31 Ocak 2013

Yine Kdz.Ereğli’den yola çıkıyorum. Bu defa rotam daha zorlu. Dağ yolundan Devrek’e gidip, oradan Gökçebey’e devam edeceğim. Devrek, Gökçebey arası düz, asıl zor olan kısım Ereğli, Devrek arası. Neredeyse hiç düzlük olmayacak. İniş ve çıkışlar eşliğinde pedal çevireceğim.

Turdan birkaç gün önce grip oluyorum. Kendimi çok iyi hissetmiyorum, başım ağrıdan çatlıyor ama bu turu yapmaya niyetliyim. Öyle yada böyle bu yolu merak ediyorum, gideceğim. Sabah 6.45’da zar zor uyanıp hazırlanmaya başlıyorum. 15 dakikada hazır olup kendimi dışarıya atıyorum. Hava epey soğuk, sıkıca giyinip basıyorum pedallara. Ereğli’ yi çıkana kadar fotoğraf makinesini elime almıyorum. Soğuktan elimdeki eldiveni çıkarmak bile istemiyorum. 🙂

İlk fotoğrafı Aydınlar Köyü dolaylarında çekiyorum. Buraya kadar sisin içinde pedal çevirdim ve hala çevirmeye devam ediyorum. Yola çıkalı bir saatten fazla oldu ve 15 km’dir yoldayım.

DSCN8764

Bulutların ve sisin arasından güneş yüzünü göstermeye çalışıyor. Bu konuda henüz çok başarılı sayılmaz, ama bir saate kadar daha samimi olacağız. 🙂

DSCN8765

Yol üzerinde sıkça bulunan köyleri bir bir geçip hedefime doğru ilerliyorum.

DSCN8766

Süleymanbeyler Köyünü geçerken Devrek’e 50 km kaldığını gösteren tabelayı görüyorum. Buraya kadar hafif tırmanış ile geldim, buradan sonrasını merakla bekliyorum.

DSCN8768

Ereğli çıkışında aldığım poğaça ve meyve suyunu burada yol kenarında durarak yiyorum. Hala sisten kurtulamadım ve soğuk aynı derecede devam ediyor. Manzara ise bir film sahnesi gibi karşımda uzanıyor. Çok etkileniyorum ve durup bir süre burayı izliyorum.

DSCN8770

Ormancı Kasabası kavşağından sola dönerek yoluma devam ediyorum. Artık sis yükseldi ve manzaralar ortaya çıkmaya başladı.

DSCN8773

Kızılcapınar Köyünü geçip tırmanışa geçiyorum. Yine fotoğraflarımı kış manzaraları süslüyor.

DSCN8775

Tırmandığım rampa çok dik. Eğimi daha iyi anlayabilmeniz açısından fotoğrafı düz çekiyorum. Zik zak yaparak çıkıyorum, düz çıkmak beni çok yordu.

DSCN8776

Çıkışın ardından inişe geçiyorum ve iniş sonunda Çaylıoğlu Köyüne ulaşıyorum. Burası çevredeki köylerden daha büyük. Tam merkezinde pazar kurulmuş ve köylüler alışveriş yapıyorlar. Köy içinden geçerken birkaç hello duyuyorum ve durmadan pedal çeviriyorum. Artık sıkıldım çünkü, merhaba sesleri duymak istiyorum. Türkiye’nin her yerinde ne kadar çok hello diyen insan var. Okul çağında olmayan çocuklar bunu nasıl ve nerede öğreniyorlar acaba? Ya da anlamını biliyorlar mı? Yoksa turist görürsen hello demesi mi öğretiliyor? Bu soruların cevabını çok merak ediyorum. Keyfim yerinde olunca çocuklara cevap veriyorum tabii ki, ama bugün rahatsız olduğum için hiç konuşmak istemiyorum. O nedenle bu kadar tepki verdim sanırım. 🙂

DSCN8778

Çaylıoğlu’nu çıkar çıkmaz tekrar tırmanışa geçiyorum. Hadi kolay gelsin bana ama arada fotoğraf bahanesi ile durup dinleniyorum.

