18 Ağustos 2013
Merhaba Sevgili Arkadaşlar,
Yeni bir rotada sizlerle birlikteyim. Tavas’tan yola çıkarak, 180 km pedal çevirip, Fethiye’ye ulaşacağım. Güzergahım üzerinde Serinhisar, Acıpayam ve Çameli ilçeleri olacak. Bu turumda özellikle tek başıma pedallamak istedim. Yapmış olduğum programa göre pedallayacağım. Bu rotayı seçmemdeki sebep; Denizli’nin gitmediğim üç ilçesi var, ayrıca Çameli yolundan Denizli’ye giden yol üzerinde üç geçit bulunmakta.
Tavas’a bir gün önce, akşam otobüs ile geliyorum. Burada Şoförler Cemiyetinin otelinde kalıyorum. Rotam uzun ve zorlu olduğu için sabah erken kalkıp yola çıkacağım.
Deliksiz bir uyku ile geceyi geçiriyorum ve saat 5.45’te çalan alarm ile uyanıyorum. Hazırlanıp dışarıya çıkmam 6.00’yı geçiyor. Hareket etmeden önce otel önünde yol arkadaşımın fotoğrafını çekiyorum ve 6.15’te pedal çevirmeye başlıyorum.
Güne Tavas çıkışında 4 km’lik tırmanış ile başlıyorum. Bu rampa sayesinde sabah serinliğini hissetmiyorum. Henüz güneş doğmadı, direklerdeki ışıklar yanıyor ama ben terlemeye başladım bile.
Saatim 6.40’ı gösterdiği sırada güneş bulutların arkasından yavaş yavaş yüzünü göstermeye başlıyor. Ağustos’un 18’i olmasına rağmen hala sabahları serin oluyor.
16 km sonunda Denizli – Antalya kavşağına ulaşıyorum. Buradan Antalya yönüne dönüyorum. Serinhisar ilçesi beni bekliyor. Kavşağı döner dönmez 1250 metre yükseklikte bulunan Kazıkbeli’ni tırmanmaya başlıyorum.
Geçit zirvesine ulaşmak hiç zor olmuyor ve bir anda kendimi inerken buluyorum. Kavşaktan sonra Serinhisar’a zaten 9 km yolum vardı. 5 Km tabelasını görünce durup fotoğraf çekiyorum. Bu arada hala kahvaltı yapmadım. Serinhisar’da bir yer bulup çorba içmek istiyorum. Başta belirttiğim gibi hazırlamış olduğum programa göre hareket ediyorum ve şuan 10 dakika kadar programın gerisindeyim. 🙂
Saat 7.37’de Serinhisar’a güzel bir iniş ile giriş yapıyorum. Fotoğraf çektikten sonra merkeze doğru devam ediyorum.
Serinhisar leblebileri ile ünlü bir ilçe. İlçe merkezinden geçerken leblebicileri fotoğraflıyorum.
Biraz daha ilerledikten sonra yol kenarında açık bir çorbacı buluyorum. Hemen oturup hızlı bir şekilde çorbamı kaşıklıyorum. Zaten programın gerisindeyim, bu kahvaltı molası ile daha da gerisinde kaldım ama çok takmıyorum, nasılsa yetişirim ben programa. 🙂
Sıradaki ilçe Acıpayam’a 15 km kalmış. Yol buralarda düz devam ediyor. O nedenle istediğim tempoya çabucak ulaşıyorum.
35. km’de Burdur kavşağına geliyorum. Saatim 8.18, programa göre 8.00’de burada olmam gerekiyordu. 18 dakikalık gecikme söz konusu. 🙂 Kısa bir fotoğraf molasının ardından devam ediyorum.
Pedallarken manzaraları da kaçırmıyorum tabii. Dağlara çıkan yollar dikkatimi çekiyor. Bir gün oralarda da pedallarım diyerek yoluma devam ediyorum.
Hızla Acıpayam’a yaklaşıyorum.
Acıpayam’a saat 8.40’ta giriş yapıyorum. İlçe merkezi yoldan içeride kalıyor. Programın gerisinde olduğum için girmeden yola devam ediyorum.
İlçe çıkışında Antalya yönüne pedal çeviriyorum ama biraz ileride bu yoldan ayrılacağım.
Yol üzerinde Acıpayam ilçesinin bir kare fotoğrafını çekiyorum.
Saat 9.12’de Antalya yolundan ayrılarak Çameli, Fethiye kavşağından içeriye giriyorum. İşte merakla beklediğim yola geldim. Buraya kadar olan kısım pek ilgimi çekmiyordu, buradan sonrasını merak ediyorum.
