17 Haziran 2012

Merhaba Sevgili Bisiklet Dostları,

Yine bir pazar gününden herkese selam ve sevgiler yolluyorum. Biz yine yerimizde durmuyor ve yollara düşüyoruz. Normalde pazar günleri tatildir insanlar için ve dinlenme günüdür. Ama bizim dinlenmemiz de böyle oluyor. Bisiklet üzerinde olmadığım hafta çalışamıyorum dahi. 🙂 Neyse yeter bu kadar geyik, tura geçeyim…

16 kişiyiz ve çeşitli katılımcılarımız var yine. Köyceğiz’den 3, İzmir Selçuk’tan 1, İstanbul’dan 1, Muğla’dan 1 ve Marmaris’ten 10 kişiyiz. Kimler bunlar saymaya başlayalım hemen;

Sıtkı Abi, Zeynep Abla, Tolga, Ayşe, Ercan Abi, Mustafa Abi, Can, Han, Brigetta, Merih Abi, Mehmet Abi, Nil, Adnan Abi, Fatih Abi, Kemal Komiserim ve ben…

Marmaris’ten bisikletlerimizi araçlara yüklüyoruz ve Orhaniye Kızkumu’na gidiyoruz. Ercan Abi ise kendi motosikletine bir şekilde yerleştirmiş bisikletini. 🙂 Tam üretim insanı… 🙂

Turumuza Kızkumu’ndan başlayacağız. Hava yeteri kadar sıcak olduğu için ve trafiği yoğun olduğu için Marmaris – Orhaniye arasında ki yolu geçmek istemiyoruz. Hemde diğer yolumuz yorucu olduğu için çok km olacak bizler için.

Saat 9:00’da başlamasını planladığımız tur geç çıkma ve oyalanma sebebi ile 9:40 gibi anca başlıyor. Bu saate göre plan yapıyorum ve akşam saat 18:00’de turumuzu tekrar Kızkumu’nda bitirmemiz gerektiğini söylüyorum arkadaşlara.

Ardından başlıyoruz pedallarımızı çevirmeye. Daha 1 km pedal çevirmeden karşımıza rampa çıkıyor. 🙂 Hava sıcak ama biz henüz soğuğuz. Tabi bu çok uzun sürmüyor ve birkaç yüz metre sonra hararet etmeye başlıyoruz. Her zaman ki gibi rölanti ile çıkışa devam ediyoruz. Bu arada haftalardır birlikte pedalladığımız Buddylerimde buradalar. Güzel bir gün olacak, sıcak müsaade ederse tabi.

Bir kısmımız Turgutköy’e girerken, diğer kalan kısım ise Selimiye’ye doğru devam ediyor. İlk molayı orada vermeyi düşünüyoruz. Çünkü deniz var, orada güzel bir deniz sefası çekeceğiz. 🙂 Bu sıcakta daha fazla gidemeyiz yoksa…

Turgutköy kavşağını geçtikten sonra eğimi çok dik olmayan bir rampayı tırmanmaya başlıyoruz. Ama sıcak ile küçük ve kısa rampada olsa çok etkiliyor. Sık molalar ve gölgelerde sürme çabası ile rampayı bitirme derdindeyiz. 🙂

Mehmet Abi ve Kemal Komiserim objektiflere dinlenirken takılıyorlar…

Mustafa Ayten Abimiz, daha bir gün önce aldı bisikletini ve bugün bizimle bu zorlu tura geldi. 🙂 Onu ayrıca takdir etmek gerekiyor. Sizlerde birazdan göreceksiniz rotanın zorluğunu.

Fatih Buddy geliyor, arkasında bir grup bisikletçi ile. Neyse ki bu yol çok trafiği olan bir yer değil. Geçen birkaç araç dışında epey sakin bir yol. O nedenle rahat rahat pedal çevirebiliyoruz.

