Susuzluk

18 Temmuz 2007 Finike – Kalkan

Bugünde erkenden ayaktayım ve yine tek başıma devam edeceğim. Sevgili Ender Abi ve Konur ile geçirdiğimiz 4 günün ardından tek başımayım yine. Biraz zor olacak ama hep derim ya yalnızlıkta çok güzel benim için. Sabah kalktığımda Ender abi ve Konur’da uyanıyor. Vedalaşıyorum, geçirdiğimiz güzel günler için teşekkür ediyorum ve evden ayrılıyorum. Finike2den çıkarken son kez limanda güneşin doğuşunu fotoğraflıyorum.

Saatim 6:00’yı gösterdiği sırada Finike2de geride kalıyor. Artık ileriye bakıyorum. Yolum uzun, henüz İstanbul’a çok yolum var. Her anın, her km’nin, her karışın tadını çıkartmalıyım.

Yolum deniz kenarında ve düz şekilde devam ediyor. Dünden eser yok, tabi şimdilik. 🙂

Yolum üzerinde “Suluin Mağarası” tabelasını görüyorum ama mağarayı göremiyorum. 🙂 Ne kadar bakınsamda bulamıyorum ve yoluma devam ediyorum.

Deniz sabahında sessizliği ile çarşaf gibi. Bu görüntüyü çok seviyorum. On dakikada bir geçen araçlar dışında sessizliği bozan hiç bir şey yok. Çok mutluyum…

Deniz kenarında kısa bir kahvaltı molası veriyorum. Menüm her zaman ki gibi kek ve meyve suyu. Seviyorum bu ikiliyi ne yapayım. 🙂 Ya da sevmek zorundayım, bu tartışılır. 🙂

Kahvaltı molamı pek uzun tutmuyorum ve güzel manzara eşliğinde pedal çevirmeye başlıyorum. Denizin bütün renkleri önüme seriliyor.

Demre’ye yaklaştım sayılır, Beymelek Belediyesi sınırlarında bulunan lagün sabahın sayesinde eşsiz bir görüntü sunuyor bana. Tam bir resim tablosu gibi.

Aynı kare sık sık karşıma çıkıyor. Sessizliğin içinde bir balıkçı ama kesinlikle sessizliği bozmuyor. Çok güzel bir kare oluşturuyor.

Saatim 07:40’ı gösterdiği sırada Demre’ye ulaşıyorum. Noel Babanın şehri bir diğer anlamda. Seçim dolayısı ile bir aydır geçtiğim şehirlerde aynı görüntü var. Siyasi partilerin bayrakları ile her yeri kirletmişler…

Demre’de para çekmek için ATM arıyorum. Ama maalesef bulamıyorum ve tekrar yoluma geri dönüyorum. Demre çıkışında her yere saçılmış tarih dikkatimi çekiyor. Bu noktada aynı zamanda 5000. km’ye ulaşıyorum.

O kadar yolu düz geldim ve hep merak ediyordum rampa nerelerde diye. 🙂 Kaş’a 44 km kalan tabeladan hemen sonra beklenen rampa başlıyor.

Bu da ne? Aman Allah’ım 15 km tırmanışı simgeliyor bu tabela. Ayvayı yedim herhalde. Suyum da az, ama bir çeşme mutlaka vardır diyerek tırmanışa geçiyorum.

Biraz yükseldikten sonra liman aşağıda kalıyor. Bu güzel manzarayı da fotoğraflıyorum.

Suyum bitti bitecek ama hala bir çeşmeye denk gelmedim. Pedal çevirmeye devam, çevirdikçe de tarih fışkırıyor her yerden. Kekova’da ki anıt mezarlardan buralarda da çok.

Çıktıkça Demre aşağıda kalıyor. Manzara ise süper… Hep sera ile çevrili heryer. Tabi ben tırmanmaya devam ediyorum.

