Delice, Sungurlu, Boğazkale, Hattuşa, Yozgat Bisiklet Turu

01 Eylül 2019

Yeni bir turdan herkese merhaba,

Öncelikle neye niyet, neye kısmet diyelim. 🙂 Muğla’dan saat 16.00’da Afyonkarahisar’a gitmek üzere otobüse biniyorum. Afyonkarahisar’dan ise Yozgat’a gitmek için saat 23.00 gibi otobüse biniyorum. Amacım sabah 5.30-6.00 gibi Yozgat’a ulaşmak ve programını yaptığım “Yozgat, Şefaatli, Kozaklı, Yenifakılı, Boğazlıyan, Çandır, Çayıralan” turunu yapmaktı. Ta ki Kırıkkale’nin Çerikli Beldesinde otobüs bozulana kadar. Programladığım turu rahat yapayım diye geceyi otobüste uyuyarak geçirmeyi tercih ediyorum. Otobüs durunca doğal olarak uyanıp ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Çok geçmeden otobüs bulunduğu yerden geri geri gelerek biraz geride bulunan petrol istasyonuna giriyor. Bu sırada şoför arkadaş otobüsün arızalandığını ve servisi beklediklerini söylüyor. Ne kadar süreceği konusunda hiç kimse bilgi sahibi değil. Öncelikle arızanın ne olduğu bulunacak, servise o şekilde bilgi verilecek ve servis Ankara’dan gelecek. Bu bana hiç kısa sürede çözülecekmiş gibi görünmüyor. Yozgat’ta planladığım tura 6.00’da başlayamazsam tüm programım alt üst olacak. O nedenle gitmemin hiç bir anlamı da kalmayacak. Saat 6.00’ya geliyor ve hala otobüsün onarılması konusunda bir arpa boyu yol alınamadı. Hemen oracıkta bir B planı oluşturup bulunduğum yerden gitmediğim yerleri kapsayan bir rota çıkartıyorum. Muavin arkadaşa bagajı açmasını söylüyorum ve katlanır bisikletimi açıp muavine el sallayarak oradan ayrılıyorum. 🙂 Yolcuların arkamdan nasıl baktığını yada neler düşündüklerini tahmin bile edemiyorum. 🙂

Yeni planım ise kafamda şöyle şekilleniyor. Öncelikle bulunduğum bölgeye çok uzak olayan Delice ilçesine, oradan Sungurlu’ya ve devamında Hattuşa şehrini gezmek için Boğazkale’ye geçeceğim. En sonunda ise Yozgat’tan dönüş biletim olduğu için Boğazkale’den oraya süreceğim. Toplam 130 km civarında pedal çevirmeyi düşünüyorum.

Çerikli’den Delice’ye ara bir köy yolunu kullanarak geçiyorum. Güneş henüz doğmadığı için şafakta yol almak oldukça keyifli oluyor.

Yola çıktıktan yarım saat sonra Delice’ye varıyorum. Henüz kahvaltı yapmadığım için yapabilecek bir yer soruyorum. Aldığım olumsuz cevap karşısında oyalanmadan yoluma devam ediyorum. Sungurlu yolu trafiği yoğun olan bir yol. Muhakkak uygun bir yer bulabilirim diye düşünüyorum.

Delice’den ayrılmadan önce çektiğim bir fotoğraf.

Delice’yi geride bırakıp Sungurlu’ya doğru oldukça geniş ve dalgalı yolda pedallıyorum.

Sungurlu’ya 41 km yolum varmış, 2 yada 2,5 saat sonra ancak ulaşabilirim. Umarım arada bir yerde kahvaltı yapabilirim. Yoksa benim için zor olacak.

Tam bu tabela fotoğrafı çektikten 4-5 km sonra sağ tarafımda uzanan dağlarda böyle bir manzara dikkatimi çekiyor. Pamukkale travertenlerini hatırlatıyor bana. Ne olduğu hakkında maalesef bilgi sahibi değilim.

Yol zaman zaman düz olsa da hafiften tırmandırarak devam ediyor. Ve artık güneş doğdu ve içimi ısıtmaya başladı.

