Gökçeada Bisiklet Gezisi

28 Nisan 2019

Yine farklı bir şehirden merhabalar.

Bu defa turumuz Çanakkale’nin gidilmedik son ilçesi olan Gökçeada’da gerçekleşiyor ve yalnız değilim. Tur arkadaşlarım Haşim ve Nurettin’le Cumartesi günü akşam düşüyoruz yollara. Pazar günü sabahın körü diyebileceğimiz bir saatte, yani 5.00’te Çanakkale otogarında otobüsten iniyoruz. Katlanır bisikletlerimizi bagajdan alıp hemen açıp başlıyoruz tura. Çanakkale’den Kilitbahir’e ilk feribot saat 7.00’de olduğu için merkeze geçip kahvaltı yaparak vakit geçireceğiz.

Turumuzun ilk fotoğrafını şehrin giriş tabelasında çekiyoruz. Hepimizde ayrı bir tur heyecanı var. Üçümüzde yollarda olmayı seven insanlarız.

Çanakkale’ye gelinir de Truva atı önünde fotoğraf çekilmez mi diyerek yol arkadaşlarımızı kadrajın en uygun yerine yerleştiriyoruz.

Hemen ardından iskeleye yakın bir yerde kahvaltı yapmak için bir mekana oturuyoruz ve burada feribot saatine kadar vakit geçiriyoruz. Çanakkale epey hareketli şehir, sabahın erken saatlerinde bile çoğu yerde insanlar geziniyor.

Saat 7.00 gibi bizi Kilitbahir’e geçirecek feribot yanaşıyor ve hemen bisikletlerimizi uygun bir yere park edip yukarıda yerimizi alıyoruz.

Feribot hareket etmeden çevremizde olup bitenleri izliyor ve bisikletlerimize kavuşmak için dakikaları sayıyoruz. Fotoğraf makinemi almış çevreyi fotoğraflarken objektife yakalanan bir serçe oluyor.

Tur arkadaşlarım Haşim ve Nurettin benimle aynı heyecanı paylaşıyorlar. 😉

Birazdan yamacında feribottan ineceğimiz Kilitbahir Kalesi uzaktan oldukça güzel görünüyor.

Feribottan iner inmez hemen pedallamaya başlıyoruz. Kabatepe limanına gitmek için öncelikle Eceabat’tan geçiyoruz. Bu arada Kabatepe’den Gökçeada’ya gidecek feribotta saat 9.00’da hareket edecek. Önümüzde yaklaşık 1,5 saatlik zaman var.

Eceabat’tan hemen sonra Kabatepe kavşağına ulaşıyoruz. Hafif tempoda keyifle pedal çeviriyoruz. Saat sabahın 7.30’u olduğu için biraz serin ve bizde rüzgarlıklar ile pedal çeviriyoruz.

Gideceğimiz rotanın haritası ve yükselti grafiği gidon çantamızda asılı duruyor. Neredeyiz, kaçıncı kilometredeyiz sürekli kontrol edebiliyoruz.

Üç pedal dostu keyifle pedal çeviriyoruz. 🙂 Herkesin keyfi yerinde ve yolda olmanın keyfini çıkarıyoruz.

Gelibolu Yarımadası detaylıca gezilesi yerlerden. 2008 yılında sevgili Cihan Aksoy rehberliğinde buraları köşe bucak gezmiştik. İlgilenenler için linki buraya bırakıyorum.

Kabatepe Limanına güzel bir inişle ulaşıyoruz. Saatimiz 8.00’i gösteriyor ve önümüzde bir saatimiz var.

Biletlerimiz alıp feribotun yanaşacağı yere gidip beklemeye koyuluyoruz. Bir süre sonra karşıdan feribotun gelişini izliyoruz. Çok geçmeden iskeleye yanaşıp gelen yolcuları indirmesini bekliyoruz ve hemen ardından bizlerde feribota biniyoruz. Bu yolculuğumuz yaklaşık 1,5 saat sürecek.

Feribotta kâh geziyor, kâh uyuyoruz. Vakit geçirebilmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz ve nihayetinde 9.30 gibi Gökçeada’ya ayak basıyoruz.

Vakit kaybetmeden pedallamaya başlıyoruz. Liman’dan ilçe merkezine doğru sürekli çıkış olduğu için yavaşça yol alıyoruz. Bir süre sonra tırmanış bitiyor ve biz Gökçeada merkezi yerine Kaleköy tarafına dönüyoruz. Orayı gezip, gördükten sonra geri döneceğiz.

Güzel bir inişle havalimanı kavşağına kadar geliyoruz ve ardından rüzgarın sayesinde Kaleköy’e rahatça ulaşıyoruz.

Kaleköy oldukça küçük ama bir o kadar da şirin bir yer. Sadece bir günümüz olduğu için her yerde kısıtlı vakit geçiriyoruz ve gezip, görüp, fotoğraf çekip tekrar yolumuza geri dönüyoruz. Kaleköy’de bisiklet temalı bir işletme görünce fotoğraflamadan geçemiyoruz.

