17'den 7'ye Bisiklet Turu 19.Gün

28 Ağustos 2012

Yeni güne, güneş işe birlikte gözlerimizi açıyoruz. Beton üzerinde uyumaktan tutulmuş vücudumu gerinerek kendine getiriyorum. Sonrasında ise yine çadır toplama ve hazırlanma telaşı başlıyor. Kamp olayının en sevimsiz anı budur herhalde. 🙂

Gündoğmuş

Sonra dün akşam çay içtiğimiz kahveye gidiyoruz. Poğaça börek alarak çay eşliğinde kahvaltımızı yapacağız. Hava çok güzel, artık turun sonuna doğru yaklaşıyoruz. İçimde garip bir duygu var. Hem seviniyorum bu tur biter bitmez Antalya Bisiklet Festivali başlayacak ve 250’ye yakın bisikletçi ile pedal çevireceğim, dostlarla bulaşacağım diye, hem de bu sakinliği arayacağım. 🙂

Gündoğmuş

Gündoğmuş ilçesinden ayrılmadan önce çevreden bir kaç fotoğraf çekiyorum. Burası Antalya’nın küçük ilçelerinden birisi. Hatta çoğu kişi bile ismini ilk defa duyuyordur. 🙂

Gündoğmuş

Buradan önce Güzelbağ sonra Alanya yönüne doğru devam edeceğiz. Yolun eğimine gelirsek. 🙂 Düne benzer bir grafiğimiz olacak. İniş çıkışların ardından kendimizi Antalya – Alanya yoluna atacağız. Oradan sonra hiç bir tırmanış olmayacak, düz yolda pedal çevireceğiz.

Gündoğmuş

Küçük ilçenin sokaklarından geçerek yolumuza çıkmaya çalışıyoruz.

Gündoğmuş

Gündoğmuş ilçesi artık geride kalıyor. Son olarak ilçenin genel bir fotoğrafını çekiyorum. Her ne kadar çok iyi anılar ile ayrılmasak da buradan, geriye dönüp el sallamamak olmaz… 😉 İlçenin üzerine güneş daha yeni doğuyor…

Gündoğmuş

Saatim 7:47’yi gösterirken Gündoğmuş’tan çıkıyoruz. Hafif bir tırmanış ile yola başlıyoruz.

Gündoğmuş

Hemen ardından iniş gecikmiyor ve kıvrılarak orman içi yoldan devam ediyoruz. Orman Bölge Müdürlüğüne ait araç arkamızdan geliyor. Virajlı yolda geçmeye bir türlü cesaret edemiyor. Bir süre sonra biz sıkılarak geçmesi için yol veriyoruz. Oksijen delisi olarak burada pedal çevirmekte bir başka güzel oluyor. 🙂

Yol Manzaraları

Yeşillikler arasında, dağ manzaralı yolumuzda keyifle pedal çeviriyoruz. İniş yaptığımız için pek aramızda muhabbet etme şansımız olmuyor. O nedenle herkes kendi keyfine göre inişi yapıyor.

[001234]

İlk olarak göreceğimiz yer Güzelbağ’a 19 km yolumuz kalmış. Hadi bakalım biraz daha inişe devam. Tabii birimize zarar gelmemesi için yavaş ve dikkatli iniyoruz. Yol çok dar ve virajlı…

[001236]

Alara Çayına kadar iniş devam ediyor ve taş kemer köprü üzerinde duruyoruz. Burada hemen altımızdan akan çayı izlemeye başlıyoruz. İniş yapmış olsak da frene basmaktan ve dikkatli inmekten yorulabiliyoruz. 🙂

[001239]

Köprü üzerinden Alara Çayı…

[001243]

Çok güzel bir görüntüsü var. Burada doğa gerçekten çok güzel, insanın gidesi gelmiyor.

[001245]

Makineyi otomatik moda kurup köprü üzerinde hep birlikte hatıra fotoğrafı çekiliyoruz.

[001248]

Alara Kemer Köprüden sonra tırmanış başlayacak. O nedenle kendimizi tırmanış için hazırlıyoruz. 🙂 Bu sırada ben hala çevrede fotoğraf çekmeye devam ediyorum. Buraya tamamen bilinçsiz geldik. Böyle birşey ile karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Çok güzel bir sürpriz oldu bizim için, o nedenle bir kat daha mutluyuz.

[001249]

Köprünün fotoğrafını hiç çekmedim diyerek genel bir fotoğraf çekmek için biraz aşağıya iniyorum. Volkan ve Kaan ise köprünün üzerinde bana poz veriyorlar.

