23 Ağustos 2012

Sabah uyandığımızda terden sırılsıklam olmuşuz. Rakım epey düştüğü için Ağustos sıcağını hisseder olduk. Ama bugün tekrar yükseleceğiz. Bu durum Göksu vadisinden kurtulunca geçecek. 🙂 Çadırımızı toplayıp yola çıkmamız epey vakit alıyor. Kahvaltıyı yolda yapacağız. Sabah uyanınca bir süre iştahım gelmiyor zaten. Kaan’da bu durumdan pek şikayetçi değil. 🙂

Suçatı Köyüne giriyoruz ve transit devam ediyoruz. Kahvaltı için burada uygun bir yer yok.

Hafif inişler çıkışlar eşliğinde pedallarımız dönüyor. Yol manzaraları buralarda çok güzel. Etkinlenmemek mümkün değil.

Ermenek’e 70 km yolumuz varmış. Bugün oraya kadar gitsek bize yetecek. Yol çok engebeli buralarda, o nedenle kendimizi fazla yormak istemiyoruz. Tabela önünde Kaan’ı çekiyorum ve yolumuza devam ediyoruz.

Zeytinçukuru köyüne varıyoruz, burada nihayet kahvaltı yapacak yer buluyoruz. Köy marketinin önünde durup içecek bir şeyler alalım diyoruz. Köy halkı garip, bakışlarını bir türlü alamıyor üzerimizden. Bir litrelik meyve suyu alıyorum ama yüksek fiyat söylüyor amca. Bende hiç uzatmıyorum ve gözlerine bakarak veriyorum parasını. Dilerim anlamıştır demek istediğimi. Bizi paralı turist zannetti herhalde.

Bu sırada arka bagajımın vidası düşmüş yolda. Yerine takacak vida var ama yine düşebilir. Ona daha iyi bir çözüm yolu bulmalıyım. Dün akşam bahçesinde kaldığımız amcanın gönderdiği tel ile bağlıyorum. Bu sırada köyden bir arkadaş yardımıma koşuyor ve bağlıyor tel ile bagajı. Ne kadar idare ederse artık. Kaldığı yerde başka bir yol bakacağım.

Kahvaltıya başlayabiliriz. Reçel, zeytin ve kek. 🙂 Ne kadar da güzel bir menümüz var. Tabii içecek olarak da pahalı meyve suyu. 🙂 Karnımızı marketin karşısında incir ağacının altında doyuruyoruz.

Göksu nehrinin oluşturduğu vadideyiz hala. İnişli çıkışlı yol ile devam ediyoruz. İleride güzel bir çıkış bekliyor bizi. Onun için buralarda enerjiyi idareli kullanmak gerekli.

Toros Dağlarının yamacındayız şimdilik, ama birkaç saat sonra üzerine çıkacağız. Buralarda manzaraların tadını çıkartıyoruz.

Silifke’den denize dökülen Göksu Nehri buralarda çok güzel akıyor.

Evren köye vardık ve Ermenek’e 60 km yolumuz kaldı. Burada da mola vermeden yolumuza devam ediyoruz.

Biraz daha gittikten sonra Çamlıca Köyünün yol ayrımına geliyoruz. Dün bize şaka yapanların köyü olduğu için giriyoruz. Görmemizi çok istemişlerdi, biz de merak etmedik değil yani. 🙂 Dar ve rampalı bir yol ile köye yaklaşıyoruz. Çıkış yer yer çok sertleşiyor.

Çamlıca Köyüne ulaştık ama biraz yordu bizi. Biraz dinlensek iyi olur diyerek marketten birer maden suyu alarak dinleniyoruz.

Burası çok güzelmiş gerçekten. Bilseydik buraya kadar gelirdik dün. Kampımızı burada atardık daha güzel olurdu. Kimsecikler yok ve muhteşem bir yer. Su kaynıyor her yerden. Maden sularımızı içtik ama hiç gidesimiz yok. Köyün muhtarı arkadaş bize çay ısmarlıyor ve muhabbet başlıyor.

Bu kadar mola yeter artık yola çıkma vakti. Yine tırmanış ile ana yola bağlanacağız. Çıkış zor geliyor.

Anayola çıktık ve artık tırmanışta başladı. Buradan sonra kilometrelerce tırmanacağız.

Ermenek’e 50 km yolumuz var, üzüm tarlalarının yanından çıkış devam ediyor. Bir salkım kopartıp gidon çantama koyuyorum. Enerji gerektiğinde yiyorum, işe yarıyor. 🙂

Yükseldikçe manzara değişiyor.

Çıkıyorum ve yer yer Kaan’ı bekliyorum. Bu bekleme anlarından birinde kendimi çekme çabaları. 🙂 Bu arada mutluluktan ağlıyorum. Manzaranın içinde boğuldum resmen. Yollar, dağlar ve yeşillik…

Buradan sonra artık Kaan’ı Karaman il sınırına kadar beklemeyeceğim. Orada buluşmak üzere sözleşiyoruz. Biraz daha gittikten sonra yere mesaj bırakıyorum hatta. 🙂 Taşlar ile “K” yazıp devam ediyorum. Herhalde görür diye düşünüyorum. Herhangi bir sıkıntı durumunda telefonlarımız açık zaten.