Öğle yemeğimi Çameli ilçesinde yiyeceğim. Oraya kadar zaten yemek yiyebileceğim herhangi bir yer yok. Bu yolda biraz ilerledikten sonra tırmanışlar başlayacak. Enerjimi orantılı kullanarak pedallamaya devam ediyorum.
Bedirbey köyünün yanından geçip ıssız yollarda pedallamaya başlıyorum.
Saat 10.00’a yaklaşırken Çameli’ye 30 km tabelasını görüyorum. Dedebağ köyü dolaylarındayım ve birazdan tırmanmaya başlayacağım. Bu bölgede tütün tarımı yapılıyor.
Tabeladan beş dakika sonra tırmanış başlıyor ve yavaş yavaş Kırkbudak Geçidini tırmanıyorum. Yol yer yer epey dikleşiyor ve beni zorlamaya başlıyor. Ter gözüme girdikçe yakıyor. Kaskımı çıkartıp bandanamı düzeltiyorum. Neden teri engellemiyor diye söyleniyorum.
Çıkış devam ederken bir çeşme çıkıyor karşıma ve hemen durup suyumu tamamlıyorum. Yol çok sakin, arada sırada bir tane araç geçiyor o kadar. Onun dışında doğa ile başbaşa pedal çeviriyorum.
Kısa bir soluklanmadan sonra yol tırmanış ile devam ediyorum.
Saat 10.50 ve Aliveren köyüne varıyorum. Buraya kadar sert olan tırmanış buradan sonra biraz daha rahatlıyor ama tırmanmaya devam ediyor. 🙂 Tabelanın dibine oturup biraz dinleniyorum. Rakım 1400 olmuş bile, Kırkbudak Geçidinin zirvesi ise 1555 metre. Yani 155 metre daha yükseleceğim.
Moladan sonra tekrar yola devam ediyorum, Çameli’ye 20 km kalmış.
Bulunduğum noktadan Aliveren köyünü izleyip yükselmeye devam ediyorum.
Saat 11.00’i geçti ve tırmanmaya devam ediyorum. Ufukta görünen karlı dağları çekmeye çalıştım ama maalesef başarılı olamadım. Manzara muhteşemdi yalnız… 🙂
1500 metrede bulunan Kınıkyeri Köyüne ulaştım, artık zirveye daha yakınım.
Durmadan devam ediyorum yoluma ve nihayet saat 11.30’da geçit zirvesine ulaşıyorum. Ve bu noktada yapmış olduğum programı yakalıyorum. 🙂 1555 metre yüksekte Kırkbudak Geçidinin zirvesinde zafer fotoğrafımı çekiyorum.
Epey acıktım ve bir an önce Çameli’ye varıp karnımı doyurmak istiyorum. Vakit kaybetmeden salıyorum bisikletimi rampadan aşağıya. 5 dakika sonra Gölhisar kavşağından geçiyorum. Burada fotoğraf çekip inişe devam ediyorum.
Saat 11.45 ve Çameli ilçesine giriş yapıyorum. Buradan sonra ilçe merkezine daha var tabii.
Bu arada turdan önce yazmış olduğum program ile Çameli tabelasının fotoğrafını çekiyorum. Dakikası tam tutuyor 🙂
Çameli ilçe merkezine girip yemek yiyecek yer ararken fotoğraf çekmeye devam ediyorum. İlk karşıma çıkan yer Çameli Kaymakamlığı.
İlçenin meydanına gelip gördüğüm ilk kişiye yemek yiyecek yer soruyorum.
Programıma göre 13.00’e kadar burada yemek molası vereceğim. Karnımı bir güzel doyurdum ve üzerine tavşan kanı çayımı da yudumladım. Saat 12.30 oldu ve yapacak bir şey kalmadığı için yola devam etme kararı alıyorum. Çameli’ye ait son kareyi çektikten sonra yola çıkıyorum.
Çameli’yi çıktıktan sonra güzel bir yol ile devam ediyorum. O kadar çıkmış olmanın faydasını görüyorum. Sert bir inişin ardından tekrar tırmanış başlayana kadar fotoğraf çekmediğimi fark ediyorum. 🙂 Tırmanışın başladığı yerde durup manzarayı fotoğraflıyorum.
Hızla indiğim yolun da fotoğrafını çekip tırmanışa başlıyorum.
Biraz ilerledikten sonra yol bozuluyor. Toprak yolda ilerlemekte biraz zorluk çekiyorum. Araçlar geçerken beni toz içinde bırakıyorlar. Kirazlıyayla köyünden geçerken durup marketten bir şeyler alıp içiyorum. Beş km’lik bozuk yol beni yeterince yordu ama biter bitmez kendime geliyorum.
