10 Haziran 2012

11 – 17 Haziran tarihleri arasında planladığımız “Gezgin Pedallar Urfalıyam Ezelden” bisiklet gezimizi, izin alamadığım için iptal etmek zorunda kalıyoruz ve bizde bu pazar gününü boş geçmemek adına bir tur organize ediyoruz. İzmir’e gideceğiz otobüs ile ve otogardan hareketle Sasalı, Seyrek, Foça turu yapacağız. 🙂 Bu tur planını paylaşıyorum arkadaşlarım ile ve katılımcılar belirleniyor. Köyceğiz’den Nil ve İzmir’den Berkcan ile tamamlayacağız turumuzu. Turdan bir gün öncesine kadar Can Sarı’da gelecekti ama son anda yan çizdi, geçerli sebepler ile… 🙂

Sabah 05:00’de kalkacak otobüsümüz için 4:45’te otogarda olmak istiyoruz. Marmaris’ten Nil ile birlikte gidiyoruz İzmir’e, Berkcan ise bize Çiğli’den katılacak. 4:00’de uyanıyorum ve Nil’i kaldığı pansiyondan alıp dükkana geçiyoruz. Oradan bisikletlerimizi alıp otogarın yolunu tutuyoruz ve yol üzerinde kahvaltılıklarımızı almayı unutmuyoruz.

5?e 5?e kala erkenden başlayan yolculuğumuz Muğla?da verilen 45 dakikalık mola ile epey gecikiyor. İzmir?e 9:30 gibi anca ulaşıyoruz. Otobüsten inip bisikletlerimizi topluyoruz ve artık harekete hazırız. Berkcan?ı da daha fazla bekletmemek için hemen pedallamaya başlıyoruz.

Sabahın erken saatinde ve bir Pazar gününde İzmir?in trafiğinde ilerlemek bizi fazla yormuyor. Basmane?ye kadar tabi, sonra daha kalabalık yol ile Karşıyaka?ya doğru gidiyoruz. Burası en sıkıcı bölümü oluyor turumuzun ve Karşıyaka?ya ulaşır ulaşmaz kendimizi bisiklet yoluna atıyoruz. Buraya kadar aynı zamanda 25 km oldu. 25 km olmuş biz yola çıkalı ama hala İzmir içindeyiz. Marmaris?te ya da Muğla?da olsa ohoooo. 🙂

Bisiklet yolu Sasalı?ya kadar bize eşlik edecek. Bu sırada yola çıktık çıkalı hiç fotoğraf çekmediğimiz geliyor aklımıza ve durup birkaç kare çekiyoruz.

Bu yoldan gitmemiz gerek diye düşünüyoruz ve sonra yanlış yol olduğunu anlayıp normal yolumuza geri dönüyoruz. 🙂

Ama sanki Nil hala gitme niyetinde. 🙂 Neyse ki hemen önünde zincirler var, yoksa durdurana aşk olsun?

Uzun bir süre bize eşlik edecek olan bisiklet yolundan bir kare?

Çiğli?ye vardık, burada Berkcan ile buluşuyoruz ve tanışıyoruz. Daha önce sanal arkadaşımızdı, ilk defa yüz yüze tanışıyoruz. Bizi buralarda yalnız bırakmamasına çok sevindik, o nedenle çok teşekkür ederiz. Foça?ya kadar birlikte gideceğiz, yeni aldığı bisikleti ile birlikte. 😉

Yol üstünde daha fazla oyalanmıyoruz ve giderken muhabbete devam ediyoruz. Bu sırada Sasalı?ya yaklaşıyoruz bisiklet yolu ile. Yanımızda uzanan sulak alan bir süre sonra bu şekle bürünüyor.

Bisiklet yolunda Berkcan ve Nil?den bir kare çekiyorum, sonra geriye dönüp bisiklet yolunu çekiyorum. 🙂

Saatimiz 11:48 ve Sasalı?dayız, buradan kuş cennetine devam etmiyoruz. Daha Foça?ya çok yolumuz var. Sasalı girişinde çeşitli su kuşlarından oluşan heykel önünde Nil?i fotoğraflıyorum. Ardından soğuk bir şeyler içmek için bir yer arıyor gözlerimiz.

