29 Ocak 2012

Merhaba Sevgili Arkadaşlar,

Uzun zamandır aklımda dolaşan turu gerçekleştirmiş olmanın mutluluğu ile sizlere yazıyorum. Bodrum Yarımadasını daha önce araç ile çok gezmiştim, ama bu bölgede pedal çevirme isteği hep içimde vardı. Bu konuyu arkadaşlarımla paylaşarak şekillendirdik ve 29 Ocak günü turumuzu gerçekleştirdik. Marmaris Bisiklet Topluluğu üyesi arkadaşlarım, Muğla’dan gelen bisiklet dostları ve Bodrum’da bulunan bisikletçi arkadaşlarımız ile 15 kişi olarak tura başladık ama 8 kişi olarak bitirebildik.

Aynı haftanın ilk günü, hafta sonu gideceğimiz turun duyurusunu yapıyoruz. Katılımcı arkadaşlarımız bir bir çoğalıyor ve Pazar günü sabahı saat 6:00’da Marmaris’ten 10 kişi olarak yola çıkmaya hazır oluyoruz. Tüm arkadaşlar tamamlanıncaya kadar Marmaris’in hemen çıkışında kahvaltı yapıyoruz. 2,5 – 3 saat araç ile Bodrum’a gideceğiz. Sonrasında Bodrum otogarında diğer katılımcı arkadaşlar ile buluşarak turumuza start vereceğiz.

Kahvaltımızı bitirip yola koyuluyoruz. Heyecandan bitmek bilmeyen yola başlıyoruz. Ama bir an önce Bodrum’a ulaşıp bir an önce pedal çevirme isteği içimizi kıpır kıpır yapmaya yetiyor.

8:30’da yola çıkma hayalimiz maalesef yolda yapım çalışmaları ve birazcıkta geç çıkma nedeni ile suya batıyor. Bu durumu yolda arkadaşlarıma iletiyorum ve saat 8:30 gibi anca Bodrum’a ulaşıyoruz. Toparlanıp yola çıkmamız için biraz daha zaman ihtiyacımız olacak.

Bodrum’da Muğla’dan ve Bodrum’dan katılımcı arkadaşlarımız ile buluşuyoruz. Tam hazırız artık yola çıkacağız derken Peter’in bisikletinde ki sorundan dolayı biraz daha gecikiyoruz ve 9:25’te anca yola çıkıyoruz.

Peter’i beklerken bende birkaç fotoğraf çekiyorum.

Bu sırada yakın bir köyde yapılan deve güreşleri olduğunu yanımızdan geçen develeri görünce öğreniyoruz. Eee dururmuyuz, hemen sarılıyoruz makinelere ve bisikletlerimiz ile birkaç kare çekiyoruz. Muğla’dan Kemal komiserimi de fotoğraflıyorum.

Osman Ağa isimli deve geçerken Osman Abinin de bisikleti yola hazır bekliyor.

Nihayet Peter geliyor ve yola çıkıyoruz. Hemen tırmanma ile pedallarımızı çeviriyoruz. Arkadan Sıtkı Abi ile birlikte geliyoruz. Arkadaşlar ise önde devam ediyorlar yollarına. Ama sık sık toplanarak birbirimizden kopmuyoruz. Biz Bodrum’dan ayrılırken Bodrum kalesine el sallıyoruz…

Hemen önümde Tuncer pedallamaya devam ediyor. Tabi çıkış olduğu için hızımız çok değil, yavaş yavaş… Nasıl olsa pek acelemiz yok.

Sıtkı Abide geliyor, ben çekimlere devam tabi.

Bodrum’u 9:49’da anca geride bırakıyoruz ve buradan sonra Torba kavşağına kadar hızla inişe geçiyoruz. Hava 8 derece dolaylarında, hızlı gidince üşütmüyor değil yani.

Torba kavşağından sola dönüyoruz ve Torba’ya doğru trafiği biraz daha az ama çok kamyon olan yolda pedal çeviriyoruz. Osman Aga, Zeynep Abla ve Kemal Komiserim geçerken selamlamayı unutmuyorlar.

Bu defa gelenler ise sırasıyla Hakan, Ayşe ve Emre Abi oluyor. Biraz daha arkadakiler ise Sıtkı Abi ve Tuncer… Bende arada böyle gdip gelen arkadaşları fotoğraflamak ile uğraşıyorum. Çok keyifli bir yolda ilerliyoruz ve gerçekten çok mutluyuz. Hemde hepimiz… 🙂

En yükseğe çıkacağımız tırmanış başlıyor ve bir çırpıda bitiriyoruz. Ama bu sırada Hakan’ın lastiğinde bulunan küçük delik sürekli olarak lastiğin havasını indirdiği için dayanamıyor ve zirvede lastiğini değiştirmeye koyuluyor. Tuncer yardım ederken bizde geride kalanların gelmesini bekliyoruz. Bu sırada dinlenmişte oluyoruz tabi. 🙂

Ayşe yola çıkmak için eldivenlerini giyinerek hazırlanmaya başlıyor bile.

