22 Nisan 2011 Halep – Gaziantep

Bugün büyük gün, 16 gün sonunda Türkiye’ye kavuşacak olmanın heyecanı var içimde. Sanki çok daha uzun süredir yokmuşum gibi geliyor bana. Şöyle baktığımda topu topu 16 günmüş meğersem. Ama nedendir bilmiyorum ben ülkemi çok özledim. Nedenini kendi kendime araştırıyorum ve çok bir sonuca ulaşamıyorum. Bulduğum en yakın sonuç ise, “Ürdün ve Suriye insanlarla anlaşamamak” oluyor. Şöyle uzun uzun muhabbet etmeyi özledim ya, şakalaşmayı, dertleşmeyi… Bu kadar kısa günde özlediklerim bunlar yani.

Sabah yine her gün olduğu gibi bugünde 7:00’de uyanıyorum. Dün kötü halime nazaran bugün bir nebze daha iyiyim. Pedallamak istiyorum, Türkiye’ye gireceğiz sonuçta. El yüz yıkadıktan sonra kahvaltıya iniyorum. Durumumdan haberdar olan arkadaşlar hemen sağlığı soruyorlar. Ben biraz daha iyiyim diyorum, ama doktor olan arkadaşımız Joost ise bugün bisiklete binmemek gerektiğini söylüyor. Tabi ben itiraz ederek iyi olduğumu ve bisiklet kullanabileceğimi söylüyorum. Bunun üzerine artık birşey söylemiyorlar.

Biz bu konuları konuşuyoruz ama hala kahvaltıdan ses yok. Normalde bu saatte hazır olması gerekiyordu. Görevli arkadaş geç kalıyor ve bizde kendi kendimize bulduğumuz kadarı ile servis yapmaya çalışıyoruz. Tabi nihayetinde olmuyor ve gecikmeli de olsa arkadaş geliyor ve defalarca özür dileyip kahvaltımızı hazırlamaya başlıyor.

Gecikmeli kahvaltımızın ardından hazırlanıp, yol için hazır hale geliyoruz. Çantalar, bizi kapıya kadar götürecek olan otobüse yükleniyor ve artık yola çıkıyoruz. İlk tabelada Türkiye yazısını görmek beni daha da heyecanlandırıyor.

Hava kapalı, yağmur yağacak ama ne zaman bilmiyoruz. Biz Türkiye yönüne dönerek pedallamaya başlıyoruz. Sabahın 8:00’i olmasına rağmen trafik çok yoğun. Bir an önce bu kalabalıktan kurtulmak istiyorum. Bir süre sonra yol rahatlıyor ve hızla yol alıyoruz. 15 – 20 km kadar yine fotoğraf çekmeden gidiyoruz. Bir süre sonra yağmur başlıyor ve yağmurluklarımızı giyinmek için mola veriyoruz. Herkes giyindikten sonra tekrar yolumuza devam ediyoruz. Bu şekilde gidiyorum ama bir yandan da aşırı derecede üşümeye başlıyorum. Giderek halsizleşiyorum ve giderek daha kötü oluyorum. Bende daha fazla zorlamıyorum ve hemen arkamızdan takip eden otobüsümüzü durdurarak biniyorum. Bisikletimi otobüsün koridoruna koyduktan sonra üzerimde ki bütün ıslak giysileri değiştiriyorum.

Kuru giysilerimi giyindikten sonra ne kadar uzun kollu kıyafetim varsa üzerime giyiniyorum. Ama bir yandan da titremeye devam ediyorum. Dışarıda ise yağmur giderek çoğaldı ve hiç duracak gibi görünmüyor.

Artık başımı tutamıyorum ve en arkadaki koltuğa uzanıyorum. Uykuya dalıyorum ve uyandığımda sınır kapısına geldiğimizi görüyorum. Burada artık otobüsten inip eşyalarımızı bizi Türkiye tarafında bekleyen araçlara yerleştireceğiz. Tabi bunun öncesinde Suriye’den çıkış yapmamız gerekiyor.

Suriye’den son fotoğraf. 🙂

Burada yağmur bir süreliğine duruyor ve Suriye sınırından çıkış işlemlerimiz tamamlandıktan sonra eşyalarımızı Türkiye kısmına doğru bisikletlerimiz ile taşıyoruz. Burada da Türkiye’ye giriş işlemleri için beklememiz gerekiyor. Alican ve benim işim iki dakika da tamamlanıyor, ama Hollandalı dostlarımızın işi bu kadar kısa sürmüyor. O nedenle onların işlerinin tamamlanmasını bekliyoruz.

Hollandalı arkadaşlar Türkiye’ye girmek için 20 Euro karşılığında ki vizeyi sınır kapısından alıyorlar. Tabi bu durumun tersi bizler için çok daha zor. Hollanda’ya gidebilmek için aylar öncesinden Schengen Vizesi başvurusu yapmak gerekiyor ve çıkmama ihtimalide var. Ne kadar garip değil mi? Eee yapacak hiç bir şey yok…

Biz burada işlemlerin bitmesini beklerken Kültür ve Turizm Bakanlığına ait, turumuz için görevlendirilmiş araç geliyor yanımıza. Araçtan Sedef Hanım çıkıyor. Sedef Hanım, Mekke – Roma Bisiklet Turunu organize eden iki kişiden birisi. Buraya gelene kadar bütün yazışma ve telefonları kendisi ile yapmıştık. Şahsen ilk defa burada tanışıyoruz.

