Doğu?dan Karadeniz?e Merhaba

05 Haziran 2007 Ardahan ? Şavşat

Bugün benim için çok önemli bir gün. Projem boyunca ziyaret edeceğim 7 bölgeden ikisini geride bırakıyorum. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini başarı ile tamamlıyorum. Önümde Karadeniz beni bekliyor. Sadece birkaç pedal attıktan sonra coğrafyanın bu kadar değişeceğini hiç ummazdım. Bunu gözlerimle görünce inanmamak elde değil. Bir viraj sonrası karşımda uçsuz bucaksız ağaçlarla dolu dağlar, ardımda ağaçsız ama yine de yeşil dağlar. Şavşat?ta Kaymakamlığın hemen önünde bulunan çay bahçesinde otururken karalıyorum günlüğümü. Sabah yine her zaman ki gibi 7?de uyanıyorum, hazırlanıp yola çıkmam 7 buçuğu buluyor. Bugün önümde sağlam bir geçit var. Ardından ise Şavşat?a kadar ineceğim. Zirveye ulaştım mı yol bitti sayılır. Ardahan çıkışında bir çoban beni durduruyor. Adının Erkan olduğunu öğreniyorum. Erkan kardeşim benim bisikletimle yol aldığıma inanmıyor ve başka işimin gücümün olmadığını soruyor. Bende neden bisiklet ile gittiğimi kısaca ayaküstü anlatıyorum ama bir türlü inandıramıyorum. Daha fazla vakit kaybetmeden Erkan?dan izin isteyerek ayrılıyorum yanından.

Şavşat’a 46 Km…

Ardahan?ı geride bırakıyorum ve önümde koca bir ova uzanıyor. Uzun süre bu ovada pedallıyorum. Buralarda da her yer ucu bucağı görünmeyen yemyeşil bir deniz gibi.

Bugün yolum kısa ama geçit olduğu için biraz daha zor. Ova giderek önümde yer yer karla kaplı dağa doğru götürüyor beni.

Dün Ardahan?a girerken manzarasını seyrettiğim dağların yamacındayım artık. Çok geçmeden rampa başlıyor. Çamlıbel Geçidini çıkmaya başlıyorum artık.

Daha rampanın hemen başında küçük bir kulübenin yanından koşarak 3 tane köpek bana doğru geliyor. Korkudan ölmek üzereyim. Ne yapacağı şaşırdım. Rampa yukarı kaçamıyorum da, geriye dönmekte istemiyorum. Çünkü er ya da geç bu rampa çıkılacak. O korku ile elimi hemen gidon çantama atarak biber gazını çıkartıyorum. Bisikletten inince köpeklerde duruyor ve hırlayıp, havlamaya devam ediyorlar. Bende korkudan biber gazını köpeklerin üzerine boşaltıyorum. Köpeklere yetişmiyor bile, ama biraz olsun uzak tutmayı başarıyorum. Köpeklerden uzaklaşana kadar bisikleti elimde taşıyorum ve ardından tekrar yoldaşıma binerek pedal çevirmeye devam ediyorum. Rampanın ne zaman biteceği konusunda hiçbir fikri yok. Kahvaltı bile yapamadım, açım ve nerede market bulurum onu dahi bilmiyorum. Bu bilinmezliklere doğru pedal çevirmek psikolojik olarak beni çökertiyor ve pedal çevirmekten başka hiç bir şey düşünemiyorum. Şavşat’a daha 34 Km yolum var.

Virajlar virajları kovalıyor ama hala zirveye ulaşmış değilim. Sıkılmaya başladım, yolda trafik yok denecek kadar az akıyor. Ardından ilginç bir tesadüfle Erzincan?dan tanıdığım bir aracı ve arkadaşlarımı görüyorum. İş gereği sürekli seyahat eden arkadaşlarım benim el işaretimi geç kaldığım için fark edemiyorlar ve hiç durmadan devam ediyorlar.

Yol üzerinde birkaç çobanla daha lak laklıyorum ve zirveyi soruyorum. Çok az kaldığını söylemelerine karşı hala tırmanıyorum. Bir türlü anlam veremedim. Çok değil daha dün bu karlı zirveleri izlerken şimdi karlarla aynı seviyedeyim, hatta karlarında üzerine çıktım. Ama geçit zirvesi bir türlü gelmek bilmiyor.