Bisiklet yolunun sonuna kadar gidip artık bu yoldan çıkıyoruz ve normal taşıt yoluna çıkıyoruz. Rotamız Seyrek tarafından devam edecek, ama öncesinde yanan içimizi söndürmeliyiz. İmdadımıza Karadeniz Market yetişiyor ve dalıyoruz kapısından içeriye. İstikamet içecek reyonu, koşar adım marş marş? 🙂

Birkaç turdur Nil ile birlikteyiz, kaç yerde aradığı Nescafe Expresso, kendi deyimi ile Nespresso içeceğini burada buluyor olmasına şaşırıyoruz. Zaten sonrasında mutluluğu yüzünden de belli oluyor. Bende içimi söndürecek ne varsa alıyorum. Soda, Ice tea, su, mu vs vs işte? 🙂

Burada hararetimiz düşüyor ve biraz da dinlendikten sonra yola çıkıyoruz. Artık yolumuzun trafiği çok daha az ve rüzgârda arkamızda. 🙂 Değmeyin keyfimize arkadaş?

Seyrek?e kadar bu şekilde pedal çeviriyoruz ve Seyrek girişinde bir petrolde tekrar mola veriyoruz. Hava çok sıcak ve bizi gerçekten bunaltıyor. O nedenledir ki pek fotoğraf çekmiyoruz. Durup makineyi çıkartmaya bile üşeniyoruz. 🙂 O nedenle az fotoğraf çekmişiz, mazur görün lütfen.

Petrolde ihtiyaç molası ve tekrar içecek molası vermiş oluyoruz. Ice Tea?yi açma zamanı, marketten aldığımız bardaklar ile soğuk soğuk mideye indiriyoruz. Sonra karnımızın da acıktığını hissediyoruz ve petrolde çalışan genç arkadaştan bunun için bilgi alıyoruz. Seyrek içine girin, orada bulursunuz diyor ve bizde çeviriyoruz pedalları, hadi Seyrek?e? 🙂

Geliyoruz meydana ve birkaç tane lokantadan birisine girmeye karar veriyoruz ve giriyoruz. Sulu yemek yok, tek seçenek köfte gibi görünüyor. Bizde çaresiz kabul ediyoruz ve gelmesini beklemeye koyuluyoruz. Bir süre sonra geliyor gelmesine ama sanki hazır köfte gibiler. Bir lokma alınca bunu kanıtlıyoruz ve yine çaresiz yemeye devam ediyoruz. Ama pek beğenmiyoruz, keşke farklı bir seçeneğimiz daha olsaydı. 🙂 Burada birazcık keyfimiz kaçıyor ama olsun, daha önce çok daha kötülerini yemek zorunda kalmıştım. O nedenle benim için çok büyük sorun olmuyor.

Yemekten sonra şöyle Seyrek?in meydanından birkaç fotoğraf çekiyorum.

Caminin duvarında bulunan bisikletler?

Yemek yediğimiz yerin adı Orhan?ın yeriymiş bu arada, yolunuz düşerse haberiniz olsun. 🙂 Hazır köfte yemek isterseniz falan yani. 🙂

Burada epey vakit geçiriyoruz ve artık yola çıkma vakti geliyor. Ama sıcak çok daha fazla hissettiriyor kendini. Ne yapalım, çaresi yok devam edeceğiz yola. Menemen, Foça kavşağına bir çırpıda geliyoruz ve soldan devam ediyoruz yolumuza. Burada trafik bir nebze olsun artıyor. Ama yine de rahatsız edecek seviyede değil. Ama şu an sorunumuz trafikten daha çok sıcak. 🙂 Bunun bir çözümü yok, Foça?ya vakitlice ulaşmak, gezmek ve sonra geriye dönmek istiyoruz. O nedenle de gitmeliyiz ve bu yoldan keyif almalıyız. Enerjimizi tüketmemeliyiz, hadi arkadaşlar dönsün pedallar.

Buradan sonra hafif çıkışlar ve inişler başlıyor. Berkcan tırmanışlarda biraz geriden gelmeyi tercih ediyor. Sorun değil, zirvelerde bekleriz nasıl olsa. Herkes kendi temposunda gitsin hem, böyle çok daha güzel olur. 🙂 Derken bir mezarlıkta çeşme başında duruyoruz. Çeşme başı ama çeşmenin suyu yok, hatta musluğu bile yok. Ama gölgesi çok güzel, Berkcan?ı beklerken buraya sığınmak en doğru seçim. Oturuyoruz buraya ve biraz serinliyoruz, tabi bu sırada olduğumuz yeri unutmamak gerek. Mezarlıkta ki yatanlara bir Fatiha okumak borcumuzdur diyerek arkadaşları da uyarıyorum. 🙂 Evet, olay burada kopuyor? Ben kendimden emin bir şekilde Nil?in okuyamayacağını düşünerek söylüyorum tabi bunu. Ama hiç ummadığım halde Nil başlıyor Fatiha Suresini okumaya. Ben şaşkın şaşkın bakarken âmin deyip duasını sonlandırıyor. 🙂 Bu kapak bana yeter, susayım ben en iyisi? 🙂