Kaleköy’den sonra Gökçeada’ya karşımızdan esen rüzgara inat pedal çevirerek ulaşıyoruz. Burada güzel bir kahve molasını hak ettik. Saatimiz 11.30’u gösteriyor ve programımız tıkır tıkır işliyor.

Gökçeada ilçe tabelasını Uğurlu’ya doğru giderken çıkışta görüyorum ve hemen koleksiyonuma eklemek üzere çekiyorum.

Bir süre düz yolda pedalladıktan sonra Gökçeada Barajı yamacına kadar geliyoruz. Buradan sonra yine tırmanışlar başlıyor. Çok kolay bir tur olmayacağını zaten gelmeden önce de biliyorduk. Hava öğlen saatlerine doğru iyice ısında ve çok daha keyif almaya başladık.

Uygun bir noktaya kadar çıktıktan sonra baraj gölünü izlemek için mola veriyoruz. Manzara biraz soluklanmak için güzel bir bahane oluyor. 🙂

Baraj’dan sonra tırmanmaya devam ediyoruz. Ta ki Dereköy’e kadar. Burasıda oldukça güzel görünüyor.

İnişler, çıkışlar, düzlükler derken yollar altımızdan akıp gidiyor. Her geçen kilometre yüzümüzde ki tebessümü de artırıyor. Her çevirdiğimiz pedal bizi daha da mutlu ediyor. İyi ki gelmişiz, iyi ki buralardayız diye sürekli muhabbetini yapıyoruz.

Dereköy’ün tarihi evleri görülmeye değer.

Haşim Hoca ve Dereköy. 😉

Dereköy’den ayrılıp Uğurlu Göletine kadar rampadan aşağıya salıyoruz bisikletlerimizi. İnişler hangi ara bitiyor anlamıyoruz bile. Yollar su gibi akıp geçiyor. Rampalar ise tam tersi yönde ilerliyor. 🙂

Göleti geçip Uğurlu köyünün merkezine doğru devam ediyoruz.Saat 13.30 gibi köye ulaşıp yine çay/kahve molasına duruyoruz. Bisküvi eşliğinde çaylarımızı yudumlarken geçtiğimiz yolların muhabbetini yapıyoruz. Ne kadar güzel ve bakir yerler buralar.

Köyden ayrılıp tekrar rotamıza devam ediyoruz. Artık Gökçeada’nın güney yamacında pedal çevireceğiz.

Her taraf o kadar güzel ki baharın tüm renk tonlarını görebiliyoruz. Güzel bir çiçek tarlasında durup fotoğraf çekmeye/çekilmeye başlıyoruz. Nurettin ve Haşim’den birkaç enstantane. 🙂

Nurettin’in yol arkadaşı, hepimizde olduğu gibi tabii ki Dahon katlanır bisiklet… 😉

Yanımız yöremiz çiçeklerle doluyken yolumuzda uzun ve bir o kadar güzel görünüyor.

Bu yollar gide gele hiç bir zaman tükenmez. O nedenle her daim mutlu olabiliriz. 🙂

Nurettin bize neler gösteriyor kim bilir. Görmek istiyorsanız sizlerde turlarımıza eşlik edebilirsiniz. Tek kriterimiz yolda olma isteğidir o kadar. 🙂

Her çevirdiğimiz pedal bizi sona yaklaştırıyor. Üzülsek mi, sevinsek mi bilemiyoruz.

Uçsuz bucaksız yollara bayılıyoruz. Hiç bitmeyecekmiş hissi veriyorlar. 🙂

Adanın güney yamacı geldiğimiz yollara göre biraz daha zorlayıcı oluyor. Havanın ısınması ve sıcaklığın artmasının yanında iniş çıkışlar biraz daha dikleşiyor. Ve artık yol arkadaşlarımız daha da çoğalıyor. Neredeyse her taşın altında bir keçi çıkıyor. 🙂

Haşim ve Nurettin manzaranın tadını çıkartarak pedallamaya devam ediyor.

Keçiler o kadar çok ve özgürler ki burada biraz önce dediğim gibi her yerde karşınıza çıkabilirler. Oldukça şirin ve keyifli yaratıklar. İnatları dışında. 🙂

Rampaları bir bir tırmanıyoruz, nasıl olsa sonunda iniş vardır diyerek. 🙂

Gerçekten de adanın güney yamacı çok daha bakir ve görülesi yerler. Umarım buralarda tüm güzel yerler gibi mahvedilmez…

İnişler çıkışları, çıkışlar inişleri kovalıyor ve biz hala keyifle pedal çeviriyoruz. Açlık biraz kendini hissettirmeye başladı. Uygun bir yer bulsak karnımızı doyuracağız ama harita da göründüğü üzere epey bir süre yerleşim yeri yok.

Ara ara kendi başımıza pedallıyor ve kendimizi dinliyoruz. Yolların en güzel yönlerinden birisi de bu. O kadar güzel bir terapi ki anlatılmaz, yaşanır cinsten.

