14 Ağustos 2012

Merhaba Sevgili arkadaşlar,

Turumun 5. günü ve yoluma devam diyorum. Bu bölümde de çok az fotoğraf var, malum kaybedilen fotoğraflar nedeni ile sadece cep telefonumdan çektiklerim ile idare edeceğiz. Özellikle bu günün fotoğraflarını görmenizi isterdim. Türkiye’de geçilebilecek güzel rotalardan birisiydi oysa ki. Sağlık olsun artık ne yapalım, üzerine bir bardak soğuk su içerek ben konumuza geri döneyim.

Susurluk Outlet’den sabah erkenden yola çıkıyorum. Önce Balıkesir’e gideceğim, oradan da Bigadiç yoluna saparak Sındırgı’dan Akhisar’a ulaşacağım. Rotamın bu kadar güzel olduğunu yola çıkarken bilmiyordum. Benim için tamamen sürpriz oldu.

Balıkesir’e kadar inişli çıkışlı yol ile geldim ve trafik sabah saatleri olmasına karşın yine de yoğundu. Bir an önce bu yoldan kurtulup Bigadiç yoluna sapmak istiyorum. Balıkesir girişinden çevre yolu ile devam ediyorum. Saat çok erken, girip vakit kaybetmek istemiyorum. Daha önce gelmiştim, ileride Balıkesir için tekrar gelirim önemli değil. 🙂

Çevre yolu geldiğim yola nazaran biraz daha sakin ve düz. Rüzgar yine bugün de benden yana. Güzel güzel gidiyorum.

Bir süre sonra çevre yolundan ayrılıp Bigadiç yoluna giriyorum. Yol burada hala duble ama trafik daha rahatlıyor. Tek başıma kendi tempomda yol alıyorum. Neredeyse hiç tırmanış yok ve hızımı tutturdum gidiyorum.

Bigadiç’e kadar bu şekilde geliyorum. Burada arkadaşım Kasım’ın nikahında tanıştığımız arkadaşımızı ziyaret ediyorum. Birlikte biraz vakit geçiriyoruz. Kendi şirketinde çalışıyor ama tam bir darbuka ustası. Çeşit çeşit darbuka ile kısa kısa bana çalıyor. Gerçekten her müzik enstrümanını hakkını vererek çalandan dinlemek gerekiyor. Çok basit gördükleriniz bile çok büyük işlere imza atıyor. Öğle yemeğimi de burada yedikten sonra yoluma kaldığım yerden devam ediyorum.

Bigadiç’i çıkar çıkmaz tırmanışlar da başlıyor. Öyle kısa filan da değil, bildiğin bariz tırmanışlar. 🙂 Sorun ve sıkıntı değil tabii ki yeter ki yol olsun gideriz öyle ya da böyle.

20 km kadar inişli çıkışlı yoldan geldikten sonra Sındırgı kavşağına geliyorum. Yol manzarası buralarda çok güzel tabi. Kavşaktan sonra Sındırgı’ya 5 km kalıyor. Bu ilçede asker arkadaşım var ama bir türlü iletişim bilgilerine ulaşamıyorum ve pes ediyorum.

İlçenin merkezine geliyorum ve aperatif bir şeyler alıyorum marketten. Onları kısa bir molayla öğüttükten sonra haritadan bildiğim tırmanışa kendimi hazırlıyorum. Vakit kaybetmeden haritada güya beş km görünen tırmanışa başlıyorum. Hangi beş olduğunu yola çıkınca ancak görebiliyorum. Alacaatlı, Gölcük köylerinin kavşağı geçit zirvesi olması gerekiyor haritaya göre. Ama buraya kadar sanki daha hiç tırmanmamış gibiyim. Ben de bu muymuş geçit diyorum ve kısa bir mola vererek böğürtlen yemeye koyuluyorum. Ama yol hala tırmanış gibi görünüyor. Hayırdır inşallah diyerek yola devam ediyorum.

Tırman tırman tırman, yine tırman… 🙂 Nerede bu geçit zirvesi? Karayolları Müdürlüğünün yanlış gösterdiği geçit yeri ile ilgili olarak bol bol kulaklarını çınlatıyorum. Tabii bu sırada asıl önemli konu ise yol manzarası; o kadar güzel ki. Orman içinde her yüz metrede bir çeşme var ve hiç yorulmuyorsunuz. Benim isyanım haritada geçidin yanlış gösterilmesi. Yoksa çıkmaktan ve burada pedallamaktan çok mutluyum. 🙂

