Artvin?de bir hemşeri

06 Haziran 2007 Şavşat ? Artvin

Artvin? Hep hayalini kurduğum şehir. Defalarca okuduğum ve daha önce görme fırsatı bulamadığım bu yerdeyim artık. Kıvrılarak çıktığım yolu bir türlü bitiremiyorum. Bu nedenle şehir merkezine ulaşmak çok zor oluyor. Tabi öncesinde Erzurum kavşağından itibaren 15 km çıktığım rampayı da sayarsak.

Şavşat?tan 7 gibi yola çıkmak için erken uyanıyorum. Saatim tam 7?yi gösterdiği sırada harekete etmeye hazırım. Vakit kaybetmeden çeviriyorum pedalımı. Şavşat çıkışında Artvin’e 64 Km yolum olduğunu gösteriyor tabela.

Şavşat çıkışında bir kale…

Vadi içerisinde yanımdan akan dere birlikte ilerliyoruz. Benden çok daha hızlı olan dereye yetişmek derdinde değilim. Sindirerek geçiyorum her kilometreyi. Çevrem karaçam ormanları ile kaplı. Oksijen ile dolduruyorum ciğerlerimin her bir bölümünü.

Kahvaltı yapmadan çıktığım yolda, buz gibi akan bir çeşme başında bir şeyler atıştırmak için duruyorum. Kahvaltıyı bisküvi ve su ile geçiştirmekte diyebiliriz. Zaten bu doğa ve iklim karşısında hiç acıkmıyorum bile. Nedenini hala çözebilmiş değilim. Bende böyle bir huy var sanırım. Çok mutlu olunca iştahım kapanıyor ve hiç bir şey yiyemiyorum. Seviyorum bu huyumu, çünkü çok az para harcamama sebep oluyor.

Vadi içerisinde kıvrılarak giden yolda pedal sesimi dinliyorum bir süre. Yol çok sakin ve yanımda akan dere gibi akıyor. Keyifle yoluma devam ediyorum.

Ara ara üzerimde süzülen kuşların seyre dalıyorum, bazen ise yeni durmuş olmama karşı her çeşme başında duruyorum.

Yine bir çeşme başındayım. Burası diğerlerinden biraz daha farklı. Hemen yanı başında bulunan meyve tezgahından kiraz ve muz alıyorum. Vitamin ihtiyacımı taze sebze ve meyveden karşılıyorum. Tonlarca para verilen vitamin ilaçlarını almak yerine bunlar çok daha kârlı. Çünkü insanın ihtiyacı olan bütün vitaminler doğada mevcut.

Kısa molanın ardından tekrar yoldayım. Sürekli dur-kalk yapmaktan dolayı fazla yol alamadım. Artvin?e 40 km daha yolum var. Sarp yamaçlar ile çevrili vadiye giriyorum. Güneş ışıkları dahi girmemiş vadiden hızla çıkıyorum.

Bu defa biraz daha seri ilerliyorum. En azından her gördüğüm çeşme başında durmuyorum ve hızla yol alıyorum. Artvin’e son 30 Km.

Saat 9 buçukta Erzurum ? Artvin yol kavşağına varıyorum. Buradan sonra yolumun büyük kısmı rampa olacak. Buraya kadar keyifle gelmiştim ve neredeyse hiç pedal çevirmemiştim. Ama buradan sonra acısını fena halde çıkartacak yol. Rampaya başlamadan yorgun olmasam da biraz dinleniyorum ve kendimi rampaya hazırlıyorum. Hem vücut olarak, hem de psikoloji olarak.

Evet, nihayet rampayı çıkmaya başlıyorum. Yavaş yavaş yumuşak viteste kendimi hiç yormadan aheste aheste çıkmaya çalışıyorum. Daha bir km bile olmadan kan ter içinde kalıyorum.

Saat daha sabahın 9?u ama güneş epey yakıcı. Ayrıca rampada benim terlememde büyük rol oynuyor. Aşağıda Erzurum’dan gelen yol görünüyor.

Aşağıda dereler Çoruh ile buluşmak için çılgınca akıyor.

Çıkışa devam…

Başıma alın bandını bağlayarak terimin gözüme girmesini engellemeye çalışıyorum. Bir süre sonra oda terden sucuk gibi olunca hiçbir işlevi kalmıyor. Bir viraj, iki viraj derken karşıma çıkan ilk çeşmede hemen duruyorum. Hem mataramda ki suyu, hem de bagajımda taşıdığım 1,5 litrelik suyu tazeliyorum. Sıcaktan hamam suyuna dönmüş resmen. Su tazelemek bahane, dinlenmek şahane diyerek kendimle dalga geçiyorum. Mutluluğum biraz sendeleniyor burada, bu nedenle de acıkmaya mı başlıyorum ne. Evet, midem kazınıyor resmen. Yanımda olan bisküvinin sonunu da burada bitiriyorum.

