23 Nisan 2011 Gaziantep – Avanos

Turumuza gece bir Türk arkadaş daha katıldı. Alican’ın triatlon arkadaşı Ali Furkan ile sabah tanışıyoruz. Buradan sonra tura üç Türk olarak devam edeceğiz. Turumuza heyecan geldi anlayacağınız. Ali Furkan epey eğlenceli arkadaş, o nedenle güzel zamanlar bizi bekliyor.

Bugün off günümüz olduğu için otobüs ile Gaziantep’tan Avanos’a gideceğiz. Sabah uyanıp kahvaltı için diğer arkadaşların kaldığı yere gitmek için bizi alacak otobüsü bekliyoruz. Bir süre bekledikten sonra otobüs geliyor ve diğer arkadaşların bulunduğu yere gidiyoruz. Kahvaltımızı yapıyoruz, ardından bisikletlerimizi ve eşyalarımızı otobüse yüklemeye başlıyoruz. Planımız ise önce Gaziantep’i gezeceğiz, öğlende Avanos’a yola çıkacağız. Otobüse binerek ilk olarak Gaziantep’in en eski camisi olan Kurtuluş Camii’ne geliyoruz. Burayı ziyaret ediyoruz…

Kurtuluş Cami hakkında kısa bir bilgi;

“Gaziantep?in Tepebaşı Mahallesindedir. 1892 yılında kilise olarak yapılan cami önceleri kilise ve cezaevi olarak kullanılmıştır. Bir tarih hazinesi gibi eski ihtişamından hiç bir şey kaybetmeyen Kurtuluş Cami, Gaziantep?in en büyük camilerindendir.

Yapının köşeleri, pencere silmeleri yöresel siyah ve beyaz taşlardan yapılmıştır. Dikdörtgen planlı, Haç biçimindeki camiinin içerisi mihraba dik sütunlarla üç sahna ayrılmıştır. Haçın kolları dıştan alınlık şeklinde, içten de çapraz tonozlarla örtülmüştür. Ana mekanın ortası yuvarlak kasnaklı, oldukça yüksek kubbelidir. Kesme taştan yapılan duvarlar üzerinde ilk iki sırada sivri kemerli, üst sırada da yuvarlak pencereler bulunmaktadır. Yapının üzeri kırma bir çatı ile örtülmüştür. Mihrap dikdörtgen bir niş şeklinde dışarıya çıkıntılıdır. Mihrap duvarına üç sıra halinde pencere dizisi yerleştirilmiştir. Alınlığın ortasında da yuvarlak bir pencere bulunmaktadır.

Yapı ana hatları itibari ile Gotik üslubu yansıtmaktadır. Sonradan eklenen minare kare kaide üzeride yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.”

Camiden fotoğraflar;

Cami bahçesinde abisi ile mendil satarak, eve para götüren bir kız çocuğu…

Dışarıda biraz bekledikten sonra yetkili geliyor ve caminin kapısını açıyor. Bizde içeri girerek gezmeye başlıyoruz. Yukarıdan salınmış avizenin altına geçerek yukarıya doğru bir kare alıyorum.

Ali Furkan cami içerisinde dolaşırken…

Alican’ı çektiğim caminin elektrik panosunun hemen yanında ki not dikkat çekici. “Lütfen açan kapatsın. Hoca” 🙂

Ali Furkan, Sedef Hanım ve Alican’ı cami içinde çekiyorum.

Bütün arkadaşlar ziyaretlerini bitirdikten sonra bende cami içini kimse olmadan tekrar fotoğraflıyorum. Baktığımız taraf kıble tarafı değil, kıble tarafı sağ taraf oluyor. Başta ki metinde de yazdığı gibi burası daha önce kilise ve cezaevi olarakta kullanılmış.

Cami gezimiz bittikten sonra çıkışta toplanıyoruz, burada bir tane daha fotoğraf çekiyorum.

Camiden sonraki durağımız ise Gregoryan Kilisesi oluyor. Aynı zamanda Aziz Bedros Kilisesi olarakta biliniyor. Tabi eskiden kilise olan yer, şimdilerde ise Ömer Ersoy Kültür Merkezi olarak kullanılıyor.

