20 Ağustos 2012

Bayramın ikinci gününde Konya’ya gitmek üzere uyanıyorum. Çadırımı güneş doğmadan topluyorum, doğduğunda yola çıkmaya hazırım. Bugün yolum çok kısa, bir tepe aşacağım sonrasında epey ineceğim, sonra bir tepe daha ve son olarak Konya’ya ineceğim… Petrol istasyonunda çalışan arkadaşla bu güzel ağırlama için teşekkür ederek vedalaşıyorum ve koyuluyorum yola.

Derbent’i geride bırakıp ıssız yola pedallamaya başlıyorum. Güne tırmanışla başlıyorum. Ne güzel ki, dünkü rüzgardan eser yok. Akşam beni bitirmişti resmen…

Zirveye ulaşmam pek uzun sürmüyor ve hiç durmadan iniş ile yoluma devam ediyorum. Bir km kadar dik inişten sonra yol hafif akmaya başlıyor ve rahatça pedal çeviriyorum. Yolumun manzarası ise harika. Ağaçlar arasından gölgelerine girerek mutlu mutlu gidiyorum.

Yanımda bisküvi ve meyve suyu konsantresi var. Bir çeşme başında durup şunu sulandırıp, kahvaltımı etsem diye düşünüyorum. İstediğim çeşmeyi biraz gittikten sonra buluyorum. Şarıl şarıl akan suyun yanına oturuyorum ve doğanın bağrında olmaktan ne kadar mutlu olduğumu düşünüyorum yine.  🙂

Karnım doyuyor ve tekrar yola dönüyorum. İniş devam ediyor, o nedenle keyifle yoluma devam ediyorum. Arada sırada karşıma elma, armut ağaçları çıkıyor ve nasibimi almadan gitmiyorum. 🙂 Bunlar bana biraz da enerji veriyor.

Biraz gittikten sonra Altınapa Baraj Gölü ile buluşuyorum. Bu mevsimde su seviyesi biraz düşük olduğu için manzara da farklı oluyor. Seyrederek pedalımı çeviriyorum. Karşıma küçük bir rampa daha çıkıyor, aşmak çok zor olmuyor tabii.

Baraj Gölünün yanından geçip Isparta – Konya ana yoluna bağlanıyorum. Burada yol yapım çalışması olduğu için ilk başlarda biraz zorluk çekiyorum.

Tırmanışı, sağ taraftan yavaş yavaş ilerleyerek aşmaya çalışıyorum. Arkamdan gelen her araç korna çalıyor ve bir süre sonra bu beni rahatsız etmeye başlıyor. Ne yapmak istiyorlar anlayamıyorum. Selam mı veriyorlar, yoksa çekil kardeşim mi diyorlar anlamıyorum. Bu durum epey canımı sıkıyor. Yol biraz ileride tekrar dört şerit oluyor ve ben rahatlıyorum. Geçit zirvesine rölanti hız ile çıkıyorum. Saat 11:00’de Ak yokuşun zirvesi olan Belenbaşı Geçidine varıyorum. 1460 metredeyim ve buradan sonra Konya’ya kadar ineceğim. Geçtiğimiz yıl bu yolu tersinden gelmiştim. Çıktığım yeri inmenin keyfi daha başka. 🙂

İniş devam ederken gördüğüm güzel manzaraları çekmek için duruyorum. Bu arada tekrar yol yapım çalışması başladı ve daha dikkatli olmam gerekiyor. Aynı zamanda ön amortisörümün havası azalmış ve sonuna kadar dayanıyor. Ona çok dikkat etmem gerekiyor. Konya’da amortisör pompası bulursam havasını tamamlayacağım. Yoksa bulacağım yere kadar böyle gitmek zorundayım… 🙁

Konya’yı kuş bakışı izliyorum burada. Birkaç kare fotoğraf çektikten sonra tekrar yoluma devam ediyorum.

