4 Temmuz 2011

Saat 6:00’da uyanıp hemen hazırlanmaya başlıyoruz. Gideceğimiz yol hakkında pek bilgi sahibi olmadığımız için bizi nelerin beklediğini merak ediyoruz. Tek bildiğimiz şey, Kızılırmak nehri kenarından pedal çevireceğimiz.

Çadırımızı topladıktan sonra kaldığımız küçük petrol istasyonunda kahvaltımızı yapıyoruz. Karnımızı doyurduktan sonra yola çıkmaya hiç bir sebep kalmıyor ve pedallar yavaştan dönmeye başlıyor. Gün yeni doğarken bozkır manzarası ise beni büyülemeye yetiyor.

Bir süre sonra yol ikiye ayrılıyor. Birisi Saraydüzü ilçesinin merkezine giderken diğer yol ise kestirmeden Kargı’ya gidiyormuş. Bu yapılan yeni yolmuş, ama henüz tam olarak trafiğe açılmamış. Biz zaten Kızılırmak boyunca pedallayacağımız için ilçe merkezine doğru dönüyoruz.

Saraydüzü Sinop’un en küçük, Türkiye’nin sayılı küçük ilçelerinden. Toplan nüfus 1000 olarak yazıyor giriş tabelasında. İlçe de zaten bir köy havası var, hiç ilçeyi, ya da bir şehri andırmıyor.

İlçe merkezinde fotoğraflayacak bir şey bulamayınca yolumuza devam ediyoruz. Tenha ve daracık, ama bir o kadar da sevdiğim bir yol ile Kızılırmak kenarında doğru gidiyoruz.

Önümüze arada bir köyler çıkıyor, çeşmelerinde sularımızı tazeleyip devam ediyoruz. Akbelen köyü girişinden hızla devam ediyoruz.

Buradan sonra güzel bir iniş yapıyoruz ve yol toprak zemine dönüşüyor. Yapım çalışmaları devam ediyor, Türkiye’nin hemen hemen her yerinde olduğu gibi buraları da genişletiyorlar.

Kızılırmak ile buluşuyoruz ve akışının tersi istikamette pedallamaya devam ediyoruz. Burada manzara süper, nehir ve pirinç tarlaları eşlik ediyor bize.

Güzel manzaralı yolda Nesim ile keyifle pedal çeviriyoruz. Tek isteğimiz çay içebileceğimiz yer, ama onuda bulamıyoruz.

Pirinç tarlalarında çalışanlar daha yeni geliyorlar. Manzara alabildiğine yeşil pirinç tarlaları ile donatılmış. Bütün tarlaların zemini ise göllendirilmiş ve sürekli öyle kalması sağlanıyor. Pirinç garip bir bitki, bataklıkta yetişiyor.

Bunları çekerken gözümüze takılan her şeyi de fotoğraflama derdindeyiz. 🙂

Uzun süre aynı manzara da pedal çeviriyoruz.

Yolumuz, bir tarafı dağ, diğer tarafı ise Pirinç tarlaları ve Kızılırmak şeklinde devam ediyor.

Arada bir havada uçarken gördüğümüz leylekleri bazen ise konmuş şekli ile yakalıyoruz. Çeltik tarlaları leylekler için bulunmaz nimet…

Kızılırmak ve Pirinç tarlalı manzaralar ile devam ediyoruz yolumuza…

Sürekli olarak nehrin akışına çıkıyoruz ve hafiften yorgunluk belirtileri başlıyor. Bir bardak çay olsa çok iyi gelecek bize, ama maalesef bulamıyoruz. Ara ara durduğumuz molaların birisinde Nesim’i çekiyorum.

Yolumuz bazen tehlikeli bir hal alıyor. Bir tarafımız uçurum oluyor ve sık olmasa da geçen kamyonlar tehlike oluşturabiliyor.

Bugün nereye kadar gideceğimizi bilmiyoruz. Ama aklımızda Osmancık var, Çorum’a ise gitmek bizi çok zorlar, o nedenle düşünmüyoruz bile.

Sert virajların olduğu yerlere geniş bir açıyı gösteren aynalar koymuşlar. Bu çok güzel bir uygulama gerçekten. Bu ayna sayesinde araçlar virajlara çok daha rahat girebiliyor. Bizde fırsatını bulmuşken kendimizi çekiyoruz.

Yükseldiğimiz noktadan kuş bakışı pirinç tarlaları…

Kendimizi yorgun hissediyoruz ve mola vermek için uygun bir yer arıyoruz. Nihayet 10-15 dakika sonra burayı buluyoruz ve bisikletlerimizi yol üzerinden alarak içeri sokuyoruz. Burada bir saate yakın uzanıp dinleniyoruz. Fotoğraftan da anlaşılacağı gibi bitkin ben… 🙂

Molamızın ardından tekrar yola çıkıyoruz. Daha çok yolumuz var ve kendimizi toparlamamız lazım. Yine gereksiz bir ağırlık çöktü üzerimize. Ama nedeni belli, birkaç bardak çay bizi kendimize getirecek. Ne zaman buluruz onu da bilmiyoruz tabi. Kızılırmak manzaralı yolumuza devam ediyoruz.

