31 Ağustos 2012

Festivalimizin ikinci gününden herkese merhabalar,

Sabah 7:00’de yapılacak kahvaltımız için ben ancak 6:30’da uyanıyorum. Nasıl olsa çadır toplama telaşı yok. O nedenle içimiz çok rahat, böyle sabit kamplı organizasyonlar çok güzel oluyor. Kalkıp el yüz yıkama olayından sonra kahvaltıya gidiyoruz. Sıramıza girip kahvaltımızı aldıktan sonra masalara oturup çay ve meyve suyu eşliğinde karnımızı bir güzel doyuruyoruz.

Ardından hazırlanmak üzere çadırlarımıza dönüyoruz. Bu sırada Nil cüzdanını bulamıyor ve telaşlanmaya başlıyor. Sakinleştirmeye çalışıyorum bir yandan, diğer yandan da aramaya başlıyoruz. Çadırı alt üst ediyoruz ama yok. Tabi bu sırada Nil başlıyor ağlamaya… Yaw etme, ağlama buluruz, nereye gidecek? 🙁 Ama maalesef yok ortalıklarda, geriye dönük düşünmeye başlıyoruz. Nereye gittik, ne yaptık? Dün gece tuvalet için bir bara gitmiştik ve son anda cüzdanını yanına almıştı Nil, sonrasını hatırlayamıyoruz. Orada kaldığını düşünüyoruz. Ama tabi ki kesin olarak söyleyemiyoruz bunu. Neyse bahsettiğimiz yeri tarif ediyoruz arkadaşlara ve çeşitli sonuçlar çıkıyor, birkaç yeri aramaya çalışıyoruz ama maalesef sonuçsuz kalıyor çabalarımız. Tura gitmekten vazgeçip o bara gidip bakalım diyorum ama Nil bunu da kabul etmiyor. Organizasyon yetkililerine bunun bilgisini veriyoruz ve olumlu bir sonuç beliyoruz artık.

8:00’de yola çıkmak için bisikletlerimizi almış, üzerimizi giyinmiş hazır olarak bekliyoruz ve start düdüğü ile pedallara basıyoruz. Bugün rotamız Kemer tarafı olacak.

Yol ara ara tamamen trafiğe kapatılıyor ve rahat pedal çeviriyoruz. Diğer zamanlarda ise yanımızdan bir şerit akmaya devam ediyor. küçük inişler ve çıkışlar ile muhabbet ederek yolumuza devam ediyoruz. Tabi bu sırada cüzdandan hala haber yok ve Nil hala üzgün. Neyse ki cüzdanda paradan başka hiç birşey yokmuş. Kimlik, kredi kartı ve hepsi çantasındaymış. O nedenle bu kadar üzülmesine gerek olmadığını anlatıyoruz arkadaşlarla.. Giden para olsun yaw… 🙂 Giderek gülümseyen surat hepimizin iyi olmasına yetiyor… 🙂

Makineme sarılıp arada grubumuzun fotoğrafını çekmeyi ihmal etmiyorum…

Kemer’e 29 km yolumuz var henüz…

Yeni yapılmış 1100 metre uzunluğunda ki tünelden geçerken sıkılıyoruz. O kadar kötü bir hava var ki içeride anlatamam. Bir an önce şu tünelden kurtulmak istiyoruz. Karşı şerit trafiğe açık olduğu için gelen araçların çıkarttığı ses çok ürkütücü oluyor.

Neyse ki tünelden çıkıyoruz ve yolumuza güzel hava ile devam ediyoruz. Biraz daha gittikten sonra bir kavşaktan içeriye doğru sapıyoruz. Mola noktamıza gelmişiz, burada bir saate kadar mola vereceğiz.

Gelsin çaylar, sodalar, ortada muhabbet dönsün… 🙂 Turun keyfi her dakikasından belli oluyor.

Güzel bir molanın ardından tekrar düşüyoruz yola ve beldelerin içinden giderek Kemer’e ulaşmak niyetindeyiz.

Tabi arada anayola da çıkıyoruz. Buralarda trafik açıldığı zaman bir tedirginlik yaşasak da neyse ki korkulacak bir kaza meydana gelmiyor.

Kemer giriş tabelasını görür görmez fotoğrafını çekmek için duruyorum. Festival grubu ilerlerken ben fotoğraf derdindeyim. 🙂 Daha önce Kemer’e gelmiştim ama güncel nüfusu ile tekrar fotoğraflamak istedim. 🙂

Giriş tabelasından sonra epey bi geldik ve merkeze girdik. Yemek molasının verileceği noktaya ulaştık ama yemek için henüz 45 dakika var. Ne yapsak ne yapsak diye düşünürken oturup kalmışız. 🙂

Yemek vakti geldikten sonra sıraya giriyoruz ve yemeğimizi alıp karnımızı doyuruyoruz. Bu arada yemekler çok başarılı gerçekten. Bir festivalde bu kadarını beklemiyordum gerçekten. Tüm emeği geçenlere buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Yemekten sonra hareket saatimize yine çok vakit olduğu için çay içmeye ve çimlerde uzanmaya gidiyoruz. 🙂 Bir kısmımız da gidip denize giriyor. Yapacak başka birşey gelmiyor aklımıza şu an. O nedenle uzanıp dinlenmek en iyisi.