Bende, bizi buralara aracı ile getiren Zeynep Abla ile objektiflere mutlu bir poz veriyorum.

Evet son kişilerde geliyor, Osman Aga çıkışın bitmesinin mutluluğunu paylaşıyor bizimle.

Zirvede hep birlikte biraz daha soluklandıktan sonra tekrar yolumuza koyuluyoruz. Ara ara çekimlere devam ediyorum.

Göltürkbükü’ye girmeden Gündoğan’a doğru devam ediyoruz. Kalabalığız ve vakit olarak gerideyiz. Saat 17:00 gibi yağmur bekleniyor. O nedenle vakitlice turumuza devam ediyoruz. Kavşaklarda grubun yolu kaybetmemesi için bekliyorum ve tekrar yola devam ediyorum.

Hakan ve arkasında Tuncer’de mutlu isimlerden. Bu güzel turu, böylesine güzel insanlar ile birlikte yapmak çok keyifli gerçekten.

Beklerken yoldaşımda yatıyor yerde. 🙂

Gündoğan’a ulaştık ve burada da durmadan yolumuza devam ediyoruz. Saat 11:30 dolaylarında öğle yemeğimizi Yalıkavak’ta yiyeceğiz. 6 km yolumuz var oraya, o nedenle fazla oyalanmıyoruz ve pedallamaya devam ediyoruz.

Zeynep Ablanın performansı takdire şayan. Çok eski, hatta nostalji bir bisikleti var. Raleigh marka yol bisikleti..

Ayşe ve Emre Kaptan da hızla geliyorlar… Acıkmışlar mı ne? 🙂

Ufak bir tırmanış daha bizi bekliyor, sonrasında ise Yalıkavak sahiline kadar inişe geçeceğiz. Açlık herkesin suratından belli oluyor, bir an önce yemek yemek istiyoruz… 🙂

Derken inişin sonrasında belediyeye ait tesise varıyoruz ve yemek için siparişlerimizi veriyoruz. Bu sırada bende beklerken fotoğraf çekmek için dışarıya çıkıyorum. Yalıkavak’tan  birkaç fotoğraf karesini sizlerle paylaşayım…

Zeynep Ablanın muhteşem Raleigh bisikleti bu manzaraya yakışıyor…

Tabi benim 28″ Sedonam’da geri kalmıyor. Manzara ile uyum içinde bana gülümsüyor sanki. 🙂 Seviyorum ben bu bisikleti yaaa… 🙂

Hala tostunu bekleyen aç ve sinirli suratları görüyorum sanki. 🙂 Yok yok, sadece fotoğraf için verilmiş garip bir poz olmalı. 🙂

Sigara böreği ile çay süper gidiyor başlangıç için. Kendimize geliyoruz birazda olsa… 🙂

Tostlarımızı yedik, kendimize geldik… Sırasını bekleyen arkadaşları dışarıda vakit geçirerek bekliyoruz. Hakan Uğur’un bisikletini test etmekle meşgulken yakalanıyor objektifime… Hakan, namı diğer maşacı… 🙂

Bütün dostlar yemeğini yedikten sonra yola çıkmak üzere hazırlanıyoruz. Sonrasında ise bir arkadaşımızın tavsiyesi ile buradan ayrılmadan önce hep birlikte fotoğraf çekiliyoruz.

Birde buradan… 🙂

Burada Satkı Abi ve Zeynep Abla bizden ayrılarak Bodrum’a geçiyorlar. Buraya kadar araç kullandılar ve bizi tekrar geri götürecekler. Fazla yorulmasalar iyi olacak… 🙂

Yalıkavak’ın hemen çıkışında rampa ile başlıyoruz pedallamaya. O kadar yemek, dinlenmeden sonra oldu mu hiç? Ama olsun, kısa ama dik rampalar ile devam ediyoruz yolumuza. Her çıkışın bir inişi olduğu gibi, burada da inişler var. Tadını çıkartarak devam ediyoruz yolumuza. Hakan ile Tuncer’i çekiyorum arka grubu beklerken.

Sonra makineyi Hakan’a verip kendimi çektiriyorum. Hiç fotoğrafım olmayacak yoksa.

Keskin dönüşlerde ve kavşakların bazılarında bu tür aynalardan var. Bizde üç kişi olarak burada fotoğraf çekiyoruz.