Gümrük işlemleri bittikten sonra Öncüpınar Sınır Kapısından çıkıyoruz ve Türkiye’ye ayak basıyoruz. Burada bizi Gaziantepli bisiklet sporcuları ve benim daha önce tanıştığım iki dostum Yavuz Kıroğlu ve Ertan Elbeyli karşılıyor. Bunlarla birlikte Suriye’ye giremeyen iki arkadaşımız ve yeni bir katılımcı daha katılıyor.

Bu güzel sürpriz karşısında kendime geliyorum biraz daha. Buradan sonra hep birlikte bisiklet ile devam edeceğiz.

Öğle yemeği için Kilis’in çıkışına bir yer tercih edilmiş. Oraya gitmek için yola çıkıyoruz. Yağmur yine hafiften başlıyor ve yine bizi ıslatmayı başarıyor. Yemek yiyeceğimiz yere ulaşıyoruz ve bisikletlerimizi uygun bir yere koyduktan sonra bütün arkadaşlar ile birlikte masalara oturuyoruz. Yemek siparişlerimizi vermiş beklerken fotoğraf çekilmeyi unutmuyoruz.

Günler sonra kendi dilimi konuşan insanlarlar muhabbet etmek çok güzel ve bende bunun tadını çıkartıyorum. 🙂 Yemeklerimizi yedikten sonra hep birlikte yola çıkmak üzere hazırlanıyoruz. Bu sırada bende çevreyi fotoğraflıyorum.

Tüm ekip tamamlandıktan sonra yola çıkıyoruz. Mekke – Roma ekibi grubun önünde, diğer arkadaşlar ise grubun arkasında pedal çeviriyoruz. Grup kurallarını bilmeyenlerin grup düzeninin bozulmasını istemeyen Hollandalı dostlarımız böyle karar almışlar. Bizde bu kuralı diğer arkadaşlara aktarıyoruz ve güvenli bir şekilde pedal çeviriyoruz.

Yolda birkaç lastik patlağı oluyor ve onlar için duruyoruz. Bu durma anında Yavuz Abi bir fotoğraf daha alıyor bizden.

Bu zorunlu durmalar dışında durmuyoruz. Çok gitmeden benimde lastiğim patlıyor ve ekibi durdurmak istemiyorum. Lastiğimi arkadan bizi takip eden aracımızdan yedeği ile değiştirerek grubu yakalamak için Gaziantepli bisiklet sporcusu ile yükleniyoruz pedallara. Çok geçmeden yakalıyoruz ve birlikte pedal çevirmeye başlıyoruz.

Gaziantep şehir merkezi kavşağına ulaşıyoruz ve burada kısa bir mola veriyoruz. Soğuk içecekler, muz ve çikolata iyi geliyor.

Buradan sonra Gaziantep Belediyesinin önüne kadar durmadan pedal çeviriyoruz. Ben bisiklet üzerinden Gaziantep girişini kaçırmıyorum tabi.

Belediye önünde kalabalık bir grup bizi bekliyor. Bunlar arasında belediye başkanı ve ekipten Hollandalı arkadaşların yakınları da bulunuyor. Belediye önüne vardığımızda adeta bir bayram havası oluyor.

Burada basın için toplu fotoğraf çektiriyoruz.

Basın karmaşasından kurtulduktan sonra bende Gaziantepli bisiklet sporcuları ile fotoğraf çekiliyorum.

Burada ki seremoni bittikten sonra kalacağımız yerlere gitmek üzere bisikletlerimizi otobüse yüklüyoruz. Ekip olarak ikiye bölünüyoruz ve iki ayrı yerlerde konaklıyoruz.

Akşam yemeği için tekrar buluşuyoruz ve hep birlikte yemeğe gidiyoruz. Gaziantep’in meşhur tatlarını tadacağız ve tattıracağız. Kebaplar, baklavalar vs vs…

Bu güzel akşam yemeğinin ardından tekrar otobüsümüze binerek kalacağımız misafirhanelere dönüyoruz. Yorucu bir günün ardından deliksiz bir uyku beni bekliyor…

Gün Toplam Km: 60,80 | Ort. Hız: 19,8 | Max. Hız: 42,9 | Bisiklet Kullanma Süresi: 03:04:09

Tur Toplam Km: 1331,95

Güzergah Haritası: Halep – Gaziantep

Sevgi ve Saygılarımla?

NOT: Pedalla.com imzası olmayan fotoğraflar Yavuz Kıroğlu’na aittir.

This entry was posted on Pazar, Ağustos 7th, 2011 at 02:22.
Kategori: Dünya'dan.

2 Yorum,

  1. semihoca

    türkiye ye geldiğin yazılarınadan nasıl belli oluyor…yazılarında bile kendine güven geldi…eski yazılarında bi gariplik vardı…
    adamlar ne şanşlı imiş…yurda antep ten giriş yapıyorlar…

  2. anlatımınız resimler herşey çok güzel ellerinize sağlık

Yorum Yaz “Mekke – Roma Bisiklet Turu 16.Gün ( Halep – Gaziantep )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014