21 Nisan 2011 İdlib – Halep

Yeni bir günde yine yollara düşmek için sabah erkenden uyanıyoruz. Saat 7:00’de uyanıp kahvaltıya iniyoruz, 8:00’de ise yola çıkmaya hazır bir şekilde hazır olmak gerekiyor. Bu kadar disiplin bana biraz fazla aslında, ama tabi ki ayak uydurmak zorundayım. İdlib’te 4 yıldızlı, Otel Carlton’da kaldık, yola çıkmadan önce otelden bir görüntü…

Tam saatimizde yola koyuluyoruz. Bugünde epey bir süre, yani molaya kadar fotoğraf çekemiyorum. İlk molamızı 20-25 km sonunda veriyoruz. Kahve içmek için bir köyde duruyoruz.

Kahve molamızın ardından tekrar yoldayız. Geçtiğimiz yollar genelde ara yollar oluyor. O nedenle trafik çok az. Bu bizim için çok önemli, çünkü Suriye’de herhangi bir eskortumuz yok. O nedenle kalabalık olarak çok riskli oluyor.

Yine önümüzde uzun uzadıya bir ova yer alıyor. Buralarda müthiş derecede marul üretimi yapılıyor. Yol kenarları bolca marul satıcıları ile dolu.

Çok hızlı yol alıyoruz Halep’e 27 km kaldı. Orada ki ismi ile Aleppo. 🙂

Yol yine buralarda çok sakin, o nedenle yine Rus makarasını oluşturuyoruz ve o şekilde pedallıyoruz. Tabi ben yine fotoğraf peşine en arkadayım. Halep’e son 25 Km…

Arada hafif tırmanışlarda yapıyoruz ve bunlar bizi hiç yavaşlatmıyor bile. Ekibin performansı çok güzel ve hemen hemen hiç kimse geride kalmıyor. Hem bugünün planı da çok uzun değil.

Buradan sonra Halep’e kadar yine fotoğraf çekemiyorum. Öğle olmadan biz Halep’e ulaşıyoruz ve burada da şehir içinde zorla yol alıyoruz. Müthiş bir trafik var ve hiç mi hiç saygı yok bisikletliye. Neredeyse ezecekler yani, o kadar. Ara sokaklara girerek oteli buluyoruz ve odalarımıza yerleşiyoruz. Buradan sonra plan program yok ve herkes kendi takılıyor.

Güzel duşun ardından biraz dinleniyoruz ve ardından yemek için Alican ile birlikte dışarıya çıkıyoruz. Otelde çalışan birisinin çat pat Türkçesi var ve bize Türk lokantaları olduğundan bahsediyor ve tarif ediyor yerini. Bizde Alican ile oraya gidiyoruz. Suriye bayrağı ve Türkiye bayrağı asılı lokantalardan birisine gidiyoruz. Lokantada ki garson çocuk ikna ederek bizi sokuyor içeriye daha doğrusu. Kökeni Türkiye’ye dayalı ve çat pat Türkçe konuşuyor o da.

Siparişlerimizi veriyoruz ve gelmesini bekliyoruz. Bu süre normalden biraz uzun sürüyor ve geldikten sonra yemeye başlıyoruz. Arada da arkadaş ile konuşuyoruz. Aldığı maaştan, Türkiye hikayesine kadar herşeyi dinliyoruz. Sağ olsun bize iyi hizmet ediyor. Sonrasında ise bizden bahşiş istemeyi de unutmuyor tabi ki. 🙂

Karnımız tok bir biçimde Alican ile Halep’i gezmeye başlıyoruz. Fotoğraf makinesi elimde önüme çıkanı hemen çekiyorum.

Çarşısını bulup oraları gezmek istiyoruz ve şu an için nereye gittiğimizi bilmeden dolaşıyoruz Halep sokaklarında…

Semt pazarı çıkıyor karşımıza, bizde dalıyoruz içine…

Ardından kapalı çarşılarını buluyoruz. Bir ucundan giriyoruz içine, nereye kadar gidiyor sonunu bile bilmeden dolaşıyoruz.

O sokaktan, bu sokağa atlayarak geziyoruz…

Kapalı çarşıdan bir şekilde çıkarak Halep kalesine doğru ilerliyoruz. Tabi yine pazar içerisindeyiz.

Halep bana aynı bizim Güneydoğu’yu andırıyor. Her şeyi ile, çarşıları, insanları, toprağı gibi…

Ve karşımızda Halep Kalesi… Dört bir tarafı kanal ile çevrilmiş, tek girişi olan, bir ada üzerine kurulmuş bu kale. Muhteşem bir mimarisi var bana kalırsa. Geldiğimiz yönden kaleye gireceğimiz kapıyı arıyoruz…

Kale kapısına doğru ilerliyoruz. Bu sırada da Halep’in güzel mekanlarına takılıyor gözlerimiz.