Dağlar, yamaçlar, hemen hemen heryer villalar, siteler, evlerle dolu. Bodrum yarımadasının her yanı böyle. Buralarda artık görülmeye değer hiç bir şey kalmamış. İnsanoğlu çok gecikmeden buraların da hakkını vermiş. Buraya kalmaya gelenler ne için geliyorlar artık merak ediyorum. Birbirlerinin evlerini izlemeye olsa gerek. 🙂

Nihayet görülmeye değer bir yer, ama sanıyorum burası da pek uzun sürmez ve o küçük tepeye doldururlar siteleri, villaları. 🙂

Burası Gümüşlük, diğer bölgelere nazaran biraz güzel. Ama şimdilik, yarınını kimse bilemez.

Yoldaşım ile de birkaç fotoğraf çekiyorum bu manzara karşısında…

Hep birlikte pedalladığımız Hakan ve Tuncer’de geliyorlar.

Buradan sonra denizden uzaklaşarak iç kısımlarda ilerliyoruz. Güzel bir inişin ardından düzlükte pedal çeviriyoruz. Yine bir noktada grubun geri kalanını beklerken çiçek açmış badem çiçeklerini fotoğraflıyorum. Bu sırada çöpünü atmak üzere bir teyze geliyor ve ayaküstü kısa bir muhabbet ediyoruz. Bu bölgenin kışını beğeniyor, aynı benim gibi.

Buralar, yani insanlar tarafından ellenmemiş kısımları kışın gerçekten çok daha güzel oluyor.

Buradan sonra durmadan Turgutreis’e kadar geliyoruz. Otogar kavşağında tekrar grubun toplanmasını bekliyoruz. Çünkü buradan sonra yolu kaybetme olasılığı çok yüksek. Hatta Uğur arkadaşımız bizden önde gittiği için Turgutreis’ten Bodrum’a doğru gitmiş. O nedenle yolun asıl güzel olan kısmını maalesef kaçırıyor.

Turgutreis’te Ayşe’nin ve Marmaris’ten birkaç arkadaşımızın arkadaşı Banu ile telefonlaşıyoruz ve buluşmak üzere tarif ettiği yere gidiyoruz. Turgutreis marinayı geçer geçmez Ocakbaşı’nda duruyoruz ve Banu ile buluşuyoruz. Bize çay ikram etmek istiyor ve bizde kırmıyoruz tabi ki. Bisikletlerimizi kapıya park ederek çaylarımızı bekliyoruz. Bu sırada bende boş durmadan marinanın fotoğrafını çekiyorum.

Çaylarımız geliyor ve bu havada çok iyi gidiyor. İki bardak içiyorum ben, çaya asla hayır diyemiyorum…

Bu sırada Muğla’dan Kemal komiser ve Gökçe’de arkadan geliyorlar. Onlarda çaylarını içiyorlar, ama sonrasında Turgutreis’den direkt Bodrum’a gitmek istedikleri için bizden ayrı yoldan devam ediyorlar. Onlar ile vedalaşıp biz yolumuza devam edeceğiz.

20 dakika kadar verdiğimiz molanın ardından Banu’ya teşekkür ederek ayrılıyoruz. Önümüzde daha 30 km yolumuz var, tadını çıkartarak pedallamak niyetindeyiz. Bu defa bisikletimin üzerinden kendimi ve ardımda gelenleri çekmeye çalışıyorum. 🙂

Denizin kenarında bir süre ilerliyoruz ve manzaranın seyrine doyamıyoruz… Karşısı yunan adaları ve oralarda da yaşam var. Geceleri oranın ışıklarını çok rahat görebiliyorsunuz.

Bu fotoğrafın benim için çok büyük bir önemi var… Birisi için çektim, o kendini biliyor. 🙂

Bu manzarada birde ben çekileyim değil mi diyerek makinemi Tuncer’e uzatıyorum…

Akyarlar’a kadar tempolu olarak geliyoruz ve burada Migros’ta durup ayak üstü yemelik ve içmelik birşeyler alıyoruz.

Tam karşımda ki çöplükte kedicik bana bakıyor, bende ona… Durum çok dramatik, aslında birşey yapmayacağım sadece fotoğrafını çekeceğim. Ama garibim benden korkuyor ve fotoğrafı çektikten hemen sonra kaçıyor. 🙂

Emre Kaptan’da ulaştı yanımıza, hemen bisikletini park ettiği gibi cep telefonuna sarılıyor. Nedenini ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim. 🙂

Akyarlar’ı da geride bırakarak Bitez’e doğru yolumuza devam ediyoruz. Yine çok güzel manzara da pedallamaya devam. Tuncer hemn önümde, bu manzarada onu konu mankeni olarak kullanıyorum. 🙂

Kısa bir çıkış yapıyoruz, sonrasında bizi bekleyen %10’luk inişten habersiz tabi. Bu bize ilaç gibi gelecek. Her ne kadar kısa olsa da, mutlu etmeye yetiyor. Hakan ve Bodrum’dan Yusuf arkadaşımızı bu güzel tabela ile fotoğraflıyorum.