Bu defa karşımızda Köyceğiz ekibinden Nil ve Mehmet Abi var. Buddy Nil’i çekerken fotoğrafa girme çabası her yerden belli tabi. 🙂

Kemal komiserim de pedal başında, bir gün öncesinden yine bisikleti ile Muğla’dan Marmaris’e geldiğini de bilmenizi isterim. Bıraksanız bisiklet üzerinde yatacak, o kadar sevdalı anlayacağız. Yolun açık olsun komiserim…

Çıkışın ardından zifti erimiş yolda inişler ve çıkışlar eşliğinde Selimiye’ye kadar devam ediyoruz. saat 11:00’de ulaşıyoruz Selimiye’ye ve burada bulunan bisiklet dostu arkadaşımızın apartını arayıp buluyoruz. Bahçe Apart işletmecisi Yılmaz Abi ile çok geçmeden buluşuyoruz ve bisikletleri apartın önüne bırakıp soğuk su ve maden sularımızı yudumluyoruz. Bu sırada arkadan gelen arkadaşları bekliyoruz. Tabi daha fazla bekleyemiyoruz ve kendimizi atıyoruz Selimiye’nin sularına…

Nihayet serinliyoruz, su çok güzel… “İlk başta soğuk gibi ama girince alışıyorsun.” 🙂 Bu geyiği yapmazsak birşeyler eksik kalıyor her defasında. O nedenle mazur görün arkadaşım… 🙂

Biraz ileride bulunan yatlardan mazot sızmış ve suyun üzerinde çok ince bir tabaka mazot var. O nedenle biraz kötü oldu ama çok rahatsız edici değil. Biz suyun keyfini çıkartırken bütün ekip tamamlanıyor. Herkes kendini suya atmak için koşuşturuyor.

İlk gelenler olarak yeteri kadar serinledik, sudan çıkıp duşumuzu alıyoruz ve vaktimiz dolana kadar güneşlenip, oyalanıyoruz. Saat tam 12:00’de yola çıkacağız. Ama şöyle bir durum var. Turun rotası buradan sonra Bozburun, Söğüt, Bayır, Turgutköy ve Kızkumu olarak devam edecek. Devam etmek istemeyip deniz sefası yapacak olan arkadaşlar için ise ikinci bir plan var. Saat 18:00’de Kızkumu’nda olacak şekilde burada istedikleri gibi vakit geçirebilecekler. Sonrasında ise aynı yoldan geri dönecekler.

Devam edecek grup ise bol rampalı yoldan pedallamaya devam edecek. İlk molamız, yemek molası olarak Bozburun olacak… O nedenle saat tam 12:00’de hareket etmek istiyoruz.

Kalan arkadaşlardan bir kare, denizin, güneşin ve kumun tadını çıkartıyorlar…

Aynı şekilde Han’da suyun içinde keyif yapıyor…

Son sayımıza bakıp kontrol ediyoruz. 6 kişi burada kalıyor ve yola 10 kişi olarak devam ediyoruz. Devam ediyoruz etmesine ama yola çıkar çıkmaz karşımızda 2.7 km’lik bir duvar bizi bekliyor. Öğle sıcağında neredeyse 3 km’lik bir rampa ve %10 ortalama eğim ile önümüzde duruyor. Ya bismillah, dayan pedallara… 🙂

Aşırı su kaybını sık molalar ile karşılıyoruz. Hava 40 derecenin üzerinde, beynimiz kavruluyor neredeyse. Ben üzerimde ki formayı dahi çıkarttım, yarı çıplak şekilde pedal çeviriyorum.

Ha gayret arkadaşlar az kaldı diye diye veriyorum gazı… 🙂 Yoksa bu yolun bitmesinin mümkünü yok. Rampa çıkan arkadaşlarımdan birkaç kare…

Yükseldikçe Selimiye aşağıda kalıyor ve güzel manzarası ile bizleri büyülüyor. Seyrine doyum olmuyor bu güzelliğin. Ben arada durup fotoğraflıyorum ve sonra rampaya kaldığım yerden devam ediyorum.

Bir ki, bir ki… 🙂 Ha gayret bitti bitti, çok az kaldı Buddyler…

Yılan misali kıvrıla kıvrıla yükseliyoruz… Kemal Komiserim ve Nil geliyor aşağıdan…

Fatih Buddy tırmanışa devam…

Ercan Abi hadi bitti… 🙂 Tabi bu gazlar kendisi Söğütköylü olduğu için Ercan Abiye yemiyor, çünkü bu yolları ezbere biliyor. 🙂

Mehmet Abi bu defa çok çektim fotoğrafını ve güzel oldu… 🙂 Hadi güle güle rampa çıkmaya…

Çıktığımız yol ve Selimiye iyice aşağıda kaldı. Kaç rakıma çıktık bilmiyorum ama hepimiz için burası epey yorucu oldu. Rampayı geçtik, etkileyen şey sadece sıcak…

