Saklıkent

19 Temmuz 2007 Kalkan – Fethiye

Bugünün dolu dolu geçeceğini uyandığım anda bilmiyordum, ta ki Kürşat Hoca ve eşi ile buluşuncaya kadar. 🙂 Kalkan’dan saat 6:10 gibi yola çıktım. Çıkar çıkmaz 3 km.lik dik bir rampa çıkıyorum. Kalkan’dan Fethiye’ye 83 km yolum var.

Yükseldikçe son kez arkamda kalan Kalkan’a bakıyorum ve bir fotoğraf daha çekiyorum.

Saat 06:38 ve Kalkan çıkışındayım. Rampa buradan itibaren bitiyor ve inişe geçiyorum.

Bu noktadan sonra Patara kavşağına kadar iniyorum. Yolum virajlı var dardı ama iniş orman içinde epey keyifliydi. Yolum buradan sonra epey bir düz ilerliyor. Bende hızla yol alıyorum. Kaptırdım kendimi çeviriyorum pedalımı. Kürşat Hocam ile Fethiye’de buluşacağız, o nedenle çabucak yol alıyorum. Ama bir süre sonra telefonlaştığımızda yolda olduklarını ve yol üzerinde karşılaşacağımızdan bahsetti. Bende çevreye bakınarak devam ediyorum.

Önüme çıkan bir traktör ile çabalarken birden Serkan diye bir ses duyuyorum. Duyuyorum ama algılamam biraz geç oluyor. 🙂 Fark eder etmez hemen dönüp geliyorum. Bağıran Kürşat Hocammış. Daha önce tanışmamıştık ve forum aracılığı ile yazışmıştık sadece. Eşi ve kendisi beni karşılamaya gelmişler araçları ile. Ben bisiklet ile giderken onlarda araçları ile bana eşlik edecekler.

Yolumuzun üstünde bulunan Kınık’a kadar gidiyoruz. Burada kahvaltı molası veriyoruz. Ben birşeyler yememiştim zaten, onlarda beni bekledikleri için yememişler. Birlikte oturup sıcak ekmek ile birşeyler atıştırıyoruz. Kınık Likya şehirlerinden Xantos’un bulunduğu belde. O nedenle biraz hareketli bir nokta. Kahvaltımızın ardından Kürşat hocam rehberliğinde yola çıkıyorum. Kınık çıkışında rotamızı Saklıkent’e doğru çeviriyoruz.

Tali yola girdikten sonra yol daralıyor ve iniş ve çıkışlar sertleşiyor. 🙂 Köyler içerisinde keyifle ilerliyorum. Kürşat hocam ise arabası ile benim bir arkamdan, bir önemde ilerliyor. 🙂

Saklıkent’in suyunun geldiği Eşen çayı eşlik ediyor bir süre bize.

Kürşat hocam benim fotoğrafımı çekiyor. Böyle yolda giderken pek fotoğrafım olmadığı için bunlar benim için iyi oluyor. Turum bitecek neredeyse ama hiç böyle fotoğraflarım olmadı. 🙂

Eşen çayı yanında bir çeşmede su molası için duruyorum.

Buradan sonra yoluma devam ediyorum, Kürşat hocam ise Saklıkent girişine kadar gitti beni bekliyor. Saklıkent Milli Parkı sınırlarına girdim artık.

Saklıkent’teyiz artık. Oturacak bir yer arayışındayız.

Evet kendimizi bir yere attık ve Saklıkent’i gezmek için hazırlanıyorum. Bu arada Kürşat hocamın eşine tur broşürümden veriyorum.

Su çok soğuk ve birkaç dakika anca duruyorum suyun içinde. Girmem ile çıkmam bir oluyor. Bu fotoğrafı çekmek için kendimi zor tuttum, siz düşünün gerisini.

Kürşat Hocam ile Saklıkent’i gezmeye gidiyoruz.

Çayın çevresinde çok güzel mekanlar bulunuyor.

Kanyon içine girdik ve ileriye doğru gidiyoruz.

Bir noktadan sonra bu çaydan karşıya geçmek gerekiyor. Su çok soğuk ama geçmemiz gerekiyor gezmek için. Herkes bağıra çağıra bir şekilde karşıya geçiyor.

Bende taytımı sıyırıyorum ve karşıya geçmeye çalışıyorum. 🙂 Su çok soğuk… 🙂

Saklıkent’in içindeyiz ve geziniyoruz. Bu manzara karşısında büyülenmemek elde değil. Çok güzel bir yer.

Kürşat Hocam ile hatıra fotoğrafı da çekiliyoruz.

Kanyon içerisinde epey ilerliyoruz ve bir süre sonra geri dönüşe geçiyoruz. Öyle görünüyor ki sonuna kadar yürümemize vakit yetmeyecek. Dönüşte çayın içinden tekrar geçiyoruz.

Saklıkent’ten çeşitli fotoğraflar çekiyorum.

Oturup soğuk, sıcak birşeyler içiyoruz ve muhabbet ediyoruz. Keyfim yerinde ve unutamayacağım güzellikte bir yeri gezdim.

Burada epey vakit geçirdikten sonra yola devam ediyoruz. Saat 11:00 gibi ayrılıyoruz Saklıkent’ten ve Fethiye’ye doğru gidiyoruz. Eşen çayına son kez el sallıyorum…

Yolumuza devam ederken ara ara verilen molaların birinde halı üreticisinde duruyoruz. El dokuması ve burada hep birlikte çay içiyoruz. Bu dinlenme bana epey iyi geliyor ve tekrar devam ediyoruz.