Çok sakin yollar, tarlalarda çalışanlar dışında insana rastlamak bile çok zor.

Arada yol zemini bozuluyor ama çok uzun sürmeden tekrar asfalt zemin geliyor.

Kargı’ya 28 km yolumuz kalmış, ama biz direkt Osmancık’a giden bir yol var orayı kullanmak istiyoruz.

Biraz daha ilerledikten sonra Osmancık’a kestirmeden giden yol kavşağına geliyoruz. Burada durup Nesim ile yolu konuşuyoruz. Gideceğimiz yolda çalışma var, Kargı’ya doğru devam edersek yol yine Kızılırmak boyunca gidecek ve en yakın ilçe Kargı. Acıktık ve Osmancık’a kadar dayanacak gücümüz yok. Kargı üzerinden yolumuza devam etme fikrini sunuyorum ve Nesim’de onaylayınca Kargı’ya doğru devam ediyoruz.

Bir süre pedal çevirdikten sonra Karapürçek köyüne, hemen ardından ise Demirören köyüne varıyoruz. Hava çok sıcak oldu, burada yine mola veriyoruz.

Mola verdiğimiz Demirören köyünde de çay içecek bir kahve yok. Bizde camii önünde bulduğumuz gölgelik alanda dinleniyoruz. Dolaptan soğuk su içerek serinliyoruz. Değişik mimariye sahip evler ise ilgi çekici…

Bu köyde ki molamızı bitirip tekrardan yola çıkıyoruz. 8 km kadar gittikten sonra Kargı ilçesine varıyoruz. Bu kurtulduğumuzun işaretidir, karnımızı doyurup mis gibi çaylarımızı yudumlayacağız.

Girişten Kargı ilçesinin genel bir fotoğrafını çekiyoruz ve merkeze doğru emin pedallarla ilerliyoruz.

Merkezde yemek yiyecek uygun yer arıyoruz. Bugün sıcak yemek ile karnımızı doyurmak istiyoruz. Yol üzerinde bir lokantaya giriyoruz ve fiyatları soruyoruz. Herkes birbirine yönlendiriyor ve bu beni çok sıkıyor. Sanki ilk defa bir müşteri geliyormuş gibi, o ona, bu şuna fiyatı soruyor. Belli ki yabancıyız ve bize özel bir tarifenin olup olmadığı soruluyor. Bu durum karşısında sinirlenip dışarıya çıkıyorum. Bir dükkana gidip burada başka lokanta olup olmadığını soruyorum, hemen bir yer tarif edip benim gönderdiğimi de söyleyin diyor arkadaş. Sağ olsun bizde tarif edilen yere gidip orada yemeğimizi sipariş ediyoruz. İşletme sahibi ile muhabbete başlıyoruz ve Erzincan’a geldiğini, oraları çok iyi bildiğini anlatıyor. Yemek fiyatlarına gelince ise diğer lokantaya göre %20 daha uygun. Tecrübelerim  beni bir kez daha yanıltmadı… Yemeğimizi afiyet ile yedikten sonra üzerine iki bardakta çay içiyoruz ve hareket etmek üzere hazırlanıyoruz.

Tam hareket edeceğiz ki, Nesim’in lastiğinin havası inmiş. Muhtemelen patlak küçük bir delik, biraz hava basıp petrol istasyonuna kadar idare etmesini sağlıyoruz. Kargı çıkışında petrole geliyoruz ve Nesim hemen lastiğini yapmaya başlıyor, bense markete gidip birşeyler alıyorum.

Nesim lastiğini yaparken bende yoldaşımı ve çevreyi fotoğraflıyorum.

Nesim lastiğini yaparken hafiften yağmur başlıyor. Bizde biraz dinmesi için petrole sığınıyoruz. Çok geçmeden yağmur şiddetini arttırıyor ve biz petrolün içine giriyoruz. Fındık büyüklüğünde dolu yağmaya başlıyor ve ucuz yırttık diyerek seviniyoruz. Nesim’in lastiğinin patlamasında vardır bir hayır demek ki. Beklerken petrol işletmecisi hacı amca ile muhabbete başlıyoruz. Bir saatten fazla bekledikten sonra yağmur hafifliyor ve hava açar gibi oluyor. Bizde yağmurluğumuzu giyinip yola koyuluyoruz. Biraz ilerledikten sonra terlemeye başlıyoruz ve yağmurluğu çıkartıp yola devam ediyoruz.

Devam ederken Yeşilköy dolaylarında tekrar yağmur başlıyor. Bu defa Un Fabrikasına sığınıyoruz. Orada da çalışan arkadaşlar ile ayaküstü muhabbet ediyoruz. Burada da bir süre bekledikten sonra yağmur duruyor ve tekrar yola çıkıyoruz.

