24 Ağustos 2012

Petrolde güne uyanıyoruz ve çadırlarımızdan çıkıp toparlanmaya başlıyoruz. Bugün nereye kadar gideriz bilmiyorum. Kahvaltımızı yine her gün olduğu gibi yol üzerinde yapacağız. Bu arada dün Ermenek’ten geçerken buraya özgü pekmez helvası almıştık. Onunla kahvaltı çok daha güzel olacak. Onun hayali ile çarçabuk hazırlanıyoruz.

Sabah erken saatlerde hava soğuk oluyor. 1080 metre yükseklikteyiz. Güne güzel bir iniş ile başlıyoruz. Başlıyoruz başlamasına ama hızlı iniş nedeni ile epey üşüyoruz. Üzerime uzun kollu bir şey giyinip öyle devam ediyorum. Ağustos ayında iliklerime kadar üşüdüm ya daha ne diyeyim. 🙂

Sarıveliler, Başyayla kavşağına kadar iniş devam ediyor. Buradan sonra hangi yöne gidersen git rampa olarak devam ediyor. Taşkent yönüne gideceğiz ama hem Başyayla, hemde Sarıveliler’i görmek istiyorum. O nedenle bir plan yapmalıyım. Hangisini seçersem seçeyim birisi sapa kalacak. Bir şekilde gidip görüp aynı yoldan geri geleceğim. Bu durumda Kaan’ı yormak istemiyorum ve Başyayla’dan devam etme kararı alıyoruz. Başyayla’ yı çıktıktan sonra Taşkent yolundan ben 13 km gidiş 13 km dönüş ile Sarıveliler’e sapacağım. Bu sırada Kaan’da yavaş yavaş Taşkent’e doğru devam edecek.

Başyayla yoluna giriyoruz ve hafif hafif tırmanış başlıyor. Kahvaltı yapmak için uygun bir yer arıyoruz. Bir çeşme görünce sevinip hemen molaya duruyoruz. Yanımdaki konsantreden meyve suyu yapıyorum yine. Pekmez helvası ve ekmek ile karnımızı bir güzel doyuruyoruz. Full enerji oluyor. 🙂 Artık bize rampa dayanmaz… 🙂

Çıkış bir süre sonra sertleşiyor, baya ısınıyoruz. Bir saat önce üşürken şimdi terlemeye başladık. Dar yolda manzara izleyerek yavaş yavaş ilerliyoruz.

Yolumuz aşağıda görüldüğü gibi. Neyseki pek araç trafiği yok.

Başyayla karşıda göründü ama oraya kadar da tırmanışa devam edeceğiz.

Saat 8:30 ve Başyayla ilçesine giriş yaptık. Merkeze daha yol var tabii. Karaman’ın ücra köşesinde bulunan bir ilçe burası. Torosların zirvesine yakın ve deniz seviyesinden 1300 m ile 1600 m arasında kurulmuş. Önceleri Ermenek’e bağlıyken, 1990 yılında Karaman’nın bir ilçesi olmuş.

Kışla Köyüne vardık, burayı Başyayla zannediyoruz. Biraz daha ilerleyince henüz ulaşamadığımızı anlıyoruz tabii. Rampa buradan sonra çok sertleşiyor ve neredeyse çıkamayacağımız duruma geliyor. Başyayla merkezine kadar bu şekilde devam ediyor.

Yeşillik baş döndürücü…

Başyayla’ya varınca bir çay bahçesinde çay ve kek molasıyla dinleniyoruz. Bu sırada polisler geliyor yanımıza ve onlar da çay söylüyor. Tabii GBT kontrolü ve burada neden olduğumuzu soruyorlar. Böyle küçük ilçelere giden gelen pek olmadığı için bizlerin burada olması da garip oluyor sanırım. Ben de hemen kısaca anlatıyorum ve deftere kimlik bilgilerimizi kayıt ettikten sonra ayrılıyorlar yanımızdan. 🙂

Biz de çay ve keki bitirdikten sonra harekete geçiyoruz. İlçede çektiğim fotoğrafların bir kısmı da kaybolan fotoğraflarım arasında kalıyor. O nedenle Başyayla’ya ait fotoğraf ekleyemiyorum.