Kale kapısı karşımıza çıkıyor. Buradan giriliyor ve buradan çıkılıyor kaleden. Tabi zamanında bu kalenin bulunduğu ada sular ile çevriliydi.

Kale girişinde ekipten diğer arkadaşlar ile buluşuyoruz. Onlarda kaleyi gezmiş çıkmışlar. Bizimde gezmemizi öneriyorlar.

Kale girişinde iki ayrı ücret tarifesi uygulanıyor. Suriyeli ve turist… 🙂 Fark ise çok büyük. Yanlış hatırlamıyor isem, Suriyeliler 20 Suriye Pound’una, turistler ise 200 Suriye Pound’una giriş yapıyordu. Tabi biz 200 Pound vererek kaleye giriyoruz. Bugün Suriye’de son günümüz. Yarın artık Türkiye’ye giriş yapacağız. O nedenle elimizde ki Suriye paralarınıda bitirmek istiyoruz.

Kaleye yavaş yavaş giriyoruz. Arada geriye dönüp geride kalan Halep’i de fotoğraflıyoruz.

Kale Kapısı… Buradan sonra kale içerisine giriyoruz…

Kaleyi tanıtan bir tabela… Burada kalenin kuş bakışı görüntüsünün de nasıl olduğu çok açık görünüyor.

Buradan sonra sizleri kalenin iç görüntüleri ile baş başa bırakıyorum. Kalenin çeşitli bölgelerinde birçok çekim yaptım…

Kaleden Halep Panoraması… Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz.

Kale içinden görüntüler ile devam…

Biraz daha derinlere inerek ne var ne yok onlara bakıyoruz…

Günyüzüne çıkıyoruz artık ve kaleyi bitiriyoruz. Artık kaleden çıkışa yöneliyoruz…

Kale çıkışından son kez Halep görüntüsü alıyorum.

Kale gezimiz bitiyor ve Halep’te dolaşmaya devam ediyoruz. Ama nedense ben kendimi halsiz hissediyorum. Alican ile birlikte eczane arıyoruz. Gidip bir tane “tylolhot” almak istiyorum. Bu her zaman beni kendime getiren birşey olmuştur. Banyodan çıktıktan sonra üzerime birşey almadan uzanmıştım, sanıyorum biraz üşüttüm.

Eczanelere soruyoruz ama bir türlü istediğimiz şeyi bulamıyoruz ve derdimizi de anlatamıyoruz. Ben otele dönmek istiyorum, Alican ise bir internet kafe bulup biraz takılmak istiyor. Odama gelip hemen yorgana sımsıkı sarılarak yatağıma uzanıyorum. Kendimi çok kötü hissediyorum. Akşam yemeği saatine kadar uyuyorum.

Yemek saati geldiğinde zar zor kalkıp üzerimi giyiniyorum ve yemeğe gidiyoruz. Gittiğimiz yer ise bizim öğle yemeği yediğimiz yerin hemen karşısıymış. Oturuyoruz masamıza ve gelecek yemeğimizi bekliyoruz. Tabi benim durumum pek iyi değil. Durumumu fark eden birkaç kişi nasıl olduğumu soruyor ve olumsuz cevap verince tavsiyelerde bulunuyorlar. Ekipte bir tane de doktor var, otele dönünce bana bakmasını söylüyor İvo. Tamam diyerek konuyu kapatıyorum ve gelen yemeklerimizi yemeye koyuluyoruz.

Otele döner dönmez Joost gelip bana bakıyor ve yarın bisiklete binmememi ve dinlenmemi söylüyor. Bende yarın Türkiye’ye giriş yapacağız, nasıl binmem diyorum. Tabi sabah ola hayır ola diyerek konuyu kapatıyorum.

Gün Toplam Km: 62,63 | Ort. Hız: 22,3 | Max. Hız: 47,5 | Bisiklet Kullanma Süresi: 02:47:53

Tur Toplam Km: 1271,15

Güzergah Haritası: İdlib – Halep

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Cuma, Ağustos 5th, 2011 at 02:05.
Kategori: Dünya'dan.

2 Yorum,

  1. semihoca

    tam bir tarihe yolculuk yapılan bir şehir…harika

  2. Çok haklısınız Semih Hocam,
    Suriye’de beni en çok etkileyen şehir tarihi eserleri ile Halep oldu…

Yorum Yaz “Mekke – Roma Bisiklet Turu 15.Gün ( İdlib – Halep )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014