Bozuk yolu geçip bitiriyorum ve yine bu arada uzun bir süre fotoğraf çekmiyorum. Tırmanışlar artık sıkmaya başladı ama sonuçta geçit zirvesine ulaşmış olmak beni mutlu ediyor ve çıkmaya teşvik ediyor. Sıradaki geçit 1500 metrede bulunan Tuzla Beli.
Saat 14.13 ve ben hala 1000 metrede Karabayır köyündeyim. 500 metre irtifa kazanıp geçit zirvesine ulaşacağım.
Karabayır köyünü geride bırakıp tırmanmaya devam ediyorum. 40 dakikadır tırmanıyorum ama hala görünürlerde geçit zirvesi yok. Bisikleti park edip dinlenmeye başlıyorum.
Bu sırada binlerce km yapmış lastiklerim dikkatimi çekiyor. 2009 yılından bu yana bu lastikleri kullanıyorum ve beni hiç üzmediler. Fotoğraflarını çekip kalkıyorum ve pedallamaya devam ediyorum.
Saatim 15.17’yi gösterdiği sırada karşıma çıkan geçit tabelası ile mutlu oluyorum. Tuzla Beli’ni de aşmış olmanın mutluluğu içindeyim. Bu geçit aynı zamanda Denizli – Muğla sınırını oluşturuyor. Turumun 137. km’si oldu, buradan sonra Fethiye’ye kadar inişe geçeceğim. Sadece bir tane kısa tırmanışım kaldı.
İnişe geçtikten bir süre sonra yine güzel bir manzarayle karşılaşıyorum. Dağın yamacında gideceğim yol görünüyor.
Aşağıda Üzümlü beldesini kestirebiliyorum. Oraya kadar inecek olmanın mutluluğu ile devam ediyorum yoluma. O kadar çıktım ya, bunu hak ettim. Ama küçük bir sorun var, karşımdan esen rüzgar inişimi biraz engelliyor.
Üzümlü’ye 20 km kaldığını görüyorum. İnmeye devam… 🙂
Derken karşıma 1 km’lik tırmanış çıkıyor. Bu tabelanın yanında durup biraz soluklanıyorum. Burayı çıktıktan sonra tekrar inişe devam edeceğim.
1020 metrelik tırmanışın sonunda beni Bekir Beli tabelası karşılıyor. Bu duruma şaşırıyorum tabii. Karayolları haritasında böyle bir geçit görünmüyor. Bu sürpriz geçit günün 4. geçidi olma özelliğini taşıyor. Fotoğrafını çekip, karşımdan esen rüzgara inat inişe kaldığım yerden devam ediyorum.
Üzümlü’ye 10 km kalıyor ve ben inişe devam ediyorum. Gerekmedikçe durmadan yola devam ediyorum.
İncirköy’ün yanından geçerek Üzümlü’ye doğru devam ediyorum.
Saat 16.25’te Üzümlü’den geçiyorum. Artık Fethiye’ye çok az yolum kaldı. Üzümlü dolaylarında biraz düz gidiyorum. Rüzgar burada hızımı iyice düşürüyor.
Üzümlü’yü çıktıktan yarım saat sonra Fethiye tabelası ile karşılaşıyorum. Muğla merkez nüfusundan daha büyük ilçeye giriş yapıyorum. İlçe merkezine daha çok yolum var tabii.
İlçe girişinde Fethiye’de olan Murat Bolel’i arıyorum ve buluşacağımız yeri konuşuyoruz. Marketten soğuk bir içecek alıp merkeze doğru devam ediyorum. Saat tam 17.20’da, programımdan 1 saat 40 dakika önce Fethiye merkezde turumu noktalıyorum. Murat ile buluşup birlikte yemek yiyoruz.
Tavas’tan başlayan yolculuğum Serinhisar, Acıpayam ve Çameli’ni takiple 180 km sonunda Fethiye’de son buldu. Muhteşem bir rotada pedallamış olmanın mutluluğunu yaşadım. Muhteşem olduğu kadar zor bir rota olduğunu da söylemeliyim. Yeni ve farklı rotalarda buluşmak dileği ile… 😉
Toplam Km: 179.30 | Ort.Hız: 20.5 | Max.Hız: 62.3 | Bisiklet Kullanımı: 08:43:48
Tavas, Serinhisar, Acıpayam, Çameli, Fethiye Güzergah ve Yükselti Haritası:
Saygılarımla…
Kardeş helal olsun, ben günde en fazla 80 km gidebildim, antalya ilçelerine günübirlik turlar düzenliyorum, bazen yanlız bazen hafta sonu turlarıyla, fakat 180 kmyi ancak 2 günde tamamlayabilirdim, oda akşam konaklayarak, pedalına sağlık…