08 Kasım 2011

Turumuzun 3. ve son gününden herkese merhabalar,

Çok güzel ve dayasıya geçen iki günün ardından turumuzun son günündeyiz. Bugün Düzce’de turumuzu noktalayacağız. 120 km kadar yolumuz var. İzmit’te kaldığımız otelde rahat geçen gecenin ardından uyanıp hazırlanmamız pek vakit almıyor. Bisikletlerimiz aşağıda bizi bekliyor ve hemen gidip yola hazır hale getiriyoruz.

Hazırlanıp yola çıktıktan sonra kahvaltı yapacak bir yer arıyoruz. Tam bu sırada Suat’ın gözüne ilişen çay ocağına oturuyoruz. Hemen köşede ki pastahaneden birkaç tane poğaça da alıyoruz ve sıcacık çay ile karnımızı doyuruyoruz. Hava biraz soğuk gibi, o nedenle hiç yola çıkasımız gelmiyor. 🙂 Ama bir yandan da gitmek istiyoruz.

Kahvaltımızın ardından tamamen donanımlarınızı büründükten sonra yola çıkıyoruz. Son kez bir bankaya uğrayıp Suat’a para çekeceğiz. Sonrasında ise Sapanca’ya doğru devam edeceğiz. Dün geldiğimiz Hürriyet Caddesinden doğru gidiyoruz.

İzmit çıkışında Adapazarı’na 34 km kaldığını gösteriyor. Ama biz bu yoldan devam etmeyip Sapanca yönüne döneceğiz. O nedenle yolumuz biraz daha uzuyor.

Dün İzmit tabelasını çekememiştik, bugün çekmek için İzmit çıkışında yolun karşı yakasına geçerek fotoğrafımızı çekiyoruz. Artık güzergahımızda eksiksiz olarak yola devam ediyoruz.

Kartepe merkez ilçesini de geride bıraktıktan sonra yolumuz sağ taraftan, tali yoldan devam ediyor. Sapanca ilçe yolu olduğu için diğer yola nazaran çok daha az trafiği var ve çokta güzel. Arada sıra da otoyolun üstünden geçiyoruz.

Otoyol manzarası…

Güneşin doğduğu yöne doğru, sakin yolda pedal çeviriyoruz.

Maşukiye’den sonra biraz daha gidiyoruz ve Sakarya il sınırları içine giriyoruz. Saat 10:00 ve hava giderek ısınıyor. Düzce’ye kadar çok daha güzel olur diye ümit ediyoruz.

Yanıkköy’de bulunan Yanık Deresinin üzerinden muhteşem bir manzara ile geçiyoruz.

Buraları çok hızlı geride bırakıyoruz ve Kırkpınar köyünde su doldurmak için duruyoruz. Bu sırada köy kahvesinde ki abilerimizin daveti ile çay içiyoruz. Burası aynı karadeniz köyü gibi. Herkes lazca ve karadeniz şivesi ile konuşuyor. Bu durum her ne kadar bizi merakta bıraksa da çok mutlu ediyor. Abilerimizden, amcalarımızdan küçük bir açıklama ile kökenlerinin Batum olduğunu öğreniyoruz. Yanlarından ayrılmadan önce hatıra fotoğrafı çekilmeyi de unutmuyoruz.

Molamızın ardından tekrar yoldayız. Sapanca’ya çok az yolumuz kaldığı için yola çıkmamız ile Sapanca’ya varmamız çok uzun sürmüyor. Saat 10:40 ve biz Sapanca’dayız…

Buraya kadar göl manzarası ile geleceğimizi sanıyordum. Ama öyle olmadı, neredeyse gölü hiç görmedik. Hayal ettiğimi bir manzara olmasa da onu aratmayacak kadar da güzeldi. Sapanca merkeze doğru ilerlerken Adapazarı’na da 20 km yolumuz kaldığını görüyoruz.

Sapanca ilçe merkezinde durmadan yolumuza devam ediyoruz. Arifiye’de bisiklet dostu Furkan bizi bekliyor. Onunla birkaç km pedal çevirip yolumuza devam edeceğiz. O nedenle buralarda fazla oyalanmadan devam ediyoruz.