Başyayla çıkışında devam eden rampa dağın öteki yanına geçene kadar devam edecek. Çıkış epey uzun olacak. Aşağıdaki tabelaya dikkat edelim lütfen. Taşkent’e 36 km yazıyor. Aynı tabela ile ileride tekrar karşılaşacağım. 🙂

Buradan sonra Kaan ile konuşup yol üzerinde tekrar buluşmak üzere ayrılıyoruz. Rampayı kendi tempomda çıkıp Sarıveliler’e devam edeceğim. Kaan ise Taşkent’e doğru devam edecek. Tempomu arttırarak bir şekilde tekrar Kaan’ı yakalamam gerekiyor. Bu sırada güzel manzaralar eşliğinde çıkışa devam ediyorum.

Arada geriye bakıp Kaan’ı izliyorum. Geliyor usul usul ardımdan. Yükseldikçe manzara da giderek güzelleşiyor.

Kaya yapısı ilginç.

Çıkışın sonuna yaklaşıyorum ama sırılsıklam oldum. Havanın sıcaklığı ve rampanın uzunluğu epey bunalttı beni. Aşağıdaki manzara ile soluklanırken Kaan’a bakıyorum.

Yoldaşım ile devam yola…

Aşağıda nokta şeklinde görüyorum Kaan’ı ve yoluma tekrar devam ediyorum. El sallıyorum ve bağırıyorum ama ne derece beni gördü, duydu bilmiyorum.

Zirveye varıyorum. Burada bulunan çeşmede suyumu doldurup yoluma devam edeceğim. Ama öncesinde aşağıya son kez bakayım…

Yol aşağıdan kıvrılarak bir yılan misali geliyor… 🙂

Ufukta Ermenek Barajı görünüyor. Daha sabah oralardaydık.

Fotoğraf çektikten sonra yoluma devam ediyorum. Bir süre tırmanış devam ediyor ama eğim az olduğu için pek hissettirmiyor. Bu arada Toros dağlarının üzerindeyim ve rakım 1850 metre dolaylarında. Biraz önce yeşillikle çevrili coğrafya şimdi bozkır şekline dönüşüyor.

Trafiği yok denecek kadar az olan yolda keyifle pedal çeviriyorum. Nasıl olsa rampayı bitirdiğimi düşünüyorum.

İşte iniş başlıyor. Taşkent – Sarıveliler yoluna kadar inerim herhalde buradan. Kaskımı takıp inişe geçiyorum.

Kavşağa kadar güzel bir iniş yapıyorum. Kavşakta durup fotoğraf çekiyor ve karşımda uzanan yeni bir rampa için hazırlanıyorum. Uzun tırmanışlarda kask epey sıkıcı olabiliyor. Yavaş tempoda bisiklet kullandığım için kaskımı bisiklete bağlıyorum. İnişlerde ve düz yolda kesinlikle takmak gerekiyor tabii. 😉

Kaan buradan Taşkent’e, ben Sarıveliler’e.

Kavşaktan hemen sonra başladığım tırmanış zirvede beni geçit tabelası ile karşılıyor. Karayolları haritasında bulunmayan bir geçit ile buluşmak beni çok mutlu ediyor. Hemen bisikletim ile bu anı ölümsüzleştiriyorum. Karahasan Geçidi, 1756 metre yüksekliği ile geçtiğim geçitler arasında yerini alıyor. Hadi bakalım inişe geçebiliriz artık.

Sarıveliler’e hoşgeldiniz tabelası ile karşılanıyorum.

İlçenin merkezine giriyorum ve merkezde dolaşmaya başlıyorum.

