Otoyol ve patlak

07 Temmuz 2007 Pozantı – Adana

Her gün olduğu gibi bugünde erkenden ayaktayım. Hazırlanıp yol çıkmam yarım saat sürüyor ve 6 gibi hareket ediyorum. Pozantı çıkışında fotoğrafımı çekiyorum. Bugün 7.7.7 🙂 Güzel bir tarih, şans getirmesini diliyorum… 🙂

Pozantı çıkışında yol ikiye ayrılıyor. Eski yol ve otoyol olarak. Ben aha önce Gaziantep’e giderken girdiğim otoyola burada da girmek istiyorum ve o yönde devam ediyorum. Gişelerden elimi kolumu sallayarak giriyorum ve tırmanmaya başlıyorum. Karşıma ilk çıkan tabelada Adana 95 km gösteriyor.

Yavaş yavaş tırmanıyorum ve yanımda geçen kamyonlar ile oyun oynayarak vakit geçiriyorum. Beni geçmeye çalışan kamyon ile yarışıyorum resmen. Tam bu sırada birşeye çarpıyorum ama onu o an anlayamıyorum. Kamyon yanımda giderken ben ona bakarken nereden çıktığını bilmediğim koca bir taş parçası. Kadromu çiziyor ve SPD’lerimi zar zor çıkartıyorum ve düşmekten kurtuluyorum. Nasıl bir duruma düştüm ben bile anlamıyorum ve sinirden ne yapacağımı şaşırıyorum. Taş parçasını, hatta kaya alıp atıyorum yolun kenarına. Otoyolda başıma gelene bakar mısınız?

Bir saat sonra Tekir kavşağına varıyorum ama ben transit devam ediyorum.

Saat 7:17’de Mersin il sınırlarına giriyorum tekrar çıkmak üzere. Çünkü Mersin’e yarın gideceğim. 🙂 Hafif çıkış, hafif düzlük yolda keyifle yol alıyorum. Otoyol olduğu için banket çok geniş ve normal yolda kat ve kat daha güvenli gibi geldi bana.

Adana’ya 82 km var yol şu an itibarı ile iniş… Akıyorum adeta…

Gülek Boğazını da hızla geride bırakıyorum. Tünelden geçiyorum ve inişe devam ediyorum…

İnişin hızı ile devam ederken lastiğim patlıyor. 🙂 Tam komedi bir gün… Anlaşılan 7.7.7 bana hiç uğurlu gelmedi. Sen kalk o kadar yol gel, ama koca otoyolda lastiğin patlasın. Hemen bisikleti yatırıp lastiği sökmeye başlıyorum. Bu canımı epey sıkıyor ve nasıl patladı diye araştırmaya başlıyorum. Çok geçmeden olayın sırrını çözüyorum. Kamyonların patlayan lastiklerinin parçaları yola saçılmış ve o parçalar içinde tellerde var. Arka lastiğimin hassas bölgesinden girmiş ve girdiği gibi de patlatmış. Hayret bir durum, ama bir daha asla lastik parçalarının yakınında geçmek herhalde.

Hemen yedek lastiğimi takıyorum ve bisikletimi topluyorum. ellerim kapkara oldu ve yanımda su ile çıkmıyor. İdareten temizliyorum ve yoluma geri dönüyorum. Adana’ya daha 72 km yolum var.

İnişin ardından yolum tekrar düzleşiyor ve ben epey bir süre durmadan pedal çeviriyorum. Bu arada Mersin’de okuyan arkadaşım Nesim ile görüşüyoruz. Beni Adana dolaylarında karşılayacak. O da Mersin’den pedal çevirerek beni karşılamaya geliyor. Adana girişinde buluşmayı planlıyoruz ve ara ara telefonlaşıyoruz. Tabi lastik patlağım bu buluşmayı biraz askıya alıyor.

Nesim’de bana karşı gelmeye başlıyor. Bende Adana-Mersin kavşağında otoyoldan çıkıyorum ve Nesim ile buluşmak üzere normal karayoluna doğru harekete geçiyorum. Ama birde ne göreyim? Lastiğimin havası inmiş ve inmeye devam ediyor. Bende vakit kaybetmemek için hava vurup devam ediyorum.

Otoyoldan çıktım ve Adana’ya doğru devam ediyorum. Nesim ise beni Yenice’de bekliyor. Haritama göre Yenice birkaç km ötede.

Yenice’de Nesim ile buluşuyoruz. Oturup buraya özgü sıkmalardan yiyoruz ve ayran içiyoruz. Bu sırada da Nesim ile iyice tanışmaya çalışıyoruz. Daha önce yüzyüze hiç görüşmemiştik. Karnımızı bir güzel doyurduktan sonra Nesim ile birlikte Adana’ya doğru devam ediyoruz.

Saatim 12:15’i gösterdiği sırada Adana’ya giriş yapıyoruz. Turumun 30.şehrine ve Ankara’dan sonra ikici büyük şehrine ulaşmış bulunuyorum.

Adana’da ilk olarak bisikletimi bakıma sokmak için bisikletçiye gidiyoruz. Kron bisikletimin desteği ile bakımlarımı da ücretsiz olarak yaptırıyorum. Göbekleri Ankara’da değiştirdiğim için burada tekrar gözden geçmesi gerekiyor. O nedenle sökülüp güzelce bakıma giriyor.