Yarım saat kadar oyalandıktan sonra, rampalar durmakla bitmez diyorum ve tekrar pedalımı çevirmeye ve çevirdikçe ilerlemeye çalışıyorum. Dön Allah dön? Ne zaman bitecek bu rampa diye bağırmaya başlıyorum.

Bir süre sonra trafikte sıkmaya başlıyor beni ve yorgunluğumu iyice hissetmeye başlıyorum. Bir ara yine durup aşağıyı seyretmek istiyorum ve Çoruh Nehrini görüyorum.

Giderek yükseliyorum ve biliyorum ki Artvin?e geçmek için tekrar Çoruh?a kadar ineceğim. İnecektim peki neden çıkıyorum sorusunu soruyorum kendime.

Eski yol Çoruh boyunca ilerliyormuş. Tabi insanoğlu baraj yapacağım diye yolları da böyle dağların başına çıkartıyor. Vardır bir bildikleri diyerek yine kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum.

Biraz daha sıkıyorum kendimi ve pedallamaya devam ediyorum. Birde ne göreyim? Karşı dağın yamacında bütün güzelliği ile Artvin beni selamlıyor. Yamaca kurulmuş, yeşillikler arasında kaybolmuş bir şehir.

Biraz daha tırmandıktan sonra inişe geçeceğim. Artık gideceğim yolu görebiliyorum. Artvin’e 10 km yolum kaldı.

Güzellikler…

Nihayet inişe geçeceğim noktaya geliyorum. Üzerime uzun kollu rüzgarlığımı giyinerek inişe geçiyorum. İniş sırasında çok dikkatli olmam gerekiyor. Muhteşem manzaraya kendimi kaptırıp sert virajların birisinden aşağıya uçabilirim. Bu nedenle çok ama çok dikkat etmeliyim. Ara ara durarak Artvin?in ve aşağıda akan Çoruh?un fotoğraflarını çekiyorum. Çoruh üzerine yapılan baraj inşaatı bütün manzarayı berbat ettiği için o tarafa hiç bakmak bile istemiyorum.

Son kez bakıyorum buradan Artvin’e…

Tekrar inişe devam ediyorum ve nihayet Çoruh nehri ile buluşuyorum. Üzerine yapılmış köprüden geçiyorum ve artık Artvin?deyim. Ama merkeze ulaşmam için buradan 5 km kadar daha rampa tırmanmam gerekiyor. Bir yılanı andıran yol döne döne merkeze kadar çıkıyor. Daha önce uydudan burayı çok izlemiştim ve az çok yolu biliyordum. Kıvrılarak çıkmaya başlıyorum, hatta bir ara Artvinli hemşerilerime kaç defa daha döneceğim diye sormayı ihmal etmiyorum. Kaç defa döndüğümü hatırlamıyorum ama sonunda merkeze varıyorum. Otogar?dan sonra bir şey kalmıyor ve soluğu belediyede alıyorum. Saatim 12 civarlarında, hiç vakit kaybetmeden başkanın makamına çıkıyorum ve hemen broşürümden takdim ederek projemi anlatmaya koyuluyorum. Beni dinledikten sonra yer konusunda yardımcı olması için hakla ilişkiler bölümüne yönlendiriyor. Tabi bu arada öğle yemeği paydosu olduğu için mesainin başlamasını bekliyorum. Bu zamanı boşa geçirmemek için bende karnımı doyurmak istiyorum. Günlerdir sulu yemek yiyemiyorum ve belediye binasında bulunan lokantada kuru fasulye ve pilav ile karnımı doyuruyorum. Tıka basa doyduktan sonra üzerine sıcacık, tavşan kanı çayımı ihmal etmiyorum tabi ki. Oh be tekrar mutluyum ve değmeyin keyfime?

Saat 1 buçukta başlayan mesainin ardından hakla ilişkiler müdürü ile görüşüyorum. İsmimi alıyor ve beni öğretmenevine gönderiyor. Hemen öğretmenevine gidiyorum ve girişimi yapıyorum. Her günkü gibi rutin işerimi yapıyorum yine. Önce bisikletime güvenli bir park, ardından güzel ve sıcak bir duş, en son ise şehrin gezilme kısmı. Bu defa aklım bisikletimde kalıyor ama. Çünkü öğretmenevinin bahçesine koymamı söylüyorlar, her ne kadar güvenli deseler de benim aklım bisiklette kalıyor. Ardından odama çıkıyorum ve sıcak bir duştan sonra Artvin?i gezmeye çıkıyorum.

Artvin Manzaraları;

Geldiğim yolu seyrediyorum karşı dağda…

Belediyenin bu güzel tabelasını fotoğraflıyorum.