Evet nihayet suyum bitti ve çok susadım, hatta boğazım kurudu diyebilirim. Su bulmalıyım yoksa daha fazla gidemeyeceğim. Bir süre bu şekilde ilerliyorum ve bir köy çıkıyor karşıma. Bu köy Gürses köyü. Kurtuldum demek oluyor bu. Ama köyde ne bir çeşme var, ne de bir insan. Kafayı yememek elde değil. Yaw bir köyde kimse olmaz mı? Yok hiç kimseler yok etrafta. Bir çeşme buluyorum ama su akmıyor bundan da. Ne yapacağım? İleride ne var ne yok bilmiyorum bile.

Bu şekilde gidemeyeceğim ve hemen bir evin bahçesinden dalıyorum içeriye ve kapıyı çalışıyorum. Bir teyze açıyor kapıyı. Hemen – teyze su ver, yoksa öleceğim şimdi diyorum. Sağolsun teyze hemen gidip su getiriyor. 3-4 bardak suyu aralıksız içiyorum. Bu sırada teyze bana bir bardakta kola getiriyor. 🙂 Aman Allah’ım cennete düştüm. Bir damla su bulamazken bu sıcakta kola içiyorum. Biraz kendime geldikten sonra teyze mataramı dolduruyor ve bir tane de 2,5 litrelik şişede buz veriyor. Ne de olsa yukarıya kadar erir mantığı ile. 🙂 Teyzeye Allah razı olsun diyorum ve teşekkür ederek tekrar yoluma dönüyorum. Gözlerime can geldi, artık kendimdeyim. 🙂

Rampa bittikten sonra inişe geçiyorum, tabi çıktığım kadar iniş beklemem de doğal. Ama ne yazık ki bir kaç km inişten sonra yol tekrar düzleşiyor ve hafif inişli çıkışlı ilerliyor. Kekova kavşağındayım ve Kaş’a doğru devam edeceğim. Kekova’ya giremiyorum ve başka bir zamana bırakıyorum.

Burada da bu mezarlardan karşıma çıkıyor.

Biraz daha susuz kalsaydım her halde bu kafatası gibi olacaktım. 🙂 O nedenle suyun kıymetini çok iyi anlıyorum. Gerçekten çok kötü bir durumdan kurtuldum. Yanımda hep yedek su taşırdım, bugün neden taşımadığımı hala merak ediyorum.

Yavu köyünde saat 10:00’da yemek molası veriyorum. Tabi yemek bulamıyorum ve bisküvi ve gazoz ile geçiştiriyorum. Birazda dinleniyorum ve sonrasında tekrar yola devam ediyorum. Uzun süre fotoğraf çekmeden iniş çıkışlarla uğraşıyorum. Ta ki Elmalı kavşağına kadar.

Elmalı kavşağına vardığımda saat 11:52’yi gösteriyordu. Görünen o ki buradan sonra Kaş’a kadar inişe geçeceğim.

Ve aynen göründüğü gibi oluyor ve iniş epey hızlı oluyor. kaş giriş tabelasına kadar iniyorum, tabi iniş burada bitmiyor. Kaş merkeze kadar inişe devam ediyorum. Onca çıktık, bunun tadını da çıkartmalıyım tabi.

Kaş koyları…

Kaş’ta kısa bir mola veriyorum. BİM’e gidip yarım kilo yoğurt alıyorum. Canım çekti ne yapayım. Kaş çıkışında yiyeceğim uygun bir yer bulana kadar gidiyorum. Bu arada hedefim olan Kalkan’a 27 km yolum varmış.

Kaş’ın hemen çıkışında bir köftecinin yanında duruyorum. O da yeni açmış dükkanı. Bir yandan mangalını yakarken bir yandan da muhabbet ediyoruz. Tabi bende bu arada yoğurdumu kaşıklıyorum. 🙂 Ohh ne mis gibiymiş. Tabi bu karnımı pek doyurmuyor. Mangalın yanmasını bekliyorum, köfte de yemek için. Eee hep kek, bisküvi olmuyor. 🙂 Araya bunlardan da sıkıştırmak şart.