[001250]

İstemeyerek buradan ayrılıyoruz ve yolumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sırada yerde küçücük bir yengeç ile karşılaşıyoruz. 🙂 Son anda fark ediyorum ve ezmemek için bir hamle yapıyorum. Sonra durup bu şirin yaratığın fotoğrafını çekiyorum. 🙂

[001254]

Hadi bakalım arkadaşlar, epey uzun sürecek olan tırmanışa başladık. Ne zaman biter, nerede biter bilmiyorum. 🙂 Kendi hızımızda çıkış başlıyor. Herkesin psikolojisi ve morali çok iyi. Pedal çevirdiğimiz manzara zaten muhteşem. Tırmanış bile çok keyifli burada.

[001256]

Güzellik görecelidir bilirsiniz, ama buyrun birde siz değerlendirin aşağıdaki fotoğraftan. 🙂 Trafik neredeyse yok ve orman içinde ağaçların arasında kaybolmuş durumdayız. Bu manzaraları çok arayacağız sahile indikten sonra. 🙂

[001258]

Tırmanış keyifli bir şekilde devam ediyor. Hiç bitmesini istemiyorum gerçekten. Sahil yolunun ne kadar sıkıcı olduğunu biliyorum çünkü.

[001260]

Dağların ve ağaçların oluşturduğu gölgeliklerde rahatça pedal çeviriyoruz. Tırmanışın zorluğu ile terliyoruz ama o kadar da kötü bir şey değil. 🙂

[001261]

Gündoğmuş’u çıkalı 20 km olmuş. Bir çeşme başında ihtiyaç molası veriyoruz. Saat 9:15 ve her şey yolunda, bir sorunumuz yok. Suları tazeleyip yola devam edeceğiz…

[001264]

Yol kenarlarında tahtadan, bazende demirlerden yapılmış güzel oturma yerleri var. Kim, neden yapmış bilemedim. 🙂 Bu mevsimde bile kimsecikler yoksa, ne zaman insan olacak ki burada?

[001266]

Aşağıdaki fotoğrafı görüyorsunuz. Tarzanlar.. 🙂 Bunlara ben de dahilim tabii ki. Kamera arkasında olduğum için göremiyorsunuz o kadar. Aşağıda gördüğünüz vadiden buraya kadar tırmandık ve hala devam ediyoruz.

[001268]

Dağlar bütün güzellikleri ile sıralansın dursun, biz yolumuza geri dönelim. 🙂

[001269]

Toros Dağlarının güzellikleri ufukta görünüyor. Onları izleyerek çıkışa devam.

[001270]

Hadi bakalım arkadaşlar az kaldı. Tatlı yalanlar ile çıkışa biraz tempo veriyorum. 🙂 Bende bilmiyorum ne kadar daha çıkacağımızı. 🙂

[001272]

Güzelbağ’a 9 km kalmış. Orada güzel molayı hak ettik. Biraz daha sabretmemiz gerek. 🙂 O kadar tırmanıştan sonra tipler kaymış olabilir. 🙂

[001275]

Kilometreler sonra bir insana rastlıyoruz. 🙂 Keçi sürüsünün ortasından geçip gidiyoruz. Çoban ve birkaç kişinin garip bakışlarına selamla karşılık veriyorum. 🙂

[001279]

Tırmanışımız biraz yumuşadı ama pek uzun sürmeyecek bu. Bu sırada kıvrımlı yolda gelen Kaan’ı fotoğraflıyorum.

[001281]

İşte yine sağlam tırmanış. 🙂 Yeter ama değil mi? Biraz da insek hiç fena olmayacak.

[001282]

Güzelbağ’a çok yaklaştık, oradan sonra ineriz artık herhalde diye düşünüyoruz. Ama düşünceler ne derece geçerli olur bilmiyoruz. 🙂

[001284]

Saat 11:00’e geliyor ve Güzelbağ’a girdik. İlk gördüğümüz market önünde duruyoruz. Biraz tozlandık son kilometrelerde, o nedenle çeşme başında elimizi yüzümüzü yıkıyoruz. Birde kola alıp caminin bahçesinde bulunan banka oturuyoruz. Bu sıcakta soğuk içecek ve biraz dinlenme çok iyi geldi gerçekten.

[001285]

Yarım saat kadar mola verdik artık yola çıkabiliriz. Bozuk yolda biraz daha gidiyoruz.