Sapanca çıkışında yanımıza gelen traktör ile bir süre birlikte gidiyoruz. Deryalinde yol almak keyifli oluyor. Zemini bildikçe ve gördükçe tabi… 🙂

Arifiye’ye 4-5 km kala nihayet beklediğimiz Sapanca gölünün kenarına geliyoruz. Burada kısa bir mola veriyoruz. Dün aldığımız elmaları buraya kadar yanımıza taşımıştık. Çıkartıp yemeye başlıyoruz ve aynı zamanda da çevreyi fotoğraflıyoruz. Göl üzerinde gezen sakarmeke’ler çok güzel bir görüntü oluşturuyorlar.

Mutluluğumuz daim olsun… 🙂 Yoldaşım Suat’a gelsin…

Arifiye dolaylarından bir demiryolu manzarası…

Sapanca gölünde son karemizi çekiyoruz ve Sakarya’ya doğru yolumuza devam ediyoruz.

Arifiye’ye girmek üzereyiz, Furkan ile telefonlaşıyoruz yine. İlçe girişinde buluşacağız.

Sakarya il girişindeyiz, büyükşehir olması dolayısı ile birçok ilçesi bulunuyor. Hemen önümüzde olan ise Arifiye.

Buradan sonra sevgili Furkan ile buluşuyoruz. Bisikleti çok kötü durumda, bu bisiklet ile bizimle gelmesi pek mümkün değil. Arifiye ilçesinin içine kadar, hatta biraz daha bizimle gelmek istiyor. Onu kırmıyoruz ve birlikte pedal çeviriyoruz. Biraz da muhabbet ediyoruz ve daha ileri tarihte, daha uzun turlamayı istediğimizi söylüyoruz. Bu hevesinin hiç bitmemesini de istiyoruz tabi.

Arifiye’yi biraz çıktıktan sonra tren yolu hemzemin geçidine geliyoruz. Burada Furkan ile vedalaşıyoruz ve biz Adapazarı’na o ise geri Arifiye’ye doğru pedallıyor. Buraya kadar bile o bisiklet ile çok hırpalandı, o nedenle biraz daha zaman geçmesi gerekiyor. En başta bizimle Düzce’ye gelmek istiyordu. 🙂 Başka zaman inşallah.

Adapazarı merkeze kadar çıkmıyoruz ve Erenler ilçesi tarafından yolumuza devam ediyoruz. Bu sırada kısa bir mola için karşımıza çıkan BİM marketinden tatlı alıyoruz. Tatlılarımızı afiyetle yiyoruz burada.

Erenler ilçesinin ardından tekrar D100 karayoluna çıkıyoruz. Yoğun trafik altında pedal çeviriyoruz ve Sakarya Nehrinin üzerinden geçen köprüde tekrar fotoğraf çekmek için duruyoruz.

Sakarya Nehrinin üzerinden geçtikten sonra Düzce’ye doğru pedal çevirmeye devam ediyoruz. Ortalamamız epey yüksek seyrediyor. Yolumuz şimdilik düz, ama yükselti haritamıza göre birazdan çıkış başlayacak.

Sağ tarafımızda görünen manzara ilk baktığımda vurulsamda, sonradan suni çim olduğunu okuyorum tabelada. Artık herşeyin çakması var, çimin olmuş çok mu? 🙂

Yol manzaraları sonbaharın geldiğini ve kışa doğru gittiğini nasılda gösteriyor. Heryer sarı ve yapraklar dökülüyor.

Keyifle ilerlerken Hendek’e 18 km kaldığını gösteren tabelada duruyoruz. Fotoğraf çekerken birazda soluklanıyoruz aslında. 🙂 Pek yorulmadık ama popolarımızı arada dinlendirmemiz gerek. 🙂

D100 karayolunda ilerliyoruz ve hava çok güzel…

Giderek Hendek’e yaklaşıyoruz. Bu sırada hafiften çıkış başladı, çaktırmadan yükseliyoruz. Hendek’ten bizi Düzce’de karşılayacak olan  İbrahim Öz abimizi arayacağız. Daha önce ki görüşmemizde böyle sözleşmiştik.

Hendek girişini ulaştığımızda saatimiz 13:15’ti. Düzce’ye pek yolumuzda kalmadı, ama tırmanış hala devam ediyor. Bu tırmanışın bitmesi ve inişe geçmemiz gerekiyor.