Zirve’ye gelmeden bir defa daha duruyoruz ve sonrasında rampadan aşağıya Bozburun’a kadar salınıyoruz. Bu sıcakta en güzel iş serin serin rampa inmek. Bozburun merkezde durup toplanıyoruz. Planladığımız gibi tam 13:00’de burada oluyoruz. 14:00’e kadar yemek molamız var, sonrasında yola kaldığımız yerden devam edeceğiz. Asıl yol bizler için yemekten sonra başlayacak. O nedenle karnımızı tıka basa doyurmamız gerek. 🙂

Bozburun hatırası toplu fotoğrafımızı çekiliyoruz. Sol baştan; Mehmet Abi, Ercan Abi, Mustafa Abi, Nil, Ben (Serkan), Can, Kemal Komiserim, Fatih Abi, Adnan Abi ve son olarak Merih Abi…

Bozburun’dan bir kare çekmeyi unutmayalım ama değil mi?

Ercan Abinin akrabası olan bir lokantaya oturuyoruz ve siparişlerimizi veriyoruz sıra ile. Ve yine sıra ile yemeklerimiz geliyor, düzensiz bir sıra bu arada. 🙂 Önce söyleyenlerin ki sonra, sonra söyleyenlerin ki önce geliyor felan filan. Topu topu 10 kişiyiz zaten bir önemi de yok. Neden bunu belirttiysem bilemedim. 🙂

Hem yemek hemde muhabbet ile karnımızı doyuruyoruz. Tok ve mutlu insanlar olarak lokantadan dışarıya çıkıyoruz. Offf şimdi kim gidecek o kadar yolu. 🙂 Yok böyle bir soru tabi, hep birlikte yolumuza devam edeceğiz. Hadi arkadaşlar saat 14:00 diyerek son çağrıyı yapıyorum ve çeviriyoruz pedalları. Sırada ki köyümüz Söğütköy, köy kahvesinde buluşmak üzere… 🙂

Su takviyesi ve biraz soluklanmak için çeşme başında ve ağaç gölgelerinde mola veriyoruz. Hatta bu ağaç gölgeleri epey vaktimizi alıyor. Çünkü sıcak artık iyice beynimizi pişirdi…

14:00’de çıkmıştık yola ve 15:00’de Söğütköy’e anca ulaşıyoruz. Bu aranın bu kadar çabuk geçtiğine aldanmayın. Arada hiç fotoğraf yok, çünkü rampadan gözümüzü açamadık. 🙂 Tırmanırken her pedal çevirişte savurduğumuz küfürlerin haddi hesabı yok sanırım. 🙂 Terden sırılsıklam olmuş bir şekilde, imamın abdest suyu kıvamında ki suyumu içe içe ulaştık Söğütköy kahvesine. Ne denli terlediğimiz her fotoğraftan belli zaten. Suratlar kıp kırmızı ve kıyafetler ter ile yıkanmış durumda… 🙂

Oturduğumuz yerden geldiğimiz yöne şöyle bir bakış atalım bakalım… 🙂 Üstüne birde tükürük tabi. 🙂

Bir diğer masa karşımızda… Bunlarda bitkin ve sıcaktan yıkılmışlar… Bu masada kamera arkasında da ben varım tabi. Beni hiç görmeyin zaten… Hiç birimizin, birbirinden farkı yok.

Söğütköy ve Bayırköy’ün meydanlarında bulunan Çınar ağaçları artık buraların sembolü olmuş. O nedenle fotoğraf çekmeden devam etmiyoruz. Hadi Nil 1, 2, 3 hoooppp 🙂

Saat 15:15, yine bir molamızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Ne acı değil mi arkadaşlar, yine yola düşüyoruz. Yolda ne yol hemde, yine tırmanış ile devam edecek. Ama arkadaşlara çaktırmıyoruz bunu. Çok rampa yok, biter gider… Hem nasıl olsa önemli olan yolda olmak değil mi canım. 🙂 (Rampada yorulup bitkin düşünce önemli olan yolda olmaktırın ….. dediklerini duyar gibiyim) 🙂

Sevgili Can ve Kemal Komiserimi üzerimizden su serper gibi mutluluk saçıp savururlarken yakalıyorum… 🙂

Dönüp dolaştık çıktık ve Söğütköy’ü artık geride bıraktık. Buraya kadar yine biraz sertti rampa ama sonrasında çaktırmadan hafif hafif tırmanacak yol. Bana kalırsa o tarz çıkışlar çok daha kötü oluyor.