[001286]

Yol düzeldi derken tekrar yol yapım çalışması ile karşılaşıyoruz. İnişe geçiyoruz ama bozuk yolda hızlanamıyoruz bile. Yol toz çıkartmasın diye sulama yapılıyor ve bu defa heryer çamur oluyor. Daha yavaş inmemiz gerekiyor. Yolun kuru taraflarını seçerek biraz hızlanmaya çalışıyoruz ama nafile. 🙂

[001288]

Alanya’ya 30 km kaldı, çamurlu yolda gitmekte zorlanıyoruz hala.

[001289]

Yol bir süre sonra düzeldi ve hızla inişe devam ettik. Ardından çıkış tekrar başladı, Soğukpınar Köyüne geldik bir şekilde. Çeşme başında aldık soluğu. El yüz yıkama, dinlenme ve toplanma.

[001291]

Kaan’da geliyor, artık yorgunluk belirtileri başladı. Ama daha çok yolumuz var Manavgat’a kadar. Sahil yoluna insek artık tırmanışımız olmayacak. Bu arada Manavgat’ta bizi Erkut arkadaşımız karşılayacak. Arada onunla telefonlaşıp nerede olduğumuzu bildiriyoruz.

[001292]

Rakım giderek azalıyor ve seralar görünmeye başladı. Beyaz çatılar tüm çevreyi sarmış, sarmalamış. 🙂

[001293]

Soğukpınar köyünden sonra yola devam ediyoruz.

[001294]

Buradan deniz görünmeye başladı. 🙂 Artık sahile çok yakınız, 10 km’den az kaldı ve inişe geçeceğiz.

[001295]

Evet yine bir iniş ve yine bir engel. 🙂 Yine yol yapım çalışması bizi yavaşlatıyor. Bu defa daha beter tabii. Ne çamur, ne toz, bildiğiniz zift. 🙂 Hem de yolun her tarafı ve geçebileceğimiz bir lastiklik yer bile yok. Çok yavaş hareket ediyoruz ama yine de üzerimize, çantalarımıza zift sıçrıyor. Üzerimiz çıplak olduğu için vücudumuza ziftler yapışıyor. 🙂 Çok kötü ve komik bir görüntü oluşuyor. Formalar, tişörtler kirlenmesin diye giyemiyoruz da. 🙂

[001297]

Ziftten kurtulduktan sonra kısa bir maden suyu molası veriyoruz. Sonra Antalya – Alanya yoluna kadar inişe geçiyoruz. Bu defa sorunsuzca iniş devam ediyor ve saat 13:00’de anca anayola çıkıyoruz. Karnımız aç ama Alanya’ya kadar dayanabiliriz. Buradan Alanya’ya 15 km var ve şunu da belirtmek istiyorum: Günlerdir dağlarda ve küçük ilçelerde gezmekten buraya inince gözümüz dönüyor. Bir taraftan sıcağın üzerimizdeki etkisi, diğer yandan trafiğin etkisi, son olarak da insanların etkisi. Çok insan varmış buralarda, oysaki daha 1o km önce ıssız sakin yollarda mutlu mutlu pedallıyorduk. 🙂

[001300]

Bir tempo tutturarak ard arda pedallamaya başlıyoruz. Buralarda fotoğraflayacak çok şey yok artık. Bir kaç deniz manzarası belki. İşte onlardan bir tanesi de bu. 🙂

[001302]

Alanya’ya 7 km kaldı. Rotaya bakıldığında Alanya’ya girmememiz gerekiyor. Ama buraya kadar gelmişiz ve 15 km kadar gidip burayı görmemek olmaz. Çok merak ettiğimizden değil tabii ki. Kaan ve yanlış hatırlamıyor isem, Volkan daha önce gelmemişler. Bu kadar yakınlaştıktan sonra görmemek olmazdı.

[001305]

13:30 gibi Alanya’ya giriş yapıyoruz. Volkan bir tempo tutturup bastı gitti. 🙂 O nedenle onun burada fotoğrafı olmuyor. Kaan ile sırayla çekiliyoruz. 🙂

[001308]

[001310]

Alanya’da yemek için bir market bulacağız ve alışveriş yapacağız. Lokanta vs aramıyoruz, hem sıcakta ağır bir şeyler yeme niyetimiz yok. O nedenle bir alışveriş merkezi bulup alışveriş yapacağız.