Geriye baktığımız zaman geldiğimiz yolu görüyoruz. Her ne kadar çaktırmasa da çıkmışız gerçekten.

Hendek merkezden yukarıya doğru pedallamaya devam ediyoruz. Uygun bir yer bulup duracağız ve İbrahim Abiyi arayacağız.

Hendek ilçe merkezinden yolumuza devam ederken trafik ışığında duruyoruz. Fotoğraf çekerken arkamızda ki araç onları da çekmemizi istiyor. 🙂 Tabi bende kırmadan fotoğraflıyorum. Selam olsun Hendeklilere…

Hendek çıkışına doğru giderken bir bisiklet sevdalısı abimiz bizi durdurup çay içmeye çağırıyor. Eee kırarmıyız hiç, hemen bisikletleri park edip tanışıyoruz. Bu sırada çaylarımız söyleniyor ve muhabbet başlıyor. Bizden bir saat kadar önce de İstanbul’dan Ankara’ya giden Ataya saygı turu buradan geçmiş. Yakalasak iyi olurdu ama bir saat kadar öndeler ve yüksüz bisiklet ile yol alıyorlar yakalamak çok zor.

Bu sırada İbrahim Abiyi arayarak Hendek çıkışında olduğumuzu bildiriyorum. o da bize karşı yola çıkacağını söylüyor. Çaylarımızı içtikten sonra müsaade isteyerek ayrılıyoruz buradan.

Sırada ki ilçemiz Gümüşova’ya 15 km yolumuz var ve hala çıkıyoruz.

Ben tabelada fotoğraf çekerken Suat’ta geliyor ve birlikte çıkışa devam ediyoruz. Tabi muhabbet ve geyik ile yolun nasıl geçtiğini anlamıyoruz bile.

Artık zirveye çok az kaldı ve birazdan inişe geçeceğiz. Suat ihtiyaç molasına durmuşken bende yoldaşımın fotoğrafını çekiyorum. 🙂

Sanıyorum ki zirveye geldik, o nedenle biraz daha tempolu çeviriyorum pedalımı.

Sandığım da haklıymışım. Zirveye gelmişiz ve üzerimizi giyinerek inişe geçiyoruz. Epey bi ineceğiz, o nedenle fotoğraf çekmek için arada makinemi çıkartıp çekiyorum.

Uzun iniş devam ederken Düzce il sınırına giriş yapıyoruz. Saatimiz 15:00’e geliyor ve hala çok vaktimiz var. Akşam 19:30’da Ankara’ya otobüsümüze yetişmek gibi bir sıkıntımız kalmıyor.

Hızlı iniş bir süre daha devam ediyor ve bir sonraki durma yerimiz Gümüşova ilçe tabelası oluyor. Burada da turumuz için fotoğraf çekiliyoruz.

İbrahim Abi bize doğru yola çıktığı için, Gümüşova ilçesinin içine girmeden Düzce’ye doğru devam ediyoruz.

Bu bölgede heryerde fındık tarlası var, karadeniz ikliminde pedal çevirdiğimizi bir kez daha görüyoruz.

Biraz daha gittikten sonra Döngelli köyünden geçerken polisler trafiği durduruyor. Tabi biz yolumuza devam ediyoruz. Çok geçmeden bunun İstanbul’dan Ankara’ya giden ekip olduğunu görüyoruz. Yemek için durmuşlar diye tahmin ediyoruz. Tam bu sırada da İbrahim Abi ve iki arkadaşı ile karşılaşıyoruz. Biz onların karşıya geçmesini beklerken Ankara’ya giden ekip yanımızdan gelip geçiyor.

İbrahim Abiler ile buluşuyoruz ve birlikte pedal çeviriyoruz. Bu sırada 3. kişi ise farklı bir yola girmiş olmalı ki kaybediyoruz ve telefonuda kapalı. İbrahim Abi ve Murat ile birlikte 4 kişi olarak yolumuza devam ediyoruz. Düzce girişinde durup hep birlikte fotoğraf çekiyoruz.

Burada fotoğraf molasının ardından merkeze gidiyoruz. Ankara’ya giden ekip ile gençlik ve spor müdürlüğünde buluşuyoruz. Ayaküstü muhabbetten sonra onlar yoluna devam ediyor, bizde karnımızı doyurmak için bir lokantaya gidiyoruz.

