İnsanlık?

27 Haziran 2007 Kulu – Konya

Bugün erkenden 5:30’da ayaktayım. hemen vakit geçirmeden hazırlanıyorum ve akşamdan marketten aldıklarım ile kahvaltımı yapıyorum. Bugün niyetim Altınekin’e kadar gitmek. Ama aksilikler ve birkaç sorun ile birlikte kendimi Konya’da buluyorum. Bu konuya ilerleyen satırlarda değineceğim.

Saatim tam 06:00’yı gösterdiği sırada Kulu’yu çıkıyorum ve düz yolda hızla yol alıyorum.

Bugün hava çok güzel ve bir tane bile bulut yok. Keyifli keyifli pedal çeviriyorum. Ama bugün de dün gibi ova da devam edecek. O nedenle güzel manzaralar beklemeyin. 🙂 Önümde ki ilk ilçe olan Cihanbeyli’ye 48 km yolum var.

Biraz ilerledikten sonra Tuzgölü’ne çok yakın olan Tuzyaka belde kavşağını geçiyorum.

Ova üzerinde hızla yol alıyorum ve Türk Bayrağım ise arkamda… 🙂

Manzara da gördüğünüz üzere sadece tarla… 🙂

Cihanbeyli’ye 41 km yolum kaldı. Tavşançalı beldesinden geçiyorum saat 6:55’te…

Bu arada hiç fotoğraf çekmemişim. 10 km’de bir tabela fotoğrafları dışında. Durmadan hızla yol alıyorum. Çünkü sizlerde görüyorsunuz ki kayda değer bir manzara yok. 🙂

Cihanbeyli’ye 8:14’de giriş yapıyorum. Burada kısa bir mola veriyorum. Biraz soluklanmak iyi geliyor.

Tabi fazla da vakit kaybetmek istemiyorum ve tekrar yola düşüyorum.

Konya’ya 90 km yolum olduğunu gösteriyor tabela…

Tavşançalı geride kalıyor ve hızla Konya’ya doğru gidiyorum.

Konya’ya 80 km…

Arada sırada su takviyesi için mecburen duruyorum. Bu da olmasa tamamen monoton bir yolda devam edeceğim. Çok sıkılıyorum bu yolda, güzel gidiliyor ama hep aynı manzara sıkıyor insanı.

Konya’ya 70 km kaldı, ama gördüğünüz gibi çevrede ne dağ var ne de tepe.

Evet saatim 10:35’i gösterdiği sırada benim için meşhur Altınekin kavşağına geliyorum. Planıma göre bugün burada konaklamam gerekiyor. Konya’ya yarın gitmeliyim ki, Ankara’da ki arkadaşım Sercan’da Konya’da okuduğu için yarın Konya’ya gelecek ve o beni misafir edecek. Konya’ya bir gün önce gitmem beni biraz sıkıntıya sokacak bu durumda.

Saat erken olduğu için hep görmek istediğim ve sürekli haberleştiğimiz Konya’lı asker arkadaşım Ekrem’i arıyorum. Kısaca Altınekin’de olduğumu ve Konya’ya doğru geleceğimden bahsediyorum. O da tabi ki buyur gel kardeşim diyor. Tabi ben defalarca müsait olup olmadığını soruyorum ve o buyur gel demekle yetiniyor. Bende yolda olduğum için adresi yazamayacağım için, – kardeşim adresi mesaj ile yaz, ben Konya’ya gelince bulurum seni diyorum. Ve telefonu kapatıp Konya’ya doğru yola çıkıyorum.

Buradan sonra Konya’ya 58 km yolum kalıyor. Saatte henüz erken ve rüzgarında yardımı ile hızla ilerliyorum.

Km.ler altımdan hızla akıyor bu düz yolda…

Tabi yine aralara su molalarını sıkıştırıyorum.

Konya’ya 20 km kala bir petrolde molaya duruyorum ve marketten birkaç birşeyler alıyorum. Orada atıştırıyorum ve sonra tekrar yola geri dönüyorum.