[001312]

🙂 Evet arkadaşlar, turculuk böyle birşey olsa gerek. Sefalet, kimin ne dediğinin önemi yok. Karnımız doyuyor ve mutluyuz. 🙂 Birkaç meraklı insanın soruları dışında, bizi hiç bir şey rahatsız etmiyor. Alışverişimizi yaptık ve hemen kapının önüne açtık soframızı. 🙂 Ekmek, meyveli yoğurt… 🙂 Hmmm, çok güzeldi…

[001313]

Buradan sonra durağımız deniz kenarı oluyor tabii. Ama serinlemek için denize gireceğimizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. 🙂 Sıra ile bisikletler başında bekleyerek denize koşuyoruz. Üzerimizdeki ziftleri çıkartmak kolay olmuyor. Denizin dibinden çıkarttığımız kum tanecikleri ile vücudumuzu temizlemeye çalışıyoruz. 🙂 15-20 dakika içinde temizleniyorum ve duşumu aldıktan sonra sıradaki arkadaşı gönderiyorum ve nöbeti ben devralıyorum. 🙂

[001314]

Bu sırada arkadaşlarımı beklerken fotoğraf çekiyorum. 🙂 Hava çok sıcak ve kumsalda ayaklarımız yanıyor.

[001315]

Herkes temizlenme işini bitiriyor ve Damlataş mağarasına geliyoruz. Ama kapıdan geri dönüyoruz. Ben girmek istemiyorum, ardından Volkan ve Kaan da girmekten vazgeçiyorlar ve yola dönüyoruz. 2007’de geldiğimde de girmemiştim, şimdi de girmiyorum. Pek merak etmiyorum. 🙂 Buna benzer çok mağarayı gezdim daha önce, bunun da etkisi olabilir. Örneğin; Gümüşhane Karaca Mağarası, Mersin Astım Mağarası, Burdur İnsuyu Mağarası ve dahaları. 😉

[001318]

Alanya sahil yolundan devam ediyoruz. Manavgat’a doğru pedallamaya başlıyoruz ve birkaç tane tüneli sırası ile geçiyoruz. Tünel içi ışıklandırma güzel olunca sıkıntıda olmuyor ve rahatça geçip devam ediyoruz.

[001319]

Tünele girerken bir kare daha…

[001320]

Manavgat’a 55 km yolumuz var ve dümdüz yolda pedal çevireceğiz. Güvenlik şeridi epey geniş ve asfalt kalitesi çok güzel. Çok rahat pedal çevirebilirsiniz. Tabii manzara bakımından geldiğimiz yolların yanında hiç sayılır burası. Alanya – Antalya yolunu o nedenle hiç sevmem. Oteller ile plajları arasına yapılmış yolda pedal çevirmek pek keyifli değil biz gezginler için. 🙂

[001321]

Para çekmek için Konaklı’da bankamatik önünde molaya duruyoruz. Para çektikten sonra bir fotoğraf çekiyorum ve tekrar yola devam ediyoruz. Fotoğraf çekiyorum çünkü bundan sonra pek kayda değer yerler göremeyeceğiz. 🙂

[001323]

Epey güzel tempo tutturuyoruz ve iyi yol alıyoruz. Bir saatte 20 km geride kalıyor ve Manavgat’a 35 km yolumuz kalıyor.

[001325]

Avsallar’ı geçiyoruz ve Okurcalar’a geliyoruz.

[001327]

Yol üzerinde bir petrol istasyonunda yine molaya duruyoruz. Birşeyler atıştırıyoruz. Artık Manavgat’a yaklaşıyoruz ve son 25 km yolumuz kalıyor.

[001329]

Buradan sonra bir saat boyunca pedal basıyoruz ve hiç fotoğraf çekmiyorum. Saat 18:30 gibi Manavgat’a giriş yapıyoruz. Erkut’u arayıp geldiğimiz bilgisini veriyorum. Biraz ileride kavşakta beklediğini söylüyor. Bizde vakit kaybetmeden devam ediyoruz.

[001331]

Manavgat girişindeyiz ve güneş çok güzel bir görüntü ile bizi karşılıyor. Biraz daha gittikten sonra Erkut ile buluşuyoruz ve hemen yol kenarına, çimlere oturuyoruz. 🙂 Soluklanırken Erkut’un bize getirdiği irmik helvasını yiyoruz. 🙂 Çok uzun zaman oldu görüşmeyeli, hasret gideriyoruz biraz.