DSCN8780

Çıkışlar inişler derken arada küçük bir düzlükte ilerliyorum. Bu sırada ağaçların arasına saklanmış Devrek 30 tabelasını fark ediyorum. Artık iyice yaklaşıyorum. Ama daha önümde uzun bir tırmanış beni bekliyor.

DSCN8782

Sıradaki köy ise Hasbeyler oluyor. Buradan da yoluma transit devam ediyorum.

DSCN8783

Hasbeyler çıkışında yine kısa bir mola veriyorum. Tırmanışlar yer yer sertleşiyor ve bu beni ciddi olarak yoruyor. Hastalığın vermiş olduğu halsizlik ile ancak bu kadar oluyor.

DSCN8785

Düzpelit köyüne kadar durmadan devam ediyorum. Burada köprü üzerinden geçerken derenin manzarası beni durduruyor. İleride tarihi olabileceğini düşündüğüm bir köprü görüyorum.

DSCN8786

Hemen yan taraftaki manzara ise bambaşka. Avrupa’daki çiftlikler gibi güzel görünüyor. Nereden biliyorsun diye sormayın, Avrupa’ya gitmedim fotoğraflardan tahmin ediyorum.

DSCN8788

Düzpelit Köyünden sonra bir vadiye giriyorum ve yanımda akan derenin tersine yavaş yavaş yükseliyorum. Burada ağaç manzaraları çok değişik. Bütün ağaçların gövdesi yosun tutmuş. Nem oranı ile alakalı bir şey olsa gerek.

DSCN8789

Bu arada sabahki havadan eser yok. Havada küçük bir kaç bulut var o kadar. Vadide olmam dolayısı ile bazı noktalara güneş giremiyor ve gölgede pedal çeviriyorum.

DSCN8793

Bu yosunlu ağaçlar biraz ilerledikten sonra iyice zıvanadan çıkıyorlar. 🙂 Bazı ağaçlar o kadar çok yosun bağlamış ki üzerinde bitkiler yetişmeye başlamış.

DSCN8794

Yolda araç trafiği az olduğu için rahatça pedal çeviriyorum. Hep söylediğim gibi, bu tür yollarda gitmekten çok mutlu oluyorum. O nedenle durup fotoğraf çekme sıklığı artıyor.

DSCN8798

Birkaç haftadır Batı Karadeniz’i birlikte keşfettiğim yol arkadaşım Dahon Roo D7 bana poz veriyor. Birçok arkadaş bu bisiklet ile nasıl tur yapıyorsun diye soru soruyor. Her defasında o kadar zor olmadığını söylüyorum. Lastik çapının küçük olması bir dezavantaj değil. Bizler sonuçta tur bisikletçisiyiz ve bir yere yetişme derdimiz yok. Hızlı gitmek gibi bir niyetimizde yok. 26″ bisiklet ile aynı performansı gösterdiğini söyleyebilirim. Belki %1 daha fazla yorulabilirsiniz o kadar. Bu da geçilen mesafede çok önemli değil. 😉

DSCN8802

Saat 11.30 gibi Vakıf Köyüne varıyorum. Tırmanış hala devam ediyor, o nedenle çeşme bulduğum yerde suyumu tamamlıyorum. Belli mi olur belki ileride bulamam. Burada vakit kaybetmeden köyün içine giriyorum.

DSCN8803

DSCN8804

Vakıf köyünde durmadan devam ediyorum ve yol geriye dönüyor. Biraz önce geçtiğim yolu karşıda görüyorum. 🙂 Köyün genel görüntüsünü aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. 🙂

DSCN8806

Rampa tekrar sertleşiyor ve karşı tepede ağaçları görüyorum. Hepsi bembeyaz görünüyor. Acaba güneşten mi öyle görüyorum yoksa gerçekten karla mı kaplılar. Bir süre durumu idrak edemiyorum. Daha yukarı çıktıkça çözümlemeye çalışıyorum. 🙂

DSCN8809

Evet, şu karşı tepeden bahsediyorum. Makinemin bütün zoom özelliğini kullanarak görmeye çalışıyorum. Karmış gerçekten, hava ciddi soğuyor yükseldikçe.