Bir geliş, bir gidiş olan yolda hızla iniyorum. Arkamdaki araçların geçmesine izin vermiyorum. Hemen hemen aynı hızda ilerliyoruz. Konya girişinde durunca arkamdaki araçlar da yollarına devam ediyorlar. Zirve geçidinden sonra fotoğraf molaları dahil, 25 dakikada Konya’nın girişine geliyorum. 1460 metreden 1016 metreye kadar inmişim. 🙂

Girişte “semazen” şeklinde budanmış ağaçların görüntüsü çok hoş. Durup onları da fotoğraflıyorum.

Buradan sonra Mevlana Müzesinin bulunduğu yere kadar durmadan geliyorum. Trafik biraz rahatsız ediyor, o kadar sakin yollardan sonra. Büyükşehirleri hiç sevmemişimdir zaten, bir yere ulaşmak için kilometrelerce yol gitmek gerekiyor. Konya’ya geldim gelmesine ama merkezine ulaşmak geldiğim yoldan da zor. 🙂

Mevlana Müzesine geldim. Daha önce üç defa gezme şansım olmuştu, o nedenle tekrar girmiyorum. Bir an önce konaklayacak yer bulmalıyım kendime. Kaç günün kiri ve yorgunluğu var üzerimde. Tabii benim için kalacağım yerin konforundan daha önemlisi fiyatının uygun olması. 🙂 Sorup soruşturup bir otel buluyorum ve 40 TL fiyat bana çok geliyor. Sıkı bir pazarlık ile 25 TL’ye odaya yerleşiyorum.

Güzel bir duş ve biraz uzanmak bana çok iyi geliyor. Ohh be, otel günlerimde günün erken bitmesi çok güzel. Yeterince dinlenebiliyorum böyle olunca. Yarın sabaha kadar Konya’dayım. Erzincan’dan Kaan Kadir gelecek ve ardından Karaman’a doğru yola çıkacağız.

Otel odasında bir güzel dinlendikten sonra Konya’da yaşayan bisiklet dostu Volkan’ı (Volkan Güngör) arıyorum. Aslında ilk başta biraz tereddüt etmiştim arayıp aramama konusunda. Bayram gününde hiç kimseye rahatsızlık vermek istemiyorum. Ama sonra ne olduysa Volkan’ı aramaya karar verdim ve Konya’da olduğumu, boş vakti olur ise görüşmek istediğimi söyledim. Daha önce Konya’ya geldiğimde Volkan ile ayaküstü çok kısa vakit geçirmiştik. Bu defa vaktim var. 🙂

Volkan’dan gelen cevap olumlu oluyor ve birkaç saat sonrası için sözleşiyoruz. Bu arada ben dinlenmeye devam ediyorum tabii. Buluşma saatine bir saat kala hazırlanıp dışarıya çıkıyorum. Kaldığım otel Mevlana Müzesine çok yakın o nedenle bu çevrede dolaşıyorum.

Kiralık bisikletler burada da devreye girmiş. Bunun için Konya’da kullanılan bir kart var, kent kart gibi, ondan almak gerekiyor. Garip bir uygulama olmuş tabii. Sadece orada yaşayan halk için düşünülmesi beni biraz üzdü. Gelen turistler için de bir yol olsaydı keşke. Sistem ne derece başarılı işliyor bilmiyorum tabii, o kadar inceleyecek vaktim olmadı.

Mevlana Müzesinden bir kare daha alıyorum gezerken.

Konya Valiliği karşımızda bu defa. Burayı da fotoğraflayıp buluşma noktasına geri dönüyorum. Volkan gelmek üzere neredeyse.

Volkan araç ile gelip, beni alıyor. Evde annesi yemek hazırlamış, beni eve götürüyor. Ben her ne kadar zahmet etmemesini söylesem de başarılı olamıyorum ve soluğu evde alıyoruz. Volkan’ın ailesi ile tanışıyorum. Bu arada Volkan’ın babası da bisiklet sporcusu. Volkan ile birlikte uzun turlar yapıyormuş. 🙂 Bu durumda konuşacak çok şey oluyor. Yemek sırasında ve sonrasında bol bol muhabbet ediyoruz.