Villalar tepesinden bir kare…

Aşağısı Yahşi, biraz ilerisi ise Bitez. Buradan çok sert bir iniş yapacağız ve sonrasında dalgalı yollar ile Bitez’e gideceğiz.

Evet çok güzel bir rampa ile karşı karşıyayız. Yahşi geride kalırken bizde bu rampayı tırmanıyoruz. Bir km kadar birşey ama burası gerçekten çok dik. Bir kaç arkadaşımız bisikletini eline bile alıyor. O derece yani…

Bu rampanın zirvesinden geride kalan bir manzara sizler için…

Yine bir zirvedeyiz, burada sürekli tepecikler çıkıp çıkıp iniyoruz. O nedenle her zirve de toplanmayı bekliyoruz. Burada da beklerken Ayşe geliyor karşıdan…

Hakan’da gelirken çekmek istiyorum ama Peter’in eli tam deklanşöre bastığım anda objektifin önünde beliriyor. Fotoğrafı silmiyorum, böyle daha farklı bir görüntü oluşmuş oldu. 🙂

Son zirveden Bitez’e doğru inişe geçiyoruz, inişin bittiği yerde döneceğimiz yolu kaçırıyorum ve arkamdan bağırdıkları için tekrar geriye dönüyorum. Bu sırada Osman Aga biraz daha arkamızda kalmış, o da benim gibi yolu kaçırıyor ve dümdüz devam ediyor. Osman Ag’nın yolu kaybettiğini birkaç km sonra anca anlayabiliyoruz tabi. 🙂

Gümbet’i geçtikten sonra Bodrum – Turgutreis anayoluna çıkıyoruz.

Burada birkaç fotoğraf çekiyoruz ve Yusuf aramızdan ayrılıyor. Teşekkür ederek vedalaşıyoruz…

Bodrum’un dar sokaklarından geçerek ilerliyoruz. İstikamet otopark, turumuzun bitmesine ramak kaldı.

Ben ve arkadaşlarım… 🙂

Otopark girişinde Osman Aga ile buluşuyoruz. Nihayetinde birlikte bitirmiş oluyoruz turumuzu. Bu güzel buluşmanın ardından otoparka girerek bisikletlerimizi araçlarımıza yükleme çalışmaları başlıyor. Bu güzel turu sağlıkla ve sorunsuz bitirmiş olmanın mutluluğu ile hep birlikte fotoğraf çekiliyoruz.

Bisikletlerimizi araçlarımıza yükledikten sonra hafiften başlayan yağmur ile yola koyuluyoruz. Anlayacağınız ucuz yırttık ve tur boyunca bir damla bile yağmur yemedik. O nedenle çok şanslıyız…

Akçapınar’a kadar durmadan geliyoruz ve burada akşam yemeği için mola veriyoruz. Kimimiz tost, kimimiz menemen ve kimimizde pidelerini sipariş ediyor. Muhteşem ayranları unutmamak gerek tabi. Karnımızı bir güzel doyuruyoruz…

Bu güzel fotoğraf karesinden sonra Marmaris’e 30 km kadar daha yolumuz var. Bu yolu da sağ salim, geliyoruz ve günün yorgunluğunu atmak üzere evlere dağılıyoruz. Muhteşem bir tur böyle sona eriyor.

Toplam Km: 75,95 | Ort. Hız: 17,6 | Max. Hız: 64,6 | Bisiklet Kullanma Süresi: 04:17:32

Bodrum – Gündoğan – Yalıkavak – Turgutreis – Akyarlar – Bodrum Güzergah ve Yükselti Haritası;

Bu turda emeği geçen tüm arkadaşlarıma çok ama çok teşekkür ederim.

Sevgilerimle…

This entry was posted on Çarşamba, Şubat 1st, 2012 at 19:31.
Kategori: Günübirlik.

2 Yorum,

  1. semihoca

    çok güzel tur olmuş…havalarda iyiymiş…buralarda karlar altında olunca…katılım iyiymiş…paylaşım için tşk.ler

  2. ahmet

    pardon ama serkantakdığın lastik bisiklete hiç uymamış scwalbenin lastiikleri dahada sportif gözüktürüyo ayak kaslarınızda güç ağzınızdan gülücük eksik olmasdın inşallah

Yorum Yaz “Bodrum Yarımadası Bisiklet Turu”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014