01 Eylül 2012

Festivalimizin üçüncü gününden herkese merhabalar,

Dünkü eğlenceden sonra gece uyumamız 1:00’i buluyor ve yine sabah erkenden ayaktayız. Bir an önce kahvaltımızı yapıp festivalin en uzun mesafeli gününe başlayacağız. Karnımızı doyurduktan sonra son kontroller için çadıra dönüyoruz ve bisikletlerimizi alıp turun başlama noktasına gidiyoruz.

250 kişi olarak 90 km yolu nasıl yapacağız, onun merakı içindeyim. Ama sağ olsun festival yetkilisi arkadaşlarım bununda altında kalkıyorlar ve güzelce idare ediyorlar grubu. Saat 9:00 yine biraz geçtikten sonra hareket ediyoruz ve uzun bir süre şehir içinde pedallıyoruz. Bu bizi biraz geriyor tabi ister istemez. Birde tempomuz çok yavaş olduğu için sıkılıyoruz. Ellerim uyuşuyor, belim ve boynum ağrımaya başlıyor. Sanki 200 km yol yapmış gibi hissediyorum kendimi. Biraz grubun arkasında kalıp sonra kendi tempomuza dönüyoruz ve en başa kadar gidiyoruz. Bu biraz olsun rahatlatıyor bizi ama yetkili arkadaşlardan da arada bir fırça yemiyor değiliz. 🙂

Öyle yada böyle ilk durak noktamız olan Düden Şelalesine geliyoruz. Bisikletlerimizi park ettiğimiz gibi sıra ile şelaleye giriyoruz. Burada yarım saat kadar vakit geçireceğiz…

Makinem boynumda ne görsem çekiyorum. 🙂 Doğanın içinde ve yüreğinde olmak beni yeterince mutlu ediyor. Birde yanımda dostlarım varsa değmeyin keyfime zaten. 🙂

Mutlu olan bir tek ben değilim tabi ki, bütün arkadaşların ağızları kulaklarında. Keyifle vakit geçiriyoruz burada.

Düden Şelalesine henüz ulaşamadık, o nedenle güzelliğe giden rotadan fotoğraf çekiyorum.

Nil ve Burçin köprü üstündeler, onları da buradan çekiyorum…

Küçüklü büyüklü şelaleler dökülüyor dört bir yandan. Suyun sesi ve serinliği ile huzur buluyoruz resmen burada.

Yine dostlar kamera karşısındalar… Hadi hep birlikte gülümseyelim…

Bunlarda Tuzkaya kardeşler… 🙂 Sevgili Feyzan ve Peren…

Küçük şelale arkasında büyük şelale fotoğrafı…

Giderek yaklaşıyoruz büyük şelaleye, tabi birde hareket edebilsek olduğumuz yerden. 🙂 Hiç gidesimiz gelmiyor, yavaştan alıyoruz adımlarımızı. 🙂

Yine küçük bir şelale görüntüsü…

İzmir’den Olcay’ın muhteşem uçuşu… 🙂 Çok güzel bir özgürlük karesi bu…

Bir diğer fotoğrafımız ise Nil’den geliyor. 🙂 Yoga mı yapıyor acaba? 🙂 Bu güzel ortamda sadece oturmak bile insanı yeterince rahatlatabilir diye düşünüyorum…

Manzaramız çok güzel, seyre dalalım birazcık…

Şelalenin arkasından mağaradan çıkışa doğru yöneliyoruz artık…

Burası da çok güzel bir yer, dışarıda su akıyor biz içeride serinliğin tadını çıkartıyoruz. 🙂

Çıkışa geldik ama hala ekipten gezenler var içeride. Bizlerde dondurma alarak yiyoruz ve serinliyoruz. 🙂 Bu sırada da arkadaşları bekliyoruz ve burada fotoğraf çektirilerek para kazanan papağan ile tanışıyoruz. Onunla birlikte fotoğraf çekilmenin bir bedeli var. Şanslı mı yoksa, şanssız mı demek gerek bilemedim. 🙂 Uzaktan bu arkadaşın fotoğrafını çekmeyi başarıyorum tabi. 🙂

Katılımcıların hepsi tamamlandı ve hareket saatimiz geldiğinde tekrar yola çıkıyoruz. Bu defa ki durağımız Kurşunlu Şelalesi olacak. Yolda keyifle giderken birden önümde duran bir bisikletçi ile birkaç kişi birbirimize giriyoruz. Durma sebebi ise küçük bir çukur… Birde çukura girilmiş zaten artık, durmanın ne anlamı var ki? 🙂 Neyse ki kilitli pedalımı zamanında çıkartıp durabiliyorum ama bisikletimin arkası şahlanıp üzerime doğru geliyor ve arkadan birkaç bisikletçi. 🙂 Ayağımda zincir yağı lekesi ile ucuz atlatıyorum bu kazayı, daha büyüğü olmadığına şükür… Grup ile hareket etmenin böyle zorlukları var, dikkat edilmesi gerekenleri bilmek gerekir. Yoksa çok daha büyük sonuçlar doğurabilirdi…

Kurşunlu Şelalesine kadar biraz gergin gelsem de yine doğanın güzelliği karşısında yumuşuyorum. 🙂 Bisikletlerimizi yine uygun bir yere koyup gölge bir masaya oturuyoruz ve dinleniyoruz. Yemek saatine henüz vakit var. Onu beklerken yavaş yavaş hareket edip uyuşukluk yapıyoruz. Yemekten sonra şelaleyi gezmeye çıkacağız.

