22 Ağustos 2012

Benim de çok merak ettiğim bir güne uyanıyoruz. Bugün Sertavul Geçidini geçeceğiz. Okul zamanlarından hatırlarım bu geçidi. İç Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesini birbirinden ayırır. Şuan 1000 metre dolaylarındayız ve 1650 metreye kadar yükseleceğiz ve bunu 30 km kadar geniş bir mesafede yapacağız. O nedenle tırmanış pek dik olmayacak. Ama yine de bende merak uyandırmaya devam ediyor.

Sabah 8 gibi çıkıyoruz yola. Mut’ a 69 km kaldığını gördükten sonra karşımızda uzanan rampayı tırmanmaya başlıyoruz.

Rampayı tırmandıkça Karaman arkamızda ve aşağıda kalıyor.

D-715 yolundayız ve bugün Mut’ a kadar da aynı yoldan devam edeceğiz. Bugün yine şanslıyız ve rüzgar arkamızdan esiyor. Rampayı çıkmak o nedenle biraz daha kolay oluyor.

Kaan’ın ikinci günü, benim ise 13. günüm o nedenle biraz önde gidiyorum. Çıkıp Kaan’ın gelmesini bekliyorum, çok geçmeden geliyor. Fotoğrafını çekiyorum mutlu bir şekilde.

Önümüzde uzayıp giden tırmanışa inat. 🙂

19 km geride kaldı, 11 km daha çıkış devam edecek. Uygun bir yer bulup bekleyeceğim. O uygun yere kadar kendi tempomda pedallıyorum.

Bir petrol istasyonu çıkıyor karşıma ve oraya girip Kaan’ı beklemeye koyuluyorum. Beklediğimden de çok kısa sürede geliyor. İkram edilen çaylarımızı yudumlarken soluklanıyoruz. Petrolde çalışan arkadaşlar montlar içinde, biz ise formayla 🙂 İçime bir ürperti geliyor ve çaylardan sonra yolumuza devam ediyoruz.

Su doldurmak için uygun bir çeşme buluyor ve hemen duruyorum. Kaan arkamda, o gelene kadar su doldurur ve hemen yanı başımdaki bahçeden elma kopartırım diye düşünüyorum. Bekle bekle gelen yok, bu kadar geride kalmış olamaz diyerek elmaları aldığım gibi yola devam ediyorum.

Küçük bir inişten sonra çıkış tekrar devam ediyor. O kadar beklemişim ki, Kaan ben elma toplarken geçmiş ve epey de yol almış. Aşağıda gördüğünüz tırmanışın ortasına kadar gitmiş. Ben de yükleneyim pedallara, onu yakalayayım.

Tırmanışın zirvesine doğru bir yerde yakalıyorum ve molaya duruyoruz. Burada yöresel ürünler satıyorlar. Biz bir iki soluk aldıktan sonra tırmanışı bitirmek için yola devam ediyoruz.

Veeee Sertavul Geçidinin zirvesindeyim. Mutluluktan uçuyorum resmen. Bir geçit daha geçmiş olmanın mutluluğu yanında Sertavul’u aşmış olmanın mutluluğu ekleniyor. İki kat daha mutluyum anlayacağınız. 🙂 Yıllardır bisiklet kullanıyorum ama burayı aşmak bu güne nasipmiş… Artık buradan sonra Mersin sınırlarına giriyoruz.

Ben mutluluk selinde boğulurken Kaan’da geliyor zirveye. Aynı şekilde kendisi de bu manzara karşısında çok mutlu oluyor.

Bu anı ölümsüzleştirmek yine bana düşüyor. Ardından makineyi otomatik moda kurup ikimiz de çekiliyoruz ama o fotoğraf da kaybolan fotoğraflar arasında kalıyor. 🙂 Buradan sonra çılgın bir iniş bizi bekliyor.

Kaskımızı takıp dikkatli bir şekilde inişe geçiyoruz. Ama bir sorun var. Çıkarken karşımızdan esen rüzgar bu defa yanımızdan esiyor. Bu bizi epey tehlikeye sokuyor tabii. Hızlanamıyoruz, hızlanırsak rüzgar bizi daha kuvvetli olarak savuruyor. Çok tehlikeli bir hal almaya başladı. O nedenle çok daha dikkatli olarak inişi gerçekleştiriyoruz.

Sertavul Köyüne de aynı yavaşlıkta varıyoruz. O kadar çıktık inişi çok daha güzel beklerdik. Sertavul köyünde bir petrol istasyonunda durup meyve suyu ve kek yiyoruz. Burası aynı zamanda Musa Eroğlu’ nun köyüymüş ve kendisi de oralardaymış. Tabii görme şansımız ve vaktimiz yok. O nedenle moladan sonra yolumuza devam ediyoruz.

Buradan sonra manzara çok daha güzel bir şekile bürünüyor. Buraları izlemekten, fotoğraflamaktan yol alamıyoruz. Zaten rüzgar da izin vermiyor. Bazen o kadar sert esiyor ki gidon hakimiyetini kaybedeceğiz diye korkuyoruz.