Sungurlu’ya 27 km yolum kaldı ve hala kahvaltı yapamadım. Neyse ki bünyem bu duruma dayanıklı. Yolda ara ara ileride bulunan tesislerin tabelaları dikkatimi çekiyor. Muhtemelen Sungurlu’ya yakın yerler. O nedenle orada her türlü bir şeyler bulabilirim.

Saat 7.23 dolaylarında Çorum il sınırlarına giriyorum. Kırıkkale’nin Delice ilçesini geçip Sungurlu’ya doğru sağlam pedallarla devam ediyorum.

Ve sırasıyla Sungurlu’ya son 17 ve 7 km tabelalarını görüyorum.

Ve tam Sungurlu’ya giriş yapacağım sırada yolun sağ tarafında bir tesiste mola veriyorum. Saat 8.45 dolaylarında ancak buraya ulaşıyorum. Yola çıkalı neredeyse üç saat olacak. Hemen sıcak bir çorba alıyorum kendime ve güzelce ekmekle birlikte karnımı bir güzel doyuruyorum. Birazda dinlendikten sonra Sungurlu’ya ardındanda Boğazkale’ye doğru harekete geçiyorum.

Saat 9.10 civarlarından Sungurlu ilçesine giriş yapıyorum. İlçenin tam merkezinden geçen karayolunu takip ederek durmadan pedal çeviriyorum.

Sungurlu ilçesinden birkaç manzara…

Sungurlu’yu geride bıraktıktan 7 km sonra karşıma Hattuşa kavşağı çıkıyor. Yoluma buradan devam ediyorum.

Buraya kadar geldiğim duble ve kaymak asfalt yol son buluyor. Artık buradan sonra tek şeritli yolda devam edeceğim. Ve Boğazkale’ye 23 km yolum olduğunu görüyorum. Öğle saatlerinde orada olacağım muhtemelen.

Saat 10.05 ve İç Anadolu Bölgesinin bozkırında pedal çevirmeye devam ediyorum. Hava oldukça sıcak ve yol alabildiğine düz. 🙂

Bu bölgede Hattuşa başta olmak üzere Alacahöyük’ü de merak ediyordum. Ama maalesef bu sefer orayı göremeyeceğim. Yol ayrımını geride bırakıp Hattuşa’ya doğru yoluma devam ediyorum.

Boğazkale’ye son 14 km kaldı, oyalanmadan devam ediyorum ki Hattuşa’da daha fazla vakit geçirebileyim.

Saat 10.30 dolaylarında mataramda ki suyu tazelemek üzere mola veriyorum. Kısa bir soluklanmanın ardından tekrar yola kaldığım yerden devam ediyorum.

Yaklaşık bir km kadar traktörün rüzgarına girip biraz kendimi dinlendiriyorum. Ardından herkes kendi yoluna devam ediyor.

Ve Boğazkale’ye bir kaç kilometre kala karşıma Hattuşa tanıtım tabelası çıkıyor. Bu bile beni heyecanlandırmaya yetiyor.

Saat 11.00 gibi nihayet Boğazkale ilçesine giriş yapıyorum. Öncelikle ilçe merkezine gidip, orayı göreceğim. Ardından ise Hattuşa beni bekler.

İlçe bir yamaca kurulmuş ve yamacında bulunduğu dağın üzerinde ise Hattuşa şehri var. Aşağıdan çok net görülmese de yine de heyecanıma heyecan katmaya devam ediyor. Aslında merak ettiğim ve görmeyi çok istediğim antik şehir sayısı en fazla 10-15 tanedir. Burası da onlardan birisi. Yoksa öyle her antik şehri görünce heyecanlanmam. 🙂

Boğazkale’nin merkezinden biraz mola verip soğuk bir şeyler içiyorum. Ardından tabelaları takip ederek Hattuşa’ya doğru pedal çeviriyorum. Yolum üzerinde ki bu ev dikkatimi çekiyor. Oldukça yaşlı ve durumu hiç iyi görünmüyor.