İlçenin ilk kuruluşu ve yerleşim yeri oluşu hakkında kesin bir bilgi yok. Romalılar devrinde ilk yerleşim yeri olarak kurulmuş olabileceği tahmin ediliyor. Ancak çevresinde bulunan tarihi Göktepe ve Uğurlu kalıntılarındaki kabartmalar ve kaya mezarlarının incelenmesinden M.Ö. 2000’li yıllarda yerleşim yeri olarak kurulduğu tahmin ediliyor. Karamanoğlu Beyliği zamanında Ermenek’e bağlı bir yerleşim yeriyken Avşar Türkmenleri bu bölgeye yerleşmiş.

Osmanlı Devleti zamanında Ermenek’e bağlı bir yerleşim yeriymiş. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren 1967 yılına kadar köy statüsünde olup, 1967 yılında Turcalar ve K. Karapınar köyleri ile Sarıveliler köyünün birleşmesi ile kasaba olmuş. 27 Mayıs 1990 tarihinde ise Karaman’ın il olması ile birlikte ilçe olmuştur.

İlçenin çevresinde bisikletim ile bir kaç tur attıktan sonra geri dönüş yoluna geçiyorum. Tabii dönüş hiç kolay olmayacak. Karahasan Geçidini birde bu yönden çıkacağım. Ayrıca Sarıveliler ilçesi yamaçta kurulu olduğu için buradan çıkmakta zorlayacak.

Sarıveliler’i geride bırakıyorum ve tırmanmaya başlıyorum. Bugün nedir bu çektiğimiz anlamadım gitti. Tırman tırman tırman… 🙂

İşte bakın aşağıdaki tabelaya. Taşkent 36 km. 🙂 Başyayla çıkışında da aynı tabeladan vardı, burada da var. 🙂 Yani Başyayla çıkışındayım gibi, sanki hiç mesafe gitmemiş oldum. 🙂 Tek fark orada Konya 172 yazıyordu, burada 170 yazıyor. Bu fark nereden çıktı anlamadım. 🙂 Aklıma takılan boş şeyler işte. 🙂

Karahasan’ı tırmanıyorum, gelirken geçit olduğunu bilmiyordum. Şu an bildiğim için biraz daha fazla yoruluyorum. 🙂 Tamamen psikolojik bir olay.

Zirveye ulaşıyorum ama bu defa durmadan yoluma devam ediyorum. Çevreden birkaç kare fotoğraf çekerek devam ediyorum yoluma.

İşte burası Başyayla’dan geldiğimiz nokta. Telefonlar çekmediği için Kaan’ın nerede olduğunu bilmiyorum. İleride bir yerlerde mutlaka bekliyordur diye düşünerek pedallamaya devam ediyorum. Bu arada karnım epey acıktı ve kumanyalar Kaan’ın çantasında.

Konya il sınırına vardığımda saat 13:30′ u gösteriyordu. Kaan’a birkaç bekleme noktası söylemiştim. Burası da onlardan birisiydi ama hemen yan taraf inşaat şantiyesi olduğu için durulacak gibi değil. Kaan’ı burada bulamıyorum ama yere yazmış olduğu “S” harfinden geçtiğini anlıyorum. 🙂 Bu güzel bir iletişim yöntemi oldu bizim için.

Açlık başıma vurdu artık, bir an önce buluşuruz diye dua ediyorum. 🙂 Bu sırada bir çeşme bulup suyumu dolduruyorum. Yine burada bulunan şantiyedeki arkadaşlara bisikletçi geçti mi diye soruyorum. Ooo yarım saat oldu o geçeli diyorlar. 🙂 Tabii açım ya, bu benim motivasyonumu düşürmeye yetiyor. Bu yetmiyormuş gibi üstüne bozuk yol geliyor… Gevşek zeminde yüklü bisikleti ilerletmekte epey zorluk yaşıyorum. Kıyıdan, köşeden, bazen ortadan, iş makinelerinin yanından geçerek devam ediyorum yoluma.

Taşkent’e yaklaşırken Alanya kavşağında nihayet Kaan ile buluşuyoruz. Hatta ben gelirken fotoğrafımı çekmiş sağ olsun. 🙂 Tabii buluşur buluşmaz karnımı doyurmak istiyorum. Pekmez helvasını alıp biraz yiyorum. Önümüzde bir geçit var, onu aştıktan sonra Taşkent’e inişe geçeceğiz. O nedenle biraz daha sabretmem gerekiyor.

