31 Ağustos 2011

Merhaba Sevgili Arkadaşlar,

Bayram tatilimizi en güzel şekilde geçirmek için öncesinde planımızı yapıyoruz. Suat ile birlikte Erzincan’ın Çayırlı ilçesine gideceğiz. Erzincan’dan Çayırlı’ya iki yol gidiyor, biz Üzümlü, Mercan üzerinden gidip dağ yolundan dönmeyi planlıyoruz. Plan program hazırlandıktan sonra aslen Çayırlı’lı olan Murat Hoca’ya da gezimizden bahsediyoruz. O da bizimle Çayırlı’ya kadar gelmek istiyor. Bu bizi daha çok mutlu ediyor tabi, üç kişi olarak tura başlayacağız. Bendeniz Serkan Taşdelen, Suat Bağlan ve Murat Aksünger olarak bayramın 2. günü sabahı 6:00’da dörtyol da buluşuyoruz. Çorbalarımızı içtikten sonra saat 7:00’ye doğru anca hareket ediyoruz.

Benim turlarda kullandığım bisikletim Muğla’da olduğu için, diğer bisikletim ile gidiyorum. O nedenle bisikletin biraz acemisiyim. İlk kmlerde keyifle pedal çeviriyoruz. Sorunsuz ve sıkıntısız başlıyor turumuz.

Suat kaskını süs diye getirmiş gibi tur boyunca hiç takmıyor, tabi her fırsatta takmasını söylesem de pek ciddiye almıyor beni. Ben üzerime düşeni yapayım da gerisi kişinin takdirine kalsın. Fırat Nehrinin akışına ters yönde pedal çeviriyoruz. Hafiften tırmanıyoruz anlayacağınız. Sabah manzara çok sade ve güzel oluyor.

Düz yol bitip, hafif iniş e çıkışlar başlayınca karşımızdan da sert bir şekilde rüzgar esmeye başlıyor. Bu haliyle bizi biraz zorluyor ve canımızı sıkmaya yetiyor. Bende sıkıntıdan makineyi kapıp fotoğraf çekiyorum. Ben ve ekip arkadaşlarım…

Yolun boş olmasından istifade ederek arkadaşlarımı seyir halinde bir kez daha çekiyorum…

Buradan sonra epey bir fotoğraf çekemiyorum. Rüzgar çok rahatsız ediyor o nedenle bir an önce mola vereceğimiz noktaya gitme çabasındayım.

Tunceli kavşağını geçerken askerler ile selamlaşıyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. Ama çok geçmeden zırhlı araçlar yanımızdan geçiyor. Yolun emniyetini sağlamak için devriye atıyorlar. Bu durumda ne kadar güvenli pedal çevirdiğimizi görüyoruz. Bu çok güzel bir şey. Mola yerine kadar hiç durmadan basıyoruz. Bir ara kamyonun rüzgarından faydalanıyorum ve arkadaşlardan biraz uzaklaşıyorum. Mola vereceğimiz tesise gelip, arkadaşları beklemeye koyuluyorum. Onlarda gelince çaylarımız ile bisküvilerimizi atıştırıyoruz.

Yarım saatten fazla mola verdiğimiz noktadan sularımızı tazeledikten sonra ayrılıyoruz. Rüzgar şiddetini biraz kaybetmiş, o nedenle yüksek tempolu olarak pedal çeviriyoruz. Yolumuz ise çok hafif %1 diyebileceğimiz kadar eğim ile tırmanıyor. Ama bu bizi hiç etkilemiyor. Yollarüstü köyünü geçtikten sonra Kargın’a doğru düz yolda hızla ilerliyoruz.

Saatimiz 11:00’e yaklaşırken bizde Kargın’a giriş yapıyoruz. Burada da durup biraz soluklanacağız…

Kargın’da yani eski ismi ile Altunkent’te bir market önünde mola veriyoruz. Limonlu sodalarımızı afiyetle içiyoruz. Biraz da dinlendikten sonra tekrar yolumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Buradan sonra düz yolda pedal çeviriyoruz, taa ki Mercan’a kadar. Mercan bizim dönüm noktamız. Düz gidersek Erzurum’a, sola dönersek eğer hedefimiz olan Çayırlı’ya ulaşacağız. O nedenle kavşaktan sola döneceğiz ve bu yola nazaran daha sakin bir trafikte pedallayacağız.