Çıkmaya devam, kulağımda türkülerim ile çok keyifle tırmanıyorum.

Göksu artık aşağılarda kaldı, epey yüksekteyiz…

Bir uçurumun kenarındayım. Hayat ile ölüm arasında. 🙂 Yol arkadaşımı bu manzaraya koyup fotoğraflıyorum.

Geriye ve aşağıya bakınca yine güzel bir manzara ile karşılaşıyorum. Göksu kıvrılarak ilerliyor, çok güzel görünüyor. Özellikle renkleri muhteşem…

Dikkatli bir biçimde tırmanmaya devam ediyorum. Kaan hala görünürlerde yok. Sadece yaz aylarında bisiklet kullanıyor, o nedenle performansı çok yüksek değil. Yine cesaret edip buralara kadar gelmesi bile takdir edilesi. 🙂

Karaman il sınırına geldim ve Kaan’ı beklemeye başladım. Yaklaşık yarım saat kadar bekledikten sonra Kaan ufukta göründü. Gelirken bir kare fotoğrafını çekiyorum. Kaan gelince bir süre durup tekrar yola çıkıyoruz. Karnımız acıktı ve yemek için uygun bir yer bakmaya karar verdik.

Artık birazda inelim ama değil mi? O kadar çıkıştan sonra iniş çok güzel oluyor. Hak etmek bu nedenle çok önemli işte. Aşağıda Gezende Barajının manzarası görünüyor.

Suyun rengi çok güzel gerçekten, durup durup seyredesi geliyor insanın.

Baraj gölünün üzerinde balık çiftliği var sanırım. Uzaktan ancak bu kadar görünüyor.

Ermenek’e 40 km yolumuz kalmış, hala yemek için bir yer arıyoruz. Dileriz çok geçmeden buluruz.

Buradan sonra bir saat daha gidiyoruz ve nihayetinde bir yer buluyoruz. Hemen bisikletleri kenara atıp çantadan nevalemizi çıkartıyoruz. Ekmek ve köy domatesi satın almıştık, meyve suyumuzu bu defa soğuk su ile kendimiz yapıyoruz ve başlıyoruz karnımızı doyurmaya. Kendimize geldik artık, üzerine çay iyi gider. Bu sırada molaya duran bir araç şoförü ile muhabbete başlıyoruz.

Bu kadar mola yeter artık yola çıkma zamanı. Bu güzel manzaraları fotoğraflayarak pedallamaya devam ediyoruz.

Yine buralarda çıkıyorum ve bir süre Kaan’ın gelmesini bekliyorum. Artık çok yoruldu. Bu çok normal, yolun uzun çıkışları var. Yılda bir defa bisiklete binersen kondisyon da az olur tabii. 🙂

Yine bir çeşme başında duruyorum ve Kaan’ı beklemeye başlıyorum. Ama bu defa epey gecikti. Biraz sonra bir araç gelip duruyor çeşme başında. Arkadaşın epey geride, gelmeye çalışıyor diyor. 🙂 Ben de onu bekliyorum diyerek devam ediyoruz muhabbete. İsterseniz Ermenek’e kadar götürelim sizi diyorlar. 🙂 Ben teşekkür ediyorum ama arkadaşım gelsin, o isterse onu götürün diyorum. Kaan’ı beklemeye koyuluyoruz.

Yarım saat kadar sonra geliyor ve durumu ona söylüyorum. Bisikleti araca koyabilirsek neden olmasın diyor ve uğraşlar sonunda araca bisikleti yerleştiriyoruz. Kaan’a el sallayarak uğurluyorum. Ben de tek başıma kendi tempomda Ermenek’e doğru devam ediyorum. D 340 yolunda güzel manzaralarda pedallıyorum.

Çıkışlar ve inişler devam ediyor. Düz yer yok neredeyse.

Köylerin içinden geçiyorum ve arada durarak maden suyu içiyorum. Hava çok sıcak ve rampalar yüzünden çok terliyorum. Ama inişler bu durumlarda çok güzel serinletici oluyor.

Yine bir köyün çıkışında rampa ile karşılanıyorum. Yavaş yavaş tırmanıyorum oksijeni bol olan yolu.

Amcamın patpat arıza yapmış gibi görünüyor. Yanında durup yardım edip edemeyeceğimi soruyorum ve yapacak birşeyim olmadığı için devam ediyorum yoluma. Bir süre sonra yanımdan hızla geçtiğini görüyorum. 🙂

Veee bir zirveye daha geldim. 1360 metre yükseklikte Körkuyu Belindeyim. Haritada böyle bir geçit görünmüyor. O nedenle şaşırıyorum ama bir yandan da bir geçit daha aşmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Fotoğraf çektikten sonra salıyorum aşağıya bisikletimi. O kadar tırmandım, bu inişi kesinlikle hak ettim.