Uçsuz bucaksız manzaraları seyre devam…

Buralar yörüklerin mekanı. O nedenledir ki yer yer keçi ağılları ve çadırlar bulunuyor.

Sağ tarafımız uçurum, solumuz ise dağlık alan. Manzarayı izleyerek pedallamaya devam…

Arada karşımıza çıkan küçük tepeleri de bir çırpıda aşıyoruz. Sonra tekrar inişe geçiyoruz.

Kaan daha ikinci gününde amele yanığı oldu. 🙂 Bu yanık epey rahatsız edecek gibi…

Devam ediyoruz ve tekrar yine bir mola veriyoruz. Burada makinemi çıkartıp Kaan’ı tekrar çekiyorum. Al sana profil kardeşim… 🙂

Bu güzel oluşumu da es geçmiyoruz…

Muhteşem bir manzara daha…

İniş tüm hızı ile devam ediyor. Tabi iniş devam ediyor ama biz o kadar da hızlı olamıyoruz. Doğanın gücü bizi yavaşlatıyor…

Doğa ve yol manzaraları ile devam…

Çok yolumuz kalmadı, Mut’ a yaklaşıyoruz artık. Karşımıza çıkan ilk tesiste WC molası veriyoruz. Burada “Karaca Kız” heykeli ile karşılaşıyoruz. Hemen altında yazan ise;

“Gökyüzünde tüten olsam

Yeryüzünde biten olsam

Al benekli keten olsam

Yar boynuna sarsa beni” 

KARACA KIZ

Anıt mezarı Mut’tadır.

Tabi bunun hemen yan tarafında ise Karacaoğlan’ın heykeli yer alıyor. Burada yazan;

“Mecliste arif ol kelamı dinle

El iki söylerse sen birin söyle

Elinden geldikçe sen eylik eyle

Hatıra dokunup yıkıcı olma”

KARACAOĞLAN

Anıt mezarı Mut’tadır.

Fotoğraf çektikten sonra Mut’a doğru yolumuza devam ediyoruz.

Saat 12:30’a geliyor ve biz Mut’a giriş yaptık. Merkeze daha yolumuz var ama, hemde tırmanış. 🙂 O kadar inişin cezası niteliğinde çıkışa başlıyoruz. Rakım epey düşük burada ve sıcakta o denli fazla. Rampayı çıkmak pek kolay olmayacak.

Yavaş yavaş çıkıyoruz, arada sırada molalar veriyoruz. Molamızın birisi de incir ağacının yanında oluyor. Tabii durur muyuz, hemen nefis meyvelerinden yemeye başlıyoruz. Çok güzel bir enerji kaynağı… Hadi pedala kuvvet, Mut’a mutlu varalım… 🙂

Mut Kalesi manzarasında merkeze pedallamaya devam ediyoruz.

Ve Merkeze ulaştık. Kaan’ın temposu ve yeni katılması dolayısı ile fazla zorlamasını istemiyorum. Burada konaklama kararı alıyoruz. Öncesinde biraz dinlenmek için uygun bir yer bakıyoruz. Markette durup atıştırmalık bir şeyler alıyoruz ve hemen karşısında gördüğümüz çay bahçesine giriyoruz. Burada soluklanırken aldıklarımızı yiyip, içiyoruz.

Bu sırada plan program yapıyoruz tabii. Nerede çadır kurabiliriz? İlçe merkezinde pek uygun yer yok gibi. Bize yol göstermesi için Jandarma’ya gidiyoruz. Kapıda durup soruyoruz, bizi komutanlarına yönlendiriyorlar. Bisikletleri kapıya bırakıp içeriye giriyoruz. İçeride komutan arkadaşlar ile başlıyoruz muhabbete. 🙂 Sonrasında çadır kurmak için yer soruyoruz. Tabii burada da hemen GBT kontrolünden geçip, ısmarlanan maden sularını içiyoruz. Muhabbet güzel gidiyor ama henüz kalacak yer işini ayarlayamadık. Bir kaç nokta tarif ediyorlar ve oralara bakmak için çıkıyoruz Jandarma’dan.

Yarın Ermenek tarafına devam edeceğimiz için o yöne doğru devam ediyoruz. Bulduğumuz ilk yere çadırlarımızı kuracağız. Yol çok güzel iniş olarak devam ediyor, o nedenle çok sıkıntı değil. Kaan artık yoruldu…

Bu sırada Kaan’ın yanına bir araç yaklaşıyor ve birşeyler konuşuyorlar. Sonra ise yola devam ediyor. Kimdir, neyin nesidir diye soruyorum Kaan’a. Nereden gelip nereye gittiğimizi sormuşlar ve ilerideki köylerine davet etmişler. Ama oraya kadar gideceğimizi sanmıyorum.

