor.

Birde bu aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz durum var. Şimdi buna ne demeli bilmiyorum. Uyuklayan ve dalan şoförleri uyarmak için yapılmış bir şey. Bizim gibi bisiklet yada motosiklet kullanıcıları hiç düşünülmemiş. Keşke yol biraz daha geniş, yada bu tırtık kısım beyaz çizgi üzerinde olsaydı. Bu şekilde bisikletle ilerlemek pek mümkün olmuyor. Refüj yanından gitmek çok tehlikeli, iç kısımdan gitmek ise ondan da tehlikeli. Kalabalık ve kamyon trafiği olan bu yolda başka seçenek kalmıyor. Sürekli arkayı kollayarak beyaz çizgi üzerinde gitmeye çalışıyorum. Arada bu tırtıklı kısma kaçıyorum ve tüm kemiklerim yerlerinden sarsılıyor. 😕

Yolun bu durumu, trafiğin yoğunluğu ve üzerine havanında 40 dereceye yakın sıcaklığı ile burnumdan soluyorum. Mecburen keyifsiz bir şekilde pedallıyorum.

Nihayet saat 14.00 civarı Saruhanlı ilçesine giriş yapıyorum. İlçe merkezine doğru giderek biraz olsun o kötü yoldan kurtuluyorum.

Saruhanlı ilçesi anayoldan biraz içeride kaldığı için Akhisar kadar gelişmiş değil. İlçe merkezinden yavaşça geçip yoluma devam ediyorum.

İlçeye adını veren Saruhan Bey’in heykeli ilçe merkezinde bulunuyor.

Çok geçmeden yine o yola geliyorum. Ama neyse ki fazla yolum kalmadı. Biraz daha sabredersem Manisa’ya ulaşacağım.

Neredeyse Manisa’ya ulaştım sayılır. 108 km’dir yoldayım ve birazdan Manisa otogarına giderek turumu noktalayacağım. Hava hala acayip sıcak ve GPS cihazımın termometresi 39.3 derece ölçüyor.

Saatim 15.00’i biraz geçerken Manisa otogarına ulaşıyorum ve turumu burada noktalıyorum. Akhisar’dan sonrası benim için oldukça zor geçse de sağsalim tamamlamış olmam beni mutlu ediyor.

Gelmeden önce yapmış olduğum programa göre oldukça iyi sürede bitirdim. O nedenle otobüs saatime kadar otogarda karnımı doyurarak vakit geçiriyorum.

Bir saat kadar oturmamın ardından ayağa kalkınca yorulduğumun farkına varıyorum. Ama olsun, hedeflerimi bir bir tamamlamak beni çok mutlu ediyor. Farklı tur programları aklımı kurcalarken otobüsün koltuğunda ki yerimi alıyorum.

Farklı coğrafya ve yollarda görüşmek dileğiyle…

Sevgi ve Saygılarımla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.