İstanbul, Çorum kavşağına gelince hava iyice açıyor ve güneşi görmeye başlıyoruz. Ama yollar ıslak olduğu için üzerimiz yine de ıslanıyor.

Bugün Osmancık’ta konaklayacağız ve 43 km yolumuz kaldı. Hava yağmadığı sürece sorun yok, çok rahat varabiliriz.

Hacıhamza beldesinden geçiyoruz ve çıkışta bir petrol istasyonunda molaya duruyoruz. Çay içmek için duruyoruz ve hemen ikram edilen çayımızı içiyoruz. Bu sırada muhabbet etmeyi de ihmal etmiyoruz.

Molanın ardından yola devam, Osmancık’a çok yolumuz kalmadı. Keyifle pedala devam derken, Nesim’in lastiği tekrardan patlıyor. İç lastiği değiştirerek devam edeceğiz yola, Osmancık’a çok birşey kalmadı nasıl olsa.

Nesim lastiği ile uğraşırken bende çevreyi fotoğraflamaya devam…

Ben beklerken tabelada numaralarını gördüğüm birkaç oteli arıyorum. Ama fiyatlar hep yüksek geliyor ve başka çözüm yolları arıyorum. Osmancık’a gidelim, bakalım… Nesim lastiğini yaptıktan sonra devam ediyoruz. Osmancık göründü artık, vardık sayılır.

Uzaktan görünen Osmancık Kalesi…

Saatimiz 19:00’a gelmek üzere Osmancık’a giriş yapıyoruz. Hızlıca merkeze gidip kalacak yer ayarlamalıyız. Bugün çadırda kalmak istemiyoruz, güzel bir duşa ihtiyacımız var.

Merkezde birkaç yere gidiyoruz ve olumsuz olarak geri dönüyoruz. Başımızı sokacak bir yer bulmalıyız, öğretmenevi çok pahalı ve bütçemizi sarsıyor. Nihayetinde merkezde bir otel buluyoruz ve kişi başı 17.50 TL’ye anlaşıyoruz. Hemen bisikletlerimizi yan tarafta otele ait dükkana bıraktıktan sonra odamıza çıkıyoruz. Sıcak su ile güzel bir duş aldıktan sonra kendimize geliyoruz ve yemek için dışarıya çıkıyoruz.

Bu otel telaşesinden dolayı Osmancık ilçe merkezinde hiç fotoğraf çekmemişiz. Ancak fotoğrafları sizlere aktarırken bunun farkına varıyorum.

Gün Toplam Km: 131,76 | Ort. Hız: 18,0 | Max. Hız: 55,7 | Bisiklet Kullanma Süresi: 07:18:53

Tur Toplam Km: 246,19

2.Gün Harita ve Yükselti Tablosu ( Saraydüzü – Osmancık ); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Salı, Ağustos 23rd, 2011 at 13:37.
Kategori: Türkiye'den.

5 Yorum,

  1. Serkancığım keşke yanında bir ispirto ocağı taşısaydın böylece çay çay diye aş ermezdiniz. 🙂
    Osmancık acaba burada satın aldığımız Osmancık pirincinin yetiştirildiği yer mi? Sayenizde aklımın ucundan geçmeyen yerlere sizlerle beraber gitmiş oldum. Teşekkür ederim.

  2. Sevğili orhan tam üstüne bastın osmancık pirinci buranın,o çay hasretini bende karadenizde ramazana girdikten sonra çok hissetim ,yanıma ispirto ocağını ve çaydanlğımı almadığıma çok kahrettim en gerekli malzeme bence .Eğer çadırda kalıyorsan ve sabah bir çay demliyebilirsen senden mutlu kimse olamıyor.Sevğili serkan turunuzda çok etkileyici çok güzel yerleden geçmişsiniz.Bence kondisyonunuzda süper.Paylaştıgın için teşekkürler.

  3. Merhaba evlatlar çok güzel paylaşımlarınız var bir karglı olarak emeklerinize saglık . Bloguma yöresel yemeklerle ilgili tarif araştırıyordum blogunuza rastladım manzara resimleri çok güzel resimlerden izniniz olursa alabilirmiyim nede olsa bende ilçemizi tanıtmaya çalışıyorun

  4. Oğuzhan Eravcı

    birdaha osmancığa gelirseniz yardımcı oluruz siz acele etmişsiniz biraz sanki

  5. AHMET KARA

    çok güzel anlatıyosun..oralar benim memleketim..kargı boyabat..ayrıca pirinç ten bahsetmişsiniz..asıl meşhur olan pirinç kargı ve tosya pirincidir..adı da riba dır..tabi eski tadı yok ,gdo lu var artık onun için…herkes baldoyu biliyo tabi..bulabilirseniz gdo lusuz riba arayın..hcıhamza benim hayatımın 5te 1 nin geçtiği yer..benimde imkanım olsada bende bisikletle vs tura çıksam…ama nerdeee..

Yorum Yaz “Kuzey’den Güney’e Bisiklet Turu 2.Gün ( Saraydüzü – Osmancık )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014