Göksu Nehrinin yanına Kadıköy’e kadar geldik. Burada hemen köprüyü geçtikten sonra bir petrol olduğunu ve oraya çadır kurabileceğimiz söylenmişti. İşletme sahibine hemen durumu anlatıyoruz. Karşıya, nehrin kıyısında uygun bulduğumuz bir yere çadır kurabileceğimiz söyleniyor. Bizde önce gidip yer kontrolü yapıyoruz. Saat erken olduğu için hemen kurmuyoruz çadırı. Gözümüze güzel bir yer kestirip, vakit geçirmek için petrole geri dönüyoruz. Çay içip, üzüm yiyoruz ve bol bol muhabbet ediyoruz. Bu sırada ben de harita üzerinden gitmek istediğimiz rotalara bakıyorum. 🙂

Göksu Nehrinden birkaç fotoğraf…

Petrolün hemen yanında aynı şirkete bağlı pekmez fabrikası var. İlk çıkan ürünü test etme şansımız oluyor. Bir tabak pekmezi ekmek banarak yiyoruz. Çok güzelmiş gerçekten, saf pekmez…

Vakit artık iyice ilerledi. Hava kararmadan çadırımızı kurmak için nehir kenarına gidiyoruz. Daha önce karar kıldığımız yer pek hoşumuza gitmiyor ve hemen yanındaki erik bahçesine kuruyoruz çadırı. Kimse bir şey demez demişlerdi, o nedenle rahatız.

Kaan’dan mutluluk pozu…

Bisikletimin bagajında bir sıkıntı var, onunla uğraşırken erik bahçesinin sahibi geliyor. Mekanikten anlayan birisi olacakki bana yardımcı olmaya çalışıyor. Birazdan eve gider gerekli şeyleri getiririm diyerek ayrılıyor yanımızdan. Çadır kurmamıza  hiç bir şey demedi. 🙂 Çok geçmeden kendi gelemediği için oğlunu göndermiş. Bana gerekli aletleri alıp teşekkür ediyorum. İdare edecek şekilde bagajımı yapıyorum.

Petrol istasyonuna içecek bir şeyler almak için gidiyoruz. Karşıdan karşıya geçerken araç geliyor diye bekliyoruz ve araç geçtikten sonra karşıya geçiyoruz. Bu sırada araç durup geri geri yanımıza geliyor. Garip garip sorular sormaya başlıyor ve iş kontrolden çıkıyor gibi oluyor. Artistlik yapmaya başlıyorlar. Ben de bela istemediğim için fazla muhatap olmak istemediğimden gitmek istiyorum. Ama adamlar daha da garipleşiyorlar. Bu defa Kaan ile petrole doğru devam ediyoruz. Ama yine bağırıyorlar arkamızdan. En sonunda bizim bozulduğumuzu ve korktuğumuzu anlayınca kendilerini tanıtıyorlar. 🙂 Bugün buraya doğru pedallarken Kaan’ın yanına yanaşıp köylerine davet eden adamlarmış meğer. 🙂 Bu durumda derin bir oh çekiyorum tabii. Yoksa akşam akşam çattık belaya diyordum. Bize küçük bir şaka yapmak istemişler. Kaan’a, nasıl tanımadın abicim? diyorum ama o da korkmuş ki hiç bir şey diyemiyor. 🙂

Bu adrenalin üzerine akşam yemeği için aldığımız nevaleleri hazırlamaya koyuluyoruz. Karnımızı bir güzel doyuruyoruz. Yemekten sonra yanımıza meyve suyu alarak Göksu Nehri üzerinde bulunan trafiğe kapatılmış köprünün üzerine gidiyoruz. Burada muhabbet ederek suyun ve doğanın sesini dinliyoruz. Çok güzel bir akşam geçiriyoruz.

Artık uyku vaktimiz geliyor ve çadırlara gidiyoruz. Ama çadırların içi çok sıcak, kapıları açmak bile bir işe yaramıyor. Terliyoruz kısa sürede, yapacak birşey yok tabii. 🙂 O şekilde uyuma çalışmaları ile dalıyoruz…

Gün Toplam Km: 78,84 | Ort. Hız: 20,6 | Max. Hız: 76,2 | Bisiklet Kullanma Süresi: 03:48:52

Tur Toplam Km: 1349,87

13.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Karaman – Mut); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgilerimle…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Salı, Kasım 20th, 2012 at 23:50.
Kategori: Türkiye'den.

5 Yorum,

  1. kaan kadir

    o geçitin zirvesindeki mutluluğu hiç unutamıyorum :)) süperdi…

  2. emre

    Arkadaşlar harikasınız.. Sizin bu yoldan, gelecek sene tatile gitmeyi planlıyorum.. Sevgiyle kalın..

  3. yahya

    muttan karamana ben de bisiklet turu yapıyordum…inşallah karşılaşırız:D

  4. suat

    serkan ve kaan akşama yapılan şaka neyin nesiki taşdelende bildiğim kadarıyla geri vites yoktur

  5. Kaandir muhteşem bir gündü aynen… 😉

    Merhaba Emre Bey,
    İyi tatiller şimdiden sizlere…

    Merhaba Yahya,
    Biz turumuzu Ağustos’ta yaptık… Başka bir yerlerde karşılaşmak dileği ile…

    Suatcım,
    Pislik çıkmasın diye uzak durdum. Yoksa ortalığı karıştırırdık bilirsin. 🙂

Yorum Yaz “17’den 7’ye Bisiklet Turu 13.Gün (Karaman – Mut)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014