Geçidi tırmanmaya başlıyoruz ve geride kalan manzara aşağıdaki gibi görünüyor. Geldiğimiz yol kıvrılarak ilerliyor. Bu sırada telefonun çektiği bir noktada internetten takip eden arkadaşım Mustafa Özkul beni arıyor. Hafta sonu için katılmak istiyordu ama Ankara’dan buraya gelmesi gerekiyor. Tabii buraya direkt ulaşım olmadığı için maalesef katılamıyor. Yarın daha ulaşılabilir konumda olabiliriz ama bir günlükte gelmek pek mantıklı olmuyor. Bu konuşma sonunda Mustafa, Taşkent’te güzel bir otel olduğunu söylüyor. Üç gündür çadırda kaldığımız için bugün otel günümüz. Gidebildiğimiz kadar gidip bulduğumuz otelde kalacaktık zaten. Taşkent’i geçeriz diye düşünüyordum ama bir sonraki ilçe Hadim’de konaklama imkanı çok daha kısıtlıymış. O nedenle Mustafa’nın önerisi ile Taşkent’te otelde kalmayı düşünüyoruz.

İşte beklenen geçit zirvesine ulaşıyoruz. Benim mutlu olmam gerekiyor değil mi doğal olarak. Mutluluğun yanında içimde bir burukluk var ama. 🙂 Nedeni ise çok komik. Karayolları haritasında Faşikan Geçidi olarak görünen geçit burada Belpınarı Beli olarak geçiyor. Ona epey gıcık oluyorum. 🙂 Neyse canım geçit geçittir diyerek mutlu olmaya çalışıyorum. 🙂 Fotoğraftan da belli zaten.

Bir süre düz gidiyoruz, burada Kaan’dan bir kare alıyorum. 😉

İnişe geçiyoruz geçmesine ama çıktığımızdan da yavaş iniyoruz. 🙂 Nedeni ortada, yol yapım çalışması var ve yol komple zift… Geçecek küçük bir yer bile yok. Bisiklete sıçramasın diye epey yavaşız ama yine de sıçrıyor tabii.

Bu şekilde epey gidiyoruz, bitse de inişin tadını çıkartsak diye düşünüyoruz.

Taşkent’e 6 km kala ziftten kurtuluyoruz ve hafif iniş ile devam ediyoruz. Zift nedeni ile lastiğe taşlar yapışıyor ve etrafa fırlıyor. Bisiklete ve ayaklarıma çarpıyor. 🙂

Burada manzara değişmeye başlıyor. Çam ağaçları ile güzel manzaralar oluşuyor.

İşteeee, dağların arasından Taşkent görünmeye başlıyor. Önceden Mustafa Özkul arkadaşımın tur yazılarında görmüştüm buranın fotoğraflarını. Çok etkilenmiştim, o nedenle görmek istedim ve buraya geldim. Buradan bile görüntüsü muhteşem olan ilçenin merkezine doğru harekete geçiyoruz.

Güzel bir iniş ile Taşkent’e varıyoruz. İşte muhteşem bir ilçeye daha ulaştık. İlk olarak ilçenin girişinde olan oteli bulmaya çalışıyoruz. Bu o kadar zor olmuyor ve kocaman otel gözümüze giriyor burada. 🙂

Girişte ilçenin bir manzarası… 😉

Pirlerkondu otelinin yanında duruyoruz. Otelin ismi Taşkent’in eski isminden geliyor bu arada. 🙂 İçeri girip yer soracağım ama yetkili arkadaşı göremiyorum. Karşıdan gelen kim olduğunu bilmediğim bir vatandaş otelde yer olmadığını söylüyor. Üzülüyorum ama adama da pek güvenesim gelmiyor. Otel görevlisi ortalıkta yok. Bekliyorum bir süre ama hala yok. Ben de telefondan numarasını bularak oteli arıyorum. Telefon cevap veriyor ve resepsiyonda beklediğimi söylüyorum arkadaşa. 🙂     Hemen geliyor ve kısaca durumumuzu izah ettikten sonra oda soruyorum. Bu aralar epey yoğunuz ama bakalım size iki kişilik oda çıkartabilir miyim diyerek listesine bakıyor. Bu sırada ben de daha önce arkadaşlarım gelip burada kalmışlar ve tavsiye üzerine geldiğimizi söylüyorum. Onlar da bisikletçi idi deyince adam hatırlıyor. 🙂