Kafkasör Şenliklerinin simgesi Boğa Güreşi…

Artvin’in güzelliği…

Bir aşağı, bir yukarı derken yorgun düşüyorum ve renk renk çiçeklerle süslü bir çay bahçesine oturuyorum. Kendime güzel bir çay ısmarlıyorum ve çayımı yudumlarken günlüğümü yazmaya koyuluyorum. Huzur dolu bir ortamdayım. Günlüğümü yazdıktan sonra internet kafeye giderek oradaki bloğuma da bir şeyler karalıyorum. Neredeyim, nasılım ve nasıl gittiğine dair kısa bilgiler yazıyorum. Daha sonra biraz uzanıp dinlenmek için öğretmenevine geri dönüyorum. Resepsiyonda ki arkadaş beni bir kişinin sorduğunu ve tanışmak istediğini söyledi. Bende odamdayım gelince haber edersiniz diyerek not bıraktım ve çıktım odama. Ayaklarımı uzattım ve dinlenmeye koyuldum. Akşam yemeği için dışarı çıkacaktım ki beni soran arkadaş ile karşılaştık. Adını öğrendiğim Habib Ağabey Erzincanlıymış. Kayıtlarda benimde Erzincanlı olduğumu görünce memleketimden bir haber diyerek beni görmek istemiş sağ olsun. Günlerdir yoldayım, hatta birkaç gün içinde bir ay olacak. Artvin?de hemşerimi görmek bana da iyi geliyor ve oturup muhabbet etmeye başlıyoruz. Biraz Erzincan?dan, biraz da kendimizden bahsediyoruz. Birlikte akşam yemeğini yiyoruz ve bende turumdan bahsediyorum. Habib Ağabey Arhavi?de konaklama için yardımcı olacağını söylüyor ve planımda orada konaklama olmamasına karşı, ona göre ayarlamaya çalışıyorum. Bu güzel tesadüfün ardından istemeyerek ayrılıyorum Habib Ağabeyin yanından. Günün vermiş olduğu yorgunluktan dolayı uykum geliyor ve çok teşekkür ederek odama çıkıyorum. Bu güzel insanı, kendimi yalnız hissettiğim bir anda tanımak gerçekten bana çok iyi geliyor.

Yol Bilgileri

Şavşat ? Artvin arası 70 km dolaylarında. Yolun ilk 40-45 km.si çok eğlenceli. Vadi içerisinde dere ile birlikte akıyorsunuz. Erzurum kavşağından sonra ise bu güzelliğe karşı tam zıt bir yol ile karşılaşıyorsunuz. 15 km civarında bir rampa sizi bekliyor ve bu kadar inişten sonra çıkmak çok zor geliyor. Zirveden sonra Artvin manzarasını izliyorsunuz ve tekrar inişe geçiyorsunuz. Çoruh?un üzerinden geçtikten sonra en zor çıkışa geliyorsunuz. Günün son rampası 5 km merkeze çıkan rampa oluyor. Rampayı seven kişiler için çok güzel diyebilirim. Rampaya doyuruyor yol gerçektende.

Gün Toplam Km: 70,68 | Ort. Hız: 17,8 | Max. Hız: 50,2 | Bisiklet Kullanma Süresi: 04:06:20

Tur Toplam Km: 1687,64

25.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Şavşat-Artvin); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Çarşamba, Aralık 15th, 2010 at 00:17.
Kategori: Pedalla Türkiye.

5 Yorum,

  1. semihoca

    evet çok güzel bir doğa ve tabiki fotolar.sanırım düz bir yere rastlamamışsındır artvinde.teşekkürlerpaylaşım için…

  2. Aynen öyle Semih Hocam,
    Çok güzel ve doğa ile iç içe bir şehir. Kötü yanı ise sanıyorum Türkiye’nin en az bisiklet kullanılan şehri. 🙂

    Sevgiler…

  3. Kazım

    merhaba…

    bisikletinizin pedal izlerini takip ediyorum büyük heyecanla.. 4 yıl önce gitmiştim Artvin’e. O kadar şehir gezdim ama basamaklı bir şehir görmemiştim. Artvin’in güzelliği uzak olmasından mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama sizin yazınız ve fotoğraflarınızla Artvin coğrafyasının bir defa daha ne kadar güzel olduğuna bakma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. 2011’de kalan dört ili de tamamlamayı düşünürken sizin bisiklet projenizin verdiği heyecanla acaba bir kez daha Artvin’e misafir olmak ne güzel olur diye geçti…Teşekkürler…Burası Sakarya, yolunuz düşerse kapımız size her zaman açık.. İyi yolculuklar..

  4. Kazım

    çok çok özür dileyerek..Artvin il tabelasında fotoğrafınız yok mu?…

  5. Merhabalar,
    Geçtiğim tarihte Artvin il tabelası yoktu. Ayrıca sizleride oralardaymış gibi hissettirmek çok güzel birşey. Turlarımız tüm hızı ile devam edecektir. Takibiniz için çok teşekkürler.

    Sevgiler…

Yorum Yaz “Pedalla Türkiye 25.Gün ( Şavşat – Artvin )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014