Hadi arkadaşlar dinlendik, duamızı da ettik artık yola devam edelim artık diyerek ayaklanıyoruz. Tabi ayrılmadan önce burada bir fotoğraf çekilelim. Bu defa karede ben varım, kamera arkasında ise Nil. 🙂

İnişli çıkışlı yollar devam ediyor ama pek yorucu ve sıkıcı değil. Bu moladan sonra Gerenköy?e kadar gidiyoruz. Köy içine girmeden transit devam ediyoruz. Bu sırada telefonum çalıyor ve arayan arkamızdan gelen Berkcan oluyor.

– Abi benim lastiğim patladı sanırım, neredesiniz?

– Dostum köyün yanından Foça?ya devam ediyoruz, çok uzak değilsin bize, diyorum.

– Tamam abi bende girdim köye geliyorum?

Bir market önünde durup Berkcan?ı bekliyoruz ve bu sırada soğuk maden suyunu yudumluyoruz. Berkcan hemen geliyor ve içimi serinlettikten sonra lastiğe dönüyoruz. Evet, hatalar sırası ile gün yüzüne çıkıyor. Ne bir yedek iç lastik, ne bir yama takımı, ne de bir teknik donanım? Hiç birisi yok Berkcan?da? 🙂

Dostum bu sana ders olsun diyerek başlıyorum lastiğini sökmeye. Çıkartıyoruz iç lastiği ve patlağı bulup onarmaya başlıyoruz. Benim yedek iç lastiğim ve yama takımım her zaman hazır çantamda ama Berkcan?ın bisikleti 28? olduğu için yedek iç lastiği kullanamıyoruz. Bizde yama yapmaya koyuluyoruz. Ama gel gelelim, aylardır hatta yıllardır lazım olmayan yama takımımın yapıştırıcıları uçmuş gitmiş. 🙂 İki tüpten birisinin dibinden birazcık çıkartarak yamayı yapabiliyoruz. Ama tekrar patlarsa hiçbir çözüm yolu yok. 🙂

Lastiği onarıyoruz ve durduğumuz yerden yeni yüzü ile yoldaşımı fotoğraflıyorum. 18? kadro boyunun bana küçük geldiğini düşünerek bir boy büyük kadroya geçiş yapmıştım. Bu kadroyu bu turda ilk defa test ediyorum. Şu ana kadar hiçbir sorun, sıkıntı oluşturmadı ve çok memnunum. Ama hala çok iyi diyemem, şöyle uzun uzun biraz kullanmam gerek. 🙂

Köyü çıktıktan sonra bu defa trafiği çok daha yoğun olan Foça anayoluna bağlanıyoruz. Yol hem dar, hem de trafiği çok yoğun. Buraya kadar çok güzel gelmiştik oysaki buradan sonra sanırım biraz sıkıcı olacak. Neyse topu topu 16 km yolumuz kalmış Foça?ya. Ben ve Berkcan 16 km tabelası önünde poz veriyoruz? Berkcan Foça?ya bu yoldan daha önce gelmiş ve rampalı olduğunu söylüyor. Gidelim görelim bakalım neredeymiş rampa. 🙂

Epey bir gidiyoruz ama ne rampa var, ne de iniş. 🙂 Yeni Foça ve 7.Jandarma bilmem nesi yol kavşağına kadar çok güzel geliyoruz. Buradan sonra 9 – 10 km kadar bir şey kaldı, hepsi çıkış olsa ne yazar diyorum. Diyorum ama birde siz benim içime sorun. 🙂 Hava sıcak hiç çekilmez şimdi rampa ama bir yandan da olsun ne olacak ki diyorum. İçimde ki çelişkiye bakın hele? 🙂

Bahsedildiği gibi biraz daha gittikten sonra başlıyor rampa, hatta başlamadan önce karşımızda silueti beliriyor. Bu bile bizi yavaşlatmaya yetiyor ve bisikletimizin vitesini yumuşatarak rölantiye alıyoruz ve başlıyoruz tırmanmaya. Tabi Berkcan yine arkamızdan geliyor, biz ise Nil ile birlikte tırmanıyoruz. Ama hiç konuşacak durumda değiliz, nefesimizi hiç boşa harcayacak zaman değil. 🙂 Hem sıcak, hemde çıkış daha ne olacaksa?