Epey vakit geçiriyorum yemekte ve sonra tekrar yollara düşüyorum. Yolum burada da deniz kenarında devam ediyor. Ama inişler ve çıkışlar eksik olmuyor.

Arada foto-molalar sayesinde dinleniyorum. Onun dışında pek durmuyorum ve devam ediyorum.

Ve yine bir mağara tabelası. Mavi Mağara… Ama yine mağarayı bulamıyorum. Deniz içinde olduğu kanısına varıyorum ve yoluma devam ediyorum.

İşte karşınızda Türkiye’nin en güzel koylarından bir tanesi. En azından benim gördüklerim arasında. 🙂 Kaputaş plajı…

Kaputaş mevkiinde bu yarmalar açılırken iş kazasında 4 işçi hayatını kaybetmiş. Bu nedenle buraya bir tabela dikmişler.

Akdenizin ve koyun süper maviliği…

İnsanlar deniz giriyor, tabi ben bisikletimi yukarıda bırakıp aşağıya inemedim. Yoksa çok güzel olan bu yerde yüzmeyi isterdim.

Araçlar yol kenarlarına çekilmiş, insanlar aşağıda keyifli keyifli yüzüyorlar.

Daha fazla vakit kaybetmeden yoluma devam ediyorum ve inişler çıkışlar devam ederken saat 15:27’de Kalkan’a girişi yapıyorum.

Yukarıdan Kalkan’ın bütün güzelliğini fotoğraflıyorum ve merkeze doğru pedallarımı çeviriyorum.

Kalkan Belediyesindeyim, başkan ile görüşüyorum. Projemden ona da bahsediyorum. Konaklamam için beni Öz Pansiyona gönderiyor. Pansiyona varıyorum ve işletmeci arkadaş ile görüşüyorum. Belediye’den gönerildiğimi söyledikten sonra 4 numaralı odaya yerleşiyorum. Bisikletime de güvenli bir yer buluyoruz. İçim rahat olarak odama çıkıyorum. Güzel bir duş günün bütün yorgunluğunu alıyor ve Kalkan’ı gezmeye çıkıyorum.

Kalkan’ı biraz gezdikten sonra markete gidip alışveriş yapıyorum. Akşam yemeğim ve kahvaltımı alıyorum. Ardından pansiyona dönüyorum ve karnımı doyuruyorum. Bu arada Fethiye’den Kürşat Gönüllü ile görüşüyorum. Yarın beni Fethiye’de karşılayacak. O nedenle mutluyum. 🙂

Saat epey geçiyor ve televizyon izliyorum. Birkaç dizi izledikten sonra saat 22:30 gibi yatıyorum.

Yol Bilgileri

Finike – Demre arası 100 km dolaylarında. Yol Finike – Demre arasında düz, Demre çıkışında başlayan 15 km.lik rampandan sonra yol inişli ve çıkışlı devam ediyor. Elmalı kavşağından Kaş’a kadar iniş başlıyor ve devamında Kalkan’a kadar inişli çıkışlı devam ediyor. Genel olarak bakıldığın epey yorucu bir rota. Benim yaşadığım susuzluk ile karşılaşmamak için Demre’den tedarikli çıkmak gerekli yola. Bunların dışında ise yol çok keyifli. Likyalıların izini birçok yerde göreceğinizden emin olabilirsiniz.

Gün Toplam Km: 104,87 | Ort. Hız: 14,4 | Max. Hız: 60,6 | Bisiklet Kullanma Süresi: 06:51:37

Tur Toplam Km: 5070,15

67.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Finike-Kalkan); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

This entry was posted on Cuma, Şubat 11th, 2011 at 21:40.
Kategori: Pedalla Türkiye.

2 Yorum,

  1. Yavuz

    hergün zevkle okuyorum serkancım….teşekkürler..

  2. semihoca

    akdeniz de başka güzel…gel gir denize diyor be…harika …

Yorum Yaz “Pedalla Türkiye 67.Gün ( Finike – Kalkan )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014