Hattuşa’ya sürekli tırmanarak ulaşıyorum. Gişeye yaklaşıp müze kartımı gösteriyorum. Buraya daha önce gelmemiştim, o nedenle nasıl bir yer olduğunu bilmiyorum. Şehrin iç kısmına doğru giden bir yol olduğunu gördüğüm için bisikletimle gidebilir miyim diye soruyorum. Gidebilirsiniz cevabını alınca yola koyuluyorum. Tabii ki yine oldukça güzel bir rampa beni karşılıyor. Burada en çok merak ettiğim yer Aslanlı Kapı. Harita üzerinden nerede olduğunu bakıyorum ve oraya doğru devam ediyorum. Bildiğiniz antik şehir içinde pedal çeviriyorum. Tüm kalıntılara bisikletim ile ulaşıyorum. Burası demek ki böyle geziliyormuş.

Güzel ve hatırı sayılır bir tırmanışla nihayet hayalini kurduğum Aslanlı Kapı’ya ulaşıyorum. Hattuşa uzun yıllar Hitit Krallığına başkentlik yapmış bir şehir. 1986 yılında da Unesco Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilmiş. Antik Şehir “Aşağı Şehir” ve “Yukarı Şehir” diye ikiye ayrılıyor. Yukarı Şehir tapınakların ve kutsal alanların olduğu bir yer. Güney kısmı surlarla çevrilmiş ve beş kapıdan şehre giriliyor. Bunlardan en ilgi çekeni ise işte bu Aslanlı kapı.

Aslanlı Kapıyı geride bırakıp gezime devam ediyorum. Yine tırmanmaya devam ediyorum. Bu sırada Boğazkale ilçesi aşağıda görünüyor.

Bir başka kapı olan “Yer Kapı”ya kadar geliyorum. Yığma setten yapılmış ve 70 metre uzunluğunda bir tünelle bu kapının dışına ulaşılıyor. Oldukça etkileyici olduğunu söyleyebilirim.

Buradan sonra ki durağım ise Aslanlı Kapı’nın tam karşısına düşen yerde bulunan Kral Kapısı oluyor. Yapısı ve büyüklüğüyle Aslanlı Kapı ile neredeyse aynı.

Aşağıda ki kabartma ise orijinal değil, orijinali “Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde” sergileniyormuş. Bir elinde balta ve kemerinde kılıç taşıyan, miğferli, savaşçı görünümlü bir tanrı kabartmasıymış.

Sıradaki durağım Nişantaş oluyor. Üzerinde yazıtlar bulunan oldukça büyük bir kaya parçası. Yazılar kısmen çözülmüş ve Hattuşa kralının icraatlarından bahsediyormuş. 🙂

Buradan sonra Büyükkale’den geçip Aşağı Şehir’e geliyorum. 1 no’lu tapınak ve şehirden de birkaç kare fotoğraf çekiyorum.

Ardından Hattuşa turumu başladığım yerde noktalıyorum. Benim için oldukça heyecan verici ve çok merak ettiğim yerdi. Gezmiş olmanın verdiği enerji ile yoluma kaldığım yerden devam ediyorum. Henüz açlık hissetmediğim için yemek molası vermeden Yozgat’a doğru çeviriyorum gidonumu. Bulunduğum yerden Yozgat’a 42 km yolum kalmış. Saat 12.25 ve önümde yeteri kadar vakit var.

Yola çıktıktan 15-20 dakika sonra Yozgat il sınırlarına giriyorum. Artık günün üçüncü şehrinde pedallama zamanı.

Yollarda bulduğum her çeşmede suyumu tazeliyorum. İleride beni nelerin beklediğini bilmiyorum maalesef. O nedenle her zaman tedarikli olmakta fayda var.

Tırmanışı bitmek bilmeyen yolda sürekli tırmanarak ilerliyorum. Arada bir küçük inişler dışında neredeyse sürekli tırmanıyorum. Yozgat’a 30 km yolum kaldı.

Artık yorgunluk iyiden iyiye kendini hissettirmeye başladı. Tırmanışlar bitsin istiyorum ama inadına bitmek bilmiyor.