Toros dağlarının manzaraları çok etkileyici. Bugün manzaraya doydum diyebilirim.

Ermenek’e 10 km yolum kalmış. Çoğu gitti azı kaldı. 🙂

Ermenek’e yaklaşırken dağdaki kayalıkların görüntüsü çok hoşuma gidiyor.

Ermenek Barajının manzarası Ermenek’e yaklaştığımın sinyalini veriyor. Güneş yansıması ile çok güzel görünüyor, durup bir süre izliyorum.

Ermenek’e son 4 km. Kaan’ın orada beklediğini bildiğim için bir an önce varmak istiyorum.

Ama manzaralar buna pek izin vermiyor.

Saat 16:00 ve ben Ermenek’e giriş yapıyorum. Kaan’ı arıyorum ve nerede olduğunu öğreniyorum. Merkezde bir nokta söylüyor ve oraya doğru devam ediyorum.

Buradan çok güzel görünüyor Ermenek. Durup fotoğraflıyorum tabii ki…

Merkeze kadar geliyorum ve Kaan ile buluşuyoruz. Yemek için alışveriş yapıyoruz. Acıktık, kalacak bir yer bulduktan sonra yemeğimizi yiyeceğiz. Kamp için şuan için uygun bir yer görünmüyor. Çıkışa doğru devam ediyoruz. Ekmek almayı unuttuk ama nasıl olsa buluruz diye pek önemsemiyoruz.

Ermenek’ten ayrılmadan önce bir kaç kare daha çekiyorum.

Bu manzarayı izleyen bir petrol istasyonuna geliyoruz. Çok esiyor burası. Çadır kuracak yer de yok, o nedenle biraz daha devam etme kararı alıyoruz. Ekmek burada da yok, mecburen devam edeceğiz. 8-10 km ötede Güneyyurt kasabası varmış. İleride görünen rampayı çıktıktan sonra oraya kadar iniş yapacakmışız. O nedenle gitmek daha doğru olacak.

Geldiğimiz taraftan bir manzara…

Ermenek Barajı manzarasından hala kurtulamadık. 🙂

Zirveye vardıktan sonra Güneyyurt’a doğru güzel bir inişe geçiyoruz. Girişte bulunan petrole giriyoruz hemen ve kamp için gözümüze bir yer kestiriyoruz. Hemen işletme yetkilisi ile konuşuyoruz ve kalmamıza izin veriliyor. Oturup biraz muhabbet edip, çadır kurmak için vaktin biraz geçmesini bekliyoruz.

Çadırlarımız için uygun yeri bulduktan sonra kurmaya başlıyoruz. Bu çok vaktimizi almıyor ve yemek için hazırlık yapıyoruz. Ama ekmek yok. Hemen bisiklete atladığım gibi Güneyyurt’ta ekmek arıyorum. Ama hiç bir yerde ekmek yok. Şaşılacak bir durum gerçekten. Memlekette hiç ekmek kalmamış. Ne yapacağımı bilmez şekilde petrole geri dönüyorum ve bu durumu orada bulunanlar ile paylaşıyorum. Aralarından bir tanesi eve gidip ekmek getirmiş bize. Nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz. Artık karnımızı doyurabiliriz.

Yemekten sonra bir süre daha vakit geçiriyoruz. Kaan epey yorgun olduğu için erkenden yatıyor. Ben de arkadaşlar ile telefon görüşmesi yaptıktan sonra ancak gelip uyuyorum. Heee bu arada beni tanıyanlar otobüs hobim olduğunu bilirler. Petrole akşam üzeri bir otobüs gelip park ediyor. Ben de hemen incelemeye ve otobüsü temizleyen arkadaş ile muhabbete başlıyorum. 🙂 Vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum bile. 🙂 Uyku zamanı gelmiş, bana müsaade… 😉

Gün Toplam Km: 92,45 | Ort. Hız: 14,6 | Max. Hız: 61,6 | Bisiklet Kullanma Süresi: 06:18:22

Tur Toplam Km: 1442,32

14.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Mut – Güneyyurt); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgilerimle…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Salı, Kasım 27th, 2012 at 19:02.
Kategori: Türkiye'den.

3 Yorum,

  1. ImBeyZade

    çok güzel bir gezinti olmuş serkan abi

  2. Çok teşekkürler kardeşim… Sevgiler…

  3. Atilla ATA

    Buranın benim için anlamı çok büyük.12 yıl yaşadığım,ekmek yediğim yer Ermenek..Sıcak kanlı ,dost canlısı bir yerdir.Gezinin bu kısmında olmak isterdim:)

Yorum Yaz “17’den 7’ye Bisiklet Turu 14.Gün (Mut – Güneyyurt)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014