İbrahim Abi, Murat, Suat ve ben 4 kişi olarak bir lokantaya gidiyoruz ve bu bölgeye özgü ıslama köfte yiyoruz. Kocaeli’den buraya kadar sadece kahvaltı ile geldik. O nedenle kurt gibi acıkmışız.

Yemek molasından sonra Düzce’yi turlamak için buradan ayrılıyoruz. Şehrin dört bir yanında bulunan bisiklet parkları çok güzel…

Düzce’yi gezerken elimde makine ile birkaç fotoğraf çekiyorum…

Düzce’nin tam merkezinde turumuzu noktalıyoruz ve hatıra fotoğrafımızı hep birlikte çekiliyoruz. Ben, İbrahim Abi, Suat ve Murat olarak…

Eskişehir’den Düzce’ye 3 günde 6 il, 12 ilçe pedal çeviren iki arkadaş olarak fotoğraf çekiliyoruz. Bir turumuzu daha sağlıklı ve kazasız olarak bitirmenin mutluluğu var içimizde.

Hep birlikte vakit geçirmek için öğretmenevinin lokaline gidiyoruz. Akşam otobüsümüzün hareket saatine kadar burada vakit geçiriyoruz. Tekrardan İbrahim Abi ve Murat’a çok teşekkür ederiz. Bizleri burada misafir ettikleri için…

Saatimiz yaklaşınca kalkıp otogara doğru gidiyoruz. Burada da çay içerek biraz bekliyoruz. Otobüsümüz geldikten sonra bisikletlerimizi sorunsuzca yüklüyoruz ve Düzce’ye veda ediyoruz…

Gün Toplam Km: 120,11 | Ort. Hız: 21,1 | Max. Hız: 55,1 | Bisiklet Kullanma Süresi: 05:41:06

3.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Kocaeli – Düzce); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Bu turda yanımızda olan ve maddi manevi desteğini esirgemeyen;

Oktay ve Esra Tiryakioğlu’na,

Soner ve İnci Sarıhan’a,

Pınar Yavuz’a,

ve son olarak İbrahim Öz ve Murat Balaban’a,

Çok Çok Teşekkür Ederim…

Sevgilerimle…

onceki-gun

This entry was posted on Pazartesi, Kasım 21st, 2011 at 22:21.
Kategori: Türkiye'den.

8 Yorum,

  1. samet efe

    Suuaattt abininnn deyişiyleee Serkan Taşdele nin gine çılgın bi projesii varr….

  2. Yavuz KIROĞLU

    Serkancım; imrenerek takip ettim..teşekkürler,,, ayaklarınıza ve gönlünüze sağlık…

  3. Yavuz KIROĞLU

    Serkancım; imrenerek takip ettim, ayaklarınıza ve gönlünüze sağlık…

  4. Sinan ALTINBAŞ

    Göl manzaraları İzmit-Sakarya arasındaki E-5 üzerinde de bolca var 😉 ayrıca Islama köfte benim memleketim olan Adapazarı’nındır,benden söylemesi 🙂 Bu turunun da kazasız belasız bitmiş olmasına sevindim.Her turun böyle geçer inşallah Serkan abicim.Birlikte pedallamak dileğiyle…

  5. Orhan Kılıç

    Serkancığım sizleri kutlarım. Eğer Büyük Derbent tren istasyonunun yanından sola sapıp daha sonra tren yolunu geçseydiniz D100 karayoluna kadar gölün kenarında sürecektiniz.

  6. Aykut Sıgındık

    Turunuzu ilgiyle takip ettim. Sağlıklı,sıhhatli olup daha nice turlara dileklerimle gözlerinizden öperim.

  7. ufuk

    Merhaba, turunuzu zevkle okudum başarılarınızın devamını dilerim.

  8. Mustafa

    Merhaba. Size imrenerek turu okudum. Yalnız gece otelde kalıyorsunuz. Dışarda yemek yiyorsunuz merak ediyorum heybenizde neler var. Biz daha küçük turlar yapıyoruz büyüğü için cesaretden başka yanımıza ne alalım? Kazasız belasız turlar dilerim.

Yorum Yaz “3 – 6 – 12 Bisiklet Turu 3.Gün ( Kocaeli – Düzce )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014