Rampadan karelere devam…

Şavşat’a 24 Km ve hala çıkıyorum. Yalnızım ve mutluyum…

Yüksek rakımın bitkileri…

Ya sabır diyerek tekrar asılıyorum pedallara ve nihayet zirveye ulaşıyorum. Karayolları bakım evinden bir kişi beni görüyor ve bana bağırıyor. Saatlerdir insan görmüyorum ama hemen yanı başında köpek olduğu için oraya da gidemiyorum. Durmadan geçit tabelasına kadar gidiyorum ve fotoğraf çekmek için duruyorum. Çok yorgunum ve yorgunluktan ölmek üzereyim. Çamlıbel Geçidi zirvesinin rakımı 2640 metre. Haziran ayındayız ama burada hala epey soğuk var. Bakım evinin üzerinden çıkan duman sobanın dumanı olduğunu da söylemeliyim. Geçit aynı zamanda Ardahan ile Artvin?i birbirinden ayırıyor. Bununla kalmayıp, Doğu Anadolu Bölgesi ile Karadeniz Bölgesini de birbirinden ayıran bir yer.

Zirvede kısa bir molanın ardından üşütmemek için daha fazla vakit kaybetmeden yoluma devam ediyorum. Zirvede bulunan bir yayla, daha kimsecikler yok. Bir ayları daha var yaylaya çıkmaları için.

Daha birkaç pedal çevirdikten sonra karşıma çıkan manzara karşısında hayranlığımı gizleyemiyorum. Arkamda çırılçıplak dağlara inat, karşımda tüm heybeti ile uzanan, ormanlarında kaybolunacak kadar büyük Karçal Dağları uzanıyor. Manzara da bir süre kendimi kaybediyorum. Kendime gelmem biraz zaman alıyor ve tekrar yola dönüyorum.

Pedal çevirmeme gerek yok, yoldaşım kendi kendine gidiyor buradan sonra. Bir yılan gibi kıvrılarak iniyorum aşağıya doğru. Yol çok bozuk olduğu için hız yapamıyorum, yapmakta istemiyorum zaten. Manzaranın tadını çıkartmak istiyorum sadece.

Karaçam Ormanları…

Bakım evinden çıkan amcayı saymaz isek saatlerdir insan göremiyorum. İniş hala devam ediyor. Fren sıkmaktan kollarım yoruldu. Bir süre sonra karşımda bir jandarma karakolu görüyorum ve hemen yanı başında bir çeşme. Suyumu doldurduktan sonra yanıma gelen askerlerden bir tanesine saatlerdir gördüğüm ilk insan sensin diyerek sarılıyorum. Biraz şaşırıyor asker ama idare ediyor beni. Suyumu kana kana içtikten sonra nöbetçi subayda geliyor ve biraz muhabbet ediyoruz. Ardından tekrar yoluma dönüyorum ve Şavşat?a ulaşmaya çalışıyorum.

Şavşat’a son 4 km…

Yeşil ve karlı dağlar…

Saat 11 buçuğa doğru Şavşat?a giriş yapıyorum.

İlk olarak her gün olduğu gibi kalacak yer ayarlıyorum kendime ve belediyeye gidiyorum. Başkan olmadığı için Şavşat Kaymakamlığa gidiyorum ve projemi anlatıyorum. Ardından bana ayarlanan Orman Bölge Müdürlüğünün misafirhanesine gidiyorum. Bisikletimi güvenli bir yere koyduktan sonra üzerimi değiştiriyorum ve Şavşat?ı gezmeye çıkıyorum. Karadeniz?in küçük ve şirin bir ilçesi olan bu yerde dolaşıyorum. Dar sokaklarında, çarşı merkezine varana kadar her yerini karış karış geziyorum.

Gazetelerin bir tanesine Kars?ın Selim ilçesinde yaptığımız haber çıkmış. Alıp okuyorum ve gerçekten amacıma ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum.

Öğle yemeğinin ardından kaymakamlığın önünde gazetemi okurken çayımı yudumluyorum. Bu haftanın çevre haftası olması dolayısı ile akşam TRT Radyo 1?de canlı yayın konuğu olarak projemden bahsedeceğim. Biraz önce ise yine farklı bir radyo kanalında, projemden bahsetme şansım oldu. Gerçekten amacıma yavaş yavaş ulaşıyorum, bunun farkındayım artık. Bu proje sağ salim amacına ulaşmalı ve İstanbul?da sonlanmalı bundan başka bir isteğim yok şuan için.