Kavşaktan dönüp birkaç km ilerledikten sonra Mercan’a ulaşıyoruz. Bir market önünde durup atıştırmalık birşeyler alıyoruz. Yemek için Çayırlı’ya kadar sabretmemiz gerekiyor. Murat hocam buradan sonra arkadaşı ile Çayırlı’ya geçecek ve bizim için yemek ve kalacak yer ayarlayacak. O nedenle hep birlikte çayımızı içtikten sonra ayrılacağız ve Suat ile birlikte Çayırlı’ya doğru pedal çevireceğiz.

Murat hocam ile Çayırlı’da buluşmak üzere ayrılıyoruz ve yolumuza koyuluyoruz. Hafif inişli ve çıkışlı yol ile devam ediyor güzergahımız. Gözeler köyüne varınca suyumuz azalıyor ve su takviyesi için çeşme arıyoruz. Köyün ismine bakılırsa her yerden su çıkması gerekiyor, ama biz ancak köyün çıkışında bir tane çeşme buluyoruz. Burada biraz durup sularımızı tazeliyoruz.

Yolumuz çok güzel ve keyifle gidiyoruz. Muhabbet ederek çok güzel vakit geçiriyoruz ve tırmanışları da o gaz ile bir çırpıda çıkıyoruz. Yine bir tırmanış sonunda zafer mutluluğu ile fotoğraf çekiyorum.

Harmantepe köyüne ulaşıyoruz ve hemen Murat Hoca’ya bilgi veriyoruz. Burası Erzincan’ın bir diğer ilçesi olan, şu meşhur Otlukbeli savaşının olduğu ilçe Otlukbeli’ne ayrılıyor. Biz yolumuza düz devam ederek Çayırlı’ya gideceğiz.

Saat 13:30’u gösterdiği sırada Çayırlı’ya giriş yapıyoruz. Son kmler rüzgar yine karşıdan esince bizi yoruyor, o nedenle üzerimizde biraz bitkinlik var.

Girişe doğru emin pedallarla gelen sevgili Suat, tabi kask yine gidonda. 🙂 Aman düşer müşerse gidona birşey olmasın değil mi? 🙂

Kaymakamlığın hemen yan tarafında bulunan otelde bize yer ayarlamış Murat Hoca ve bizi orada bekliyor. Bizde durmadan oraya hareket ediyoruz ve Murat hoca ile buluşuyoruz. Biraz soluklanırken maden suyu içiyoruz. Buradan sonra yemek için Murat Hocanın eskiden yaşadığı evine doğru gideceğiz. Mangal yanmış bizi bekliyormuş… Oyy oyy oyy.. 🙂

Günün son fotoğrafını ise evde çekiyorum. Nefis mangalı afiyetle yiyoruz ve kendimize geliyoruz. Tabi Suat ile her turumuzda klasikleşen kola içme partisini otele geçince gerçekleştireceğiz.

Yemekten sonra çay için çarşıya geliyoruz ve afiyetle içiyoruz. Sonra biraz dolaşmak için Murat hocadan ayrılıyoruz. Kolamızı ve çerezlerimizi alıp otele dönüyoruz. Sonrasında ise akşam yemeğine kadar dinlenmeye çekiliyoruz. Ben epey uyuyorum ama Suat maalesef ben uyuyamadım diyor. Akşam 8:00 gibi Murat Hocayı arayıp birlikte eve gidiyoruz ve kendi ekimleri olan patateslerden haşlama yapıp yiyoruz. Muhteşem lezzetli patateslerin tadı hala damaklarımda…

Kaç bardak içtiğimizi hatırlamadığım semaver çayından sonra otele dönüyoruz ve yarın gideceğimiz yol için dinlenmeye çekiliyoruz.

Km saatim bu bisiklette olmadığı için herhangi bir veri veremiyorum, ama güzergah ve yükselti haritasını aşağıda sizlere sunuyorum.

1 Eylül 2011

Bir gün, Üç geçit

Güzel uykunun ardından sabah 6:30 gibi uyanıyoruz ve çorbamızı içip yola koyulacağız. Sıcak ve nefis mercimek çorbasını içiyoruz ve Çayırlı’dan birkaç kare fotoğraf çekiyorum.

Çorbacının önünde son kareyi çekilip yola çıkıyoruz. Muhteşem gün, muhteşemliği ile başlıyor…

Dün Çayırlı girişinde ilçe girişinin tabelasını çekememiştik. Yol yapım çalışmasından dolayı sökmüşler ve tekrar geri takmamışlar. Bende koleksiyonuma bir tabela daha eklemek için diğer çıkışta bulduğumuz tabelada çekiliyorum. Şimdi keyfim daha bir yerine geldi, yollar altımdan akıp gidecek…

Dün Murat Hocanın yediğimiz patateslerinin tarlalarının yanından geçiyoruz. Hatıra niyetine birkaç kare çekiyorum bende. Bugün Murat Hoca bizimle gelemiyor, Çayırlı’da ki işleri dolayısı ile burada biraz kalacak.