Mehmet Abi, Kemal Komiserim ve Mustafa Abi geliyorlar…

Kemal Komiserime biraz daha yaklaşalım bütün zoomumuzu kullanarak. Dedim ya biraz önce de dünden geldi Muğla’dan diye. Eşyalarını hala yanında taşıyor, Kızkumu’nda bırakmasını söyledik ama gerek duymadı. Onlar ile mutlu gibi zaten, sorun yok… 🙂

Evet işte mucize insan… 🙂 İlk turunda 65 Km’lik bir etap ve zorlumu zorlu… Tekrardan tebrik ediyoruz abi seni…

Veee Nil Buddy geliyor karşıdan… O kadar çıkıştan sonra pek mutlu görünmüyor. Acilen tur coşkusu gerekiyor, yoksa bu yollar çekilmez olur gibi. 🙂

Çıkışlar bitmek bilmiyor, biz bitiyoruz ama çıkışlar hala kendi hallerinde devam ediyorlar. Bizde zırt pırt durup dinleniyoruz, fotoğraf çekiliyoruz. İşte o molalardan birisi ufukta Çiftlik koyu ile birlikte… Geriden geriden Buddyler olarak devam ediyoruz. Sırası ile çeşitli kombinasyonlarda fotoğraf  çekiliyoruz. Fotoğraf makinesini kuracak yer bulamıyoruz ve bu yola başvuruyoruz, ne yapalım. 🙂

İlk olarak Nil ve Fatih…

Serkan (ben) ve Nil…

Son kare Serkan (ben) ve Fatih… 🙂

Burada ki son karemiz ise bizsiz bir manzara… 🙂

Çıkışın biteceği yok, çok sık durur olduk ama yapacak birşey yok. Hava çok sıcak ve rampa çok uzadı. Yine durduğumuz bi andan fotoğraf. Arkada görünen yoldan geliyoruz bu arada… 🙂 Nasıl çıkıyoruz görün yaniii. 🙂

Artık bırakın rampa tırmanmayı, fotoğraf çekmekten de sıkıldım. 🙂 Tam bir işkence oldu buralar. Tam zirveye geldik diyoruz biraz iniyoruz ama sonrasında hooop yine tırmanış. Layyynnn yeter gari, inelim şöyle doyana kadar.

Kaç km kadar tırmandık hatırlamıyorum artık ama bir noktaya geldik ki manzara çok güzel. Güzel bir iniş bizi bekler. Vardığı yer ise Bayırköy. Arkadaşlar muhtemelen bizden çok önce vardılar bizi bekliyorlar orada. Çınar ağacının gölgesinde ne serinliyorlardır şimdi diye içimden geçirmeden edemiyorum. 🙂

Bu güzel iniş ile bizde ulaşıyoruz bu güzel çınar ağacının gölgesine. Hemen bisikletleri attığımız gibi soluğu dondurma dolabının başında alıyoruz. Yanıyoruz acilen yangını söndürmeliyiz. Günlerdir yanan orman gibiyiz, helikopter ile tonlarca su boşaltsalar söndüremeyeceklermiş gibi hissediyorum.

Nihayet bir süre sonra kontrol altına alınıyoruz ve rengimiz, benzimiz yerine geliyor. Bayırköy’de ki çınar ağacının dibinde bulunan tabelayı sizler için çekiyorum. Buyrun okuyun, tekrar ben yazmakla uğraşmayım. Size o anları aktarırken terledim valla. 🙂

Buradan hareket saatimiz 17:15, önceden gelen arkadaşlar durmaktan sıkılmışlar bile. Bizde yeteri kadar dinlendik ve artık yola çıkabiliriz. Buradan sonra Turgutköy’de mola vereceğiz. Oraya kadar hiç tırmanışımız yok, sürekli ineceğiz. O kadar çıktık artık ödülü hak ettik. O nedenle yüzler daha bir gülmeye başladı.

Bu güzel inişten tabi ki fotoğraf beklemek ayıp olur. 🙂 O kadar çıktık, inişinde tadını çıkartmak hakkımız. Hiç durup fotoğraf çekmek aklıma bile gelmiyor. Yol biraz bozuk olduğu için hem fazla hız yapamıyoruz hemde çok dikkatli olmamız gerekiyor. Turgutköy’e geliyoruz ve burada Selimiye’den geri dönen arkadaşlar ile buluşuyoruz. Sonrasında çok geçmeden ve neredeyse hiç durmadan hep birlikte Kızkumu’na devam ediyoruz. Bu arada yine kısa bir rampa bizi bekliyor. Onca rampadan sonra bu çok kısa ama yine de bizi yavaşlatıyor.