Yemek vakti geliyor ve yine sıraya giriyoruz ve yemeğimizi alıp karnımızı bir güzel doyuruyoruz. Sonrasında ise istikamet belli. 🙂 Şelaleyi gezmeye gidiyoruz, girmek isteyenler hiç beklemeden atlıyorlar suyun içine. Bize de onları izlemek düşüyor tabi ki. 🙂

Bir taraftan da şelaleyi geziyoruz, Düden Şelalesine göre çok daha zayıf bir şelale burası. Orası çok daha heybetliydi…

Makineyi Nil’e verip bu defa ben geçiyorum karşısına ve çekiliyorum. 🙂 Bundan sonra ki fotoğraflar neredeyse Nil’e ait. 🙂

Şelalenin çevresinden bir kare yine…

Ramazan ve Oktay Abi karşıdan poz veriyorlar. 🙂

Suyun altında çok eğleniyorlar. 🙂

Turumuzun küçük katılımcılarından bir arkadaş bu defa karşımızda. Kurşunlu Şelalesine varmadan bir kaç km önce bisikletten düşüyor ve dizleri yaralanıyor. Neyse ki büyük bir şey yok. Buradan sonra bisiklete binemiyor tabi ki.

Makineyi Nil’e vermişken hep kamera arkasında olmanın acısını çıkartıyorum. 🙂 Burçin ve Can ile güzel bir kare…

Sema ve Olcay bu defa karşımızda. 🙂

Makinemi geri teslim alıp yine görev başına geçiyorum. 🙂 E o kadar çekti şimdi onu çekmezsek ayıp ama değil mi? 🙂

Suyun maviliği çok güzel görünüyor…

Şelalenin diğer yakasına geçiyoruz ve yine karşımızda Nil. 🙂

Çok güzel bir doğal alan burası ve vakit geçirmekten hiç sıkılmıyor insan burada…

Yine bir kare çekileyim burada… 🙂

Olmadı, hadi arkadaşlar hep birlikte çekilelim.

Bitki yoluydu sanırım burası, buradan epey dolaşarak çıkacağız yukarıya. Çok güzel ama biraz kurumuş bitkiler…

Çevreden bir kare daha ve sonrasında yemek alanına çıkıyoruz. Burada hareket saatimize kadar vakit geçiriyoruz ve vakit gelince kalkıp hazırlanıyoruz.

Şelaleyi geride bırakıp tekrar yola koyuluyoruz. Sırada ki mola yerimiz Perge’ye kadar pedal çeviriyoruz.

Çok geçmeden varıyoruz Perge’ye ve yine uzun bir mola bizi bekliyor burada. Antik şehri gezmek isteyenler gidiyorlar. Benim için pek çekiciliği yok o nedenle gitmiyorum. Oturup arkadaşların gelmesini bekliyoruz. Bir kısım arkadaşlar ağaçlık alanda uzanıyorlar, bir kaçı kafede çay kahve içiyor. Bizlerde burada oturduk muhabbet ederek vakit geçiriyoruz. Saat 17:00’de hareket edecekmişiz. Bir an beklemeyip kamp alanına mı gitsek diye düşünsekte, düşüncemizi uygulamıyoruz ve beklemeye devam ediyoruz. 🙂

Perge’nin otopark bölgesindeyiz. Pek kalabalıkta değilmiş zaten burası. Ayrıca giriş ücretide biraz pahalıydı. 🙂

Neyse ki, saat 17:00 oluyor ve hareket vakti geliyor. Yine sıra ile yola çıkıyoruz. Geliş hızımıza göre biraz daha hızlı gibiyiz. Bu iyi oluyor ve hızla kamp alanına doğru gidiyoruz. Kendi tempomdan yavaş gitmek beni çok daha fazla yordu. Ama yapacak birşey yok, katlanıyoruz. 😉

Kamp alanına gelir gelmez her gün olduğu gibi bugünde atıyoruz hemen kendimizi denize. Sonra da duşumuzu alıp rahatlıyoruz. Akşam yemeğinde tekrar buluşuyoruz ve karnımızı hep birlikte doyuruyoruz. Sonra tekrar DJ arkadaşımız geliyor ve yine 80’lerden devam ediyor. 🙂 Biraz oturup dinliyoruz bizde. Bu arada dün ve bugünde bize coşturan sunucu arkadaşımız Mustafa’ya ayrıca teşekkür etmek istiyoruz. Çok keyif aldık gerçekten. Bu güzel dakikakalar için tekrar tekrar organizasyon komitesinde ki arkadaşlara teşekkür ederiz.

Bir süre sonra yine sahile gidiyoruz ve kendi kendimize şarkılar, türküler söylemeye başlıyoruz. 🙂 Tabi bu sırada sesimiz haddinden çok çıktığı için uyarıda alıyoruz. 🙂 Ama özgürüz be arkadaş, sahilin bir noktasında ne gerek vardı ki? 🙂 Keyfimiz kaçınca da bir anlamı olmuyor ve kalkıp çadırlarımıza doğru yöneliyoruz… 🙂

Toplam Km: 87.82 Km | Ort.Hız: 19.0 | Max.Hız: 46.5 | Bisiklet Kullanımı: 04:36:38

Antalya Bisiklet Festivali 3. Gün Güzergah Haritası;

Sevgilerimle…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Pazartesi, Eylül 10th, 2012 at 15:00.
Kategori: Türkiye'den.

Yorum Yok,

Yorum Yaz “Antalya Bisiklet Festivali (3.Gün)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014