Güzergahımız üzerinde ki ilk köy olan Balıklı’ya 7 km sonra ulaşıyoruz. Çok güzel ve şirin bir köy, ayak üstü fotoğraflıyorum.

Balıklı Köyünü geçtikten sonra çok güzel manzaralı yolda pedal çeviriyoruz. Buralarda vaktin nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile. Suat ile geyik muhabbeti yaparak ve gülmekten kırılarak pedallıyoruz.

Sırada ki köyümüz ise Yeşilyaka Köyü. Buradan da bir fotoğraf çekerek transit geçiyoruz.

Bu köyü de geride bıraktıktan sonra asfalt olan yolumuz toprak zemine dönüyor. Hızımız biraz daha düşüyor ve yol biraz sıkmaya başlıyor. Hoplaya, zıplaya pedal çeviriyoruz bir nevi. 🙂

Arada sırada karşımıza çıkan kavşaklardan Erzincan yönüne doğru dönerek devam ediyoruz. Murat Hocam yolu kaybetme olasılığımız olduğundan da bahsetmişti, o nedenle biraz daha dikkatliyiz. GPS var ama yine de işimizi garantiye alıyoruz.

Erzincan’dan diğer yakasını gördüğümüz Esence Dağlarının bu defa arkasındayız. Buradan da aynı ihtişamlı görüntüsü devam ediyor.

Pedallarımız zorda olsa dönüyor ve güzergahımızın en büyük köylerinden birisi olan Başköy’ün hemen altından geçiyoruz.

Burayı geçtikten sonra ilk geçidimiz olan Kovalık Geçidini tırmanmaya başlıyoruz. Bu sırada Erzincan’a 50 km yolumuz kaldığını tabeladan öğreniyoruz.

Rampa giderek biraz daha dikleşiyor ve bizi epey yoruyor. Ama tabi gitmek zorunda olduğumuz için biz bu işkenceden zevk almaya çalışıyoruz.

Suratlarımız kaymış şekilde bir tane kanıt fotoğrafı çekiyorum hemen.

Bir zirveye geliyoruz, burayı ilk başta geçidin zirvesi zannediyorum. Tabela yok, ama inişe geçiyoruz. Ayrıca haritada Başköy’ü geçer geçmez geçit zirvesi görünüyor. O nedenle aldanıyoruz, buranın zirve olmadığını daha ileride ancak anlıyoruz.

Çok güzel bir vadi çıkıyor karşımıza bende hemen makineme sarılıp fotoğraflıyorum.

Karataş köyü biraz yukarıda kalıyor, biz tabi çıkmıyoruz köye kadar ve aşağıda biraz mola veriyoruz. Bozuk zeminli yolda sarsıntıdan böbreklerim ağrımaya başladı, o nedenle biraz mola iyi geliyor bize.

Rampa tırmanmaya devam ediyoruz, Çayırlı’dan çıkalı 40 km olmuş ve biz hala tırmanıyoruz. Rota cidden çok zor ve sıkıcı. Yol üzerinde birkaç köy dışında başka birşey yok.

Esence Dağlarının manzarası güzellikleri ile devam ediyor. Yaylacılar yaylasındalar hala, birkaç hafta sonra aşağılara inmeye başlayacaklar.

Veee nihayet ilk geçidin zirvesine ulaşıyoruz. Kovalık Geçidinde, 2350 metre yükseklikteyiz. Bu yükseklikte biraz üşüyorum.

Geçit zirvesini geride bıraktıktan sonra inişe geçiyoruz. İnişin sonunda bizi Devekorusu köyü karşılıyor.

Suat inişe devam ediyor…

Suyumuz tükenmek üzere olduğu için hemen köye giriyoruz. Burada bizi ismini sonradan öğrendiğimiz Tarık karşılıyor. Herkes gibi o da bizi ilk anlamda yabancı zannediyor, sonra yabancı olmadığımızı anlayınca muhabbete başlıyor.

Biraz birşeyler atıştırıp, sularımızı doldurduktan sonra tekrar yola koyuluyoruz. Bizi nelerin beklediğini bilmediğimiz için yolda fazla oyalanmıyoruz.