Bu sırada telefonum çalıyor ve arayan Kemal Komiserim ters yola gittiğini söylüyor. Küçük bir yanlış anlaşılma yüzünden bir rampayı iniyor ve geri çıkmak zorunda kalıyor.

Son rampamızı da sabırla çıkıyoruz ve salıyoruz kendimizi Kızkumu sahiline kadar. Veee saatimiz tam 18:00’i gösterdiği sırada turumuzu sağ salim Kızkumu’nda bitiriyoruz. Planımıza dakika dakikasına uymamız çok güzel oluyor. Süper uyumlu bir grup olmuşuz haberimiz yok. 🙂 Tüm pedal çeviren arkadaşlarıma çok çok teşekkür ederim bunun için.

Tabi Kızkumu’na geldik ama tur daha bitmedi. Bisiklet kullanma süresi bitti, sırada günün yorgunluğunu atmak için deniz sefası var. 🙂 Hadi koş koş denize… 🙂

Deniz sefamız bir saate kadar sürüyor ve bundan sonra bisikletler araçlara yükleniyor ve Marmaris’e dönüş başlıyor. Köyceğiz ekibini de  gönderiyoruz… Son olarak biz buddyler kalıyoruz ve Martı Marina’da biraz vakit geçirdikten sonra bizlerde eve dönüşe geçiyoruz.

Muhteşem sıcak bir haftasonu etkinliğini daha sağ salim geride bırakmış olmanın mutluluğu var üzerimizde. Marmaris bisikletçileri olarak yaz sezonunun son turunu yapıyoruz. Sıcak çok etkilediği için ve birçok arkadaşımız sezonluk çalıştığı için artık bir süre ara veriyoruz. Ben bireysel turlarıma ara vermeden devam edeceğim tabi. 🙂

Yeni turlarda, yeni rotalarda buluşmak dileği ile…

Sevgilerimle…

Bozburun Yarımadası Bisiklet Gezisi Güzergah Haritası;

Kızkumu, Turgutköy, Selimiye, Bozburun, Söğütköy, Bayırköy, Turgutköy, Kızkumu…

This entry was posted on Perşembe, Haziran 21st, 2012 at 22:51.
Kategori: Günübirlik.

6 Yorum,

  1. semihoca

    “Evet işte mucize insan? İlk turunda 65 Km?lik bir etap ve zorlumu zorlu? Tekrardan tebrik ediyoruz abi seni?”……sanki üstüme alındım gibi..
    deniz,kum,güneş ve bisiklet…muhteşem dörtlü.

  2. Adnan barım

    Merhaba Katılıp katılmama konusunda tereddütlüydüm.Serkan arkadasım bisikleti temin edince gelebildim. iyiki gelmisim turdaki arkadaşlıkta hava gibi çok sıcaktı.Herkeze çok teşekürederim. İleride yeni turlarda buluşmak dileğinle.Sağlıklı mutlu adrenalinli pedaller.

  3. Mustafa AYTEN

    Gerçekten çok zorluydu benim için. İlk uzun ve zorlu bir faaliyet oldu benim için herşeye rağmen çok güzel bir etap oldu. Arkadaşlığın verdiği sıcak ortam , güneşin verdiği öldüresiye sıcağı yendi. Hepinize çok teşekkürler arkadaşlar, tekrar başka bir etapta buluşmak dileğiyle :))))))

  4. mehmet paylan

    merhaba senkan espirili anlatış tarzın çok hoş olmuş devamını dilerim ayrıca bana biraz torpil yapmışın fotograflarda tşkr. ederim kayseriden selamlar göruşmek dilegimle.

  5. Zorlu bir tur olmasına rağmen çok güzeldi. Ayrıca bana Karya Sahilleri turunuda hatırlattı. Emekleri için Serkan TAŞDELEN e teşekkürler.

  6. Çağlar Arslan

    Beldeyama New age bisiklet mi ordaki 😀 bende var o bisikletten ama yeni bisiklet alırım diyordum, acayip gaza geldim şu an ne yeni bisikleti 😀 sırf ön çarklardaki koruyucu kapağın hatırına bile kullanırım 😀

Yorum Yaz “Bozburun Yarımadası Bisiklet Gezisi”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014