DSCN8810

Zirve olduğunu tahmin ettiğim Sakallar Köyüne ulaştım. Bir süre sonra buradan inişe geçmem gerekiyor. Ama hala çıkış devam ediyor, anlamadım gitti. 🙂

DSCN8811

Kar ile kaplı ağaçlar burada da var, çok güzel görünüyorlar. Yol arkadaşım ile birlikte bir kare alıyorum.

DSCN8816

Keşke bu manzaranın tam ortasından yol geçseydi. 🙂 Çok isterdim bunu ama maalesef öyle bir görüntü ile karşılaşamadım. Bu manzaraya en fazla bu kadar yakınlaşabildim.

DSCN8817a

Sakallar Köyünden sonra bir süre daha tırmanış devam ediyor. Bu defa çam ağaçlarını kar kaplamış. Bu da farklı bir manzara…

DSCN8819

Saat 12.20 gibi iniş başlıyor nihayet. Çok tırmandım artık inişin tadını çıkartmak istiyorum. Ama gel gör ki burada yol çalışması başlıyor. Arada çamur içinden geçiyorum ve tekrar toprak zeminde devam ediyorum.

DSCN8820

Uzun iniş devam ederken kuş bakışı Devrek’i görüyorum. Oraya kadar inmeye devam edeceğim. Ama soğuk havalarda böylesine uzun inişleri pek sevmiyorum. Ellerim ve ayaklarım üşüdü. 🙂

DSCN8821

İniş sırasında pek fotoğraf çekemiyorum. O nedenle Devrek girişinde duruyorum ancak. Saat 12.45 ve ilk ilçeye giriyorum. Her zaman olduğu gibi tabela fotoğrafı aldıktan sonra ilçe merkezine devam ediyorum, çünkü durdukça daha fazla üşüyorum.

DSCN8826

Devrek, bastonları ile ünlü bir ilçe. Bu meşhur bastonlar, orada yetişen kızılcık ağaçlarından yapılıyor. Farklı şekillerde işlenmiş bastonları ilçenin her yerinde bulabilirsiniz. Bir de Bastoncular Çarşısı var tabii. Buraya yolu düşenler mutlaka uğrasınlar.

DSCN8828

Burayı kısaca gezdikten sonra ilçe merkezinde turluyorum biraz. Kaymakamlık önündeki meydanda asılı baston heykelini görüyorum. Sonra gezerek yoluma devam ediyorum.

DSCN8830

Artık Devrek geride kalıyor ve sıradaki ilçe Gökçebey’e doğru pedal çeviriyorum. İlçe çıkışı, diğer tarafından girişi oluyor. Burada da bastonlar sizi karşılıyor ve uğurluyor. 🙂 Devrek bastonları ile bütünleşmiş gerçekten. Bu çok güzel bir şey. 🙂

DSCN8831

Devrek çıkışında Zonguldak yoluna giriyorum ve buradan devam ediyorum. 15, 16 km sonra Karabük yönüne döneceğim. Gökçebey’e o yol üzerinden gidiliyor.

DSCN8832

Bu sırada karnımın acıktığını hissediyorum ve yol üzerinde bir petrole giriyorum. Marketten içecek bir şeyler alarak yanımda olan bir tane simidi yiyorum. 🙂 Bu beni biraz olsun tok tutar.

DSCN8833

Çaydeğirmeni Beldesinden geçiyorum hızla. Gökçebey’e kadar pek durmak istemiyorum. Yol burada nasıl olsa düz ve görülmeye değer bir şey yok.

DSCN8834

Çaydeğirmeni’nden hemen sonra Gökçebey-Karabük yolu ayrılıyor. Buradan sağ tarafa dönüp devam ediyorum.

DSCN8836

İstikamet Gökçebey…

DSCN8837

İşte tekrar bir kavşak ve bu defa soldan devam edeceğim. Buradan sonra üç km yolum kalıyor.