12-14 km kadar tırmandım ve inişe geçtikten bir süre sonra Manisa il sınırı tabelasını görüp duruyorum. Burada fotoğraf çekip hemen yanında bulunan çeşmede biraz soluklanıyorum. İniş biraz daha devam edecektir diye ümit ediyorum. O kadar çıktım, o kadar da inerim ama değil mi? 🙂

Başlamış Köyüne kadar hiç durmadan devam ediyorum yoluma. Tabii inişler ve çıkışlar beni yalnız bırakmıyor. Bırakmasınlar da, diğer türlü çok daha sıkıcı oluyor yol. Yanımda barbunya pilaki var ama ekmek yok. O nedenle ekmek alacak yer bulana kadar pedalladım. Başlamış köyünde bir market bulup ekmek ve bir tane de gazoz alıyorum . Tekrar yola çıkıyorum ve uygun bir yer arıyorum yemeğimi yemek için. 3-5 km kadar gidiyorum ve bir çeşme başında veriyorum molayı. Kuruyorum Halil İbrahim Soframı… 🙂 Menüm o kadar güzel ve mütevazi ki ben çok mutlu oluyorum. Barbunya Pilakinin yanına çeşmenin hemen yanı başındaki biber tarlasından iki adet biber alıyorum. Gazozumu da açıyorum ve ekmeğim ile birlikte yemeye başlıyorum. Karnım tok, sırtım pek birkaç dakika sonra. 🙂

Bisiklet turlarımın vazgeçilmezi Barbunya Pilaki… 🙂 Az biraz gaz yapıyor ama olsun canım o  kadar da, ne olacak. 🙂

Buradan sonra yolum düz devam ediyor. Akhisar’a kadar nasıl geldiğimi bilmiyorum bile. Akşam hava kararmasına yakın Akhisar’a giriyorum ve konaklayacak uygun yer bakıyorum kendime. Çadır kuracağım ama ilçe içinde olmaz, gideceğim yöne doğru yavaş yavaş devam ediyorum. Karşıma ilk çıkan petrolde mola veriyorum ve sodamı içerken çevreyi kesiyorum. Petrol istasyonun bir köşesi benim için uygun, hemen işletme yetkilisi ile görüşüyorum ve bir iki etmeden tabii ki diyor, bana izin veriyor. Bende soda mı bitirdikten sonra çadır kurma işine başlıyorum.

Herşey tamam, evim de hazır artık benden huzurlusu yok. 🙂 Ama o da ne? Arka lastiğim patlamış, nasıl olur? Başlıyorum söküp tamir etmeye ve yine başımın belası hep korktuğum şey girmiş lastiğe. Patlayan kamyon lastiklerinin içinde ki teller… Bunlar çok zararlı bizler için. Yolda giderken çok karşılaşıyoruz ve hiç birinin üzerinden geçmiyorum. Ama demek ki birisini gözden kaçırmışım.

Lastiğimi tamir edip takıyorum yerine, gerekli PSI’ya kadar şişiriyorum ve elimi yıkamaya gidiyorum. Döndüğümde ne görsem iyi? 🙂 Lastik yine yerle bir… Haydaaa…

Tekrar söküyorum ve patlağı arıyorum, bu defa jant kısmından patlamış. Jant kesti herhalde diyerek diğer yedek iç lastiğimi kullanıyorum. Bu iç lastiği de belki yolda lazım olur diye atmıyorum. Yedek iç lastik almalıyım kendime en kısa zamanda. Diğer türlü bir şeyler eksikmiş gibi oluyor ve yoldan pek keyif alamıyorum. 🙂 Tekrar lastiğimi yerine takıyorum ve şişiriyorum. Bu defa sıkıntı yok gibi görünüyor, sabaha kadar inmezse sorun yoktur zaten. 🙂

Akşam yemeğimi çabuk çorba ile öğleden kalma ekmeğimi yiyerek geçiştiriyorum. Petrol çalışanları ile çaylarımızı da içiyoruz. Artık uyuyabilirim, sabah erkenciyim nasıl olsa. Bugün pek yorulmadım ama uyusam iyi olur. Yarınki yol nasıldır hiç bir bilgim yok. O nedenle heyecan ile uyumak üzere çadırıma gidiyorum…

Gün Toplam Km: 153,97 | Ort. Hız: 19,7 | Max. Hız: 61,9 | Bisiklet Kullanma Süresi: 07:48:35

Tur Toplam Km: 440,92

5.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Susurluk – Akhisar); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgilerimle…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Çarşamba, Ekim 24th, 2012 at 14:00.
Kategori: Türkiye'den.

Yorum Yok,

Yorum Yaz “17’den 7’ye Bisiklet Turu 5.Gün (Susurluk – Akhisar)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014