Konya’ya 10 km kala telefonuma bakıyorum ama arkadaşımdan mesaj gelmemiş.  Bende sorun mu var acaba diyerek merak ediyorum ve asker arkadaşımı tekrar arıyorum. Ama telefonu kapalı. Yapacak hiç birşey yok. Defalarca arıyorum ama yine kapalı. Merkeze kadar ara ara aramaya devam ediyorum. Bu arada Konya’da Mesut Hocam ile de görüşüyorum ve mevkim hakkında bilgi veriyorum. Asker arkadaşımın karşılayacağını ona da söylüyorum ve sonra tekrar rahatsız etmiyorum.

Saat 13:00’de Konya’ya giriş yapıyorum, fotoğraf için durduğumdan tekrar arıyorum arkadaşımı. Ama sonuç yine kapalı…

Bende bir ümit ile yavaş yavaş merkeze doğru ilerliyorum. Bu sırada yanıma bir motosikletli geliyor ve muhabbete başlıyoruz. Nereden gelip gittiğim sorusundan sonra, – hiç lastiğiniz patlamıyor mu sorusuna geliyoruz. Ki cümlemiz bitiyor ve benim bisikletimin çöktüğünü fark ediyorum. 🙂 Ve turun ilk lastik patlağı ile karşı karşıyayım. Hemen oracıkta bisikletimi yatırıyorum yere. Hiç vakit kaybetmeden sökmeye başlıyorum lastiği ve yeni iç lastik ile değiştiriyorum. Yol üzerinde yama ile uğraşmaya değmez. Lastiğimi kontrol ediyorum ama nasıl patladığını keşfedemiyorum, bende yeni iç lastiğimi takıp şişiriyorum. Tabi pompa ile yeterli basınca ulaşamıyorum. Allah’tan hemen yakında bir petrol istasyonu var. Oraya gidip basıncımı yeterli seviyeye çıkartıyorum.

15 dakikalık patlak molasının ardından merkeze doğru devam ediyorum. Tabi yine telefon elimde arkadaşımı aramaya devam ediyorum. Ama bir süre sonra ümidimi kesiyorum. Bu işte bir iş var diye düşünmeye başlıyorum ve çok merak ederse o arar diye aramaya son veriyorum.

Yol üzerinde yanımda bir basın aracı duruyor ve bana birkaç soru soruyor. Bende projemden bahsediyorum ve hemen haber yapmak istiyor. Kısaca git gel yaparak çekimleri tamamlıyoruz ve kısa bir röportaj ile son veriyoruz çekime. Bende diğer bir basın yayını ile buluşacağım Mevlana Müzesi önüne gidiyorum. Basını beklerken fotoğraf çekiyorum.

O basın ile de birkaç çekim yapıyoruz ve sonrasında bende belediyenin yolunu tutuyorum. Şu an için kalacak hiç bir yerim yok. Plandan bir gün önce ulaştığım için Konya’da bulunan bisikletçi arkadaşları da aramıyorum. Çok geçmeden belediyeye ulaşıyorum.

İlk iş olarak başkana ulaşmaya çalışsam da başarılı olamıyorum. Büyükşehir Belediyelerinde bu gerçekten büyük sorun. Bende yazı işleri müdürü ile muhattap oluyorum. Hemen ayak üstü projemi anlatıyorum ve konaklama konusunda yardımcı olmalarını istiyorum. Bir kaç telefonun ardından beni Afyon yolu üzerinde bulunan, Selçuklu Görme Engelliler İlköğretim okuluna gönderiyor. Tabi nerede olduğu konusunda bir bilgim yok. bende sora sora yol alıyorum. Elimde ki en belirgin yer ise Üniversitenin karşısı oluyor. 🙂

Gün sonunda yorgun bedenimle git Allah git yol bir türlü bitmek bilmiyor. Birde hafiften rampa tırmanıyorum. Sinirlerim iyice geriliyor. O kadar kötü oluyorum ki, sinirden bisikletimin gidonunu kaldırıp kaldırıp yere vuruyorum. Bu arada Erzincan’dan arkadaşım arıyor ve ona isyanımı aktarıyorum. tabi o da beni sakinleştirme çabasında.