DSCN8840

Filyos Nehri üzerinden geçtikten sonra ilçe sınırlarına giriyorum. Artık vardım sayılır…

DSCN8841

Saat 14.25 ve Gökçebey’e sağ salim ulaştım. İlçe girişinde hasta halimle buraya kadar gelmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu sırada yanımdan bir amca geçiyor. Fotoğrafta çok küçük bir ayrıntı var aslında. Burada amcasız fotoğraflar da çekmiştim ama bunu sizinle paylaşmak istedim. Devrek’te sürekli gördüğüm meşhur bastonlar bu defa bu amcanın elinde. 🙂 O kadar heykelini gördükten sonra kullanıldığını görmek güzel oldu. Söylediğim yanlış anlaşılmasın lütfen, dilerim kimse rahatsızlığı dolayısı ile kullanmak zorunda kalmaz bunu. 😉

DSCN8845

İlçe merkezine devam ediyorum. Giderken makine elimde fotoğraf çekiyorum. Artık burada turum bitiyor, buradan sonra Ereğli’ye minibüs ile döneceğim.

DSCN8847

Burası Zonguldak’ın en küçük ilçesi desem yanılmış sayılmam. Kdz.Ereğli, Devrek ve Çaycuma zaten büyükler. Geriye Alaplı ve Gökçebey kalıyor. Alaplı’da deniz kenarı olduğu için buraya göre daha kalabalık. Kısa bir düşünce trafiği ile buranın en küçük ilçe olduğuna karar veriyorum. 🙂

DSCN8848

Gökçebey hükümet konağının yanından geçerek ilçe merkezini gezmeye devam ediyorum.

DSCN8849

Gökçebey’den son kare…

DSCN8850

Bisikletim ile ileri geri gezdikten sonra otogara geliyorum. Buradan Ereğli’ye direkt araç yokmuş. Mecburen Zonguldak’a gidip oradan geçeceğim. İlk araç saat 15.00’de kalkacakmış. Biletimi alıp 10 dakika sonra kalkacak araca bisikletimi yüklüyorum. Tabii ki sıkıntı olmadan bagaja yerleştiriyorum.

Bugün 90 km kadar pedal çevirdim ve epey rampa tırmandım. Hastalıkta üstüne gelince minibüste uyku basıyor. Yolculuğu bir süre uyuyarak geçiriyorum. Zonguldak’ta aktarma yaparak Ereğli minibüsüne biniyorum ve akşam anca evde oluyorum.

Bu tur sonunda Zonguldak’ın bütün ilçelerine bisikletim ile gitmiş oluyorum.

Yeni şehirler, yeni rotalarda buluşmak üzere…

Kdz. Ereğli, Devrek, Gökçebey Güzergah ve Yükselti Haritası;

kdz-eregli-gokcebey-guzergah-haritasi

Sevgilerimle…

This entry was posted on Cuma, Şubat 1st, 2013 at 21:43.
Kategori: Günübirlik.

3 Yorum,

  1. Fahrettin

    Bisikletiniz çok ilginç. Tur için özel tasarladığınız birşey mi? Özelliklerini yazarsanız sevinirim. Ayrıca soğuktan korunmak amacıyla neler giyindiğinizi yazabilir misiniz? birde bu yükseklik haritasını nasıl çıkardınız?

  2. Mustafa BERK

    Merhaba,

    Bisikletinizin marka/modeli nedir?

  3. Birkaç haftadır Batı Karadeniz?i birlikte keşfettiğim yol arkadaşım Dahon Roo D7 bana poz veriyor. Birçok arkadaş bu bisiklet ile nasıl tur yapıyorsun diye soru soruyor. Her defasında o kadar zor olmadığını söylüyorum. Lastik çapının küçük olması bir dezavantaj değil. Bizler sonuçta tur bisikletçisiyiz ve bir yere yetişme derdimiz yok. Hızlı gitmek gibi bir niyetimizde yok. 26? bisiklet ile aynı performansı gösterdiğini söyleyebilirim. Belki %1 daha fazla yorulabilirsiniz o kadar. Bu da geçilen mesafede çok önemli değil.

    Soğuk havalar için rüzgar geçirmez mont giyiniyorum.
    Haritayı ise mapmyride.com sitesinden çıkarttım…

Yorum Yaz “Kdz.Ereğli – Gökçebey Bisiklet Gezisi”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014