Bisikletim burada bakımda iken bizde Nesim ile Adana’yı gezmeye çıkıyoruz. Ayrıca henüz nerede kalacağımız belli bile değil. 🙂 Tabi çok bir yerini bilmediğimiz için en ilgi çekici yeri olan Sabancı Merkez Camii ve çevresine gidiyoruz.

Epey büyük bir park…

Tabi buralara kadar gelipte hatıra fotoğrafı çekilmez mi? Bizde bu kuralı yerine getirmek için fotoğrafımızı çekiliyoruz.

Son fotoğrafım yine Sabancı Merkez Camii’den yana oluyor.

Bu güzel gezinin ardından bisikletimi almak için bisikletçiye dönüyoruz. Bu arada biz vakit geçirirken Bünyamin adından bir arkadaşımız geliyor ve bizlerle tanışıyor. Meğer beni internetten takip ediyormuş ve biz daha birşey demeden abi bizde kalabiliriz diyor. 🙂 Günün en şanslı olayı bu olsa gerek, daha nerede kalacağımız konusunda hiç bir fikrimiz yok iken bir vatandaş çıkıp bizi evine davet ediyor, durumumuzdan habersiz. 🙂 Tabi bu güzel teklifi geri çevirmiyoruz ve bisikleti alıp arkadaşımızın evine doğru yola çıkıyoruz. Ama daha bisikletçinin sokağını çıkmadan çat çat sesleri ile irkiliyorum. İki tane jant telim kopuyor. Nedenini anlamıyoruz ve hemen tekrar bisikletçiye giriyoruz. Sanırım biraz çok sıkılmış teller ki böyle attılar. Neyse ki ustanın hızlı elleri ile iki telde değiştiriliyor ve bizde kaldığımız yerden Bünyamin’in evinde doğru yola çıkıyoruz.

Adana’nın taşra mahallelerinden birisine gidiyoruz. Bünyamin’in evine yerleşiyoruz ve biraz çevreyi dolaşmak için tekrar dışarı ya çıkıyoruz. M1 alışveriş merkezine gidiyoruz ve sonrasında tekrar eve dönüyoruz. Saat 22:00 gibi bahçede yatmak için hazırlanıyoruz. Hava çok sıcak ve dışarısı içeriye göre çok daha serin. Çok geçmeden uykuya dalıyoruz…

Bu arada geçen gün yaptığım bir telefon görüşmesinden bahsetmek istiyorum. Telefonum çalıyor ve arayan Göktürk Ağabey. Kim olduğunu hatırlamayanlar, Ordu’da başımıza bir olay gelmişti o kişi. Ben telefonu korku ile cevaplıyorum. – Serkan nerelerdesin? – Abicim bugün Kayseri dolaylarında devam ediyorum yoluma diye cevap veriyorum. – Beni çıkarttılar, tekrar sana katılmak istiyorum diyor. Tabi ben korktum bir kere, kabul edemiyorum tekrar gelmesini. Ama bunu da ona bir türlü söyleyemiyorum. 🙂 Tabi telefon ile görüşme sırasında cevap veremiyorum ve mail olarak farklı bahaneler bularak tura gelemeyeceğinden bahsediyorum. 🙂 Yapacak başka birşeyim yok ki… Bugün gelen cevap mail cevabında ise; sağ olsun o da anlıyor beni ve tamam diyor ve İzmir’de beni beklediğini söylüyor.

Yol Bilgileri

Pozantı’dan Adana’ya iki yol mevcut. Birisi hepimizin bildiği otoyol, diğeri ise eski karayolu. Vakit sıkıntınız yok ise kesinlikle eski yolu tercih etmenizi isterim. Şuan ki aklım olsaydı bende o yolu kullanırdım. Yol üzerinde geçitler mevcut o nedenle rampası bol bir yol. Toros dağlarını aşıyorsunuz kolay değil. Tabi zirveden sonra ise uzun bir iniş sizleri bekliyor. Yol üzerinde, özellikle otoyolda birkaç tesis dışında birşey yok. O nedenle temkinli çıkmak gerekli yola. Toplam mesafe ise 100 km dolaylarında.

Gün Toplam Km: 110,69 | Ort. Hız: 21,0 | Max. Hız: 60,7 | Bisiklet Kullanma Süresi: 05:08:26

Tur Toplam Km: 4203,28

56.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Pozantı-Adana); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Pazartesi, Ocak 31st, 2011 at 18:45.
Kategori: Pedalla Türkiye.

3 Yorum,

  1. semihoca

    yine heyacanlı…yine güzel…ve garip tesadüfler….

  2. anıl

    pozantı çıkışında belemedik diye çok güzel bir yayla vardı abi oraya da uğrasaydın keşke.almanlardan kalma hastaneler evler mezarlar falan olan tarihi ve müthiş bir yerdi.çok güzel bir iş yapıyorsun bence abi.sana imrenmemek elde değil.umarım istediğin gibi devam eder herşey..

  3. bora

    birdaha geçersen buralardan çiftehan kasabasına uğra bir çayımızı kirazımızı çileğimizi birde çiftehan kasabasının meşhur çiftehan kaplıcalarında serinleme amaçlı bir banyo yap öyle devam et çiftehan eski yol üzerinde e-90 d-750 karayolu üzerinde adanaya giderken pozantıdan önceki yer

Yorum Yaz “Pedalla Türkiye 56.Gün ( Pozantı – Adana )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014