Devekorusu köyünü geride bırakıyoruz ve tekrar tırmanışa geçiyoruz. Karşımıza çıkan üç farklı yoldan Erzincan’ı gösteren tarafa dönerek devam ediyoruz. Yükseldikçe aşağıda kalan manzara çok güzel görünüyor. Bu arada hava ise sürekli kapalı, güneş yakmıyor ve yağmurda yok. Tam bisiklet havası anlayacağınız.

Yol çok güzel ama tırmanış bir türlü bitmiyor, her dönüşte gördüğümüz zirveye geçit zirvesi diyoruz ama döndükçe yeni zirveler bizi bekliyor…

Nihayetinde beklediğimiz geçit zirvesi çıkıyor karşımıza. Ben hemen asılıyorum pedala, bir an önce zirveye gidip fotoğraf çekeceğim.

Geçit zirvesinde biraz fotoğraf çekilip kurtuluşumuza seviniyoruz. Buradan sonra biraz inişe geçeceğiz ve Mecidiye piknik alanına ulaşacağız. Erzincan’a artık 20 km yolumuz kaldı.

Esence dağlarının manzarası bugün her yerde karşımızdaydı. Gün sonuna kadar da yanımızda olacak.

İniş çok uzun sürmüyor ve kısa bir tırmanıştan sonra Mecidiye piknik alanına ulaşıyoruz. Burada uzun bir molayı hak ettik. Hatıra fotoğrafımızdan sonra gidip bir banka biraz uzanıyoruz.

Molamızın sonunda Erzincan’a 16 km kalıyor ve hafif bir tırmanış ile günün son geçidine ulaşıyoruz. Kolçekmezdağı Geçidi 2100 metre yükselikte, buradan sonra 1185 metrede bulunan Erzincan’a kadar iniş bizi bekliyor. Zirveye Suat gelirken bir kare çekiyorum…

Kolçekmezdağı Geçidi hatırası…

Erzincan ayaklarımızın altında kalıyor buradan inerken. İnişin zevkini çıkarmak için fotoğraf için pek durmuyorum. O nedenle sadece birkaç kare çekebilmişim.

3.Ordunun başladığını yerde Erzincan giriş tabelası yer alıyor. Normalde fotoğraf çekimi yasak olmasına karşın biz durup fotoğraflıyoruz. O kadar yoldan geldik, bir fotoğrafı çok görmezler herhalde. 🙂

Turumuzu Suat’ın hiç kask takmamasına karşın sağ salim bitirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Merkeze kadar sevinçle iniyoruz. Tabi ki durak noktamız yemek için bir lokanta oluyor.

Karnımızı bir güzel doyurduktan sonra kolamızı alıyoruz ve içebildiğimiz kadar içiyoruz. Sonrasında artık turumuza noktayı koyuyoruz ve evlere dağılmak üzere ayrılıyoruz.

İki günlük muhteşem bir tur gerçekleştiriyoruz. Turda çok büyük emeği geçen Murat Hocama ve Suat’a çok teşekkür ediyorum. Yeni bir tur artık ne zaman yaparız hiç bilmiyorum.

Km bilgileri yine olmadığını için güzergah ve yükselti haritasını aşağıda görebilirsiniz.

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Cumartesi, Eylül 3rd, 2011 at 20:01.
Kategori: Günübirlik.

5 Yorum,

  1. bahri

    Pedalına yassir olduğum pedalına sağlıkta urumsarayında fotosuna çekeydin çamlığın daha çok çekeydin ve bizim köyün giriş tabelası nerde onu niye çekmedin:(

  2. nurcan

    yaa beni neden götürmüyorsun benim de bir bisikletim varr;iki ayağım ;iki de kolum var ………. NEDEN NEDENN serkan cevap istiyorumm 😀

  3. gokhan topsakal

    bıkmadan yaptığın kask vurgusu süper yazılarında=)

    bi de bahsettiğin bisiklet bu mu yoksa????

    selesi,gerisinden pahalı gibi duruyo=)))

  4. Ibrahim Gültekin

    Halmburg `da yasiyorum , kücük yasta cayirli `yi terk ettim…
    Hayilim O dag yolundan Bisikletlen Cayirli dan Erzincan a gitmek…
    Sizleri kutluyurum …ne mutlu size …sizin le bu tür turlari gezmek istiyorum ve tanimak istiyorum

  5. çok güzel gezi olmuş çok iyi resim ve yorumlama gitmiş gibi oldum valla
    istanbuldan ERZİNCANA ÇAYIRLIYA SELAMLAR

Yorum Yaz “Çayırlı Bisiklet Gezisi”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014