Bu sırada karşımızdan bir bisikletli geliyor. Selamlaşıyoruz ve hemen frenlere asılıp duruyor. Yanımıza geliyor ve tanışıyoruz Nihat ile. 🙂 Nihat beni forumlardan tanıyormuş, bu çok güzel bir tesadüf oldu bizler için. Hemen ayaküstü kısa bir muhabbet ediyoruz. İzmir?den Foça?ya gitmiş, denize girmiş şimdi ise İzmir?e geri dönüyormuş. Bizde hala Foça?ya gideceğiz. 🙂 Nihat ile fotoğraf çekiliyoruz ve sonrasında vedalaşarak yollarımıza geri dönüyoruz.

İlk tırmanışın ardından hızla iniyoruz ve inişin bittiği yerde karşımıza çıkan duvara tırmanmaya başlıyoruz. 🙂 İnişin bitmesi ile yeni çıkışın başlaması bir oluyor. Vitesleri birkaç saniye içerisinde yumuşatıyorum ve yavaş yavaş pedallamaya devam? Şöyle durup arkaya bir bakalım?

Tırmanışa devam, bunun son tırmanış olduğunu biliyoruz. Çünkü km saatimize göre çok az yolumuz kaldı, Foça?ya da iniş yapmamız gerekiyor. Ha gayret Nil, son metreler bunlar? 🙂

Yeni yoldaşım ve geçip giden bir bisikletli? 🙂

Veee nihayet tırmanışlar bitiyor, burası seyir tepesi gibi bir yer. Buradan sonrası hep iniş, burada Berkcan?ı bekleyeceğiz. O geldikten sonra birlikte aşağıya kadar ineceğiz. Makine elimde fotoğraf çekmeye başlıyorum.

Birkaç kare Foça?yı ters güneşe rağmen çekiyorum ve yanımızda fotoğraf çekenlerden bizi çekmelerini rica ediyoruz. Sonra arkamızda Foça ile biz geçiyoruz makinenin karşısına.

Baktık ki Berkcan?ın geleceği yok, arıyorum bir sorun sıkıntı olup olmadığını öğrenmek için. Neyse ki sorun yokmuş ve yorulduğu için yavaş yavaş geliyormuş. Ardından telefonum çalıyor ve Marmaris?te deprem olduğu haberini alıyorum. Merkez üstü Fethiye olan depremin şiddeti ise 6?mış. 🙁 Bu kötü haber ile aileme ulaşmaya çalışıyorum ama bir türlü başarılı olamıyorum. Buradan sonra keyfim kaçıyor biraz ve Foça?ya devam ediyoruz. Berkcan?a Foça girişinde bekleyeceğimizi söylüyoruz.

Foça girişine saat 17:00?de varıyoruz ve ilk iş olarak hemen hatıra fotoğraflarımızı çekilmeye koyuluyoruz.

Sonrasında ise Berkcan?ı beklemeye devam ediyoruz. Neyse ki çok geçmeden geliyor ve ilçe merkezine devam ediyoruz. Hemen dönmek istemiyoruz ve biraz Foça?da geziyoruz. Burada Berkcan çok yorulduğu için gezmek istemiyor ve otogara gidiyor. Arada Foça?yı, arada ise içine kendimizi ve yoldaşlarımızı yerleştirdiğimiz kareleri bir bir çekiyoruz.

Bu sırada telefon ile aileye ulaşma çabaları devam ediyor ve nihayetinde ulaşıyorum. Akyaka?da değillermiş ve oldukları bölgede telefon çekmiyormuş. Tabi ben ulaşamayınca aklıma gelenleri varın siz düşünün. Bunun siniri ile bir güzel içimi döküyorum ve kapatıyorum telefonu.

Son karemizi ise bir heykel önünde çekiyoruz. Ben Nil?i, Nil beni çekerken bir vatandaş bu garipliğe dayanamıyor ve bizi çekebileceğini söylüyor. 🙂 O sırada bizim aklımıza geliyor çekilmek ve bu teklifi geri çevirmiyoruz veriyoruz makineyi ellerine. 🙂 Bir şöyle, bir böyle derken en güzel ve en son kareyi sizler ile paylaşıyorum.