Kadıköy’e geliyoruz. Buradan 5 km kadar yukarıda Yakapark denilen bir alan varmış. Hemen yanında ise Tlos Likya antik şehri. Tabi günün yorgunluğu ile 5 km kadar çıkacağımı sanmıyorum. Bizde bisikletimi kavşakta bulunan markete emanet ediyoruz ve araç ile çıkıyoruz gezmeye.

Yakapark’a varıyoruz ve o kadar güzel bir yer ki anlatamam. Buyrun fotoğraflar anlatsın…

Bu ise epey dikkat çekici. Tabelada yazan yazı; “Havuzda 5 dakika kalabilene içecek bedava, 15 dakika kalabilene yemek ve içiçek bedava”. Bir arkadaşta kaç dakika beklemenin derdinde bilmiyorum. Ama epey durdu suyun içinde. Su o kadar soğuk ki, ben kesinlikle kendime güvenemedim. Zaten durabilen çok az insan var.

Öğle yemeğimizi burada Alabalık yiyerek yapıyoruz. Tadı hala damaklarımda dolaşıyor… 🙂

Bu güzel yemekten sonra Yakapark’tan ayrılıyoruz ve Kadıköy’e doğru inişe geçiyoruz. Bu arada Tlos Antik şehrinide karşıdan seyrediyoruz.

Kadıköy’e vardıktan sonra ben bisikletime geçiyorum. Buradan sonra gezip görülecek pek bir yer olmadığı için Kürşat Hocam ve eşine Fethiye’de buluşmayı teklif ediyorum. Bana ayak uydurup yavaş yavaş gitmek epey yorucu olacaktır. O nedenle onlar Fethiye’ye gidiyorlar bende yavaş yavaş bisikletim ile yola koyuluyorum.

Saat 14:30’da Kemer – Korkuteli kavşağına geliyorum. Burada bulunan marketten bir soda alarak içiyorum ve biraz serinlemeye çalışıyorum. Ardından daha fazla vakit kaybetmeden yoluma devam ediyorum, bu defa ise karşıma Kaş Kavşağı çıkıyor. Burada da bir fotoğraf çektikten sonra tekrar devam ediyorum.

Fethiye’ye 27 km yolum kalmış bu noktadan sonra. Yolum düz olduğu için hızla yol alıyorum. Yol altımdan akıp gidiyor adeta…

Saatim 15:50’yi gösterdiğinde soluğu Fethiye’de bulunan Can Bisiklette alıyorum. Bisikletime bakım yaptırıyorum. Adana’dan sonra hiç bakım yaptıramamıştım.

Bakımı bittikten sonra Kürşat Hocama haber veriyorum ve yine araç ile beni karşılamaya Can bisiklete geliyor. Buradan o önde ben arkasında eve doğru gidiyoruz. Çavuş plajına çok yakın olan eve varıyoruz ve bisikleti evin içine kadar alıyoruz. Bunun için Kürşat hocam ve eşine çok çok teşekkür ederim.

Biraz dinlenmek için oturuyoruz ve çaylarımızı yudumluyoruz. Bu arada muhabbet ediyoruz ve bilgisayarda siteme ve forumlara birşeyler karalıyoruz.

Akşam yemeğimizi evin balkonunda barbekü ile yapıyoruz hep birlikte ve muhteşem lezzetli yemeğimizi keyifle yiyoruz. Sonrasında ise Fethiye’yi gezmek için dışarıya çıkıyoruz. Yat limanı boyunda geziniyoruz ve birkaç fotoğraf çekiyoruz. Bu güzel gezintinin ardından eve dönüyoruz.

Bu güzel gün, her gün olduğu gibi bitiyor. Ama hafızalarda epey iz de bırakıyor. Kürşat Hocam ev eşine bu güzel gün için çok teşekkür ederim. Yarın benim için çok daha heyecanlı olacak, o nedenle saat 00:00 ‘da yatıyorum.

Yol Bilgileri

Kalkan – Finike arası 85 km. Yol birkaç nokta dışında inişli ve çıkışlı. Kalkan çıkışında ki günün ilk rampası epey yorucu oluyor. Kınık düzlüğü ise bu yorgunluğu alıyor. Devamında hafif iniş ve çıkışlar eşlik ediyor. Yol üzerinde birçok tesis bulunuyor. Kınık’ta bulunan Xantos antik şehri ise görülmeye değer.

Gün Toplam Km: 87,56 | Ort. Hız: 16,3 | Max. Hız: 64,0 | Bisiklet Kullanma Süresi: 04:47:20

Tur Toplam Km: 5157,71

68.Gün Harita ve Yükselti Tablosu (Kalkan-Fethiye); Haritayı büyütmek için lütfen üzerine tıklayınız?

Sevgi ve Saygılarımla…

NOT: Pedalla.com imzası olmayan fotoğraflar Kürşat Gönüllü’ye aittir.

This entry was posted on Cumartesi, Şubat 12th, 2011 at 20:07.
Kategori: Pedalla Türkiye.

Bir Yorum,

  1. semihoca

    çok güzel yerlermiş…valla yazın gelmesini istedi canım…hele bi gelsinnn

Yorum Yaz “Pedalla Türkiye 68.Gün ( Kalkan – Fethiye )”

Serkan TAŞDELEN | pedalla.com | .net | .org | serkantasdelen.com.tr | Tüm hakkı saklıdır | 2014