Tekrar bu güzel yemekler için teşekkür ediyorum ve sonra Volkan ile birlikte Konya’yı gezmek için dışarıya çıkıyoruz. İlk durağımız 42 katlı KuleSite oluyor. Asansör ile en üst kata çıkıyoruz ve Konya’yı kuş bakışı seyre dalıyoruz. Koca bir ovaya kurulmuş şehri buradan izlemek çok keyifli. Buyrun sizler de izleyin. 🙂

Alaaddin Tepesi…

Mevlana Müzesi ve Türbesi…

Çıktığımız gibi aşağıya iniyoruz ve yerden gezmeye devam ediyoruz Konya’yı… 🙂 Çıktığımız yere birde aşağıdan bakalım ama değil mi? 🙂

Konya’nın çeşitli bölgelerinde gezmeye devam ediyoruz ve birkaç fotoğraf dizisi ile sizi baş başa bırakıyorum.

Konya Şazibey (Ak Cami) Camii

Evet, bu olaya koptum resmen. 🙂 Küçük kağıtlara isim ve telefon numarası yazılmış. Konya’nın yoğun olan noktalarına bunlar atılmış böyle. Ne maksatla olduğunu anlamışsınızdır umarım. Hatta sizler için bu manzaranın fotoğrafını da çektim. 🙂 Havin, Nur, Çiçek ve Merve aklımda kalan isimlerden. 🙂

İnce Minare ve Medresesi…

Volkan ile çok güzel vakit geçiriyoruz. Bu güzel gün için kendisine çok çok teşekkür ediyorum. Aklına girdim bu arada birazcık. Bir ihtimal yarın o da bizimle tura gelebilir. 🙂 Gelemese de uğurlamaya mutlaka gelecek. O nedenle vedalaşmadan beni otele bırakıyor ve ayrılıyoruz. Günün son fotoğrafını ise otele giderken çekiyorum. 🙂 Reklamın iyisi kötüsü olmaz, “Komşunuzun tarif ETİĞİ ayakkabıcı” buradaymış. 🙂

Akşam yemeğine kadar yine odamda dinleniyorum. Çok iyi geliyor bu bana. Erdek’ten bu yana bir tek Alaşehir’de böyle dinlenme şansım olmuştu. Sonrasında Konya’da böylesine dinlenmek iyi oldu.

Akşam yemeği için dışarıya çıkıyorum. Konya’dayım, ne yenir ki akşam? 🙂 Tabii ki “etli ekmek”… Ama iyi yapan yer diye tarif ettikleri yer bayram dolayısıyla kapalı. Bende kafama göre bir yer buluyorum, en kalabalık yer olanını seçiyorum. Kalabalıksa, güzeldir mantığı ile. 🙂 Etli ekmeğimi sipariş ediyor ve karnımı bir güzel doyuruyorum.

Karnım tok şekilde bir kaç meyve alarak odama dönüyorum.Yarın bana katılacak olan arkadaşım Kaan Kadir ile telefonda son defa konuşuyoruz ve Konya’ya gelmek üzere otobüse sorunsuz bindiği haberini alıyorum. Bundan sonra ise, bana sabaha kadar deliksiz bir uyku çekmek kalıyor… 🙂

Gün Toplam Km: 60,94 | Ort. Hız: 18,7 | Max. Hız: 57,3 | Bisiklet Kullanma Süresi: 03:15:20

Tur Toplam Km: 1126,17

11.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Derbent – Konya); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgilerimle…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Pazar, Kasım 4th, 2012 at 23:43.
Kategori: Türkiye'den.

Bir Yorum,

  1. suat

    kanka havain numarasını aldım aradım gercekten merak edenler için aradım:)) telefon konuşmalarını paylaşmak istemiyorum.:)) harikasın dostum taşdelen okutukca cok keyif alıyorum

Yorum Yaz “17’den 7’ye Bisiklet Turu 11.Gün (Derbent – Konya)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014