Buradan sonra otogara yöneliyoruz ve ilk gidecek olan 18:00 aracına biletlerimizi alıyoruz. Tabi öncesinde bisikletlerimizin yerleştirilmesi var. 🙂 Kavga gürültü olur düşüncem maalesef sonuçsuz kalıyor ve birkaç söylenme ile iki bisikleti arka bagaja yerleştiriyorum. Bu sırada Berkcan?ın bizi garajda beklediğini görüyoruz. Ben, Berkcan gitmiştir diye hiç düşünmedim bile, ama maalesef minibüse en fazla iki bisiklet sığıyor. İzmir?den de geriye dönüş otobüsümüz olduğu için erken gitmek istiyoruz. Berkcan ise bir sonra ki minibüs ile dönecek İzmir?e. Onu orada bırakıp gitmek pek içimize sinmiyor ama zaten başka bir seçeneğimiz de yok. Kusurumuza bakma dostum artık?

Saat 18:00?de 1,5 saat sürecek olan yolculuğumuz başlıyor. Bütün yol boyunca defalarca telefonum çalıyor ve deprem haberini alan beni arıyor. Neyse ki Marmaris?te ve çevresinde büyük bir sorun yok. Bundan sonra içimiz biraz rahatlıyor ve Nil ile muhabbet ederek yolu bitirmeye çalışıyoruz.

19:30?da İzmir?e varacağız diye saat 20:00 aracına bilet almak için telefon ile uğraşıyorum ama maalesef yer yok, sonraki ilk araç ise 21:00?de. Başka seçeneğimiz olmadığı için mecburen ona bilet alıyoruz ve gecenin bir vakti evlerimize ulaşıyoruz.

Sonuç olarak; yorucu ve sıcak bir günü geride bırakıyoruz. Otobüste uyuyamıyoruz da, önümüzde oturan iki delikanlının bağıra bağıra muhabbetine kulak misafiri oluyoruz. Birisi 32, diğeri ise 39 yaşında? Bunu bile biliyoruz yani? Siyaset mi desem, spor mu desem, karı kız muhabbeti mi desem, yaw daha şu an aklıma gelmeyen bir sürü konuyu otobüste ki bütün yolcular duyacak şekilde bağıra bağıra konuştular. O nedenle uyuyamadıkta, bizde Sudoku çözme yarışması yaptık.

O kadar sesli konuşmaya ister istemez kulak misafiri oluyorsunuz. İlk başlarda dinlemek istemediğim için birşeyler ile vakit geçiriyordum, Nil ise arada bana konuştukları konudan bahsediyordu. 🙂 Bende dinleme yaaa boşver desemde sonra aynı olay tam tersine döndü. 🙂 Bu defa ben aynı şeyi yaptım. 🙂 Ne yapayım canım adamlar saygısız, sevgisiz, seviyesiz, kimsesiz ya da her neyse… 🙂 Amannn böyle işte arkadaşlar, turumuz bol muhabbet ve geyik ile başladı ve bitti. Yorulduk ama değdi tabi.

Farklı rotalarda, çok daha güzel turlarda tekrar birlikte olmak dileği ile…

Toplam Km: 89.25 Km | Ort.Hız: 18.3 | Max.Hız: 48.3 | Bisiklet Kullanımı: 04:51:43

İzmir, Sasalı, Foça Güzergâh ve Yükselti Haritası;

Sevgilerimle…

This entry was posted on Salı, Haziran 19th, 2012 at 10:50.
Kategori: Günübirlik.

5 Yorum,

  1. semihoca

    evet sıcak mış…taa burdan hissetim…

  2. heng

    en fazla 135 metreye çııkmışsın kanka…ellerine sağlık…rampa olmazsa bisikletçi doğulmaz.ama sıcaklar hiç çekilmez..

  3. NiL

    bu turdaki rampalar ne olcak ki, sıcağa rağmen, sırtımın yanmasına rağmen çok fazla zorlandığımı söyleyemicem. Fakat şu Orhaniye, Selimiye turunu 4 gözle bekliyorum Serkan, onu anlat da rampa,sıcakkk, terlemek, susamak neymiş tekrar hissedelim=))) 63km miydi? ooooyyy
    (sesimizin dağlarda böyle yankılanmasını da yazacak mısın?)

  4. Semih Hocam Bozburun turunun yanında bu sıcak bile değilmiş. 🙂

    Bize her yol uyar İsocum… 🙂 Rampa, sıcak, ter, mer… Yeter ki yağmur olmasın… 🙂

    Nil, Bozburun turundan sonra gerçekten bu turun sıcaklığı çok hafif kaldı. 🙂 Ama performansın gerçekten çok iyiyidi tekrar tebrik etmek gerek. 🙂
    Çok yakında Bozburun turunu da yayınlayacağım… Azıcık sabır sadece… 🙂

  5. Bahadır Arslan

    Seyrek’e Kaklıç üzerinden mi gidildi acaba ?

Yorum Yaz “İzmir – Foça Bisiklet Gezisi”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014