Bir an yanımda otogarı görüyorum ve telefonda ki arkadaşıma ben otogara giriyorum ve hemen Erzincan’a ilk otobüsle döneceğim diyorum. O derece gözlerim dönmüş durumda, kendimi gerçekten hiç iyi hissetmiyorum. Ama telefonda ki arkadaşım tabi beni telefonda ikna etmeyi başarıyor ve okula kadar telefonu kapatmıyor. 🙂

Tabi bu arada asker arkadaşımdan hala ses yok. Tabi geçte olsa anlıyorum… Demek ki beni istemiyor diyorum ve buna çok üzülüyorum. Kimse kimseyi ağırlamak zorunda değil ki, müsait olduğunu sormuştum oysa ki. Değilsen bunu açıklarsın ve bende anlarım. Bundan daha doğal olan ne olabilir ki? Bu sinirimin en büyük payı odur tabi ki. Yoksa ben Altınekin’de kalacaktım.

Nihayet okula ulaşıyorum ve hemen kapısından içeriye giriyorum. Okullar yeni kapandığı için öğrenciler yok. Müdür beyi buluyorum, benim geleceğimden haberdar olduğu için beni bekliyormuş. Nerede kaldın desede mantıklı bir açıklama yapamıyorum. 🙂 Bu araç değil sonuçta, insan gücü ile hareket eden bir araç. Hele de rampa varsa önünde bu hemen gelmez yani. 🙂

Müdür Bey ile biraz muhabbet ediyoruz ve bana kalacağım yeri gösteriyor. Bisikletimi de odama kadar alma şansım oluyor. Bugün duş alamıyorum ve hemen üzerimi değişip müdür beyin yanına gidiyorum tekrardan. En yakın yemek yiyeceğim yerin kampüs olduğunu söylüyor ve bana yemek ısmarlıyor.

Akşam kampüste biraz vakit geçiriyorum. Birçok alışveriş merkezi ve kafeler var. O nedenle şanslıyım ve akşam 8’e kadar oradayım. Sonrasında okula dönüyorum ve kalacağım yatakhaneye gidiyorum. Yatağıma uzanıp günlüğüme birkaç birşey karalıyorum. Sonrasında ise günün stresi ve yorgunluğu ile uyuyakalıyorum.

Yol Bilgileri

Kulu – Konya arası tam anlamı ile Konya girişine kadar dümdüz bir yol. Rüzgar konusunda şanslı isenin ortalamanız 30 aşağısına düşmeyecektir. Manzara konusunda kısır bir rota. Yol üzerinde bulunan tek ilçe ise Cihanbeyli. Altınekin ilçesi biraz içeride kalıyor. Bunun dışında birçok petrol istasyonu ve çeşme yol üzerinde mevcut. Rahatlıkla seyahat edebileceğiniz kadar da geniş bir yolu var. Tabi o zamanlarda ara ara yol yapım çalışmaları devam ediyordu.

Gün Toplam Km:178,39 | Ort. Hız: 21,5 | Max. Hız: 48,0 | Bisiklet Kullanma Süresi: 07:57:18

Tur Toplam Km: 3394,68

46.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Kulu-Konya); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Perşembe, Ocak 20th, 2011 at 22:18.
Kategori: Pedalla Türkiye.

4 Yorum,

  1. Hüseyin KOCA

    Sevgili Kardeşim: Turunu yayınlamaya başladığından beri gün gün takip ediyorum, Çok başarılı bir tur devam ediyor, seni cesaretinden dolayı tebrik ediyorum, Bir Konya lı olduğum için Konya ya gelince yorum yazayım dedim, ama Konya ve olumsuzluklar bir arada olunca senin adına çok üzüldüm, inşallah tur boyunca yaşadığın son olumsuzluk olmuştur.

  2. Merhaba Hüseyin Bey,
    Öncelikle takibiniz için çok teşekkür ederim. Konya çok güzel bir şehir. Bisiklet kullanımının en yoğun olduğu şehirlerden bir tanesi aynı zamanda. Tabi olumsuzluklar olacak ki, güzel günleri bilelim.
    Bir gün erken geldiğim için birkaç gün Konya’yı yazacağım, yine güzellikleri birlikte izleyeceğiz…

    Sevgiler…

  3. semihoca

    Evet bende üzüldüm şimdi.insanlar arsında bu tip şahışlar çok vardır.neyse ki tura devam etmişsin…

  4. mustafaseker

    Sizin için kötü olmuş merkeze inip bosnaya çıkmak ben otoğardan bosnaya kadar olan yokuşu heybesiz zor çıkıyorum, kolay gelsin zevkle yazılarınızı okuyorum.

Yorum Yaz “Pedalla Türkiye 46.Gün ( Kulu – Konya )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014