O da yetmezmiş gibi yolun zemini bozuluyor ve onca çıktığım yol inişte de bozuk devam ediyor. Çekilen acının ödülünü maalesef alamıyorum. Bozuk zeminde bol fren eşliğinde dikkatlice inmeye başlıyorum.

Bir süre sonra iniş zemini güzelleşiyor ve hemen sonrasında tekrar tırmanış karşıma çıkıyor. Önceden gittiğim rotaları çalıştığım için ne zaman çıkılır, ne zaman inilir biliyordum. Bu rota sonradan oluştuğu için her şey benim için sürpriz oluyor. Ne kadar tırmanacağımı bilmiyorum ve bu bilinmezlik beni daha çok yoruyor. 🙂

Saat 15.00 oldu ve Yozgat’a 10 km yolum kaldı. Yorulduğum için artık ulaşmak istiyorum ama gel gör ki istediğim şey ulaşmak olunca yol sanki daha da uzuyor. 🙂

Yol manzaraları izleyerek zaman geçirmeye çalışıyorum. Mola verme zamanlarımı biraz daha sıklaştırıyorum.

Güzel tarafı şu ki trafiği oldukça az olan bir yoldayım. Kendimi dinlemek için oldukça zamanım var.

Vee saat 15.33’ü gösterdiği sırada Yozgat’a giriş yapıyorum. Artık ortada yüzümün gülmesini engelleyecek bir şey kalmıyor.

Tabela fotoğrafından sonra şehir merkezine devam ediyorum. Yozgat il merkezinde ilerlerken dikkatimi çeken bu yapının fotoğrafını çekiyorum.

Yozgat Saat Kulesini görünce turumun da son bulduğunu anlıyorum.

Buradan sonra yapılacak tek bir şey kalıyor, o da karnımı doyurmak. Otobüsümün hareket saati akşam 20.00’de olduğu için epey vaktim var. Yozgat’a gelince ne yenir diye sorulursa ilk verilen cevap kesinlikle Desti Kebabıdır. 🙂 Neresi güzel yapar diye bir kaç Yozgatlıya sorup, tarif ettikleri yere gidip siparişimi veriyorum. Çok geçmeden yemeğim karşıma geliyor. Afiyetle bir güzel karnımı doyuruyorum.

Yemeğin ardından kısa bir Yozgat gezisi yaparak otogara geçiyorum. Daha önce Yozgat’tan Erzincan – Ankara turu sırasında geçmiştim ve bir gece kalmıştım. O nedenle çok yabancı olmadığım bir yer burası.

Saat 17.00 ve daha geçirmem gereken üç saatim var. Bir şeyler içerek vakit geçirmek için uygun yer bakıyorum ama kafama göre bir yer bulamayınca otogara geri dönüyorum. Otobüsümü erken bir saate alabilir miyim diye firmayla görüşüyorum fakat otobüsler hep dolu olduğu için biletimi de değiştiremiyoruz. Otogar çevresinde bulunan bir kafede çay kahve içerek vakit geçirmeye devam ediyorum.

Saat 20.00’yi biraz geçerken otobüs geliyor ve katladığım bisikletimi kolayca bagaja yerleştiriyorum. Bu otobüse normalde Çayıralan ilçesinden binecektim. Ama o turu iptal etmek zorunda kaldığım için Yozgat’tan bindim. Yanımda oturan amca otobüsün yolda arıza yaptığını ve o nedenle geç kaldıklarını söylüyor. 🙂 Aman aman, bu turun olayı sanırım otobüs arızaları olacak.

Hemen numaralı koltuğuma oturup dün geceden bu zamana yaşadıklarımı düşünüyorum. Güzel ama bir o kadar da zorlu turu daha geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bundan sonra sanırım her çıkacağım yolculukta hazır bir B planı yapacağım. 🙂 Yolda her an her şey başımıza gelebiliyor. Yeni turlarda görüşmek dileğiyle.

Delice, Sungurlu, Boğazkale, Hattuşa, Yozgat Güzergah ve Yükselti Haritası…

Sevgi ve Saygılarımla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.