DOĞU AKDENİZ TURU 3.GÜN; (OSMANİYE-İSKENDERUN)

11 Mart 2008

Sabah erken saatte ayaktayız yine. Vakit kaybetmemek için kahvaltı yapmadan evden çıkıyoruz. Osmaniye merkezde bir pastaneye uğrayıp çay eşliğinde poaça yemeyi tercih ediyoruz. Pastaneye girdiğimizde gözlerimiz dört açılıyor. O kadar çok çeşit var ki hangisini yesek diye tereddütte kalıyoruz. Yiyeceğimizden biraz fazla alıyoruz gözlerimizde doysun diye tabi. Çaylarımız eşliğinde karnımızı doyuruyoruz. Kahvaltının ardından yola koyuluyoruz. Osmaniye içerisinde etrafı gözetleyerek Toprakkale’ye doğru gidiyoruz.

Dün gelmiş olduğumuz yolda bir süre ilerledikten sonra Toprakkale’ye ulaşıyoruz. Merkez içeride kaldığı için transit geçiyoruz.

İlçe sınırları içerisinde pedallıyoruz. Adını aldığı Toprakkale sağ tarafımızda boylu boyunca uzanıyor. Durup fotoğraf çekiyoruz.

Aynı yerden geçen tren yolu üzerindeyiz.

Daha fazla vakit kaybetmeden yolumuza geri dönerek bisikletlerimize atlıyoruz ve başlıyoruz pedallamaya. Yol düz ve çok kalabalık değil, sabahın erken saatleri olduğu için. Ayrıca bu yola alternatif bir otoyol olduğu için fazla kalabalık değil. Saat 9 dolaylarında Hatay il sınırlarına giriyoruz.

Hatay il sınırını geçtikten sonra düz yolda sıkıcı bir yolculuk başlıyor. Pedallamaktan başka birşey yapamıyoruz. Fotoğraf daha çekecek bir güzellik bulamıyoruz. Ben önde Kevser arkada, bazende Kevser önde ben arkada pedallıyoruz. Hava güzel ve morallerimizde yerinde. Saat 11 gibi Dörtyol’a varıyoruz.

Dörtyol ilçe merkezinde oyalanmadan devam ediyoruz. Payas’a varınca bir tabela dikkatimiz çekiyor ve hemen köşe başında ki taksiciye soruyoruz. -Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi çok içeride mi? Cevap bir km var yok olunca hemen direksiyonlarımızı o yöne doğrultuyoruz. Bisikletlerimiz içeride güvenli bir yere bıraktıktan sonra başlıyoruz dolaşmaya. Zaten tek ziyaretçilerde biziz.

Külliyeden Kareler;

Külliyeyi gezdikten sonra İskenderun’a doğru giden yolumuza geri dönüyoruz. Payas’ı terketmeden son bir görüntü daha alıyoruz.

İskenderun’a doğru yaklaştıkça fabrikalar yoğunlaşıyor. Liman işletmelerini sayısı artıyor. Akdeniz’den bir görüntü,

Saat iki buçuk gibi İskenderun’a giriş yapıyoruz. Kalacak yer ayarlamak için belediyeye gidiyorum ve bol bol dert dinliyorum. -İlçe olmamızı istemiyorlar, bize hiç destekte bulunmuyorlar gibi gibi… Bizde kalacak başka bir yer aramak için şehir içinde dolaşıyoruz. Öğremenevini arıyoruz ve buluyoruz. Yer varmış ve hemen odalarımıza yerleşiyoruz. Duş alıyoruz ve biraz dinleniyoruz, ardından İskenderun’u gezmek için dışarı çıkacağız. Kaldığım odadan İskenderun manzarası,

Ardından Kevser’le haberleşiyoruz. Dışarı çıkmaya ve gezmeye hazırız. Atıyoruz kendimizi İskenderun sokaklarına. İskenderun Öğretmenevi ve İskenderun’dan manzaralar,

Karnımızı doyurmak için güzel bir yer ararken, mis gibi ev yemekleri yapan bir yer buluyoruz ve karnımızı tıka basa doyuruyoruz. Tatlıya yer kalmıyor ve daha sonra yemek üzre, yediklerimiz eritmek için gezmeye devam ediyoruz.

İskenderun’da güneş batmak üzre.

Yeterince erittik midemizdkileri, artık tatlı yeme zamanı. Tatlıcıya doğru yöneliyoruz.

Künefe denince akla kim gelir, kim en güzel künefeyi yapar diye sorup soruşturduktan sonra Kral Künefe’yi buluyoruz ve oturuyoruz. Tabi ben künefe yemediğim için fıstıklı kadayıf söylüyorum. Ama Kevser’in zorlamasına karşı bir lokma alıyorum. Fıstıklı Kadayıfımız,

Künefemiz,

Tatlılarımızın ardından İskenderun’da bulunan kiliseleri dolaşıyoruz. Ama vakit akşam olduğu için hiç birisine giremiyoruz. Ortodoks Kilisesinin ziline basıyoruz ve bir görevli geliyor. Orada ayak üstü kilise hakkında bilgi almak istiyoruz ve istemeden biraz adamı sinirlendiriyoruz. Ardından Ermeni kilisesine şöyle dışarıdan bakıyoruz.

İskenderun sokaklarında dolaşmaya devam. Bu arada telefonda da Ankara’dan arkadaşımız İsmail ile konuşuyoruz. Künefe yemeye geleceğini söylüyor. Bir günlüğüne o kadar yol gelip geri dönecek diye gelmemesini söylüyoruz ama dinletemiyoruz sözümüzü. Bu gece otobüse binip sabah İskenderun’a gelecekmiş.

Susamış köpekcik su içerken yakalanıyor objektiflerimize.

Öğretmenevine yatmaya doğru yöneliyoruz. Sabah yine erkenciyiz. Ayrıca İsmail’ide karşılamamız gerekiyor. Erken yatıp erken kalkmamaız gerekiyor. Son karemiz;

Gün Toplam: 74,69 Km

Bisiklet Üzerinde Geçen Zaman: 04:17:30

Ortalama Hız: 17,4 Max. Hız: 46,8

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Cumartesi, Eylül 20th, 2008 at 02:01.
Kategori: Türkiye'den.

4 Yorum,

  1. EREN KAHRAMAN

    Ayaklariniza yureginize sagliik.Avustralya Melbourne de yasayan bir Iskenderunlu olarak tum hemsehrilerimin Ramazan Bayramini kutlarim.

  2. UMİT

    HASTAYIM BU İSKENDERUNA EMEKLİ OLUNDA ARSUZA YERLEŞCEM MUHTEŞEM BİR YER.

  3. yüksel devrim

    almanyada yasiyan biri olarak iskenderunun nekadar güzel bir yer oldugunu sayenizde tekrar görmüs olduk hepinize tesekkürler harikasiniz.

  4. sena

    çok güzeldi ama daha keyifli olabilir

Yorum Yaz “Doğu Akdeniz Turu 3. Gün ( Osmaniye – İskenderun )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014