Kemer’den de bir kare çekmişim, onuda paylaşayım sizlerle…

Artık dönüş vaktimiz yaklaşıyor, o nedenle hareket noktamıza doğru gidiyoruz. Bu sırada güzel yerlerde fotoğraf çekilmeyi ihmal etmiyoruz tabi.

Mustafa Hocam dayanamayıp bu suların içine atıyor kendisini. 🙂 Hava çok sıcak tabi ki…

Dönüş saatimiz geliyor ve geldiğimiz yoldan geriye dönüşe geçiyoruz. Yine aynı şekilde sıralı bir biçimde yola devam ediyoruz. Arada öne geçiyor, arada geride kalıyoruz. Muhabbet ederek Antalya’ya doğru yaklaşıyoruz.

Eski yoldan gidiyoruz ve 130 metre uzunluğunda ki Çamdağ Tünelini geçiyoruz. Yeni tünel tam olarak açıldığında burası devre dışı kalacak yanılmıyorsam.

Buradan sonra kamp alanına kadar pedallamaya devam ediyoruz. 200 küsür kişi ile hareket etmek gerçekten çok zor o nedenle biraz sıkıntı yaşıyoruz. Ama olsun, bu kadar mutlaka olur. Yine de küçük kazalar dışında çok önemli bir kaza olmuyor. Buna şükür diyorum ancak…

Kamp alanımıza dönünce hemen kendimizi denize atmak için sabırsızlanıyoruz. Bisikletleri bir kenara atıp, üzerimizi değiştirip koşuyoruz denize. Günün yorgunluğunu bir çırpıda alıyor gerçektende… Tabi cüzdan hala aklımızda ama gün sonuna doğru pek ümidimiz kalmadığı için yavaştan alıyoruz.

Evet şimdi sıra ise cüzdana geliyor. Antalya’ya gidip o bara bakacağız cüzdan orada mı değil mi diye? Nil pek hatırlamasa da, şansımızı denemek istiyoruz ve Denizli’den Ahmet’in araç ile Ahmet, Nil, Burçin ve ben gidiyoruz merkeze. Antalya Büyükşehir Belediyesinin hemen karşısında ki bara doğru yaklaşıyoruz. Bu sırada dün tuvalete girmek için izin istediğimiz garson kapıda duruyor. Biz bara yaklaşırken eliyle bizi işaret ederek – siz cüzdan kaybedenler misiniz?… demesin mi?

Tabi o anda sevinçten ne hale girdik bilmiyorum. Nil’in çığlık atarak cevap verdiğini hatırlıyor gibiyim. 🙂 Cüzdana ulaştıktan sonra mutluluğunu görmeliydiniz. Antalya gibi bir şehirde cüzdan kaybediyorsunuz ve sonra ona ulaşıyorsunuz. Hemde içinden bir kuruş bile eksilmeden. 🙂 Demek ki insanlık hala var. 😉

Sonrasında kamp alanına dönerek akşam yemeğinde tekrar toplanıyoruz ve aç olan karnımızı doyuruyoruz. Yemekten sonra ise 70’ler 80’ler müzikleri çalınacak DJ eşliğinde. Onu dinlemek için kalıyoruz ve başlıyor. Bir süre çok güzel gidiyor ama sonrasında sanki sıkılıyoruz. 🙂 Sonra müziğin tarzı değişiyor ve tam bir düğün havasına bürünüyor. Hadiiii, kalkıp oynamamak olmaz, düşüyoruz sahnenin ortasına. Ohh, bir sağdan bir soldan salla… 🙂 Çok keyif alıyoruz gerçekten, biriken kurtları bir bir döküyoruz… Sonra da 5-10 arkadaş plaja gidip çerez atıştırıp, sohbet ediyoruz dolunayın muhteşem ışığında…

Toplam Km: 63.79 Km | Ort.Hız: 19.4 | Max.Hız: 51.6 | Bisiklet Kullanımı: 03:17:15

Antalya Bisiklet Festivali 2. Gün Güzergah Haritası;

Sevgilerimle…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Cuma, Eylül 7th, 2012 at 11:15.
Kategori: Türkiye'den.

Bir Yorum,

  1. Cüzdanın bulunduğuna çok sevindim. Cidden bulunmasına pek ihtimal vermiyordum. Helal olsun siz de işin ucunu bırakmamışsınız 🙂

    3. gün olmadığımdan ve milletin anlata anlata bitiremediği bir gün olduğundan sabırsızlıkla bekliyorum 🙂

Yorum Yaz “Antalya Bisiklet Festivali (2.Gün)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014