[001334]

Muhabbete yolda devam ederiz diyerek bizi kamp kuracağımız yere götürüyor. Titreyen Göl denen yere gideceğiz. Belediyeye ait bir kamp alanında kamp kuracağız. Tura çıktığımdan bu yana ilk defa bir kampinge gidiyoruz. 🙂 İmkanlarından faydalanırız artık. 🙂

[001335]

Resepsiyondan yerimizi ayarlıyoruz. Çadır başı 15 TL. 🙂 Bu ne arkadaş? Tamam biliyorduk bu fiyatı, bilerek geldik ama size de belirteyim diye yazıyorum. Bir çadır için gerçekten çok yüksek bir ücret. Marmaris’te üç kişi 45 TL’ye apart odası tutarsın bu fiyata. Bir çadırlık yer alıyoruz  biz de. Bir kişi dışarıda uyuyacak. Hava sıcak ve kamping güvenli nasıl olsa.

[001336]

Ben, Kaan ve Erkut kardeşim ile fotoğraf çekiliyoruz. Bu anları ölümsüzleştirelim. 🙂

[001337]

Çadırımızı kuruyoruz ve burada da fotoğraf çekilmeyi unutmuyoruz. Erkut bize akşam yemekleri için yardımcı oluyor, hatta kendisi ısmarlıyor. Yemeklerimizi beklerken duşlara gidelim diyoruz. Günün bütün yorgunluğunu atıyoruz üzerimizden.

[001338]

Kamp alanına ait plajı geziyoruz ama saat çok geç oldu, artık denize giremiyoruz. Biraz dolaşıyoruz ve sonra kamp alanına dönüyoruz.

[001339]

Akşam yemeklerimiz geliyor ve güzelce karnımızı doyuruyoruz. Güzel muhabbetin ardından Erkut’u uğurluyoruz. Yarın sabah tekrar buluşmak üzere sözleşiyoruz. Kendisi otelde çalıştığı için ona göre vakit ayarlamaya çalışacak.

Biz de akşam ne yapsak diye düşünüyoruz ve içecek bir şeyler bulmak için market arıyoruz. En yakın market 5 km ötede. 🙂 Kamping var ve en yakın market 5 km uzakta. Olacak iş değil. 🙂 Bisiklete binmek istemiyoruz ve yürüyerek markete gitmeye karar veriyoruz. Bir saat kadar yürüyoruz ve son gece şerefine içecek bir şeyler alıyoruz. İçerek dönüşe geçiyoruz, nasıl olsa bir saat yürüyeceğiz. 🙂 Geçirdiğimiz günleri konuşuyoruz. Ne kadar güldüğümüzü, keyif aldığımızı konuşuyoruz. Hatalarımızı, sorumsuzlukları konuşuyoruz. Özet olarak hep birlikte mutlu ve memnun son gecemizi yaşıyoruz. Yarın Antalya’ya ulaşınca hepimiz ayrılacağız, kendi yolumuza gideceğiz. Ben festivale katılacağım, Volkan Korkuteli yönüne devam edecek, Kaan ise Erzincan’a geri dönecek.

Bu arada yeri gelmişken: Bu kampingi bulan kardeşim Erkut’a çok teşekkür ederiz. Ama kendisi ile bu konuyu konuştum. Kamp hiç güzel değil, kesinlikle kimseye tavsiye etmiyorum. O kadar petrol istasyonu, bağ bahçede kaldım buradan hiç bir farkları yoktu. Boşu boşuna buraya gelip de paranızı heba etmeyin. 😉 Yakında market yok, haşeratlar için bir önlem yok ve niceleri. Çadırınızdan her an bir akrep çıkabilir… Biz sağ salim geceyi geçirdiğimize şükrediyoruz o kadar. 🙂

Gün Toplam Km: 137,79 | Ort. Hız: 19,2 | Max. Hız: 62,7 | Bisiklet Kullanma Süresi: 07:09:23

Tur Toplam Km: 1989,30

19.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Gündoğmuş – Manavgat); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgilerimle…

onceki-gunorta-gunsonraki-gun

This entry was posted on Cumartesi, Aralık 15th, 2012 at 12:08.
Kategori: Türkiye'den.

Bir Yorum,

  1. Haluk Sağlam

    Merhaba,
    3 seneden fazla olmus siz manavgata geleli ama tekrar yolunuz duserse misafir etmek isterim sizi, Erkut’la ayni otelde calistik kendjsi ayrildi gerci buradan ama ben manavgattayim beklerim.

Yorum Yaz “17’den 7’ye Bisiklet Turu 19.Gün (Gündoğmuş – Manavgat)”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014