Bu defa Haşim bir şeyleri işaret ediyor. Merak edenler beri gelsin. 🙂

Gideceğimiz yollar karşımızda uzanıp gidiyor. Oralara gitmekte bize düşüyor.

Doğa içinde kaybolmuş iki bisikletçi…

Çıkışlar olmasaydı inişlerin de hiç bir tadı olmazdı emin olun. O nedenle çıkmaktan keyif alıyoruz.

Eşelek köyüne kadar ulaşıyoruz ve burada bulduğumuz bir lokantada yemek molası veriyoruz. İşletmeci arkadaş bize yiyecek bir şeyler hazırlarken bizde içimizi serinletecek soğuk içecekler içiyoruz. O kadar iyi geliyor ki anlatamam.

Karnımızı bir güzel doyurup, birazda dinlendikten sonra Gökçeada’ya doğru tekrar yola koyuluyoruz. Biraz tırmandıktan sonra Aydıncık Göleti bizi karşılıyor.

Gölün kenarından geçip tekrar tırmanışa devam ediyoruz ve bizi Gökçeada’ya kadar inişe davet eden zirveye ulaşıyoruz.

Gökçeada merkezinden tekrar kahve molası veriyoruz ve biraz daha soluklanıyoruz. Artık turumuz neredeyse bitti sayılır. Küçük bir tepe tırmanıp kendimizi limana kadar salacağız. Saatimiz 18.00 civarlarında ve sırada ki feribot saat 19.00’da hareket edecek.

Kahvelerimizi içip tekrar düşüyoruz yola ve çok geçmeden limana ulaşıyoruz. Biletlerimizi alıp feribotun gelmesini bekliyoruz.

Gökçeada-Kabatepe arası normalde 1 saat 15 dakika civarında sürüyormuş. Bizim geçişimiz 1.5 saat sürdü ve saat 20.30 gibi Kabatepe’ye ulaştık. Buradan Eceabat’a pedal çevirip, oradan Çanakkale’ye geçecek olan 21.00 feribotuna yetişmeye çalışacağız. Yetişemezsek bir sonra ki feribot saat 22.00’da. Fazladan bir saat beklemek istemiyoruz, o nedenle önümüzde uzanan 12 kilometrelik yolu 25 dakika gibi bir sürede geçmek istiyoruz.

Feribottan 20.35 gibi iniyoruz ve hemen asılıyoruz pedallara. Liman çıkışında ki rampayı biran önce çıkıp hızımızı arttırmak istiyoruz. Bu arada hava giderek kararmaya devam ediyor. Her ne kadar ışıklarımız olsa da karanlıkta mecbur kalmadıkça pedal çevirmek istemiyoruz.

Saatte ortalama 30 km hız ile pedal çeviriyoruz ve nihayet saat 20.55 gibi Eceabat iskelesine ulaşıyoruz. Ulaşıyoruz ulaşmasına ama gördüğümüz manzara bizi bitiriyor. Feribot kapaklarını kapatmış hareket ediyor. Görevli arkadaşlara koşup hemen durumu soruyoruz ama verdikleri cevap karşısında ne diyeceğimizi bilemiyoruz. Neymiş efendim yoğun günlerde dolup kalkıyormuşmuş. 🙂 Sinirden ne yapacağımızı bilemiyoruz.

Tam bu sırada Haşim hoca bizi sakinleştiriyor. Olan oldu nasılsa, gidip bir yerde oturalım ve gelecek olan feribotu bir şeyler içerek bekleyelim diyor. Bu güzel teklif az da olsa bizi sakinleştirmeye yetiyor. Tabii içtiğimiz her yudumda işletmeye kızmaya devam ediyoruz. 🙂

Saat 21.40’ta bizi karşıya geçirecek olan feribota biniyoruz ve 22.00 gibi Çanakkale’ye ulaşıyoruz. Otobüsümüz gece 01.00’de olduğu için o saate kadar şehir merkezinde karnımızı doyurarak vakit geçireceğiz.

Keyifli geçecen dakikaların ardından otogara gitmek üzere tekrar bisikletlerimize biniyoruz. Artık Çanakkale geride kalıyor…

Çanakkale’nin de tüm ilçelerini tamamlanış olmaktan oldukça mutluyum. Bu mutluluğumu bu güzel iki dostumla paylaştığım içinde çok şanslıyım. Beni bu turda yalnız bırakmadıkları için çok teşekkür ediyorum.

Çanakkale – Gökçeada Güzergah ve Yükselti Haritası…

Sevgi ve Saygılarımla…

2 thoughts on “Gökçeada Bisiklet Gezisi

  • 10 Temmuz 2019 at 15:18
    Permalink

    Benim için de çok keyifli bir tur idi. En kısa zaman da yeni turlar da birlikte olmayı dilerim.

  • 15 Temmuz 2019 at 09:32
    Permalink

    Abi yukselti hsritasini cikardigin siteyi ogrenebilirmiyim?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.