Gezip dolaştıktan sonra odama gidiyorum ve yatağıma uzanıyorum. Günün yorgunluğunu atmaya çalışıyorum. Bu arada dün Ardahan?dan almış olduğum radyoyu dinliyorum. Haberler var şuan ve bir haber beni çok üzüyor. Pülümür Dağyolu Jandarma Karakoluna saldırı olmuş ve 7 askerimiz şehit düşmüş. Daha 24 gün önce turumun ilk gününde o karakolun önünden geçmiştim bisikletim ile. Üzüntümü ifade edemiyorum. Allah rahmet eylesin demekten başka bir şey gelmiyor elimden. Canımın sıkıntısını gidermek için arkadaşlarım ile telefonlaşıyorum. Biraz muhabbet iyi geliyor bana. Çok uykum geldi ama radyo programı için beklemek zorundayım. Saat gecenin 11?i ve ben hala ayaktayım. 23.45 gibi programa bağlanıyorum ve kısaca projemden bahsediyorum. Bana ayrılan 15 dakikaya bütün projeyi sığdırmayı başarıyorum. Gece yarısı yatağıma girip, uykuya dalıyorum nihayetinde.

Yol Bilgileri

Ardahan ? Şavşat arası 45 km ve yol üzerinde Türkiye?nin 4. yüksek geçidi Çamlıbel Geçidi bulunuyor. Haziran, Ekim ayları arasında geçilmesi önerilir. 2640 metre geçit zirvesi kış aylarında taşıt trafiğine kapanıyor. Ardahan?dan sonra Şavşat?a kadar yemek için bir yer bulunmuyor. Aynı konu su içinde geçerli tabi ki. Birkaç çeşme harici su bulmakta kolay değil. Bu uyarıları dikkate alırsanız çok eğlenceli bir yolduğunu göreceksiniz. Ardahan ? Artvin il sınırı, yani geçit zirvesi ise yolun en önemli noktası. Doğu Anadolu?dan Karadeniz?e geçişi ve iklim değişimini anbean yaşayacağınız bir yer.

Gün Toplam Km: 49,46 | Ort. Hız: 17,8 | Max. Hız: 59,2 | Bisiklet Kullanma Süresi: 03:20:50

Tur Toplam Km: 1616,96

24.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Ardahan-Şavşat); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Cuma, Aralık 10th, 2010 at 22:09.
Kategori: Pedalla Türkiye.

8 Yorum,

  1. semihoca

    yine güzel fotolar…ve yine bisikletlinin belası köpekler….sanırım biber gazı fayda vermiyor anladığım kadarıyla.Paylaşım için teşekkürler……..

  2. Evet aynen öyle, kızgın bir köpeğe hiç bir etkisi yok. 🙂

  3. taylan

    biber gazına gerek yok, dogo diye bir alet var onu kullanabilirsiniz, işe yarıyor kesinlikle. Biber gazının da ayılar için olanı var internette bear deterrent spray yazarsanız çıkar. kolay gelsin.

  4. zeynep

    ben şavşatta bir liseye atandım.. arastırma yaparken en ıyı sızın arastrmanızı buldum mutlu oldum tesekkurler..

  5. Atamanız hayırlı olsun, süper bir coğrafyada çalışacaksınız…

  6. temel dogancı

    bende ARDAHAN lıyım ama artvin şavşat bizim için ayrılmaz bir bütündür tüm hemşerilerimi ve atrvinlileri çok seviyorum ARDAHAN ovapınar köyü selamlar saygılar

  7. yahya

    ardahanda birlikte bisiklet sürebilecek arkadaş aranıyor çokk acil..her türlü tura katılabilirim yalnız sürmeyı sevmıyorum

  8. Serkan beyi tebrik ediyorum,tamda bu yaz (Ağustos-2015)Ardahan-Şavşat-Karadeniz turu yapmayı planlamışken bu yazıyı okudum.Bana çok faydası oldu,sanki ben gitmiş gibi duygular yaşadım.Ayrıca bana Ardahan’dan katılacak arkadaş varsa sevinirim.

Yorum Yaz “Pedalla Türkiye 24.Gün ( Ardahan – Şavşat )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014