Aşağıda ki fotoğrafta gördüğünüz yaprak şeklinde ki plastikten yapılmış nesnelerin ne olduğunu orada ki güvenliğe soruyoruz. Ağacı simgelediğini söyleyerek konuyu kapatıyor. Ne derece doğru bilmiyorum tabi.

Burasıda kültür merkezinin içi…

Burayı da gezdikten sonra otobüsümüze biniyoruz ve Gaziantep’in meşhur çarşılarını dolaşmak üzere merkeze gidiyoruz. Otobüs bizi Söylemez Pasajının önünde bırakıyor. Otobüsün bıraktığı yerde saat 14:00’de buluşmak üzere herkes dağılıyor ve gezmeye başlıyor. Gezdiğimiz alan çok geniş olmadığı için yine hep beraber takılıyoruz. İlk olarak bakırcılar çarşısına gidiyoruz…

Çarşıda bakır işleyen bir amcayı fotoğraflıyoruz.

O çarşıdan çıkıp başka çarşıya giriyoruz. Sürekli olarak farlı çarşılarda geziniyoruz.

Muhteşem yapılmış bir nargile, Ali Furkan yanında… 🙂

Çarşılardan da çıkarak tekrar buluşma noktamıza ilerlerken Gaziantep Kalesinin yanından geçiyoruz. Girip gezecek kadar vaktimiz olmadığı için es geçiyoruz.

Gaziantep Kalesini gezemesekte dışarıdan fotoğraflıyoruz.

Gaziantep’ten bir şehir manzarası…

Bu güzel fonda Ali Furkan’ın da fotoğrafını çekiyorum.

Son olarak Gaziantep’in meşhur hamamlarının önünden geçiyoruz ve buradan sonra otobüsümüze biniyoruz.

Tam saatimizde otobüsümüze biniyoruz ve Avanos’a doğru harekete geçiyoruz. Öğle yemeği için kumanya yatırmışlar, onları da yola çıkınca arkadaşlarımıza servis ediyoruz. Yolculuk boyunca biz Türk arkadaşlar olarak yabancı arkadaşlarımıza yardımcı oluyoruz. Yolculuk sırasında bir tesiste mola veriyoruz.

Yolculuğumuz kâh uyuyarak, kâh çevreyi izleyerek geçiyor. Ali Furkan benim makine ile deneme fotoğrafları çekiyor ve bunlardan birkaçını paylaşıyorum. 🙂

Sevgili Alican…

Otobüs şoförümüz…

Son karede de ben…

Akşam geç saatlere doğru Avanos’a ulaşıyoruz. Kalacağımız yer öğretmenevi oluyor ve odalarımıza hemen yerleşiyoruz. Duş alıp hemen akşam yemeğine gidiyoruz. Tekrar otobüse binerek yemeği yiyeceğimiz otele gidiyoruz. Aslında çokta uzak değilmiş, yürüyerekte gidilirmiş.

Akşam yemeğimizi afiyetle yedikten sonra Alican, Furkan ve ben olarak oradan ayrılıp Avanos’ta geziyoruz. Bu sırada açık bir berber bulup benim sakalları kestiriyoruz. Epey uzamışlardı ve artık beni rahatsız ediyorlar. Nihayetine onlardan kurtuluyoruz. Buradan sonra da öğretmenevine dönerek bisikletlerimizi yarın yol  için hazırlıyoruz. Benim lastik patlaktı onu değiştiriyorum, Furkan ise yeni katılacağı için bisikletini toplalamıştı onu topluyor. Bütün bu işlerden sonra uyumak üzere odamıza çıkıyoruz…

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Pazartesi, Ağustos 8th, 2011 at 22:17.
Kategori: Dünya'dan.

Bir Yorum,

  1. semihoca

    yorum yok..güzel

Yorum Yaz “Mekke – Roma Bisiklet Turu 17.Gün ( Gaziantep – Avanos )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014