19 Nisan 2011 Homs – Hama

Merhaba Arkadaşlar,

Saat gecenin 3’ü, dışarıda havai fişek patlar gibi sesler geliyor. Beni uykudan uyandırıyor tabi ki bu sesler. Oda da üç kişi yatıyoruz. Ben, Alican ve Jack. Ama onlar kim bilir kaçıncı rüyalarındalar, duymuyorlar bile sesleri. Ben ise kalkıp sesin ne olduğuna anlam vermeye çalışıyorum. Perdeyi açık dışarıya bakıyorum ama hiç birşey göremiyorum. Çok geçmeden sesler kesiliyor ve koşturma sesleri başlıyor. Homs sokaklarında, hatta bizim hemen yanıbaşımızda çatışma oluyor. Çok korkuyorum, aklımdan neler geçiyor neler. Koşuşturmada çıkan ayak sesleri kesiliyor, tekrar silah sesleri başlıyor. Bu böyle saatlerce sürdü diyebilirim. Tabi ben korkudan pencerenin yanından ayrılıp yatağıma geliyorum, ama artık uyuyamıyorum bile. Uzun süre sesleri dinliyorum ve o arada dalmışım tekrar uykuya.

Saatimin çalan alarmı ile uyanıyorum ve hemen Alican ve Jack’a gece olan olaydan bahsediyorum. Ama garip ki hiç birisi duymamış. Acaba rüya mı gördüm diye düşünmeden edemedim. 🙂

Kahvaltı da benimle birlikte sesleri duyan birçok kişi olduğunu öğrenince rüya olmadığını anlıyorum. Tabi olayın etkisinde kaldığım için pek keyfim yok bugün.

Homs gündüzleri terk edilmiş bir şehir gibi. O nedenle korkacak hiç birşey yok. Hazırlanıp yola çıkıyoruz ve hızla Homs’tan ayrılıyoruz. Güzergahımız Hama, ama ara yollardan.

Homs’u geride bıraktıktan sonra geriye dönüp bakıyoruz. Şehrin üzerinden kara bulutlar yükseliyor. Biryerler yanıyor gibi.

Daha fazla oyalanmadan tekrar Hama’ya doğru yola çıkıyoruz. Düz yolda hızla yol alıyoruz. Rüzgar biraz karşımızdan esiyor gibi ama Rus makarası sistemi ile bunu en aza indiriyoruz.

Birçok köyün içinden, bazılarının da yamacından geçip gidiyoruz.

Yine bir köyde kahve molası veriyoruz ama kahve içecek yer bulamıyoruz. O nedenle soğuk içecekler ile tatlı alıyoruz ve afiyetle yiyoruz.

Sonra rüzgara karşı pedal çevirmeye devam ediyoruz. Ben bugün epey avantajlıyım, fotoğraf çektiğim için grubun sonunda gidiyorum. En rüzgarı ben alıyorum.

Uzun tarlalar eşlik ediyor yol boyunca… Uçak ile Amman’a giderken yukarıdan buraları gördüğümü hatırlıyorum. Yemyeşil, adeta deniz gibi koca ovalar…

Pedal çevirmeye devam, arada Cornelis yanıma gelip, bana moral vermeye ve gece yaşanan olayları unutmamı söylüyor. Tabi gece çok korktum ama şuan iyiyim…

Bir süre gittikten sonra yolumuz dönüyor ve bu defa rüzgar bizi arkamızdan ittiriyor. Bu nedenle epey hızlı yol alıyoruz ve fotoğraf çekemiyorum. Hama’ya kadar geliyoruz ve otele gidecek yolu bulmaya çalışıyoruz.

Şehir içinde yoğun trafikte epey zorlanıyoruz ve ardından nihayet otelin yolunu buluyoruz. Otele varmadan üzerinden geçtiğimiz nehirde kısa bir foto-mola veriyoruz.

Otelimize yerleştik, saat 13:30’da yemek için dışarıya çıkacağız. O saate kadar odalarımıza yerleşip duş alacağız ve aşağı ineceğiz. Pek vaktimiz yok sayılır. Hızla hareket ediyoruz ve vaktinde aşağıda olmak istiyoruz. Otel odamızın penceresinden görünen manzara ise muhteşem…

Lobide diğer arkadaşlarında toplanmasını bekliyorum ve herkes tamamlandıktan sonra çıkıyoruz.

Hama’da bu gördüğünüz değirmenlerden çok var. Yıllar öncesinde şehrin su ihtiyacı bu değirmenler sayesinde karşılanıyormuş. Tabi artık bunlar kullanılmıyor, tamamen şehrin simgesi halini almışlar. Zaten su da çok pis…

Hemen hemen her yerde bunlardan var…

Dar sokaklardan geçerek yemek yiyeceğimiz lokantaya gidiyoruz.

Şanlıurfa’da daha önce buna benzer yerler görmüştüm. Burası aynen oraları hatırlattı bana. Masamıza oturup, yemek siparişlerimizi veriyoruz ve gelmesi için beklemeye koyuluyoruz.

Afiyetle yediğimiz yemeğin ardından gezmek isteyen arkadaşlar ile Hama’yı gezmeye başlıyoruz. Gezmek istemeyenler ise otele geri dönüyorlar. Şimdi sizleri Hama’dan kareler ile baş başa bırakıyorum.

Uzun uzun Kapalı çarşılarında geziyoruz…

Baharat dükkanları…

Dükkanların tabelalarını anlayamıyoruz tabi. 🙂

Arkada görünen yer  kaldığımız otel. Artık gezimizin sonunda geliyoruz ve o tarafa doğru yürüyoruz.

Daha önce de dediğim gibi bu değirmenler şehrin simgesi olmuş ve her yerdeler…

Burası da tarihi bir hamam…

Hama’yı gezip bitiriyoruz, ardından otele dönüyoruz ve akşam yemeğine kadar dinlenmeye çekiliyoruz.

Yemek öncesi yarın ki rotamızı konuşuyoruz ve yemeğimizi yedikten sonra tekrar odalarımıza çıkıyoruz. Burada kablosuz internet hizmetini kullanmak çok pahalı olduğu için maalesef kullanamıyoruz. 4 yıldızlı bir otelde kalıyorsunuz ve internete bile para istiyorlar. Çok garip geliyor bana açıkçası.

Gün Toplam Km: 81,33 | Ort. Hız: 25,6 | Max. Hız: 50,7 | Bisiklet Kullanma Süresi: 03:09:54

Tur Toplam Km: 1064,17

Güzergah Haritası: Homs – Hama

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Pazar, Haziran 12th, 2011 at 23:16.
Kategori: Dünya'dan.

2 Yorum,

  1. Yazılarınıza genel anlamda göz attım ve oldukça bilgilendim. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Saygılar

  2. Selamlar Serkan,
    Mekke-Roma turunuzu ilgiyle okuyorum. Tüm dünyanın ilgisinin üzerinde olduğu kaynayan kazan Suriye’yi anlatımın şimdi daha da ilgi çekici.
    Yolun açık olsun…

Yorum Yaz “Mekke – Roma Bisiklet Turu 13.Gün ( Homs – Hama )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014