Neyse daha fazla uzatmayayım, iki kişilik bir odaya toplamda 45 TL ödeyerek yerleşiyoruz. Ücrete kahvaltı dahil ve buranın tek oteli olmasının faydasıda var. Bisiklet turlarında 20 TL’den fazla ödeme taraftarı değilim. Kahvaltı dahil 22.50 TL bizim için uygun oldu. Hele ki otel odamızın manzarasını gördükten sonra… 🙂

Odamızın manzaralarını çektikten sonra sıra ile duşumuzu alıyoruz. Saat 15:30 civarında ulaştığımız için bir süre dinlenme fırsatı buluyoruz. Sonra çıkıp karnımızı doyurmanın yollarını arayacağız. 🙂

Bir güzel dinlendikten sonra karnımız epey acıktığından hemen dışarı çıkıyoruz. İlçeyi gezerek yemek için yer arıyoruz.

Karşı tepeyi gösteriyor Kaan bana. 🙂 Nereyi gösteriyormuş hemen bir alttaki fotoğrafta görebilirsiniz. 🙂

Taşkent…

Eski yapıları izleyerek ve fotoğraflayarak ilçede gezmeye devam ediyoruz.

Taşkent, Konya’nın en güney ilçesi. Burada da etli ekmek vardır diyerekten gözümüze kestirdiğimiz bir lokantaya giriyoruz. Evet, karnımız doydu 🙂  Gezmeye kaldığımız yerden devam edebiliriz.

Aşağıdaki manzara Balcılar Kasabasına giden yolu ve vadiyi gösteriyor…

Buradan sonra yürüyüş yolunu takip ediyoruz. Ya da yürüyüş merdivenini diyebiliriz. Günün yorgunluğu ile bizi epey zorluyor ama devam ediyoruz yinede çıkmaya. Kaan birkaç defa caydırmaya çalışsa da pes etmiyoruz tabii. 🙂

Evet, çıktığımız yerden bir kaç tane Taşkent manzarası…

Güzel gezintiden sonra akşam için marketten bir şeyler alıp otel odamıza dönüyoruz. Yeyip içip, televizyon izleyerek dinleniyoruz ve günü bu şekilde sonlandırıyoruz.

Bu arada yarın Seydişehir’e doğru gitmeyi planladık. O nedenle Konya’da birlikte vakit geçirdiğimiz Volkan arkadaşımız bize katılmak üzere Seydişehir’e gelecek bir aksilik olmaz ise. Antalya’ya kadar da birlikte pedal çevireceğiz. Yarın ola hayır ola… 😉

Gün Toplam Km: 85,76 | Ort. Hız: 14,0 | Max. Hız: 64,9 | Bisiklet Kullanma Süresi: 06:06:44

Tur Toplam Km: 1528,08

15.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Güneyyurt – Taşkent); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgilerimle…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Perşembe, Aralık 6th, 2012 at 16:29.
Kategori: Türkiye'den.

3 Yorum,

  1. Atilla ATA

    Anılarım tazelendi :)) Süper bir gezi ve görsel şölen olmuş…Pedalınıza ve objektifinize sağlık…

  2. Çok teşekkürler Atilla Abicim. Keşke daha önce haberimiz olsaydı burada arkadaşlarınızı da ziyaret ederdik. 🙂

  3. osman gökpınar

    arkadaşlar çok iyisiniz fotograflar çok güzel. Keşke yörük ayranı da içseydiniz.

Yorum Yaz “17’den 7’ye Bisiklet Turu 15.Gün (Güneyyurt – Taşkent)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014